|
İbn Kesir Tefsir-i Kebir |
Nisa Suresi 2 – 4.ayetler |
Yetimlerin Malları
Hususunda Hassasiyet:
2. Yetimlere mallarını
verin, temizi pis olanla değişmeyin, onların mallarını kendi mallarınıza katarak
(kendi malınızmış gibi) yemeyin; şüphesiz bu büyük bir günahtır.
3. Eğer (kendileriyle
evlendiğiniz takdir de) yetimlerin haklarına riayet edememekten korkarsanız
beğendiğiniz (veya size helal olan) kadınlardan ikişer, üçer, dörder alın.
Haksızlık yapmaktan korkarsanız bir tane alın; yahut da sahip olduğunuz
(cariyeler) ile yetinin. Bu, adaletten ayrılmamanız için en uygun alanıdır.
4. Kadınlara
mehirlerini gönül rızası ile (cömertçe) verin; eğer gönül hoşluğu ile o mehrin
bir kısmını size bağışlarlarsa onu da afiyetle yiyin.
Tefsiri:
Yüce Allah büluğ çağına
erdiklerinde yetimlere mallarını tam ve eksiksiz teslim etmeyi emrediyor, onu
yemekten ve kendi malına katmaktan da men ediyor. O yüzden, "Temizi pis
olanla değişmeyin" buyurmuştur. Süfyan-ı Sevri, Ebu Salih'ten şöyle
rivayet eder: Sana takdir edilen rızk gelmeden acele ederek onu erkenden haram
yolla elde etmeye çalışma. Said b. Cübeyr de şöyle tefsir etmiştir: İnsanların
haram mallarını sizin helal mallarınızla değişmeyin. Yani, şöyle demek istiyor:
Sizin helal malınızı saçıp savurup, sonra da yetimlerin size haram olan
mallarını yemeyin. Said b. Müseyyeb ile Zühri şöyle tefsir ederler: Çelimsiz
hayvanı verip ondan besilisini alma. İbrahim en-Nehai ile Dahhak, "Sahteyi
verip hakiki olanı alma" demişlerdir.
Süddi de şöyle der:
Bazıları yetimin sürüsündeki besili bir koyunu alıp yerine
zayıf koyunu verir ve
'ıBir koyuna karşı bir koyun" derlerdi. Değeri yüksek bir dirhemi (gümüş
para) değeri düşük bir dirhemle değiştirir ve "Bir dirheme karşılık bir
dirhem" derlerdi.
Mücahid, Said b. Cübeyr,
Mukatil b. Hayyan, Süddi ve Süfyan b. Hüseyin, "Onların mallarını kendi
mallarınıza (katıp) yemeyin" ayetini, "Yani, onların malını kendi
malınıza katıp karışık olarak yemeyin" diye tefsir etmişlerdir.
"Şüphesiz bu, büyük
bir günahtır." İbn Abbas (r.a.) buradaki "...... "büyük
günah" diye tefsir etmiştir.
[1778] Nitekim İbn
Merduyeh, Ebu Hureyre (r.a.)'tan şöyle rivayet eder: Rasulullah (Sallallahu
aleyhi ve Sellem)’e "......"in ne olduğu sorulduğunda, "Büyük
günah demektir" buyurdu. Fakat senedindeki Muhammed b. Yunus el-Kudey mi
zayıftır. İbn Abbas (r.a.)'ın tefsirin benzeri Mücahid, İkrime, Said b. Cübeyr,
Hasan-ı Basri, İbn Sirin, Katade, Dahhak, Mukatil b. Hayyan, Ebu Malik, Zeyd b.
Eslem ve Ebu Sinan'dan da rivayet edilmiştir.
[1779] Sünen-i Ebi
Davud'da rivayet edilen bir hadise göre Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve
Sellem) şöyle dua etmiştir: "...... / Allah'ım! Bizim günahlarımızı ve
hatalarımızı bağışla. "
[1780] İbn Merduyeh ...
Vasil' dan, o İbn Sirin'den, o da İbn Abbas (r.a.)'tan şöyle rivayet etmiştir:
Ebu Eyyub (r.a.) hanımını boşayınca Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
ona, "Ey Ebu Eyyub, Ümmü Eyyub'u boşamak hub idi." buyurdu. İbn Sirin,
"Hub, günah demektir" demiştir.
[1781] İbn Merduyeh
sonra Enes (r.a.)'tan şöyle rivayet etmiştir: Ebu Eyyub Ümmü Eyyub'u boşamayı
düşündüğünde Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'den izin isteyince Hz.
Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem), "Ummü Eyyub'u boşamak gerçekten
bir hub'dur" buyurdu. Bunun üzerine Ebu Eyyub onu boşamaktan
vazgeçti.
[1782] İbn Merduyeh daha
sonra ve Hakim de Müstedrek'inde Enes b. Malik (r.a.)'tan şöyle rivayet
etmişlerdir: Talha hanımı Ümmü Süleym'i boşamak isteyince Hz. Peygamber
(Sallallahu aleyhi ve Sellem), "Ümmü Süleym'i boşamak gerçekten bir
hub'dur" buyurdu. O da boşamadı.
Böylece bu cümlenin
manası şöyledir: "Onların mallarını sizin malları .. nızla birlikte
yemeniz büyük bir günah ve büyük bir hatadır. Onun için ondan uzak durun."
"Eğer yetimlerin
haklarına riayet edememekten korkarsanız beğendiği .. niz (diğer) kadınlardan
ikişer, üçer, dörder kadınla evlenin." Yani, sizden birinin himayesinde
bir yetim olur da ona emsallerinin mehri miktarı bir mehir verememekten
korkarsa başka kadınlarla evlensin. Çünkü onlar çoktur ve Allah bu hususta ona
bir darlık getirmemiştir.
[1783] İmam Buhari, Aişe
(r.anha)'dan şöyle rivayet eder: Hz.
Aişe’den rivayet
edildiğine göre bir adamın himayesinde yetim bir kız vardı. Adam onunla
evlendi. Kızın bir hurmalığı vardı ve adamın onunla evlenmesindeki asıl maksadı
da bu hurmalıktı. Kalbinde kıza karşı en ufak bir sevgi taşımıyordu. Bu evlilik
üzerine "(Kendileriyle evlendiğiniz takdirde) yetimlerin haklarına riayet
edememekten korkarsanız" ayeti indi. (Hadisin ravilerinden Hişam İbn
Yusuf) der ki: Öyle zannediyorum ki (Urve, oğlu Hişam'a) şöyle demiş: "Bu
yetim kız, hurmalıkta ve adamın diğer mallarında ona ortaktı."
[1784] İmam Buhari daha
sonra İbn Şihab ez-Zühri'den şöyle rivayet etmiştir: Urve'nin banaranlattığına
göre kendisi Hz. Aişe'ye, "Eğer yetimlerin haklarına riayet edememekten
korkarsanız beğendiğiniz (diğer) kadınlardan ikişer, üçer, dörder kadınla
evlenin" ayetinin tefsirini sormuş, O da (r.anha) şöyle cevap vermiş:
"Bak yeğenim! Bu ayette bahsi geçen yetim kız, velisinin himayesindedir.
Ayrıca onun malına ortaktır. Hem güzelliği, hem de malı velisinin hoşuna
gitmektedir. Ancak velisi, onun mehrini adil olarak ya da başkalarının vereceği
kadar vermeden onunla evlenmek istemektedir. İşte böyle velilerin,
himayelerindeki yetim kızlarla evlenmeleri yasaklanmıştır. Ancak onlarla,
mehirleri konusunda adil davranarak ve emsallerinin aldığı mehirlerin en
yükseği üzerinden mehirlerini vererek evlenebilirler. Aksi takdirde,
kendilerine helalolan diğer kadınlarla evlenmeleri emredilmiştir." Urve
Hz. Aişe'nin şunları da söylediğini nakleder: "Bu ayetten sonra insanlar,
Hz. Peygamber'den kadınlar hakkında fetva istediler. Bunun üzerine Allah Teala,
'Senden kadınlar hakkında fetva istiyorlar' ayetini indirdi." Hz. Aişe
sözlerine şöyle devam etti: "Bu ikinci ayette (Nisa: 127) bulunan
"......" (O yetimlerle evlenmeyi arzu etmektesinizdir /
etmemektesinizdir ) ifadesiyle, "sizden birinin, (himayesindeki) malı az
ve güzelliği noksan olan yetim kızla evlenme arzusunun olmaması"
kastedilmiştir. Erkeklerin, himayeleri altındaki güzellik ve maldan nasibi az
olan yetim kızlarla evlenme isteği taşımamaları sebebiyle, himayeleri altındaki
güzellikleri ve mallarından etkilendikleri yetim kızlarla evlenmeleri de
yasaklanmıştır. Ancak adaletli olmaları durumunda onlarla evlenmelerine izin
verilmiştir."
"Beğendiğiniz (veya
size helalolan) kadınlardan ikişer, üçer, dörder alın." Yani, onların
dışındaki kadınlardan dilerseniz iki, dilerseniz üç, dilerseniz dört kadınla
evlenebilirsiniz. Ayetteki ".... ikişer", ....üçer" ve
"....dörder" ifadeleri aynen, "Hamd, gökleri ve yeri yaratan,
melekleri ikişer, üçer, dörder kanatlı elçiler kılan Allah'a mahsustur" ayetindeki
gibidir. Yani, bazı meleklerin iki, bazılarının üç, bazılarının dört kanadı
vardır. Bir takım delillere binaen o ayette meleklerin kanatlarının dörtten
fazla olma ihtimali reddedilmemektedir. Bu ayette ise erkeğin evleneceği
kadınlar belirtilen dört sayısıyla sınırlandırılmış bulunmaktadır. Zira, İbn
Abbas (r.a.) ve cumhura göre bu ayet de ona delalet etmektedir. Çünkü burada
Allah (c.c) bir nimetini dile getirmekte ve onu mübah kıldığını ifade
etmektedir. Dolayısıyla dörtten fazlasıyla evlenmek caiz olsaydı Allah (c. c)
onu söylerdi. İmam Şafii der ki: Allah'ın muradını açıklayıcı konumda olan
Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in sünneti de dörtten fazla kadınla
bir anda evli olmanın Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'den başka hiç
kimseye caiz olmadığına delalet etmektedir. İmam Şafii' nin söylediği alimlerin
ittifak ettiği bir husustur. Bunda tek muhalif, dokuza kadar evlenilebileceği
görüşündeki bazı Şi alar ile bunda hiçbir sınırın olmadığını söyleyen bazı
kimselerdir. Bazıları dörtten fazla kadınla evlenmenin caiz oluşuna Hz.
Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in Buhari ve diğer hadis kitaplarında
geçtiği üzere dokuz, Buhari'nin rivayetlerinin bazı lafızlarında geçtiği üzere
on bir kadınla evlenişini -ki İmam Buhari bunları talikli olarak tahric
etmiştir- delil getirebilirler.
[1785] Nitekim bize Enes
(r.a.)'ın rivayet ettiğine göre; Hz.
Peygamber (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) on beş kadınla nikahlandı ve onların on üçüyle gerdeğe girdi.
Bir anda on bir kadınla evli bulundu ve vefat ettiğinde dokuz hanımı vardı.
Ancak alimler bunu, birazdan zikredeceğimiz "evlenilecek kadın sayısının
dörtle sınırlı olduğu"na dair hadislerden dolayı Hz. Peygamber (Sallallahu
aleyhi ve Sellem)'e mahsus hükümlerden saymışlardır.
Bir Anda En Fazla Dört
Kadınla Evlenilebileceğine Dair Hadisler:
[1786] İmam Ahmed,
Salim'den, o da babasından şöyle rivayet eder:
Gaylan b. Seleme
es-Sekafi Müslüman olduğunda nikahı altında on dört kadın vardı. Rasulullah
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) ona, "Onlardan dördünü seç" buyurdu.
Gaylan Hz. Ömer (r.a.)'ın halifeliği döneminde tüm hanımlarını boşadı ve malını
oğulları Arasında taksim etti. Bunu duyan Hz. Ömer (r.a.), '!Vallahi öyle
sanıyorum ki şeytan çaldığı gaybi bilgiler arasında senin öleceğini öğrenip onu
senin içine atmış. Belki pek az yaşarsın. Vallahi ya hanıml(frını tekrar
nikahına alır ve mallarını oğullarından geri alırsın. Yoksa ben malını
boşadığın kadınlara miras olarak verir, Ebu Rigal'in kabri gibi senin kabrinin
de taşlanmasını emrederim" dedi. İmam Şafii, Tirmizi, İbn Mace, Darekutni,
Beyhaki ve başkaları; İsmail b. Uleyye, Gunder, Yezid b. Zürey', Said b. Ebi
Arube, Süfyan-ı Sevri, İsa b. Yunus, Abdurrahman b. Muhammed el-Muharibi, Fadl
b. Musa ve başka büyük ravilerin tarikiyle Mamer'den Hz. Peygamber (Sallallahu
aleyhi ve Sellem)'in "Onların dördünü seç" sözünü rivayet
etmişlerdir. Hadisin Hz. Ömer (r.a.) ile ilgili kısmı sadece İmam Ahmed b.
Hanbel tarafından rivayet edilmiştir. Bu güzel bir ilavedir, fakat İmam
Şafii'nin zikrettiği illetten dolayı zayıf bulunmuştur. Zıra, Tirmizi bu hadisi
zikrettikten sonra şöyle demiştir: Buhari'yi şöyle derken işittim: "Bu
hadis mahfuz değildir. Asıl doğrusu Şuayb ve başkalarının Zühri’den yaptıkları
'Bana Muhammed b. Ebi Süveyd es-Se kafi’den rivayet edildi ki Gaylan b. Seleme
şöyle demiş' diye başlayan rivayetidir. İmam Buhari der ki: Zühri'nin asıl
rivayeti onun Salim'den, onun da babasından (Hz. Ömer) yaptığı şu rivayettir:
Sakif kabilesinden bir adam hanımlarını boşayınca Ömer, 'Ya hanımlarını geri
nikahına alırsın. Ya da senin kabrini Ebu Rigal'in kabri gibi taşlattırırım'
dedi." Fakat zikredilen bu illet pek isabetli değildir. Doğrusunu en iyi
Allah bilir. Bunu Abdurrezzak da Zühri’den mürsel olarak rivayet etmiştir. Aynı
şekilde İmam Malik de Zühri’den mürsel olarak rivayet etmiştir. Beyhaki,
senedi; Zühri, Osman b. Muhammed b. Ebi Süveyd'den, o da Muhammed b. Yezid'den
şekilde zikretmiş; Ebu Hatim ise, "Bu hatalıdır. Zıra, rivayet Zühri'nin
direk Muhammed b. Ebi Süveyd'den nakliyledir" demiş ve hadisi
zikretmiştir. Başta zikrettiğimiz İmam Ahmed b. Hanbel'in Müsned'inde yer alan
hadisin ravileri, Buhari ve Müslim'in koşullarını taşıyan sika ravilerdir.
Sonra bu hadis Mamer'in değil, Zühri'nin nakliyle tahric edilmiştir.
[1787] Hafız Ebu Bekir
el-Beyhaki... Eyyub'dan, o Nafi' ile Salim'den, onlar da İbn Ömer (r.a.)'tan
şöyle rivayet etmişlerdir: Gaylan b. Seleme'nin niKahl altında on kadın vardı.
Gaylan Müslüman oldu, hanımları da onunla birlikte Müslüman oldular. Allah
Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ona hanımlarından dördünü seçmesini
emretti. Bunu Nesai de Sünen'inde böyle rivayet etmiştir. Ebu Ali b. Seken,
"Bunun tek ravisi Sirar b. Müceşşir' dir ki o sikadır" demiştir. Onu
İbn Main de onun sika olduğunu söylemiştir. Ebu Ali der ki: Onu Semeyde' b.
Vahib, Sirar'dan rivayet etmiştir.
Hadisin söz konusu
hususa delaleti şöyledir: Bir kimsenin dörtten fazla kadınla birlikte evli
olması caiz olsaydı Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Gaylan'ın, onunla
birlikte Müslüman olmuşlarken tüm hanımlarını nikahı altında tutup birlikte
yaşamalarına izin verirdi. Onların dördünü seçip diğerlerinden ayrılmasını
emredince bundan dörtten fazla kadınla evli olmanın hiçbir şekilde caiz
olmadığı anlaşıldı. Mevcut nikahın devamı böyle olursa baştan evlenmenin böyle
olması daha evladır. Doğrusunu en iyi Allah bilir.
[1788] (Konuyla İlgili
Başka Bir hadis): Ebu Davud ile İbn Mace, Kays b.
Haris'ten -bu Sünen-i
Ebu Davud'da Haris b. Kays b. Umeyre el-Esedi olarak geçmektedir- şöyle rivayet
etmişlerdir: Müslüman olduğumda sekiz eşim vardı. Bunu Hz. Peygamber
(Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e söyleyince, "Onlardan dördünü seç"
buyurdu. Bu sened hasendir. Hadisin şahitleri olduğundan dolayı, böylesi bir
ihtilaf (rivayet edilenin ismi konusundaki ihtilaf) tek başına hadise bir zarar
vermez.
[1789] (Başka bir
hadis): İmam Şafii (rh.a), Müsned'inde, Nevfel b.
Muaviye ed-Diyli’den
şöyle rivayet etmiştir: Beş kadınla evli iken Müslüman oldum. Hz. Peygamber
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) bana, "Onlardan dilediğin dördünü seç ve
birinden ayrıl" buyurdu. Ben de gidip onlardan ilk evle ndiğim ve altmış
yıldır beraber yaşadığımız doğumdan kesilmiş ihtiyar olanı boşadım. İmam
Beyhaki'nin söylediği gibi bunların hepsi daha önce geçen Gaylan hadisinin
sahih olduğunu desteklemektedir.
"Haksızlık
yapmaktan korkarsanız bir tane alın; yahut da sahip olduğunuz (cariyeler) ile
yetinin." Yani, çok eşiniz olduğunda aralarında adaleti sağlamaktan
korkarsanız. Nitekim Yüce Allah başka bir ayette, "Üzerine düşüp
uğraşsanız da kadınlar arasında adil davranmaya güç yetiremezsiniz" (Nisa,
129) buyurmuştur. Yani, kim bunu yapamayacağından korkarsa bir kadınla veya
cariyelerle yetinsin. Çünkü cariyeler arasında adalet vacip değil, müstehaptır.
Kim yaparsa güzel yapmış olur, kim de yapmazsa ona bir günah yoktur.
"Bu, adaletten
ayrılmamanız için en uygun olanıdır. " Bazıları bunu, "Bu, aile
efradınızın çoğalmaması için daha uygundur" diye tefsir etmişlerdir. Zeyd
b. Eslem, Süfyan b. Uyeyne ve İmam Şafii (Allah hepsine merhamet etsin) böyle
demişlerdir. Bu mana Allah'ın "Eğer yoksulluktan korkarsanız, (biliniz ki)
Allah dilerse sizi kendi lütfundan zengin edecektir" (Tevbe, 28)
buyruğundan alınmadır. Zira, oradaki "....." yoksulluk manasına
gelir. Şair de şöyle der:
İşte fakir ne zaman
zengin olacağını bilemez. Zengin de ne zaman fakir düşeceğini bilemez.
Araplar, "adam
fakir oldu" manasını "....." cümlesiyle ifade ederler ki bu
fiilin çekimi "..... " şeklindedir. Fakat bu tefsir isabetli değildir.
Çünkü çocukların çoğalmasından korkmak, hür kadınlarla evlenme durumunda olduğu
gibi çok cariye edinme durumunda da geçerlidir.
Dolayısıyla doğru görüş,
cumhurun söylediği gibi buradaki "....." cümlesinin "haksızlık
yapmaktan korkarsanız" manasına geldiğidir. Nitekim verdiği hükümde haktan
meyletmiş, haksızlık ve zulüm yapmışsa bu "......" (adam haksızlık
yaptı) cümlesi ile ifade edilir, Ebu Talip de meşhur kasidesinde şöyle der:
Bir arpa danesi kadar
şaşmayan bir terazisi,
Bir de haktan sapmayan
kendinden şahidi vardır.
Hüşeym der ki: Ebu
İshak'tan rivayet edildiğine göre; Osman b. Affan (r.a.) Kufelilere gönderdiği
onları azarlayan bir mektubunda şöyle demiştir: "Ben şaşmaz bir terazi
değilim." Bunu Taberi rivayet etmiştir.
[1790] İbn Ebi Hatim,
İbn Merduyeh ve İbn Hibban (Sahih'inde) Aişe (r.anha)'dan, Hz. Peygamber
(Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in şöyle buyurduğunu rivayet etmişlerdir:
".....' 'Bu zulmetmemenize daha
uygun alanıdır' manasındadır. " İbn Ebi Hatim der ki: Babam (Ebu Hatim),
"Bu hatalıdır ve doğrusu bunun Aişe (r.anha)'nın sözü olduğudur"
dedi. İbn Ebi Hatim der ki: İbn Abbas (r.a.), Hz. Aişe (r.anha), Mücahid,
İkrime, Hasan, Ebu Malik, Ebu Rezin, İbrahim Nehai, Şa'bi, Dahhak, Ata
el-Horasani, Katade, Süddi ve Mukatil b. Hayyan da, "Bu, adaletten
meyletmemenize daha uygundur" diye tefsir etmişlerdir. İkrime de buna,
biraz önce zikrettiğimiz Ebu Talib'in şiirini örnek göstermiştir. Fakat onun
zikrettiği şiir aynen Siret'te rivayet edildiği gibidir. Taberi de bunu rivayet
etmiş, sonra doğru şeklini zikretmiş ve o manayı tercih etmiştir.
Mehir:
"Kadınlara
mehirlerini gönül rızası ile (.... nihle) verin." Ali b. Ebi Talha, İbn
Abbas (r.a.)'tan şöyle rivayet eder: Nihle mehir demektir. Muhammed b. İshak,
Aişe (r.anha)'dan, "Nihle farz demektir" dediğini rivayet etmiştir.
Mukatil b. Hayyan, Katade ve İbn Cüreyc, "Yani bir vecibe (dini görev)
olarak" demişlerdir. İbn Cüreyc buna "belirlenmiş" nitelemesini
de eklemiştir. İbn Zeyd der ki: Nihle Arapların dilinde vacip (dini görev)
anlamına gelir. O şöyle der: Kişi kadınla ancak ona ödemesi dini bir görev olan
bir mal mukabilinde evlenebilir. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve
Sellem)'den sonra hiç kimse hiçbir kadınla, ödemesi vacip bir mehir olmadan
evlenemez. Nikahta asılsız ve göstermelik bir mal mehir olarak zikredilemez.
Müfessirlerin açıklamalarından anlaşılan şudur: Adamın mehri evleneceği kadına
mutlaka ödemesi ve bunu gönül hoşluğuyla yapması gerekir. Hediye ve ikram gönül
rızasıyla verildiği gibi, kadına da mehri gönül rızasıyla verilir. Mehir
zikredildikten sonra kadın onun hepsini veya bir kısmını gönül hoşluğu içinde
kocasına bağışlarsa kocası onu helal ve hoş olarak yiyebilir. O yüzden Yüce
Allah, "Eğer gönül hoşluğu ile o mehrin bir kısmını size bağışlarlarsa onu
da afiyetle yiyin" buyurmuştur. İbn Ebi Hatim, Hz. Ali (r.a.)'tan şöyle
rivayet etmiştir: Sizden biri bir hastalıktan şikayetçi ise eşinden üç-dört
dirhem alıp onunla bal satın alsın. Sonra onu gökyüzünden inen suyla
karıştırsın. Böylece hoş, afiyetli, şifalı ve mübarek bir karışım meydana
gelmiş olur. Hüşeym, Ebü Salih'ten şöyle rivayet eder: Eskiden adam kızını
evlendirirken mehri kendisi alırdı. Yüce Allah bundan men etti ve
"Kadınlara mehirlerini gönül rızası ile verin" ayeti nazil oldu. Bunu
İbn Ebi Hatim ve Taberi rivayet etmişlerdir.
[1791] İbn Ebi Hatim,
Abdurrahman el-Beylemani'den şöyle rivayet etmiştir. Allah Rasülü (Sallallahu
aleyhi ve Sellem), "Kadınlara mehirlerini gönül rızası ile verin"
buyurdu. Sahabiler, "Mehir nedir?" diye sordular. Allah Rasülü
(Sallallahu aleyhi ve Sellem), ''Ailelerinin karşılıklı rızayla üzerinde
anlaştıkları miktar" buyurdu.
[1792] İbn Merdüyeh, Hz.
Ömer (r.a.)'tan şöyle rivayet etmiştir: Rasülullah (Sallallahu aleyhi ve
Sellem) verdiği bir hutbede üç defa, "Bekorlarınızı evlendirin"
buyurdu. Bir adam ayağa kalkıp "Ya Rasulallah! Aralarındaki mehir ne kadar
olacak?" diye sordu. Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem),
''Ailelerinin karşılıklı rızayla üzerinde anlaştıkları bir mal" buyurdu.
Ravilerden İbn Beylemani zayıftır. Ayrıca senette kopukluk vardır.
|
Devam etmek için aşağıdaki linki kullan |