İbn Kesir

Tefsir-i Kebir

Nisa Suresi

29 – 31.ayetler

 

Başkalarının Malını Haksız Yollarla Yemek:

 

29. Ey iman edenler! Mallarınızı, aranızda karşılıklı rızaya dayanan ticaret yolu hariç, batıl yollarla yemeyin. Ve kendinizi öldürmeyin. Çünkü Allah size karşı çok merhametlidir.

30. Kim düşmanlık ve haksızlık ile bunu yaparsa, (bilsin ki) onu ateşe koyacağız; bu ise Allah'a çok kolaydır.

31. Eğer yasaklandığınız büyük günahlardan kaçınırsanız, sizin küçük günahlarınızı örteriz ve sizi şerefli bir yere sokarız.

 

Tefsiri:

 

Yüce Allah mü' min kullarını, birbirlerinin mallarını haksız yollarla yemekten men ediyor. Yani, meşru olmayan faiz ve kumar gibi yollarla ele geçirmeyi yasaklıyor. Görünüşte şeriata uygun gibi gözükse de, Allah'ın yapanın hile yoluyla faiz yemeyi kastettiğini bildiği şeyler de bu manadadır. İmam Taberi, İbn Abbas (r.a.)'tan şöyle nakleder: Bir adam bir elbise satın alır da, "Eğer memnun kalırsam alır, kalmazsam bir dirhem ekleyerek iade ederim" derse, işte Allah'ın, 'Ey iman edenler! Mallarınızı, aranızda karşılıklı rızaya dayanan ticaret yolu hariç, batıl yollarla yemeyin' diye bahsettiği budur." İbn Ebi Hatim, İbn Mes'ud (r.a.)'tan şöyle nakleder: Bu ayet muhkemdir. Neshedilmemiştir ve kıyamete kadar da neshedilmeyecektir. Ali b. Ebi Talha İbn Abbas (r.a.)'tan şöyle nakleder: Yüce Allah, "Ey iman edenler! Mallarınızı, aranızda karşılıklı rızaya dayanan ticaret yolu hariç, batıl yollarla yemeyin" ayetini nazil edince Müslümanlar, "Allah bizleri birbirimizin malını batıl yollarla elde etmekten sakındırıyor. Yiyecek de en değerli maldır. Öyleyse bizden kimsenin diğerinin yanında bir şey yemesi helalolmaz. Peki insanlar ne yapsınlar?" dediler. Bunun üzerine Yüce Allah "Amaya güçlük yoktur ... Sizin için de, gerek kendi evlerinizden, gerekse babalarınızın evlerinden, annelerinizin evlerinden ... yemenizde bir sakınca yoktur ... " (Nur, 61) ayetini nazil etti. Katade de böyle demiştir. "....." ibaresindeki ticaretin sonu hem üstün (ticaraten) hem de ötre (ticaratun) okunmuştur. Bu munkatı' istisnadır. Sanki şöyle denmektedir: Para kazanmak için haram vesilelere baş vurmayın. Satıcı ile müşteri arasında karşılıklı rızaya dayalı meşru ticaretlerde bir sakınca yoktur. Öyleyse bu şekilde ticaretler yapın ve para kazanmak için vesilelere başvurun. Şu ayetlerde de bu tür istisna vardır: ''Allah'ın haram kıldığı canı öldürmeyin, fakat haklı yere öldürebilirsiniz." (En'am, 151) "Orada ölümü tatmazlar, fakat ilk ölümü tadarlar" (Duhan, 56) İmam Şafii alım-satımın ancak sözlü ifadelerle geçerli olacağına bu ayeti delil getirmiştir. Çünkü söz karşılıklı rızaya açık ve kesin biçimde delalet ederken, konuşma olmadan yapılan alıp vermelerde (muatah) ise karşılıklı rıza yoktur. Cumhur, Ebu Hanıfe, Ahmed b. Hanbel ve bunların takipçisi alimler ise bu konuda muhalefet ederek sözlerin karşılıklı rızaya delalet ettiği gibi fiillerin de rızaya kesin bir şekilde delalet edeceğini düşünerek muatah alım satımının sahih olduğunu söylemişlerdir. Onlardan bazıları ise; değeri düşük mallarda ve insanlar arasında alım-satım diye kabul edilen şeylerde olur, demişlerdir. Bu, mezhep muhakkiklerince riayet edilmesi gereken bir ihtiyat olarak görülmüştür. Doğrusunu en iyi Allah bilir. Mücahid der ki: Ayetteki ticaretten kasıt alım-satım yapmak veya birinin diğerine hediye vermesidir. Bunu İmam Taberi rivayet etmiştir.

 

 

[1893] Taberi sonra Meymun b. Mihran'dan şöyle rivayet etmiştir: Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Alım-satım karşılıklı rızayla olur. Muhayyerlik akitten sonradır. Hiçbir Müslüman'ın bir Müslüman'ı aldatması helal değildir. " Bu mürsel bir hadistir.

 

Her birine tanınan akit meclisinde iken vazgeçme hakkı (hıyaru'l-meclis) karşılıklı rızayı tamamlayıcı unsurlardandır.

 

 

[1894] Nitekim Buhari ve Müslim'de geçtiği üzere Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ''Alıcı ve satıcı birbirlerinden ayrılmadıkları sürece akitten vazgeçme hakkına sahiptirler" buyurmuştur. Diğer rivayetteki ifade şöyledir: "İki adam birbirleriyle alış-veriş yaptıklarında birbirlerinden ayrılmadıkça akdi feshetmede serbesttirler. " İmam Ahmed, İmam Şafii, bunların takipçisi alimler ile selef ve halefin büyük çoğunluğu da bu hadisin gerektirdiği şekilde hüküm vermişlerdir.

 

Karşılıklı rızayı tamamlayıcı unsurlardan biri de akitte, üç gün sonrasına kadar akitten dönme hakkını zikretmesi (Hıyar-ı şart)tır. Bu, duruma göre değişir ve İmam Malik'ten gelen sahih senette ifade edildiği gibi köylerde bir yıl ve civarına kadar bile olabilir. Onlar muatah alım-satımının her durumda helal olduğunu söylemişlerdir ki bu İmam Şafii'nin bir kavlidir. Bazıları ise, "Muatah değeri düşük mallarda ve insanların alım-satım saydıkları şekillerde caizdir" demişlerdir ki bu Şafii fukahasından bazılarının tercihidir.

 

 

Kendinizi Öldürmeyin:

 

Yüce Allah daha sonra, "Ve kendinizi öldürmeyin" buyurmuştur. Yani, Allah'ın haramlarını işlemek, O'na karşı isyan olacak fiilleri irtikap etmek ve birbirinizin mallarını haksız yollarla yemek suretiyle kendinizi öldürmeyin, mahvetmeyin. "Şüphesiz Allah" verdiği emir ve yasaklarında "size çok merhametlidir. "

 

 

[1895] İmam Ahmed'in Amr b. el-As (r.a.)'tan rivayetine göre; Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Zatu's-Selasil gazasına beni (emir olarak) göndermişti. Bu yolculukta çok soğuk bir gecede ihtilam oldum. Guslettiğim taktirde ölmekten korktumdan teyemmüm yapıp, sonra arkadaşlarıma sabah namazını kıldırdım. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in yanına geldiğimizde arkadaşlar bunu O'na (Sallallahu aleyhi ve Sellem) anlattılar. Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem), "Ey Amr! Arkadaşlarına cünüp halinde namaz mı kıldırdın?" dedi. Ben de Yüce Allah'ın, "Ve kendinizi öldürmeyin. Şüphesiz Allah size çok merhametlidir" buyruğunu okudum ve "Onun için teyemmüm yapıp sonra namaz kıldırdım" dedim. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) güldü ve hiçbir şey söylemedi. Bunu Ebu Davud da yakın bir lafızla rivayet etmiştir.

 

 

[1896] İbn Merduyeh, İbn Abbas (r.a.)'tan şöyle rivayet eder: Amr b. el-As (r.a.) bir kez cünüp haliyle insanlara namaz kıldırdı. İnsanlar Medine'ye geldiklerinde bunu Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)’e anlattılar. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) onu çağırttı ve bu meseleyi sordu. Amr (r.a.), "Ya Resulallah! Soğuğun beni öldürmesinden koktum. Oysa Allah, 'Ve kendinizi öldürmeyin. Şüphesiz Allah size çok merhametlidir' buyuruyor" dedi. Bunun üzerine Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) sustu.

 

 

[1897] İbn Merduyeh daha sonra bu ayette Ebu Hureyre (r.a.)'tan rivayet ettiği, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in şu hadisini zikretmiştir: ''Kim kendisini bir demirle öldürürse kıyamet günü sonsuza dek cehennem'de karnına demirle vuracaktır. Kim kendisini zehirle öldürürse sonsuza dek cehennem ateşinde onu içecektir. Kim kendisini bir dağdan atıp öldürürse, cehennem ateşinde sonsuza dek kendisini dağın tepesinden atacaktır. " Bu hadis Buhari ve Müslim'de de vardır. Bunu ayrıca Ebu Zenad, A'rac'ın Ebu Hureyre (r.a.)'tan, onun da Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'den benzer lafızla rivayet etmiştir.

 

 

[1898] Ebu Kılabe, Sabit b. Dahhak (r.a.)'tan şöyle rivayet eder: Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Kim kendisini bir şeyle öldürürse kıyamet gününe kadar onunla azap edilir. " Bunu Kütüb-i Sitte sahipleri kitaplarında Ebu Kılabe’den rivayet etmişlerdir.

 

 

[1899] Sahih-i Buhari ve Sahih-i Müslim'de Cündüb b. Abdullah elBeceli’den yapılan rivayette Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: "Sizden öncekilerden birinde yara vardı. Eline bir bıçak alıp onu kesti. Allah (c.c), 'Kulum benden önce davrandı. Ben de ona cenneti haram kılıyorum' buyurdu. " Bu yüzden Yüce Allah şöyle buyuruyor: "Kim düşmanlık ve haksızlık ile bunu yaparsa" Yani, kim haddi aşarak ve zulmederek Allah'ın nehyettiği şeyi yaparsa. Yani, haram olduğunu bilerek cür'etkarca ve pervasızca işlerse. "Onu ateşe koyacağız." Bu büyük bir tehdit ve vurgulu bir gözdağıdır. Şuuru yerinde iken işiten her akıl ve idrak sahibi bundan sakınsın.

 

"Eğer yasaklandığınız büyük günahlardan kaçınırsanız, sizin küçük günahlarınızı örteriz ve sizi şerefli bir yere sokarız." Yani, sizi nehyetmiş olduğum büyük günahlardan sakınırsanız ve uzak durursanız küçük günahlarınızı örtüp sizi cennet’e koyarız. O yüzden Yüce Allah, "Ve sizi şerefli bir yere sokarız" buyurmuştur.

 

Hafız Ebu Bekir el-Bezzar, Enes (r.a.)'tan şöyle nakleder: "Bize Rabbimizden gelenler arasında tüm malımızı ve ailemizi feda etsek az gelecek nimet olarak Yüce Allah'ın, "Eğer yasaklandığınız büyük günahlardan kaçınırsanız, sizin küçük günahlarınızı örteriz ve sIzi şerefli bir yere sokarız" buyruğu gibisini görmedik.

 

Bu ayetle ilgili bir takım hadisler varit olmuştur. Şimdi onlardan bazılarını zikredelim:

 

 

Büyük Günahlar:

 

[1900] İmam Ahmed, Selman-ı Farisi (r.a.)'tan şöyle nakleder:

Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bana, "Cuma (sözlük manası bir araya gelmek, toplanmak) günü nedir, biliyor musun?" diye sordu. "O, Allah'ın atanızı (eşi Havva ile) buluşturup birleştirdiği gündür" dedim. Buyurdu ki:

"Fakat ben Cuma gününün ne olduğunu biliyorum. Adam güzelce temizlenir, sonra Cuma namazına gelir ve imam selam verene kadar konuşmazsa, helak edici günahlardan kaçınmışsa bu, onunla önceki Cuma arasında işlediği günahlara keffaret olur. " İmam Buhar'i: de başka bir tarikle Selman-ı Farisi’den benzer bir lafızla rivayet etmiştir.

 

 

[1901] Taberi, Ebu Hureyre (r.a.) ile Ebu Said el-Hudri (r.a.)'tan şöyle rivayet eder: Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bir gün bize verdiği hutbede üç defa, "Canımı elinde tutan Allah'a andolsun ki. .. " dedikten sonra ağlamaya başladı. Bizden de herkes ağlıyordu. Neye yemin ettiğini bilmiyorduk. Sonra başını sevinçle kaldırdı. Bu bizim için kırmızı develerden daha değerliydi. Şöyle buyurdu: "Hangi kul beş vakit namazı kılar, Ramazan orucunu tutar, zekatı verir ve büyük günahlardan kaçınırsa ona cennetin kapıları açılır ve kendisine "Selametle gir" denilir. " Bunu Nesai ve Hakim, Leys b. Sa'd'ın nakliyle böyle rivayet etmişlerdir. Ayrıca Hakim ile İbn Hibban -Sahih'inde- Abdullah b. Vehb'in Amr b. Haris'ten, onun da Said b. Ebi Hilal'den bu şekildeki nakliyle rivayet etmişlerdir. Hakim sonra, "Tahric etmemiş olsalar da bu, Buhari ile Müslim'in şartlarına uygun sahih bir hadistir" demiştir.

 

 

Yedi Büyük Günahın Açıklanmasl:

 

[1902] Buhari ve Müslim'in Ebu Hureyre (r.a.)'tan naklettiklerine göre Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) "Helak edici yedi günahtan ,

. kaçının" buyurdu. O'na, "Ya Resulallah! Onlar nelerdir?" diye soruldu. Hz.

Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem), ''Allah'a eş koşmak, Allah'ın haram kıldığı cana haksız yere kıymak, sihir yapmak, faiz yemek, yetim malı yemek, düşmanla karşılaşıldığında firar etmek ve mü'min, kötülüklerden bihaber ve masum kadınlara iftirada bulunmak" buyurdu.

 

 

[1903] İbn Ebi Hatim, Ebu Hureyre (r.a.)'tan şöyle nakleder: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Büyük günahlar yedi tanedir. İlki Allah'a eş koşmaktır ve sonra şunlar gelir: Haksız yere insan öldürmek, faiz yemek, yetimin büyüyene kadar malını yemek, cihaddan kaçmak, namuslu kadınlara iftira atmak ve hicretten sonra tekrar bedeviliğe dönmek. " Büyük günahların yedi olarak bildirilmesi, mefhum-i lakabı hüccet kabul edenler dışındakilerce, başka şeylerin de büyük günah olmasına engel değildir. Mefhum-i Lakap ise alamet ve işaret olmadığında, özellikle de mefhumun geçerli olmadığına delalet eden lafzi deliller varken delil değildir. Nitekim biz, bu yedi dışında başka büyük günahların bulunduğuna dair hadisleri birazdan zikredeceğiz

 

 

[1904] Bunlardan biri Hakim'in Müstedrek'inde bir sahabi olan Umeyr b. Katade'den yaptığı şu rivayettir: Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Veda Hutbesinde şöyle buyurdu: "İyi bilin ki Allah'ın dostları namaz kılan kimselerdir. Her kim Allah'ın kendisine farz kıldığı beş vakit namazı kılar, Ramazan orucunu sevabını Allah'tan umarak tutar, onun üzerinde bir görev olduğuna inanır, malının zekatını sevabını umarak verir ve Allah'ın nehyettiği büyük günahdan kaçınırsa o Allah'ın dostudur." Sonra bir adam, "Ya Resulallah! Büyük günahlar nelerdir?" diye sordu. Allah Resulü şöyle buyurdu: "Dokuz şeydir. Allah'a eş koşmak, mü'min bir canı haksız yere öldürmek, savaş günü kaçmak, yetim malı yemek, namuslu kadına iftira etmek, Müslüman anne babaya asi olmak, dirilerinizin ve ölülerinizin kıblesi olan Kabe'nin saygınlığını çiğneyip orada Mın dökmek." Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) sonra şöyle buyurdu: "Bu büyük günahları işlemeyen, namaz kılan ve zekat veren birisi ölürse kapı kanatları altın olan yurtta (cennette) Hz. Peygamber ile birlikte olur. " Hakim bunu böyle uzun rivayet etmiştir. Ebu Davud ve Tirmizi ise Muaz b. Hani'den kısa olarak rivayet etmişlerdir. İbn Ebi Hatim de yine ondan uzun olarak rivayet etmiştir. Hakim daha sonra, "Abdulhamid b. Sinan dışında tüm raviler Buhari ve Müslim'in kendilerinden hadis rivayet ettikleri kimselerdir" demiştir.

 

Ben derim ki: Abdulhamid b. Sinan Hicazlı olup sadece bu hadisle bilinmektedir. İbn Hibban onu "Sikat" (Güvenilir Raviler) kitabında zikretmiştir. Buhari, "Hadisleri şüphelidir" demiştir. Taberi ise bunu, Abdulhamid b. Sinan'ın bulunmadığı başka bir senetle rivayet etmiştir. Doğrusunu en iyi Allah bilir.

 

 

[1905] (Aynı manada başka bir hadis): İbn Merduyeh Abdullah b. Amr (r.a.)'tan şöyle nakleder: Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) minbere çıktı ve "Yemin etmiyorum, yemin etmiyorum ... " dedi. Sonra minberden indi ve şöyle buyurdu: "Sevinin, size müjdeler olsun. Kim beş vakit namazı kılar ve yedi büyük günahtan kaçınırsa ona cennet kapılarından "Gir!" diye seslenilir. Ravilerden Abdulaziz der ki: ''Ayrıca 'selametle' deyip demediğini hatırlamıyorum." Muttalib der ki: Birisi Abdullah b. Amr'a (r.a.), "Sen Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'i, O günahları sayarken işittin mi?" diye sordu. Amr (r.a.), "Evet, anne babaya asi olmak, Allah'a ortak koşmak, adam öldürmek, namuslu kadınlara iftira atmak, yetim malı yemek, cihaddan kaçmak ve faiz yemek" dedi.

 

 

[1906] (Aynı manada başka bir hadis): İmam Taberi, tefsirinde, Taysele b. Miyas'ten şöyle nakleder: Necdat beldesinde idim. Orada, büyük günahtan başka bir şeyolmadığını düşündüğüm bir günaha düştüm. İbn Ömer (r.a.) ile karşılaşınca ona, "Ben büyük günahtan başka bir şey olmayacağını düşündüğüm bir günah işledim" dedim. "Ne yaptın?" dedi. "Şunu şunu yaptım" dedim. "Bunlar büyük günahlar değildir" dedi. "Şunu şunu da yaptım" dedim. (Taysele onların adını zikretmeyip böyle söyledi). İbn Ömer (r.a.), "Bunlar büyük günahlar değildir" dedikten sonra ekledi:

 

"Büyük günahlar dokuz şeydir. Şimdi sana onları sayacağım: Allah'a ortak koşmak, haksız yere adam öldürmek, cihad meydanından firar etmek, namuslu kadınlara iftira atmak, faiz yemek, zulümle yetim malı yemek, Mescid-i Haram' da hak ve adaletten sapmak, sihirle uğraşmak ve anne babaya onları ağlatacak derecede asi olmak". Ziyad der ki: İbn Ömer (r.a.) onun halini görünce acıyarak "Cehenneme girmekten korkuyor musun?" dedi. O "Evet" diye cevap verdi. "Cennet'e girmek istiyor musun?" diye sordu. O da "Evet" dedi. "Anne ve baban hayattalar mı?" diye sordu. "Annem yanımda" dedim. "Vallahi, eğer onunla yumuşak konuşur, yemek yedirirsen ve cehennem’e girmeyi hak ettiren büyük günahlardan sakınırsan cennet’e kesinlikle girersin" dedi. 

 

 

[1907] İmam Taberi, Taysele b. Ali en-Nehdi'den şöyle nakleder: Arefe günü Arak ağacının gölgesinde duran İbn Ömer (r.a.)'ın yanına gittim. Başına ve yüzüne su döküyordu. "Bana büyük günahların neler olduğunu söyle" dedim. "Büyük günahlar dokuz tanedir" dedi. "Onlar nelerdir?" dedim. "Allah'a ortak koşmak, namuslu kadınlara iftira atmak" dedi. "Bu insan öldürmekten önce mi gelir?" dedim. "Evet. İnadına öyledir" dedi. Sonra saymaya devam etti: "Sonra mü' min birini öldürmek, cihad meydanından kaçmak, büyü yapmak, faiz yemek, yetim malı yemek, Müslüman ana babaya asi olmak, diri ve ölülerinizin kıblesi Beytu'l-Haram'da hak ve adaletten sapmaktır. " Taberi bu şekilde iki tarikten mevkuf olarak rivayet etmiştir.

 

 

[1908] Bunu Ali b. Ca'd ... Taysele'den şöyle rivayet etmiştir: Arafat gecesi İbn Omer (r.a.)'ın yanına gittim. Arak ağacının gölgesindeydi ve başına su döküyordu. Ona büyük günahları sordum. dedi ki; Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'i, "Büyük günahlar dokuz tanedir" derken işittim. "Onlar nelerdir?" dedim. İbn Ömer (r.a.), "Allah'a ortak koşmak, namuslu kadınlara iftira atmak" Dedi. Ben, "Bu, insan öldürmekten önce mi gelir?" dedim. "Evet. Aksi sanılsa da öyledir" dedi. Sonra şöyle devam etti: "Mü' min birini öldürmek, cihaddan kaçmak, büyü yapmak, faiz yemek, yetim malı yemek, Müslüman ana babaya asi olmak, diri ve ölülerinizin kıblesi Beytu'l-Haram'da hak ve adaletten sapmaktır." Bunu Hasan b. Musa el-Eşyeb, Eyyub b. Utbe el-Yemani'den böyle rivayet etmiş olup onda zayıflık vardır. Doğrusunu en iyi Allah bilir.

 

 

[1909] İmam Ahmed, Ebu Eyyub'dan (r.a.) şöyle rivayet eder: Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Kim hiçbir şeyi ortak koşmadan Allah'a kulluk eder, namaz kılar, zekat verir, Ramazan orucu tutar ve büyük günahlardan uzak durursa cennet onun olur" (bir rivayette "Cennet'e girer") buyurdu. Bunun üzerine bir adam ona "Büyük günahlar nelerdir?" diye sordu. ''Allah'a ortak koşmak, Müslüman bir cana kıymak ve savaş günü kaçmaktır" buyurdu. Bunu yine İmam Ahmed ile Nesai birçok tarikten rivayet etmişlerdir.

 

 

[1910] Hafız İbn Merduyeh, tefsirinde, Amr b. Hazm'dan şöyle rivayet eder: Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) içinde farzlar, sünnetler ve diyetler yazılı bir mektup yazarak Amr b. Hazm'la Yemenlilere gönderdi. Mektupta şöyle yazılıydı: "Kıyamet günü Allah katında büyük günahların en büyüğü şunlardır: Allah'a ortak koşmak, mü'min bir kimseyi haksız yere öldürmek, Allah yoluhda cihadda savaş günü firar etmek, ana babaya asi olmak, iffetli kadına iftira etmek, sihir yapmayı öğrenmek, faiz yemek ve yetim malı yemek."

 

 

[1911] (Yalancı şahitliğin zikredildiği başka bir rivayet): İmam Ahmed, Enes b. Malik (r.a.)'tan şöyle nakleder: Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) büyük günahları sayarken (bir rivayette, "kendisine büyük günahların neler olduğu sorulunca") şöyle buyurdu: ''Allah'a ortak koşmak, insan öldürmek ve ana babaya asi olmak. " Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) sonra, "Size büyük günahların en büyüğünü haber vereyim mi?" dedi. "Evet" dedik. "Yalan söylemek (veya yalan şahitlikte bulunmaktır)" buyurdu.

 

 

[1912] Buhari ve Müslim Ebu Bekre'den şöyle rivayet etmişlerdir: Hz.

Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) "Size büyük günahların en büyüğünü söyleyeyim mi?" dedi. "Evet, ya Rasulallah!" dedik. ''Allah'a ortak koşmak, ana babaya asi olmak" buyurdu. Bir yere yaslanmış haldeyken doğruldu ve "Şunu bilin ki o yalancı şahitlikte bulunmaktır (veya yalan konuşmaktır)" buyurdu. Bunu o kadar çok tekrar etti ki içimizden "keşke sussa" diye temenni ettik. 

 

 

[1913] (Çocuk öldürmenin vs. zikredildiği bir hadis:) Buhari ve Müslim, İbn Mes'ud (r.a.)'tan şöyle rivayet etmişlerdir: Ben, "Ya Rasulallah! En büyük ve önemli (bir rivayette, "en büyük") günah hangisidir?" diye sordum. "Seni yarattığı halde Allah'a bir ortak edinmendir" buyurdu. "Sonra hangisidir?" dedim. "Seninle birlikte yiyecek korkusuyla çocuğunu öldürmendir" buyurdu. "Sonra hangisidir?" dedim. "Komşunun hanımıyla zina yapmandır" buyurdu. Sonra, "Yine onlar ki Allah ile beraber (tuttukları) başka bir ilaha yalvarmazlar, Allah'ın haram kıldığı cana haksız yere kıymazlar ve zina etmezler. Bunları yapan, günahımın cezasını) bulur; kıyamet günü azabı kat kat arttırılır ... Ancak tevbe ve iman edip salih amel işleyenler başkadır." (Furkan, 68-70) ayetlerini okudu.

 

 

[1914] İbn Ebi Hatim, Umare b. Hazm'dan şöyle nakleder: Amr b. el-As (r.a.)'a Mekke'de Hicr'in olduğu yerde içki içen kimse sorulunca şöyle dedi: "Vallahi benim gibi yaşlı birinin böylesi bir yerde Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) adına yalan uydurması Allah katında çok büyük bir günahtır." Sonra şöyle dedi: "O (içki) en büyük günahtır ve kötülüklerin anasıdır. Kim içki içerse namazı bırakır ve annesi, teyzesi ve halasıyla zina yapar. " Hadis bu tarikle gariptir.

 

 

[1915] Hafız İbn Merduyeh, İbn Ömer (r.a.)'tan şöyle rivayet eder: Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in ashabından Ebu Bekir Sıddık, Ömer b. Hattab ve başkaları Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in vefatından sonra bir gün oturmuş en büyük günahlar hakkında sohbet ediyorlardı. Yanlarında danışabilecekleri bir kimse yoktu. Sormam için beni Amr b. el-As (r.a.)'ın oğlu Abdullah'a gönderdiler. O da bana en büyük günahın içki içmek olduğunu söyledi. Ben de gelip onlara haber verdim. Onlar bu cevabı garip karşıladılar ve hemen evine gittiler. Abdullah onlara Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in yanında şöyle konuşulduğunu anlattı: İsrailoğullarının bir hükümdarı bir adamı yakaladı ve ondan içki içmek, adam öldürmek, zina yapmak, domuz eti yemek ve onu öldürmek arasında bir seçim yapmasını istedi. Adam da içki içmeyi tercih etti. O ise sonunda hükümdarın yapmasını istediği her şeyi yapmış oldu. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'de sohbetimize şu sözüyle katıldı: "Her kim içki içerse kırk gün namazı kabul edilmez. Öldüğünde mesanesinde ondan bir şey kalmışsa Allah (c.c) cenneti ona haram eder. İçtikten sonra kırk gün içinde ölürse cahiliye ölümüyle ölür. " Hadis bu tarikle çok zayıftır. Ravilerden Davud b. Salih et-Temmar el-Medeni, Ensar'dan birinin azatlı kölesidir. İmam Ahmed b. Hanbel onun hakkında, "Onda bir beis görmüyorum" demiştir. İbn Hibban da sikalar arasında zikretmiştir. Onu cerh eden hiç kimse görmedim.

 

 

[1916] İmam Ahmed b. Hanbel, Abdullah b. Amr (r.a.)'tan Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: "Büyük günahların en büyüğü Allah'a ortak koşmak, ana babaya asi olmak -veya adam öldürmek- (şüphe eden ravilerden Şu'be'dir) ve yalan yere yemin etmektir. " Bunu Buhari, Tirmizi ve Nesai Şu'be'nin nakliyle rivayet etmişlerdir.

 

 

[1917] (Yalan yere yeminin zikredildiği bir hadis:) İbn Ebi Hatim, Abdullah b. Üneys el-Cüheni'den, Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: "Büyük günahların en büyüğü Allah'a ortak koşmak, ana babaya asi olmak ve yalan yere yemin etmektir. Her kim Allah adına yalan yere yemin eder de, ona bir sinek kanadı kadar bir şey (yalan) katarsa, kıyamet gününe kadar onun kalbinde siyah bir nokta oluşur. " Hadisi İmam Ahmed Müsned'inde, Abd İbn Humeyd de tefsirinde rivayet etmişlerdir. Tirmizi de Abd b. Humeyd'den nakille tahric etmiş ve "hasen ve garip bir hadistir" demiştir. Hadisin senedindeki Ebu Ümame el-Ansarı, esasen İbn Sa'lebe olup kendi ismi bilinmemektedir. Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)’in sahabesinden hadisler nakletmiştir. Hocamız Hafız Ebu Haccac el-Mizzi şöyle der: Bunu Abdurrahman b. İshak el-Medeni, Muhammed b. Zeyd'den, o Abdullah b. Ebu Ümame'den, o babasından, o da Abdullah b. Üneys'ten rivayet etmiş, senedinde Abdullah b. Ümame'yi de zikretmiştir.

 

Ben derim ki: Hocamızın söylediği gibi hadis İbn Merduyeh'in tefsirinde ve İbn Hibban'ın Sahih'inde böyle geçmektedir.

 

 

[1918] İbn EbiHatim .... Mis'ar ile Süfyan'dan, onlarSa'd b. İbrahim'den, o Humeyd b. Abdurrahman'dan, o da Abdullah b. Amr'dan şöyle rivayet etmiştir (bunu ravilerden Süfyan Amr'ın Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'den rivayeti, Mis'ar ise Abdullah b. Amr'ın kendi sözü olarak rivayet etmiştir): Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem), ''Adamın ana babasına sövmesi büyük günahlardandır" buyurdu. Oradakiler, "Adam ana babasına nasıl söver ki?" dediler. Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): ''Adam birinin babasına söver, o da bunun babasına söver, onun annesine söver, o da bunun annesine söver." buyurdu.

 

 

[1919] Bu hadisi Buhari de ... Abdullah b. Amr'dan şöyle rivayet etmiştir:

Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Büyük günahların en büyüklerinden biri adamın ana babasına sövmesidir" buyurdu. Sahabiler, "Kişi ana babasına nasıl söver?" dediler. Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem): ''Adam birinin babasına söver, o da bunun babasına söver, onun annesine söver, o da bunun annesine söver" buyurdu. Bunu Müslim ve Tirmizi de rivayet etmiş, Tirmizi, "Sahih hadistir" demiştir. Hepsi de Sa'd b. İbrahim'den Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in kendi sözü olarak rivayet etmişlerdir.

 

 

[1920] Sahih hadiste Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Müslümana sövmek fasıklık, onunla savaşmak ise küfürdür. " buyurmuştur.

 

 

[1921] İbn Ebi Hatim, Ebu Hureyre (r.a.)’tan şöyle rivayet etmiştir: Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Kişinin ırzı, bir sövmeye iki sövmeyle karşılık vermek büyük günahların en büyüklerindendir. " Hadis aynen böyle rivayet edilmiştir.

 

 

[1922] Ebu Davud / Edeb kitabında Ebu Hureyre (r.a.)'tan Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: "Haksız yere Müslüman birinin namusuna dil uzatmak ve bir sövmeye iki sövmeyle karşılık vermek büyük günahların en büyüklerindendir. " İbn Merduyeh de bunu farklı bir senetle Ebu Hureyre (r.a.)'tan böyle rivayet etmiştir.

 

 

[1923] (Özrü olmadığı halde iki namazı birleştirerek kılmanın zikredildiği hadis): İbn Ebi Hatim, İbn Abbas (r.a.)'tan Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: "Kim özrü olmaksızın iki namazı birlikte kılarsa büyük günahlardan birini yapmış olur. " Bunu Tirmizi de rivayet etmiş, sonra senedindeki bir ravi hakkında, "Hüseyin b. Kays hadisçiler nezdinde zayıftır. Ahmed ve başkaları onu zayıf saymışlardır" demiştir. Nitekim İbn Ebi Hatim de Ebu Katade el-Adevi’den şöyle rivayet eder: Bize Hz. Ömer'den gelip okunan bir mektupta şöyle yazılıydı: "İki namazı cem etmek (kastı özürsüz olarak cem etmektir), cihaddan kaçmak ve malı gasbetmek en büyük günahlardandır." Bunun senedi sahihtir. Buradaki tehdit şer'i bir özür halinde takdim veya te'hir şeklinde cem edilebilen öğle ile ikindi veya akşam ile yatsı namazlarının özürsüz cem edilmesi hakkındadır. Bu kimse büyük bir günah işliyorsa namazı tamamen terk eden kimsenin hali nice olur?

 

 

[1924] O yüzden Müslim'in, Sahih'inde Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'den rivayet ettiğine göre Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: "Kul ile şirk arasında namazın terki vardır. "

 

 

[1925] Sünen kitaplarında rivayet edilen bir hadiste Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: "Bizimle onlar (müşrikler, kafirler) arasındaki ahit (fark) namazdır. Dolayısıyla kim onu terk ederse küfre düşmüş olur. "

 

 

[1926] Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yine, "Kim ikindi namazını terk ederse ameli boşa gider" buyurmuştur.

 

 

[1927] Yine, "Kim ikindi namazını kaçırırsa ailesini ve malını kaybetmiş ,

gibi olur" buyurmuştur.

 

 

[1928] İbn Ebi Hatim, İbn Abbas (r.a.)'tan şöyle rivayet eder:

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bir yere yaslanmış halde iken yanına bir adam girdi ve "Büyük günahlar nelerdir?" dedi. Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem), "Allah'a ortak koşmak, Allah'ın rahmetinden ümit kesmek ve Allah'ın ansızın azap la bastırmasından kendini emniyette hissetmektir. Bu büyük günahların en büyüğüdür. " buyurdu.

 

 

[1929] Bunu Bezzar da İbn Abbas (r.a.)'tan şöyle rivayet etmiştir: "Bir adam "Ya Resulallah! En büyük günahlar nelerdir?" diye sordu. Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem), ''Allah'a ortak koşmak, Allah'ın yardımının yetişmesinden ye'se düşmek ve Allah'ın rahmetinden umudu kesmektir. " buyurdu. Bunun senedi problemlidir. Daha çok İbn Abbas (r.a.)'ın kendi sözü gibi gözükmektedir. Nitekim İbn Mes'ud (r.a.)'tan da buna yakın bir söz rivayet edilmiştir. Taberi, Ebu Tufeyl'den şöyle rivayet eder: İbn Mes'ud (r.a.) şöyle dedi: Büyük günahların en büyüğü Allah'a ortak koşmak, Allah'ın yardımının yetişmesinden ye'se düşmek, Allah'ın rahmetinden umudu kesmek ve Allah'ın ansızın yakalamasından kendini güvende hissetmektir." Taberi bunu birkaç tarikle İbn Mes'ud (r.a.)'tan rivayet etmiştir. Bunun İbn Mes'ud'a (r.a.) kadar senedi kesinlikle sahihtir.

 

Bir hadiste Allah'a su-i zan beslemek en büyük günahlar arasında zikredilmiştir. İbn Merduyeh, İbn Ömer (r.a.)'tan şöyle nakleder: "Büyük günahların en büyüğü Allah hakkında kötü zan beslemektir." Bu çok gariptir.

 

Bir hadiste de hicretten sonra bedevileşmek en büyük günahlar arasında anılmıştır ki bu Ebu Hureyre (r.a.)'ın nakliyle daha önce geçmiştir.

 

 

[1930] İbn Merduyeh, Sehl b. Ebu Hamse (r.a.)'tan şöyle rivayet eder: Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'i şöyle buyururken işittim:

"Büyük günahlar yedidir. Bana onlardan sormayacak mısınız? Allah'a ortak koşmak, adam öldürmek, savaş günü firar etmek, yetim malı yemek, faiz yemek, iffetli kadına iftirada bulunmak ve hicretten sonra bedevileşmek. " Bunun senedi şüpheli, Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in sözü olarak rivayeti büyük bir hatadır. Doğrusu Taberi'nin ... Muhammed b. Sehl b. Ebu Hasme'den onun da Sehl b. Ebu Hasme'den yaptığı şu rivayettir: Vallahi ben bu camide, Kufe camisindeydim. Hz. Ali minberde insanlara verdiği hutbede "Ey insanlar, büyük günahlar yedi tanedir" dedi. Bunu gür sesle insanlara işittirdi, sonra üç defa tekrarladı. Sonra, "Neden bana onların ne olduğunu sormuyorsunuz?" dedi. İnsanlar, "Onlar nelerdir ey mü'minlerin emiri?" dediler. Hz. Ali (r.a.), "Allah'a ortak koşmak, Allah'ın haram kıldığı cana kıymak, iffetli kadına iftira atmak, yetim malı yemek, faiz yemek, savaş günü kaçmak, hicretten sonra bedeviliğe dönmektir" dedi. (Muhammed der ki:) Babama, "Babacığım, hicretten sonra bedevileşmek buraya nasıl eklendi?" dedim. "Evladım, adamın hicret edip tam ganimetten payalacağı ve kendisine cihad farz olduğu vakit onu boynundan atıp evvelki gibi bedeviliğe dönmesinden daha büyük ve kötü ne olabilir?" dedi.

 

 

[1931] İmam Ahmed, Seleme b. Kays el-Eşcai'den şöyle nakleder:

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Veda Haccında şöyle buyurdu: "İyi bilin ki onlar dört tanedir: Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmamanız, Allah'ın haram kıldığı cana haksız yere kıymamanız, zina etmemeniz ve hırsızlık yapmamanızdır. " Seleme der ki: "Şimdi ben bunlar üzerinde Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'den işittiğim andakinden daha titiz değilim." Sonra bunu yine Ahmed b. Hanbel, Nesai ve İbn Merduyeh, benzer bir senetle Mansur'un rivayetiyle rivayet etmişlerdir.

 

 

[1932] (Başka bir hadis): İbn Abbas (r.a.)'ın Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'den rivayet ettiği şu hadis daha önce geçmişti: "Vasiyette zarar vermek büyük günahlardandır. " Hadisin sahih olanı başkalarının Davud'dan, onun İkrime'den, onun da İbn Abbas'tan rivayetidir. İbn Ebu Hatim, "Asıl doğrusu bunun İbn Abbas'ın sözü olduğudur" demiştir.

 

 

[1933] (Konuyla ilgili başka bir hadis): İmam Taberi, Ebu Ümame'den şöyle nakleder: Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bir yere dayanmış halde iken bazı sahabileri aralarında büyük günahlar hakkında konuştular ve şöyle dediler: "O Allah'a ortak koşmak, yetim malı yemek, savaştan kaçmak, iffetli kadına iftirada bulunmak, ana babaya asi olmak, yalan söylemek, taksim edilmemiş ganimet malından almak, büyü yapmak ve faiz yemektir" dedi. Bunun üzerine Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem), "Peki, 'Allah'ın ahdini ve kendi yeminlerini az bir pahaya değişenlerin, ahirette hiçbir payı yoktur' (Al-i İmran, 77) ayetini nereye koyuyorsunuz?" buyurdu. Bunun senedinde zayıflık vardır. Hadis hasendir.

 

 

Büyük Günahlar Hakkında Selef-i Salihin'in Sözleri:

 

Mü'minlerin emirleri Hz. Ömer (r.a.) ile Hz. Ali (r.a.) 'tan rivayet edilen bazı sözler daha önce nebevi hadisler arasında geçmişti. (Şimdi başkalarını zikredelim). İmam Taberi, Hasan-ı Basri'den şöyle nakleder: Bazıları Mısır'da Abdullah b. Amr (r.a.)'a, "Allah'ın Kitabında yapılması emredildiği halde yapılmayan bir takım şeyler görmekteyiz. Bu hususta mü'minlerin emiriyle görüşme yapmak istiyoruz" dediler. Bunun üzerine Abdullah b. Amr onlarla beraber Hz. Ömer (r.a.) ile görüşmek üzere Medine'ye gitti. Ömer (r.a.) Abdullah'a, "Ne zaman geldin?" diye sordu. Abdullah, "Şu zamandan beri buradayım" dedi. Ömer (r.a.), "İzin alıp da mı geldin?" dedi. Abdullah ne cevap vereceğini bilemeyip şöyle dedi: "Ey mü'minlerin emiri, bazı kimseler Mısır'da yanıma gelerek, 'Allah'ın kitabında emredildiği halde yapılmayan bir takım şeyler görmekteyiz' dediler ve bu konuda seninle görüşmek istediler" dedi. Bunun üzerine Hz. Ömer (r.a.), "Onların hepsini yanıma getir" dedi. Abdullah da insanları bir yerde topladı. (Ravilerden İbn Avn der ki: Sanıyorum Hasan-ı Basri "Ev önündeki geniş avluda topladı" dedi.) Hz. Ömer (r.a.) onların en aşağı derecede olanını tuttu ve "Allah ve İslam için söyle bana; sen hiç Kur'an'ın tamamını okudun mu?" dedi. Adam, "Evet" dedi. Ömer (r.a.), "Onları teker teker kendinde uyguladın mı?" dedi. Adam, "Allah için söyleyeyim ki hayır" dedi. Adam, "Evet" deseydi Hz. Ömer (r.a.) onunla tartışacaktı. Hz. Ömer (r.a.) "Kur'an'ı bakışlarında tam uyguladın mı?" dedi. Adam, "Hayır" dedi. Hz. Ömer (r.a.), "Kur'an'ı dilinde tam uyguladın mı, onu işlerinde tam uyguladın mı? .... " dedi ve böyle uzun uzadıya sıraladı. Sonra şöyle dedi: "Annesi Ömer'i kaybetsin. Yoksa Ömer'i, insanları Allah'ın kitabına göre düzeltmekle mi yükümlü tutuyorsunuz? Rabbimiz bizim günahlarımızın olacağını bildi." Hz. Ömer (r.a.) daha sonra, "Eğer yasaklandığınız büyük günahlardan kaçınırsanız, sizin küçük günahlarınızı örteriz ve sizi şerefli bir yere sokarız" ayetini okudu, ardından şöyle dedi: Herhangi bir Medineli (bir rivayette, "herhangi bir kimse") sizin geldiğinizden haberdar oldu mu?" dedi. Onlar "Hayır" deyince Hz. Ömer (r.a.), "Haberdar olsalardı size nasihat ederlerdi" dedi. Bunun senedi de metni de hasendir. Her ne kadar Hasan-ı Basrı'nin Hz. Ömer (r.a.)'tan direk rivayeti olsa ve senette kopukluk bulunsa da bu rivayet şöhret bulmuştur ve kabulü için bu yeterlidir.

 

İbn Ebi Hatim, Hz. Ali (r.a.)'tan şöyle rivayet eder: "En büyük günahlar Allah'a ortak koşmak, adam öldürmek, yetim malı yemek, iffetli kadına iftira atmak, cihad meydanından kaçmak, hicretten sonra bedevileşmek, büyü yapmak, ana babaya asi olmak, faiz yemek, cemaatten ayrılmak ve yapılan pazarlığı bozmaktır." İbn Mes'ud (r.a.)'tan rivayet edilen şu söz daha önce geçmişti: "Büyük günahların en büyüğü Allah'a ortak koşmak, Allah'ın yardımının yetişmesinden ye'se düşmek, Allah'ın rahmetinden umudu kesmek ve (günahlarından dolayı) Allah'ın ansızın azapla yakalamasından kendini güvende hissetmektir." Taberi, İbn Mes'ud (r.a.)'tan yine şöyle rivayet etmiştir: "En büyük günahlar Nisa süresinin başından otuzuncu ayetine kadar zikredilen günahlardır." Süfyan-ı Sevri'nin nakliyle gelen bir rivayette de İbn Mes'ud (r.a.), "En büyük günahlar Nisa süresinin başında otuzuncu ayetine kadar zikredilen şeylerdir" Demiş; sonra, "Eğer yasaklandığınız büyük günahlardan kaçınırsanız, sizin küçük günahlarınızı örteriz ve sizi şerefli bir yere sokarız" (Nisa: 31) ayetini okumuştur. İbn Ebi Hatim, Büreyde'den şöyle rivayet etmiştir: "Büyük günahların en büyüğü Allah'a ortak koşmak (şirk), ana babaya asi olmak, susuzluğunu giderdikten sonra artan suyu isteyene vermemek ve erkek hayvanı dişisiyle ancak ücret karşılığı çiftleştirmektir."

 

 

[1934] Buhari ve Müslim'in rivayetlerinde de Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurur: "Meradaki atların vs. büyümesine engelolacak şekilde ihtiyaçtan fazla olan sudan istifade edilmesi engellenemez. "

 

 

[1935] Yine Buhari ve Müslim'de geçen bir hadiste Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: "Kıyamet günü Allah (c.c) şu üç grup insanın yüzüne bakmaz, onları temize çıkarmaz ve onlar için acıklı bir azap vardır: Bunlardan birincisi çölde ihtiyacından fazla suyu bulunduğu halde onu diğer yolculardan esirgeyen kimsedir ... "

 

 

[1936] İmam Ahmed, Amr b. el-As (r.a.)'tan Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: "Kim ihtiyaç fazlası suyu ve ihtiyaç fazlası otu başkasından esirgeyip vermezse kıyamet gününde de Allah (c.c) lütfunu ondan esirger. "

 

İbn Ebi Hatim, Aişe (r.anha)'dan şöyle rivayet eder: "Yapmayacaklarına dair kadınlardan söz alınan şeyler büyük günahlardır." İbn Ebi Hatim der ki: Aişe (r.anha) bununla Yüce Allah'ın, "Ey Peygamber! İnanmış kadınlar, Allah'a hiçbir ortak koşmamak, hırsızlık yapmamak, zina etmemek, çocuklarını öldürmemek, başkasının çocuğunu sahiplenerek kocasına isnadda bulunmamak ve uygun olanı işlemekte sana karşı gelmemek şartıyla sana beyat etmek üzere geldikleri zaman, onları kabul et; onlara Allah'tan bağışlanma dile ... " (Mümtehine, 12) buyruğunu kastetmiştir.

 

Taberi Muaviye b. Kurra'dan şöyle nakleder: Enes b. Malik (r.a.)'in yanına gittik. Bize bir şeyler anlattı ve konuşmasının bir yerinde şöyle dedi: "Rabbimizden bize gelenlere karşılık tüm malımızı ve ailemizi feda etsek yine az gelirdi. Bir süre sustuktan sonra şöyle dedi: "Vallahi, Rabbimiz bizi bundan daha basitiyle mükellef tuttu; zıra büyük günahlar dışındaki günahlarımızı affetti. Öyleyken bizim o günahlarla ne işimiz var ki?" Enes b. Malik (r.a.) daha sonra, "Eğer yasaklandığınız büyük günahlardan kaçınırsanız, sizin küçük günahlarınızı örteriz ve sizi şerefli bir yere sokarız. " ayetini okudu.

 

 

Konuyla ilgili İbn Abbas (r.a.)'ın Sözleri:

 

İmam Taberi, Tavlıs'tan şöyle rivayet eder: Bazıları İbn Abbas (r.a.)'ın yanında büyük günahlardan bahsettiler ve "Büyük günahlar yedi tanedir" dediler. Bunun üzerine İbn Abbas (r.a.), "O yedi kere yediden (49) daha çoktur" dedi. Ravilerden Süleyman, "Yediyi kaç defa tekrarladı bilmiyorum" demiştir. İbn Ebi Hatim, Tavlıs'tan şöyle rivayet eder:

 

İbn Abbas (r.a.)'a, "Büyük günahlardan nelerdir?" diye sordum. "Onlar yetmişe yetmişten daha yakındırlar" diye cevap verdi. Bunu Taberi de Tavlıs'tan şöyle rivayet etmiştir: Bir adam İbn Abbas (r.a.)'a gelerek, "Sence Allah'ın (c.c) sözünü ettiği büyük günahlar hangileridir?" diye sordu. İbn Abbas (r.a.), "Onlar yediden çok yetmişe yakındır" dedi. Abdurrezzak, Tavlıs'tan şöyle nakleder: İbn Abbas (r.a.)'a, "Büyük günahlar yedi tane midir?" diye soruldu, "Onlar yetmişe daha yakındır" dedi. Ebu Aliye er-Riyahi (rh.a) de böyle demiştir. Taberi, Said b. Cübeyr’den şöyle nakleder: İbn Abbas (r.a.)'a, "Büyük günahlar kaç tanedir? Yedi midir?" dediler. "Büyük günahlar yediden çok 700'e yakındır. Fakat şu var ki istiğfarla birlikte büyük günah, ısrarla birlikte de küçük günah olmaz (kalmaz)" dedi. İbn Ebi Hatim de Şibli'nin nakliyle böyle rivayet etmiştir. Ali b. Ebi Talha, İbn Abbas (r.a.)'tan, "Eğer yasaklandığınız büyük günahlardan kaçınırsanız, sizin küçük günahlarınızı örteriz ve sizi şerefli bir yere sokarız" ayetiyle ilgili olarak şöyle nakleder: "Büyük günahlar Allah'ın (Kur'an'da anlatırken) cehennem ateşi, gazap, lanet veya azapla bitirdiği her günahtır." Bunu Taberi rivayet etmiştir. İbn Ebi Hatim, İbn Abbas (r.a.)'tan şöyle nakleder: "Allah'ın cehennem tehdidinde bulunduğu her günah büyük günahtır." Said b. Cübeyr ile Hasan-ı Basrı de böyle demişlerdir. Taberi, Muhammed b. Sirin'den şöyle nakleder: Bize haber verildiğine göre İbn Abbas (r.a.) "Allah'ın nehyettiği her şey büyük günahtır" dedi. Ona göz ucuyla bakış hatırlatılınca, "O (bakılması haram kadına) bir anlık bakıştır" dedi. İmam Taberi, Ebu Velid'den şöyle nakleder: İbn Abbas (r.a.)'a büyük günahların neler olduğunu sordum. "Allah'a karşı gelmek olan her şey büyük günahtır" dedi.

 

 

Büyük Günahlarla ilgili Tabiinin Sözleri:

 

İmam Taberi, İbn Avn'dan, o da Muhammed b. Sirin'den şöyle nakleder:

Abide'ye büyük günahları sordum, şöyle cevap verdi: "Onlar Allah'a ortak koşmak, Allah'ın haram kıldığı canı haksız yere öldürmek, cihaddan kaçmak, haksızca yetim malı yemek, faiz yemek ve iftira etmektir. Evvelkiler: Hicretten sonra bedevilik mi? derlerdi." İbn Avn der ki: Muhammed b. Sirin'e "Peki sihir yapmak?" dedim. "İftira pek çok şerri barındırmaktadır" dedi.

 

İmam Taberi, Ubeyd b. Umeyr'den şöyle nakleder: Büyük günahlar yedi tanedir ve her biri hakkında Allah'ın mutlaka bir ayeti vardır. Allah'a ortak koşmak bunlardan biridir: "Kim Allah'a ortak koşarsa sanki o, gökten düşüp parçalanmış da kendisini kuşlar kapmış, yahut rüzgar onu uzak bir yere sürüklemiş (bir nesne) gibidir." (Hacc, 31) "Haksızlıkla yetimlerin mallarını yiyenler şüphesiz karınlarına ancak ateş tıkınmış olurlar; zaten onlar alevlenmiş ateşe gireceklerdir." (Nisa, 10) "Faiz yiyenler (kabirlerinden), şeytan çarpmış kimselerin cinnet nöbetinden kalktığı gibi kalkarlar." (Bakara, 275) "Namuslu, kötülüklerden habersiz mü'min kadınlara zina isnadında bulunanlar, dünya ve ahirette lanetlenmişlerdir" (Nur, 23) Cihaddan kaçmak: "Ey mü'minler! Toplu halde kafirlerle karşılaştığınız zaman onlara arkanızı dönmeyin. (Korkup kaçmayın)." (Enfal, 15) Hicretten sonra bedevileşmek: "Şüphesiz ki kendilerine doğru yol belli olduktan sonra, arkalarına dönenleri, şeytan sürüklemiş ve kendilerine ümit vermiştir." (Muhammed, 25) Mü'min birini öldürmek: "Kim bir mü'mini kasden öldürürse cezası, içinde ebediyen kalacağı cehennemdir. Allah ona gazap etmiş, onu lanetlemiş ve onun için büyük bir azap hazırlamıştır." (Nisa, 93) İbn Ebi Hatim de başka bir senetle Ubeyd b. Umeyr'den bunun benzerini rivayet etmiştir. Taberi, İbn Ebi Ribah'tan şöyle nakleder: "Büyük günahlar yedi tanedir: Adam öldürmek, faiz yemek, yetim malı yemek, iffetli kadına iftira atmak, yalan şahitlikte bulunmak, ana babaya asi olmak ve düşmanla karşılaşıldığı vakit cihaddan kaçmak." İbn Ebi Hatim, Muğire’den şöyle nakleder: Ebu Bekir (r.a.) ile Ömer (r.a.)'a sövmenin büyük günahlardan olduğu söylenirdi.

 

Ben derim ki: Bir grup alim ise sahabelere sövenlerin kafir olduklarını söylemiştir. Bu, İmam Malik'ten bir rivayettir. Muhammed b. Sirin, "Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'i seven hiçbir kimsenin Ebu Bekir (r.a.) ile Ömer (r.a.)'a buğuz edeceğini sanmıyorum" demiştir. Bunu Tirmizi rivayet etmiştir. İbn Ebi Hatim Zeyd b. Eslem'den, onun Yüce Allah'ın, "Eğer yasaklandığınız büyük günahlardan kaçınırsanız, sizin küçük günahlarınızı örteriz ve sizi şerefli bir yere sokarız" ayeti hakkında şöyle dediğini nakleder:

 

"Büyük günahlardan bazıları Allah'a ortak koşmak, Allah'ın ayetlerini ve elçilerini inkar etmek, büyü yapmak, çocukları öldürmek, Allah'a çocuk veya kız arkadaş nispet etmek. Bu tür amel ve sözler, beraberinde amelin hiçbir işe yaramadığı söz ve amellerdir. Kişiyi dinden çıkarmayan ve amellerin kabul olunmasına engel teşkil etmeyen her günahta ise Allah'ın kuralı günahları iyiliklerle bağışlamaktır.

 

 

[1937] İmam Taberi, Yüce Allah'ın, "Eğer yasaklandığınız büyük günahlardan kaçınırsanız, sizin küçük günahlarınızı örteriz ve sizi şerefli bir yere sokarız" buyruğu hakkında Katade'den şöyle nakleder: "Yüce Allah bağışlama vaadini sadece büyük günahlardan sakınanlara yapmıştır. Zira, bize Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in, "Büyük günahlardan sakının, mutedil olun ve (alacağınız bol sevaba) sevinin" buyurduğu rivayet edildi.

 

 

[1938] İbn Merduyeh de birçok tarikle Enes b. Malik (r.a.) ile Cabir (r.a.)'tan Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: "Benim şefaatim ümmetimden büyük günaha düşmüş olanlar içindir. " Fakat hadisin tüm tariklerinde zayıflık vardır.

 

 

[1939] Bunun tek istisnası Abdurrezzak'ın Mamer'den, onun Sabit'ten, onun da Enes (r.a.)'tan, onun da Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'den naklettiği, "Benim şefaatim ümmetimden büyük günaha düşmüş olanlar içindir" hadisi bundan müstesnadır. Zira, bunun senedi Buhari ile Müslim'in hadisleri standardındadır. Bunu Tirmizi bu tarikten tek başına Abbas b. el-Anberi'nin Abdurrezzak'tan nakliyle rivayet etmiş, sonra, "Bu hasen ve sahih hadistir" demiştir.

 

 

[1940] Bunu mana bakımından destekleyen sahih bir hadis vardır ki o da Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in şefaatı anlattıktan sonra söylediği şu sözdür: "Siz bunun Allah'tan sakınan mü'minler için olduğunu mu sanıyorsunuz? Bilakis, günahla kirlenmiş ve hataya düşmüş kimseler içindir. "

 

 

Alimlerin Büyük Günahlar Hakkındaki Görüşleri:

 

Usul ve Fıkıh alimleri büyük günahın tarifinde ihtilaf etmişlerdir. Kimi, "Büyük günah şeriatta had cezası konmuş günahtır"; kimi, "Kitap ve Sünnet'te belli bir tehdit zikredilmiş günahtır" demiştir. Daha başka tarifler de vardır. (Büyük Şafii alimlerinden) Rafii, meşhur eş-Şerhu'l-Kebir kitabındaki "Şehadetler" Bölümünde şöyle der: Sahabiler ve sonrakiler büyük günahların ne olduğu ve büyük günahla küçük günah arasındaki fark hususlarında ihtilaf etmişlerdir. Bu konuda Şafii fakihlerimize ait görüşler şunlardır:

 

Bir: Büyük günah had cezası gerektiren günahtır.

 

İki: Büyük günah işleyenin Kur’an veya Sünnet'ten bir nastaki bir tehdidin muhatabı olduğu günahtır. Bu onların en yaygın tarifleridir. Bu birinciye daha yakındır. Fakat birincisi büyük günahın tefsirinde söylediklerine daha uygundur.

 

Üç: İmamul-Haremeyn, el-İrşad ile başka kitaplarında şöyle der: İşleyenin dine az önem verdiğini ve dini yönünün zayıf olduğunu gösteren her şey büyük günah olup kişinin adaletini (şahitliğe elverişliğini) giderir.

 

Dört: Kadı Ebu Said el-Herevi der ki: Kur’an' da haram olduğu bildirilmiş her fiil, türünde öldürülme ve benzeri bir had cezası bulunan her masiyet, hemen yapılması emredilmiş bir farzı terk etmek, yalan yere şahitlik ve rivayette bulunmak, yalan yere yemin etmek büyük günahtır. Bunlar onların bizzat zikrettikleri şeylerdir.

 

Rafii daha sonra şbyle demiştir: Kadı Ruyani ise şu ayrıntıyı yapmıştır: Büyük günahlar yedi tanedir. Haksız yere birini öldürmek, zina, livata, içki içmek, hırsızlık, başkasının malı gasp yoluyla almak ve iftira etmek. eş-Şamil kitabında sayılanlara bir de yalancı şahitlikte bulunmayı eklemiştir. el-Udde yazarı ise şunları eklemiştir: Faiz yemek, Ramazan' da özürsüz olarak oruç yemek, yalan yere yemin etmek, akrabalarıyla ilişkiyi kesmek, ana babaya asi olmak, savaştan kaçmak, yetim malını yemek, ölçü ve tartıda hileye kaçmak, özürsüz olarak namazı vaktinden önce veya sonra kılmak, haksız yere bir Müslüman'a vurmak, kasten Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) adına hadis uydurmak, sahabelerine sövmek, özürsüz olarak şahitliği gizlemek, rüşvet almak, erkeklerle kadınlar arasındaki yasak ilişkilerde aracı olmak, sultanın yanında jurnalcilik yapmak, zekat vermemek, gücü yettiği halde iyiliği emredip kötülükten sakındırmayı yapmamak, öğrendikten sonra Kur'an'ı unutmak, bir hayvanı ateşte yakmak, kadının sebepsiz olarak kocasıyla ilişkiye yanaşmaması, Allah'ın rahmetinden ümit kesmek ve kendini Allah'ın ansızın yakalamasından güvende hissetmek. İlim ehline ve Kur'an hafızlarını dil uzatmanın da büyük günahlardan olduğu söylenmiştir. Zihar (karısına, "Sen bana nisbetle anam gibisin" demek) ve zaruret olmaksızın domuz eti ve leş yemek de büyük günahlardan sayılmaktadır. Rafii daha sonra şöyle der: Bunlardan bazıları büyük günah olduğu tartışılabilecek şeylerdir.

 

Ben derim ki: Alimler büyük günahlar hakkında kitaplar kaleme almışlardır. Bunlardan biri yetmişe yakın günah zikreden hocamız büyük hadis alimi İmam Zehebi'dir. Büyük günah İbn Abbas (r.a.) ve başkaları gibi, "şeriatın özellikle cehennem ateşiyle tehdit ettiği günah" diye tarif edilirse bundan ortaya çok şey çıkar. Fakat "Allah'ın nehyettiği her şeydir" diye tarif edilirse onlar bir hayli fazladır. Doğrusunu en iyi Allah bilir.

 

Devam etmek için aşağıdaki linki kullan

 

32. Allah'ın sizi, birbirinizden üstün kıldığı şeyleri (başkasında olup da sizde olmayanı) hasretle arzu etmeyin. Erkeklerin de kazandıklarından nasipleri var, kadınların da kazandıklarından nasipleri var. Allah'tan lütfunu isteyin; şüpheSiz Allah her şeyi bilmektedir.