İbn Kesir

Tefsir-i Kebir

Nisa Suresi

36.ayetler

 

Önemli Emirler:

 

36. Allah'a ibadet edin ve O'na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Ana-babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yakın arkadaşa, yolcuya, ellerinizin altında bulunanlara (köle, cariye, hizmetçi vs) iyi davranın; Allah kendini beğenen ve daima böbürlenip duran kimseyi sevmez.

 

 

Tefsiri:

 

Yüce Allah sadece "hiçbir ortağı olmayan kendisi"ne ibadet etmeyi emrediyor. Çünkü yaratan ve tüm anlarda ve hallerde kullarına rızık veren, lütuf ve ihsanlarda bulunan O' dur. Dolayısıyla kulların birlemelerini ve hiçbir mahlukunu kendisine ortak koşmamalarını hak eden O' dur.

 

 

[1971] Nitekim Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Muaz b. Cebel (r.a.)'a "Allah'ın kullar üzerindeki hakkı nedir, biliyor musun?" diye sorduğunda Muaz (r.a.), "Allah ve Rasulü daha iyi bilir" dedi. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem), "Ona kulluk etmeleri ve hiçbir şeyi O'na ortak koşmamalarıdır" buyurdu. Sonra, "Bunu yaptıklarında kulların Allah üzerinde hakları nedir, onu biliyor musun? Onlara azap etmemesidir" buyurdu.

 

Yüce Allah daha sonra bir takım kimseler sıralayarak onlara iyilik yapmayı emrediyor ki bunların birincisi ana babadır: "Ana-babaya ... iyilik edin. " Çünkü Yüce Allah ana-babayı senin yokluktan varlığa çıkışın için sebep kılmıştır. Şu ayetlerde olduğu gibi Allah (c.c) kendisine kulluk ile ana babaya iyiliği birlikte zikreder: "Biz insana, ana-babasına iyi davranmasını tavsiye etmişizdir. Çünkü anası onu nice sıkıntılara katlanarak taşımıştır. Sütten ayrılması da iki yıl içinde olur. (İşte bunun için) önce bana, sonra da ana-babana şükret diye tavsiyede bulunmuşuzdur. Dönüş ancak banadır." (Lokman, 14) "Rabbin, sadece kendisine kulluk etmenizi, ana-babanıza da iyi davranmanızı kesin bir şekilde emretti. Onlardan biri veya her ikisi senin yanında yaşlanırsa, kendilerine ''....'' bile deme; onları azarlama; ikisine de güzel söz söyle. " (İsra, 23)

Yüce Allah ardından "akrabaya" buyuruyor; ana-babaya iyiliğin akabinde akrabalara iyiliği zikrediyor.

 

 

[1972] Nitekim bir hadiste de şöyle buyurulmuştur: "Yoksula sadaka vermek sadakadır. Akrabaya sadaka vermek ise hem sadaka, hem akrabaya iyiliktir (her iki sevabı birden kazandırır). "

 

Yüce Allah daha sonra iyilik yapılacak kimseler olarak yetimleri zikrederek, "yetimlere" buyuruyor. Çünkü yetimler işleriyle ilgilenecek ve nafakalarını verecek kimseleri kaybetmişlerdir. O yüzden de Yüce Allah onlara iyilik etmeyi ve onlara karşı şefkatli olmayı teşvik etmiştir.

 

Allah'ın iyilik yapmayı emrettiği bir diğer sınıf "yoksullar"dır. Yoksul kendilerine yetecek şeyleri bulamayan ihtiyaç sahibi muhtaçlardır. İşte Yüce Allah onlara yetecek ve zaruri ihtiyaçlarını karşılayacak yardımlarda bulunulmasını emrediyor. Fakir ile miskin üzerinde Tevbe suresinde konuşulacaktır.

 

Yüce Allah daha sonra, "yakın komşuya, uzak komşuya" buyuruyor.

Ali b. Ebi Talha, İbn Abbas (r.a.)'tan şöyle nakleder: Yakın komşu onunla aranda akrabalık bağın bulunan komşun, uzak komşu ise aranızda akrabalık bağı olmayan komşundur. İkrime, Mücahid, Meymun b. Mihran, Dahhak, Zeyd b. Eslem, Mukatil b. Hayyan ve Katade'den de böyle rivayet edilmiştir. Ebu İshak, Nevf el-Bikali'den, onun "yakın komşu"yu Müslüman komşu ile, "uzak komşu"yu ise Yahudi ve Hristiyan komşu ile tefsir ettiğini nakletmiştir. Bunu Taberi ile İbn Ebi Hatim rivayet etmiştir. Cabir el-Cu'fi, Şa'bı'den, o da Hz. Ali (r.a.) ile İbn Mes'ud (r.a.)'tan şöyle nakletmiştir: Yakın komşudan kasıt kadındır. Mücahid'den ayrıca, "uzak komşu"yu yolculuk arkadaşı ile tefsir ettiği de rivayet edilmiştir.

 

 

Komşuya iyilik Yapmakla ilgili Hadisler:

 

Komşuya iyilik yapmayı tavsiye eden hadisler varit olmuştur. Biz Allah'tan yardım dileyerek bunlardan bazılarını zikredeceğiz:

 

 

[1973] (Birinci Hadis:) İmam Ahmed b. Hanbel, İbn Ömer (r.a.)'tan şöyle nakleder: Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Cebrail bana, komşuya dair o kadar çok tavsiyede bulundu ki artık komşuyu komşuya mirasçı yapacak sandım. " Bunu Buhari ile Müslim de Sahih'lerinde tahric etmişlerdir.

 

 

[1974] (İkinci Hadis:) İmam Ahmed, Abdullah b. Amr (r.a.)'tan şöyle nakleder: Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem), "Cebrail bana, komşuya dair o kadar çok tavsiyede bulundu ki komşuyu komşuya mirasçı yapacak sandım." buyurdu. Bunu Ebu Davud ile Tirmizi de başka bir senetle rivayet etmişlerdir. Tirmizi, "Bu tarikle gariptir" demiştir. Bu hadis Mücahid'in Aişe (r.anha) ile Ebu Hureyre (r.a.)'tan, onların Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'den nakilleriyle de gelmiştir.

 

 

[1975] (Üçüncü Hadis:) Yine İmam Ahmed b. Hanbel, Amr b. el-As (r.a.)'tan, o da Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'den şöyle rivayet etmiştir: ''Allah katında arkadaşların en hayırlısı arkadaşına karşı en iyi alanıdır. Allah katında komşuların en hayırlısı komşusuna karşı en iyi alanıdır. " Bunu Tirmizi de rivayet etmiş ve "Hasen ve gariptir" demiştir.

 

 

[1976] (Dördüncü Hadis:) İmam Ahmed, Ömer (r.a.)'tan şöyle rivayet etmiştir: "Kişi komşusu açken karnını doyurmasın." Bunu sadece İmam Ahmed rivayet etmiştir.

 

 

[1977] (Beşinci Hadis): İmam Ahmed, Mikdad b. Esved (r.a.)'tan şöyle nakleder: Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ashabına, "Zina hakkında ne dersiniz?" diye sordu. "Haramdır. Onu Allah ve Rasulü haram kılmıştır. Dolayısıyla kıyamet gününe kadar haramdır" dediler. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)' de şöyle buyurdu: ''Adamın on kadınla zina etmesi ise komşusunun karısıyla zina etmesinden daha hafiftir." Sonra, "Hırsızlık hakkında ne dersiniz?" dedi. Sahabiler, "Onu Allah ve Rasulü haram kılmıştır. Dolayısıyla haramdır" dediler. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem), "Vallahi, adamın on evde hırsızlık yapması komşusunun evini soymasından daha basittir. " buyurdu. Bunu da sadece İmam Ahmed rivayet etmiştir.

 

 

[1978] Bunun bir de şahidi vardır ki onu da Buhari ile Müslim, İbn Mes'ud (r.a.)'tan şöyle rivayet etmişlerdir: Ben "Ya Resulullah! En büyük günah hangisidir?" diye sordum. "Seni yarattığı halde Allah'a ortak edinmendir" buyurdu. "Sonra hangisidir?" dedim. "Seninle birlikte yer (lokmana ortak olur) korkusuyla çocuğunu öldürmendir" buyurdu. "Sonra hangisidir?" dedim. "Komşunun karısıyla zina yapmandır" buyurdu.

 

 

[1979] (Altıncı Hadis:) İmam Ahmed, Ebu Aliye kanalıyla Ensar'dan bir adamdan şöyle rivayet etmiştir: Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'i görmek üzere ailemin yanından ayrıldım. Gittiğimde bir de baktım ki Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ayakta duruyor ve bir adam da yönünü ona dönmüş oturuyor. Birbirleriyle işleri vardır diye düşündüm. Sonunda Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) kalktı. Öyle ki uzun süre ayakta durmasından dolayı Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e acıdım. Ben, "Ya Rasulallah! Bu adam seni ayakta bekletti. Öyle ki uzun süre boyu ayakta durduğundan sana acıdım" dedim. "Onu gördün mü?" dedi. "Evet" dedim. "O kimdi, biliyor musun?" dedi. "Hayır" dedim. "O Cebrail'di. Bana komşuya iyilik etmeyi o kadar anlattı ki neredeyse komşuyu komşuya mirasçı kılacak sandım" buyurdu. Sonra, "Sen ona selam verseydin selamını alırdı" buyurdu.

 

 

[1980] (Yedinci Hadis:) Abd b. Humeyd, Müsned'inde, Cabir b. Abdullah (r.a.)'tan şöyle nakleder: Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Cebrail (a.s) ile birlikte cenaze namazı kılınan yerde namaz kılarlarken Medine'nin yukarı mahallelerinden bir adam geldi. Adam yanından ayrılıp gidince sahabi Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)’e "Seninle birlikte gördüğüm adam kimdir?" diye sordum. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) "Onu gördün mü?" dedi. "Evet" dedim. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) "Çok büyük hayır gördün. O Cebrail'di. Bana komşuya iyilikten o kadar bahsetti ki bana komşuyu komşuya mirasçı kılacak gibi geldi." buyurdu. hadisi bu kanaldan sadece Abd b. Humeyd rivayet etmiştir. Bu, öncesindeki için bir şahittir.

 

 

[1981] (Sekizinci Hadis:) Bezzar, Cabir b. Abdullah (r.a.)'tan şöyle nakleder: Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Üç çeşit komşu vardır. Biri tek hakkı bulunan komşudur ki o hak itibariyle komşuların en aşağısı budur. Bir komşu da vardır ki onun da üç hakkı bulunmaktadır ve bu en çok hakkı bulunan komşudur. Sadece bir hakkı bulunan komşu akrabalık bağı bulunmayan müşrik komşudur. İki hakkı olan komşu Müslüman komşudur. Onun İslam hakkı ile komşuluk hakkı vardır. Üç hakkı olan komşu ise Müslüman ve komşusuyla akrabalık bağı bulunan komşudur. Onun komşuluk hakkı, İslam hakkı ve akrabalık hakkı vardır. " Bezzar der ki: Abdurrahman b. Fadl'dan, İbn Ebi Fedik'ten başka rivayet eden kimse bilmiyoruz.

 

 

[1982] (Dokuzuncu Hadis:) İmam Ahmed, Aişe (r.anha)'dan şöyle rivayet etmiştir: Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e "Benim iki komşum var. Onlardan hangisine hediye edeyim?" diye sordum. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) "Kapısı sana daha yakın olanına hediye et" buyurdu. Bunu İmam Buhari, Şu'be'nin bu şekildeki rivayetiyle tahric etmiştir.

 

 

[1983] (Onuncu Hadis:) Taberani, Ebu Kırad'dan şöyle nakletmiştir: Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) abdest alıyordu ve insanlar onun abdest suyunu alıp onunla üzerlerine meshediyorlardı. "Sizi bunu yapmaya iten nedir?" diye sordu. "Allah ve Resulü'nün sevgisi" dediler. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem), "Kim Allah ve Rasulü'nün kendisini sevmesinden mutlu oluyorsa konuştuğunda doğru konuşsun, emanet teslim edildiğinde onu sahibine teslim etsin ve komşusuna güzel komşuluk yapsın" buyurdu.

 

 

[1984] (On birinci Hadis:) İmam Ahmed, Ukbe b. Amir'den Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: "Kıyamet günü ilk davalaşacak kimseler komşular olacaktır .... "

 

"Yakın arkadaşa ... iyilik edin ... " Süfyan-ı Sevri'nin ... Hz. Ali (r.a.) ile İbn Mes'ud (r.a.)'tan rivayet ettiğine göre onlar bunu kişinin karısı ile tefsir etmişlerdir. İbn Ebi Leyla, İbrahim en-Nehai, Hasan-ı Basri, ve rivayetlerin birinde Said b. Cübeyr'den de bunun benzeri rivayet edilmiştir. İbn Abbas (r.a.), Mücahid, iken ve Katade ise, "Bu kişinin yol arkadaşıdır" demişlerdir. Said b. Cübeyr, "Bu salih arkadaştır" demiştir. Zeyd b. Eslem ise, "Bu senin memleketinde iken kendisiyle oturup kalktığın arkadaşın, yolculukta ise yol arkadaşın olan kimsedir" demiştir.

 

"Yolcuya ... iyilik edin." İbn Abbas (r.a.) ile bir grup ilim erbabından, "Bu misafirdir" dedikleri rivayet edilmiştir. Mücahid, Ebu Cafer elBakır, Hasan-ı Basri, Dahhak ve Mukatil ise, "Yolculuğunda sana uğrayan kimsedir" demişlerdir ki en kuvvetlisi de budur. Misafir diyen kimse onunla yoldan geçen kimseyi kastetmişse bununla o aynı görüş olmaktadır. Yolcu (İbn-i Sebil) hakkında Tevbe suresinde bahsedilecektir. Sadece Allah'a güvendik ve yalnız O'na tevekkül ettik.

 

"Ellerinizin altında bulunanlara ... iyilik edin" ifadesiyle kölelere iyilik tavsiye edilmiştir. Çünkü köle acizdir ve insanların elinde esirdir.

 

 

[1985] O yüzden sabit olan hadise göre Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ölüm döşeğinde iken ümmetine, "Namaza ve de ellerinizin altında bulunanlara dikkat edin. " Vasiyetinde bulunmuş, bunu dilinden dolup taşıncaya kadar tekrarlayıp durmuştu.

 

 

[1986] İmam Ahmed, Mikdam b. Ma'dikerb'den şöyle nakleder: Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Kendin yediğin şey senin için bir sadakadır. Evladına yedirdiğin şey senin için bir sadakadır. Hanımına yedirdiğin şey senin için bir sadakadır. Hizmetçine yedirdiğin şey senin için bir sadakadır. " Bunu Nesai, Bakiyye'den rivayet etmiştir. Allah'a hamdolsun ki senedi sahihtir.

 

 

[1987] Rivayete gÖre Abdullah b. Amr kahyasına, "Kölelere yemeklerini verdin mi?" dedi. O "Hayır" deyince şöyle dedi: "O zaman git ve ver. Zıra, Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem), "Kişiye günah olarak sahibi olduğu köle ve hizmetçilerini bedenlerini ayakta tutacak gıdalarından mahrum etmesi yeter" buyurdu." Bunu İmam Müslim rivayet etmiştir.

 

 

[1988] Ebu Hureyre (r.a.)'tan Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: "Kölenin yiyecek ve giyeceği onun hakkıdır. Ona ancak gücünün yeteceği işler yaptırılabilir. " Bunu da İmam Müslim rivayet etmiştir.

 

 

[1989] Yine Ebu Hureyre (r.a.)'tan Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: "Sizden birine hizmetçisi yemeğini getirecek olursa, kendisi ile beraber oturtmasa bile ona bir-iki lokma veya bir iki çiğnemlik uzatıversin. Çünkü hizmetçi onun sıcaklığını hissetmiş ve hazırlığını kendisi yapmıştır. " Bunu Buhari ile Müslim rivayet etmişlerdir. Lafzı Buhari'nindir. Müslim'in lafzı ise şöyledir: "Onu yanına oturtup birlikte yesin. Şayet yemek az ise eline bir iki lokma koysun."

 

 

[1990] Ebu Zerr (r.a.)'tan Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: "Onlar sizin kardeşleriniz ve kölelerinizdir. Allah onları elinizin altına vermiştir. Artık kimin kardeşi elinin altındaysa ona yediğinden yedirsin, giydiğinden giydirsin. Onlara yapamayacakları şeyler yüklemeyin. Yüklerseniz de yardım edin." Bunu da Buhari ile Müslim rivayet etmişlerdir.

 

"Allah kendini beğlnen ve daima böbürlenip duran kimseyi sevmez."

 

Yani, kendisini beğenen ve büyük gören kibirlilerle insanlara karşı böbürlenen ve kendisini onlardan üstün görenleri sevmez. Bu kimse kendisinin gözünde büyük, Allah katında basit, insanlar tarafından ise sevilmeyen bir kimsedir. Mücahid, "Allah kendini beğenen (muhtal) ve daima böbürlenip duran kimseyi (fahur) sevmez." buyruğu hakkında şöyle der: Muhtal kibirli, fahOr ise kendisine verilen nimetleri sayan kimsedir. O Allah'a şükretmez. Yani, Allah'ın kendisine verdiği nimetlerle insanlara karşı övünür. Tabert'nin rivayet ettiğine göre Ebu Reca el-Herevi, "Sahip olduğu kölelere kötü davranan kimi görürsen o mutlaka kendini beğenmiş ve daima böbürlenen biridir" dedi ve " ... Ellerinizin altında bulunanlara da iyilik edin. Şüphesiz Allah kendini beğenen ve daima böbürlenip duran kimseyi sevmez. " Ebu Reca daha sonra, "Ana babaya asi olan kimi görürsen o mutlaka zorba ve bedbahttır" dedi ve Allah'ın, "(İsa dedi ki: Allah) Beni anneme saygılı kıldı; beni zorba, isyankar ve hayırsız yapmadı" (Meryem, 32) buyruğunu okudu. İbn Ebi Hatim de bu iki kelime hakkında Avvam b. Havşeb'den aynısını rivayet etmiştir.

 

 

[1991] Mutarrif'ten şöyle rivayet edilmiştir: Ebu Zerr'in (r.a.) aktardığı bir hadisi duyar ve onunla karşılaşmayı arzulardım. Sonunda onunla karşılaştım ve kendisine, "Ey Ebu Zerr! Duyduğuma göre sen Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in size, "Allah üç kişiyi sever, üç kişiyi sevmez" dediğini anlatıyormuşsun" dedim. "Evet, Ben dostum adına yalan söyleyeceğimi sanmıyorum" dedi. "Allah'ın sevmedikleri kimlerdir?" dedim. "Kendini beğenen ve böbürlenen kimsedir. Siz bunu Allah'ın indirilmiş kitabında görmüyor musunuz?" dedi. Sonra "Şüphesiz Allah kendini beğenen ve daima böbürlenip duran kimseyi sevmez" ayetini okudu. 

 

 

[1992] ... Ebu Temime'den rivayete göre o Belhuceym'li bir adamdan şöyle işitmiş: Ben, "Ya Resulallah! Bana tavsiye de bulun!" dedim. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) "Elbiseni yerde süründürmekten sakın. Zıra, elbiseyi yerde süründürmek kibirdendir. Allah (c.c) ise kibirliyi kesinlikle sevmez" buyurdu.

 

Devam etmek için aşağıdaki linki kullan

 

37. Bunlar cimrilik eden ve insanlara da cimriliği tavsiye eden, Allah'ın kendilerine lütfundan verdiğini gizleyen kimselerdir. Biz, kafirler için alçaltıcı bir azap hazırladık.

38. Allah'a ve ahiret gününe inanmadıkları halde mallarını, insanlara gösteriş için harcayanlar da (ahirette azaba duçar olurlar). Şeytan bir kimseye arkadaş olursa, ne kötü bir arkadaştır o!

39. Allah'a ve ahiret gününe iman edip de Allah'ın kendilerine verdiğinden (O'nun yolunda) harcasalardı ne olurdu sanki! Allah onların durumunu hakkıyla bilmektedir.