|
İbn Kesir Tefsir-i Kebir |
Nisa Suresi 44 – 46.ayetler |
Mü'minlerin Düşmanları
Yahudilerin Bazı Özellikleri:
44. Kendilerine
Kitap'tan nasip verilenlere baksana! Kendileri sapkınlığı satın aldıkları gibi
sizin de yolda sapmanızı istiyorlar!
45. Allah
düşmanlarınızı sizden daha iyi bilir. Gerçek bir dost olarak Allah yeter, bir
yardımcı olarak da Allah kafidir.
46. Yahudilerden (olan
düşmanlarınızı bilir). Onlar kelimeleri yerlerinden değiştirirler, dillerini
eğerek, bükerek ve dine saldırarak (Peygambere karşı) "İşittik ve karşı
geldik", "duy duymaz olası", "raina" derler. Eğer
onlar "İşittik, itaat ettik, dinle ve bizi gözet" deselerdi şüphesiz
kendileri için daha hayırlı ve daha doğru olacaktı. Fakat küfürleri sebebiyle
Allah onları lanetlemiştir. Artık pek az iman ederler.
Tefsiri:
Yüce Allah Yahudilerden
(Allah'ın laneti kıyamet gününe kadar kesintisiz üzerlerine olsun) bahsederek
onların hidayet karşılığında sapıklığı satın aldıklarını, Allah'ın Peygamber
(Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e indirdiklerinden yüz çevirdiklerini, Muhammed
(Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in sıfatlarına dair ellerinde önceki
peygamberlerden kalma bilgileri, karşılığında basit dünyalıklar elde etmek için
bıraktıklarını bildiriyor.
"Sizin de yolda
sapmanızı istiyorlar!" Yani: Ey Mü'minler! Onlar sizin de Allah'ın size
indirdiklerini inkar etmenizi ve üzerinde bulunduğunuz
hidayet ve faydalı ilmi terk etmenizi ne kadar çok arzularlar. "Allah
düşmanlarınızı sizden daha iyi bilir." Yani, Allah onları sizden daha iyi
bilir ve sizi onlara karşı uyarıro "Gerçek bir dost olarak Allah yeter,
bir yardımcı olarak da Allah kafidir. " Yani,
kendisine sığınan için dost, yardım isteyen için yardımcı olarak Allah (c. c)
yeter.
Yüce Allah daha sonra
şöyle buyuruyor: "Yahudilerden .. " Buradaki
"....." -den-dan"
edatı cinsi belirtmek için gelmiştir. (Mana şöyledir:
"Allah Yahudilerden olan düşmanlarınızı sizden daha iyi bilir. Gerçek bir dost olarak. .. " Yani, 46. ayetin başı 45.
ayetin ilk cümlesinin devamı, "Gerçek bir dost.."
cümlesi ise ara cümledir). Şu ayette de "....."
edatı bu manadadır: "O halde, put pisliğinden (.....) sakının" (Hacc,
30) ayetinde de böyledir.
"Kelimeleri
yerlerinden değiştirirler." Allah'ın kelamını kasten ve iftirayla ifade
etmediği manaya yorumlar, Allah'ın kastetmediği anlamla tefsir ederler.
"İşittik ve karşı
geldik" Yani, "Ey Muhammed! Senin söylediklerini işittik, ancak sana
itaat etmeyeceğiz" derler. Mücahid ve İbn Zeyd böyle tefsir etmişlerdir ki
kastedilen mana da budur. Bu söz, onların küfür ve inatlarında ne derece katı
olduklarını, Allah'ın kitabını idrak ettikten sonra ve itaat etmedikleri taktirde yüklendikleri günah ve cezanın ne kadar büyük
olacağını bildikleri halde Allah'ın kitabını te'vil ettiklerini en güzel
şekilde ifade etmektedir.
"Duy duymaz
olası"; Yani: Ey duymaz olası söylediğimizi duy! Bu tefsiri Dahhak, İbn
Abbas (r.a.)'tan rivayet etmiştir. Mücahid ve Hasan-ı Basri ise, "Bu
(işittik ve karşı geliyoruz) sözümüzü, çağrısı kabul olunmaz biri olarak
duy!" şeklinde ifade etmiştir. Ancak birincisi daha sahihtir. Bu, İbn
Abbas (r.a.)'ın söylediği gibidir ve bu sözleriyle alayetmekte ve
eğlenmektedirler (Allah'ın laneti üzerlerine olsun).
"Dillerini eğerek,
bükerek ve dine saldırarak 'raina' derler." Bu cümleyle ahmaklaşma manasını
kastettikleri halde, sanki "Seni duyabilmemiz için bizi gözet" demek
istediklerini vehmettirmeye çalışırlar. Bu konudan daha önce, "Ey iman
edenler! "Raina" demeyin, 'unzurna' deyin. (Söylenenleri)
dinleyin" (Bakara, 104) ayetinde bahsedildi. O yüzden Yüce Allah
sözleriyle açığa vurduklarından başka manalar kastedenler o Yahudiler hakkında
"Dillerini eğerek, bükerek ve dine saldırarak" buyuruyor. Yani, onlar
bu sözleriyle Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)’e hakareti kastediyorlardı.
"Eğer onlar, 'İşittik, itaat ettik, dinle ve bizi gözet' deselerdi
şüphesiz kendileri için daha hayırlı ve daha doğru olacaktı. Fakat küfürleri
sebebiyle Allah onları lanetlemiştir. Artık pek az iman ederler. " Yani,
onların kalpleri iyi ve güzelliklerden kovulmuş ve uzaktır. O yüzden de
kalplerine imandan faydalı hiçbir şey girmez. ''Artık pek az iman ederler"
ifadesi hakkında daha önce konuşulmuştu. Bunun manası "Onlar fayda veren
bir imanla iman etmezler" dir.
|
Devam etmek için aşağıdaki linki
kullan |