|
İbn Kesir Tefsir-i Kebir |
Nisa Suresi 59.ayetler |
Mü'minin itaat
Mercileri:
59. Ey iman edenler!
Allah'a itaat edin, Peygamber'e itaat edin, sizden olan emir sahiplerine (idarecilere)
de itaat edin. Eğer bir hususta anlaşmazlığa düşerseniz, Allah'a ve ahiret
gününe inanıyorsanız onu Allah'a ve Rasul'e götürün. Bu hem hayırlı, hem de
netice bakımından daha güzeldir.
Tefsiri:
[2094] İmam Buhari, Said
b. Cübeyr'den, İbn Abbas (r.a.)'ın şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Ey
iman edenler! Allah'a itaat edin. Peygamber'e itaat edin, sizden olan emir
sahiplerine (idarecilere) de itaat edin. " ayeti, Abdullah b. Huzafe b.
Kays b. Adiyy hakkında, Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) onu bir askeri
birliğin başında komutan olarak gönderdiğinde nazil oldu. İbn Mace dışındaki
diğer Kütüb-i Sitte müellifleri de bunu Haccac b. Muhammed el-A'ver'in nakliyle
böyle rivayet etmişlerdir. Tirmizi, "Hasen ve garip hadistir. Sadece İbn
Cüreyc'in rivayetiyle biliyoruz" demiştir.
[2095] İmam Ahmed, Hz.
Ali (r.a.)'tan şöyle nakleder: Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bir
askeri birlik gönderdi, başlarına da Ensar'dan birini komutan tayin etti. Yola
çıktıktan sonra komutan onlara kızınca, "Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi
ve Sellem) bana itaat etmenizi emretmedi mi?" dedi. Onlar,
"Evet" deyince, "Bana odun toplayın" dedi. Sonra ateş
isteyip odunu yaktı. Sonra da, "Size kesin bir şekilde buraya girmenizi
emrediyorum" dedi. Topluluk girmeye niyetleniyordu ki bir genç, "Siz
ateşten kaçarak Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)’e geldiniz. Rasulullah
(Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in yanına varmadan acele edip ateşe girmeyin. O
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) girmenizi emrederse o zaman girin" dedi.
Bunun üzerine dönüp Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e haber
verdiler. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) onlara, "Eğer ateşe
girseydiniz sonsuza dek çıkamayacaktınız. İtaat ancak meşru şeylerdedir"
buyurdu. Bunu Buhari ile Müslim de A'meş'in nakliyle rivayet etmişlerdir.
[2096] Ebu Davud,
Abdullah b. Amr (r.a.)'tan Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in şöyle
buyurduğunu rivayet etmiştir: "Günahla emrolunmadıkça Müslüman'ın hoşuna
giden ve gitmeyen her şeyde dinleyip itaat etmesi vaciptir. Ama bir günahla
emrolunursa ne dinleme ne de itaat etme yükümlülüğü vardır. " Bunu da
Buhari ile Müslim, Yahya el-Kattan'ın nakliyle rivayet etmişlerdir.
[2097] Ubade b. Samit
(r.a.)'tan şöyle rivayet edilmiştir: Neşeli ve kederli anlarımızda, zor ve
kolay halimizde dinleyip itaat edeceğimize, amirlerimiz haklarımızı vermese
bile onlara itaat etmek, onlarla iktidar ve yönetim konusunda çekişmemek üzere
Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e biat ettik. Ardından Rasulullah (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: ''Ancak idarecinin bir küfrünü, yanınızda
Allah'tan kuvvetli bir delil bulunacak derecede açık bir şekilde görmeniz hali
müstesnadır. " Bunu Buhari ile Müslim rivayet etmişlerdir.
[2098] Enes (r.a.)'tan rivayet
edilen başka bir hadiste Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem),
"Başınıza geçirilen ve kendisine görev verilen kişi başı kuru üzüm tanesi
gibi (siyah ve kıvırcık olan) bir Habeşı köle bile olsa onu dinleyin ve itaat
edin!" Bunu Buhari rivayet etmiştir.
[2099] Ebu Hureyre
(r.a.)'tan şöyle rivayet edilmiştir: "Dostum bana, kolları kesik bir köle
bile olsa (Müslüman yöneticiyi) dinleyip itaat etmemi emretti. " Bunu
Buhari rivayet etmiştir.
[2100] Ümmü Husayn'dan
yapılan rivayete göre o Rasul-i Ekrem'i (Sallallahu aleyhi ve Sellem) veda
haccında şöyle buyururken işitmiştir: "Başınıza sizi Allah'ın Kitabı'na
göre yöneten bir köle de seçilse onu dinleyin ve itaat edin." Bunu Müslim
rivayet etmiştir. Başka bir rivayetteki ifade, "Kolları kesik Habeşli bir
köle bile olsa" şeklindedir.
[2101] Taberi, Ebu
Hureyre (r.a.)'tan Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in şöyle
buyurduğunu rivayet etmiştir: "Benden sonra başınıza bir takım yöneticiler
geçecek. Sizi iyileri iyilikleriyle, günahkarları da günahkarlıklarıyla
yönetecekler. Hakka uyan her şeyde onlara uyun ve arkalarında namaz kılın. Eğer
iyilerden olurlarsa hem sizin hem onların lehine, kötülerden olurlarsa sizin
lehinize onların aleyhine olur. "
[2102] Ebu Hureyre
(r.a.)'tan rivayet edildiğine göre Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem):
"İsrailoğullarını peygamberler yönetir, her bir peygamber vefat ettiğinde
yerine başka bir peygamber geçerdi. Benden sonra ise peygamber yoktur.
Halifeler olacak ve bunların sayıcı çok olacak" buyurdu. Sahabiler,
"Ya Rasulallah! Bize bu konuda ne emredersin?" dediler. Rasulullah
(Sallallahu aleyhi ve Sellem), "İlk biat yapılan kişinin biatine bağlı
kalın ve onlara haklarını verin." buyurdu. Bunu Buhari ile Müslim rivayet
etmişlerdir.
[2103] İbn Abbas
(r.a.)'tan yapılan rivayete göre Allah RasD.lü (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
şöyle buyurdu: "Kim yöneticisinden hoşlanmadığı bir şey görürse sabretsin.
Çünkü her kim cemaatten (İslam topluluğundan) bir karış ayrılır da öyle ölürse
cahiliyet ölümüyle ölür. " Bunu Buhari ile Müslim rivayet etmişlerdir.
[2104] İbn Ömer
(r.a.)'tan yapılan rivayete göre o Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'i
şöyle buyururken işitmiştir: "Kim (Müslüman yöneticisine) itaatten elini
çekerse kıyamet günü elinde hiçbir hüccet olmadan gelir. Kim boynunda bir biat
olmaksızın ölürse cahiliye ölümüyle ölür. " Bunu Müslim rivayet etmiştir.
[2105] Yine İmam Müslim
Abdurrahman b. Abdurabbi'l-Kabe'den şöyle nakleder: Mescid'e girdiğimde bir de
baktım ki Abdullah b. Amr b. el-As (r.a.), insanlar etrafında toplanmış
vaziyette Kabe'nin gölgesinde oturuyor. Gidip meclisine oturdum. Şöyle diyordu:
Bir yolculukta Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile birlikteydik.
Kimimiz çadırını kuruyor, kimimiz ok atıyor, kimimiz ise otlakta hayvanının
başında duruyordu. Derken Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in münadisi
"Namaza toplanın!" diye duyuru yaptı. Biz de Rasulullah (Sallallahu
aleyhi ve Sellem)'in yanında toplandık. Şöyle buyurdu: "Benden önceki her
peygambere ümmetini onlara öğrettiği en hayırlı şeylere teşvik etmek ve
öğrettiği en şerli şeylerden men etmek bir hak ve vazifeydi. Sizin bu ümmetin
afiyet ve selameti başlangıcında yapılmıştır. Sonunda başına hoşlanmayacağınız
belalar ve birbiri içine girmiş fitneler gelecek. Bir fitne gelir ve mü'min
"İşte benim helakim" der. Sonra o fitne açılıp başka bir fitne gelir
ve mü'min "İşte helakim bu bu!" der. Kim cehennemden uzaklaştırılzp
cennete girmek istiyorsa ölüm ona Allah'a ve ahiret gününe inanıyor halde
gelsin. İnsanlara kendisine davranılmasını istediği gibi davransın. Kim bir
imama biat eder de ona elini verir ve kalbinin meyvesini teslim ederse gücü
yettiğince ona itaat etsin. Başka biri gelip yönetimde birinciyle çekişmeye
girerse onun boynunu vurun." Ben Abdullah b. Amr'a yaklaştım ve
"Allah rızası için söyle, sen bunu Resulullah (Sallallahu aleyhi ve
Sellem)'den işittin mi?" dedim. Elleriyle kulaklarına ve kalbine işaret
ederek "Bunu O'ndan kulaklarım işitti ve kalbim idrak etti" dedi. O'na
"Şu senin amcanın oğlu Muaviye, bize mallarımızı aramızda haksız yere
yememizi ve birbirimizi öldürmemizi emrediyor. Oysa Allah (c.c), "Ey iman
edenler! Karşılıklı rızaya dayanan ticaret olması hali müstesna, mallarınızı,
batıl (haksız ve haram yollar) ile aranızda (alıp vererek) yemeyin. Ve
kendinizi öldürmeyin. Çünkü Allah size karşı çok merhametlidir" (Nisa, 29)
buyuruyor, dedim. Bir süre sustuktan sonra "Ona Allah'a itaat olan
hususlarda itaat et, isyan olan hususlarda ise itaat etme!" dedi. Bu
konudaki hadisler pek çoktur.
[2106] İmam Taberi,
"Ey iman edenler! Allah'a itaat edin. Peygamber'e itaat edin, sizden olan
emir sahiplerine (idarecilere) de itaat edin" buyruğu hakkında Süddi’den
şöyle nakleder: Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Halid b. Velid'in komuta
ettiği bir askeri birlik göndermişti ve birlikte Ammar da vardı. Saidıracakları
millete doğru yürüdüler ve yakınlarına varınca dinlenmek için konakladılar. Bir
casus gelerek millete durumu haber verdi. Biri dışında hepsi kaçıp gittiler. Bu
adam da ailesine tüm eşyalarını toplamalarını emretti. Sonra gece karanlığında
yola çıktı ve Halid b. Velid'in karargahına kadar geldi. Ammar b. Yasir'i
sordu. Gelince ona, "Ey Ebu Yakzan, ben Müslüman oldum ve Allah'tan başka
hiçbir ilah olmadığına, Muhammed'in de O'nun kulu ve elçisi olduğuna şahitlik
ettim. Milletim sizi duyunca kaçtılar, ben ise burada kaldım. Müslüman oluşum
yarın bana bir fayda verecek mi, yoksa ben de kaçayım mı?" dedi. Ammar,
"Hayır, Müslüman oluşun sana fayda verecek. Orada kal" dedi. O da
kaldı. Sabah olunca Halid saldırıya geçti, ancak bu adamdan başka hiç kimse
bulamadı. Onu da yakalayıp malını aldı. Haber Ammar'a ulaşınca Ammar Halid'e
"Adamı bırak. O Müslüman olmuştur ve himayem altındadır" dedi. Halid,
"Onu ne hakla kurtarırsın?" dedi. Birbirlerine kötü sözler söylediler
ve sonunda Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e gittiler. Halidi'Ya
Rasulallah! Şu elleri kesik adamın bana sövmesine izin mi veriyorsun?"
dedi. Allah Rasulü, "Ey Halid, Ammar'a sövme. Çünkü kim Ammar'a sö verse
Allah da ona söver (sövmesinin cezasını verir). Kim Ammar'ı sevmezse Allah da
onu sevmez. Kim ona lanet ederse Allah da kendisine lanet eder" buyurdu.
Ammar öfkelenip kalktı. Halid de arkasından gitti ve elbisesinden tutup ondan
özür diledi. Ammar da razı oldu. Bunun üzerine, "Ey iman edenler! Allah'a
itaat edin. Peygamber'e itaat edin, sizden olan emir sahiplerine (idarecilere)
de itaat edin." ayeti nazil oldu. İbn Ebi Hatim de Süddi’den mürsel bir
senetle böyle rivayet etmiştir. Bunu İbn Merduyeh de rivayet etmiştir.
Ali b. Ebi Talha'nın İbn
Abbas (r.a.)'tan rivayetine göre o ayetteki "emir sahipleri"ni fakih
ve dindar zatlar diye tefsir etmiştir. Mücahid, Ata, Hasan-ı Basri ve Ebu Aliye
de ayetteki "emir sahipleri"ni "alimler" ile tefsir
etmişlerdir. Anlaşıldığı kadarıyla emir sahiplerinden -daha önce değinildiği
gibi- yönetici ve alim gibi emir yetkisi bulunan herkes kastedilmiştir. Nitekim
Yüce Allah, "Din adamları ve alimleri onları, günah olan sözleri
söylemekten ve haram yemekten menetselerdi ya!" (Maide, 63) ve "Şu
halde, eğer bilmiyorsanız ilim sahiplerine sorun" (Nahl, 43) buyurmuştur.
[2107] Buhari ve
Müslim'in Ebu Hureyre (r.a.)'tan rivayet ettikleri sahih bir hadiste de Hz.
Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem), "Kim bana itaat ederse Allah'a itaat
etmiş olur. Kim bana isyan ederse Allah'a isyan etmiş olur. Kim benim emirime
(seçtiğim başkana) itaat ederse bana itaat etmiş olur. Kim ona itaatsizlik
ederse bana itaatsizlik etmiş olur" buyurmuştur: Bunlar alimlere ve
emirlere itaati emreden hadislerdir. O yüzden Yüce Allah şöyle buyurmuştur:
"Allah'a itaat edin." Yani, Allah'ın kitabına uyun. "Peygamber'e
itaat edin"; yani O'nun (Sallallahu aleyhi ve Sellem) sünnetine uyun.
"Sizden olan emir sahiplerine (idarecilere) de itaat edin." Yani,
Allah'a itaat ve ibadet olan emirlerinde onlara itaat edin. Fakat Allah'a isyan
olan konularda emirlerine uymayın; zira Allah'a isyan olan hiçbir şeyde hiçbir
mahluka itaat edilemez.
[2108] Daha önce geçen
sahih bir hadiste buyrulduğu gibi: "İtaat mecburiyeti sadece meşru olan
şeylerde vardır. "
[2109] İmam Ahmed b.
Hanbel, İmran b. Husayn (r.a.)'tan Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve
Sellem)'in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: "Allah'a isyan olan
şeylerde (hiç kimseye) hiçbir şekilde itaat yoktur. "
"Eğer bir hususta
anlaşmazlığa düşerseniz, Allah'a ve ahiret gününe inanıyorsanız onu Allah'a ve
Rasul'e götürün." Selef-i salihinden Mücahid ve başkaları bunu,
"Allah'ın kitabına ve peygamberinin sünnetine götürün" diye tefsir
etmişlerdir. Burada mü'minlere, ihtilaf edip bir karara varamadıkları dinin
inanç ve ameli konularını Kitap ve Sünnet’e götür me leri emredilmektedir.
Nitekim Yüce Allah başka bir yerde, ''Ayrılığa düştüğünüz herhangi bir şeyde
hüküm vermek, Allah'a aittir" (Şura, 10) buyurmuştur. Dolayısıyla Kur'an
ve Sünnet'in hükmettiği ve doğru olduğuna şahitlik ettiği her şey haktır.
Hakkın ötesinde ise batıldan başka ne vardır? O yüzden Yüce Allah, ''Allah'a ve
ahiret gününe inanıyorsanız" buyurmuştur. Yani, Allah'a ve ahiret gününe
inanıyorsanız anlaşamadığınız ve bilemediğiniz konuları Allah'ın Kitabı'na ve
Peygamber' inin sünnetine götürün. Aranızdaki anlaşmazlıklarda onların hükmüne
başvurun. Bu ise anlaşmazlıklarda Kur'an ve Sünnet'in hükmüne gitmeyen ve
onlara başvurmayan kimsenin Allah'a ve ahiret gününe iman etmiş olmayacağına
delalet etmektedir.
"Bu", yani
anlaşmazlıkları çözmede Allah'ın kitabını ve Resulü'nün sünnetini hakem yapmak
ve onlara başvurmak, "hem hayırlıdır, hem de netice bakımından daha
güzeldir. " Yani, Süddi ve başkalarının söyledikleri gibi işin sonucu ve
vardığı yer bakımından daha güzeldir. Mücahid ise, "karşılık (mükafat -
ceza) bakımından daha güzeldir" diye tefsir etmiştir ki bu da kelimenin
manasına yakın bir tefsirdir.
|
Devam etmek için aşağıdaki linki kullan |