|
İbn Kesir Tefsir-i Kebir |
Nisa Suresi 60 – 63.ayetler |
Allah'ın Hükmüne
Yanaşmayan Münafıklar:
60. Sana indirilene ve
senden önce indirilenlere inandıklarını ileri sürenleri görmedin mi? Tağut'u reddetmeleri
emrolunduğu halde, Tağut'un önünde muhakeme olmak istiyorlar. Halbuki şeytan
onları büsbütün saptırmak istiyor.
61. Onlara,
"Allah'ın indirdiğine (Kitab'a) ve Rasul'e gelin" denildiği zaman,
münafıkların senden iyice uzaklaştıklarını görürsün.
62. Elleriyle
yaptıkları yüzünden başlarına bir felaket gelince hemen, "Biz yalnızca
iyilik etmek ve arayı bulmak istedik" diye yemin ederek sana nasıl
gelirler!
63. Onlar Allah'ın,
kalplerindekini bildiği kimselerdir; onlara aldırma, kendilerine öğüt ver ve
onlara, kendileri hakkında tesirli söz söyle.
Tefsiri:
Yüce Allah peygamberi
(Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e ve daha önceki peygamberlere iman ettiğini
iddia eden, bununla birlikte anlaşmazlıkların çözümünde Allah'ın Kitabı ve
Peygamber'inin Sünneti'nden başka şeyleri hakem yapmak isteyenlerin bu
hallerini eleştirmekte ve kötülemektedir. Nitekim, bu ayetin nüzul sebebinde
zikredildiğine göre Ensar'dan biri ile Yahudilerden biri arasında bir
anlaşmazlık olmuştu. Yahudi, "Aramızdaki hakem Muhammed olsun";
diğeri ise, "Aramızdaki hakem Ka'b b. Eşref olsun" dedi. Bir görüşe
göre, Müslüman gözüken, fakat cahiliyet dönemi hakemlerin hükmüne gitmek
isteyen münafıklar topluluğu hakkında nazil olmuştur. Bu konuda başka şeyler de
zikredilmiştir. Fakat ayet bunların hepsinden daha genel ve kapsamlıdır. Çünkü
o Kur’an ve Sünnet'i bırakıp bunların dışındaki batıl şeyleri hakem yapmak
isteyen herkesi kötülemektedir ki burada tağuttan kasıt da bunlardır. O yüzden
"Tağut'un önünde muhakeme olmak istiyorlar ... " buyurulmuştur.
"Onlara, Allah'ın
indirdiğine (Kitab'a) ve Rasul'e gelin' denildiği zaman, münafıkların senden
iyice uzaklaştıklarını görürsün." Yani, büyüklenerek senden yüz
çevirirler. Yüce Allah müşrikler hakkında da aynı şekilde şöyle buyurur:
"Onlara, Allah'ın indirdiğine uyun' dendiğinde, 'Hayır, biz babalarımızı
üzerinde bulduğumuz yola uyarız' derler. " (Lokman, 21) Hem münafıklar hem
de müşrikler Allah'ın (c.c.) haklarında ''Aralarında hüküm vermesi için Allah'a
ve Rasu!ü'ne davet edildiklerinde, mü'minlerin sözü ancak, 'İşittik ve itaat
ettik' demeleridir" (Nur, 51) buyurduğu mü'minlerden farklı bir tavır
içindedirler.
Yüce Allah daha sonra
münafıkları kınayarak şöyle buyuruyor: "Elleriyle yaptıkları yüzünden
başlarına bir felaket gelince ... " Yani, kendi yaptıkları yüzünden
başlarına gelen musibetler onları senin yanına getirdiğinde ve onda sana muhtaç
hale geldiklerinde, "Nasıl da hemen, "biz yalnızca iyilik etmek ve
arayı bulmak istedik" diye yemin ederek sana nasıl gelirler!" Yani,
senden özür diler ve "Biz senden başkasına gitmeyi ve başkalarının
hakemliğini kabul etmeyi sadece iyilik ve arabulmak için yaptık" derler.
Yani, bu hakemliğin doğru olduğuna inandığımızdan değil, sırf onları idare
etmek ve göstermelik olarak yaptık. Nitekim Yüce Allah bize onlardan şöyle
haber vermektedir:
"Kalplerinde
hastalık bulunanların, 'Başımıza bir felaketin gelmesinden korkuyoruz' diyerek
onların arasına koşuştuklarını görürsün. Umulur ki Allah bir fetih, yahut
katından bir emir getirecek de onlar, içlerinde gizledikleri şeyden dolayı
pişman olacaklardır. " (Maide, 52)
Nitekim Taberani, İbn
Abbas (r.a.)'tan şöyle nakleder: Ebu Berze el-Eslemi bir kahin olup
aralarındaki anlaşmazlıklarda Yahudiler arasında hüküm verirdi. Bazı
Müslümanlar da ona gidince Yüce Allah, "Sana indirilene ve senden önce
indirilenlere inandıklarını ileri sürenleri görmedin mi?" ayetlerini
(Nisa: 60-63) indirdi.
Yüce Allah daha sonra
şöyle buyuruyor: "Onlar Allah’ın, kalplerindekini bildiği
kimselerdir." Bu kısım insanlar münafıklardır. Allah (c.c) onların
kalplerindekini bilmektedir ve ondan dolayı cezalarını verecektir. Çünkü
Allah'a hiçbir şey gizli kalmaz. Öyleyse, sen ey Muhammed! Bu kadarla yetin.
Zira Allah (c.c) onların dışlarını ve içlerini bilmektedir. O yüzden Yüce Allah
O'na (Sallallahu aleyhi ve Sellem), "Onlara ilişme" diye emretmiştir.
Yani, kalplerindekinden dolayı onlara sert tavır takınma. "Kendilerine
öğüt ver", yani onları kalplerinde bulunan nifaktan ve gizli kötülüklerden
sakındır. "Onlara, kendileri hakkında tesirli söz söyle." Onlarla baş
başa kaldığında bunlardan vazgeçirecek etkili sözlerle nasihat et.
|
Devam etmek için aşağıdaki linki kullan |