İbn Kesir

Tefsir-i Kebir

Nisa Suresi

144 – 147 .ayetler

 

Kafirleri Dost Edinmeyin:

 

144. Ey iman edenler! Mü'minleri bırakıp da kafirleri dost edinmeyin; Allah'a, aleyhinizde apaçık bir delil mi vermek istiyorsunuz?

145. Şüphe yok ki münafıklar cehennem’in en alt katındadırlar. Artık onlara asla bir yardımcı bulamazsın.

146. Ancak tevbe edip hallerini düzeltenler, Allah'a sımsıkı sarılıp dinlerini (ibadetlerini) yalnız onun için yapanlar başkadır. Bunlar (gerçekte) mü'minlerle beraberdirler ve Allah mü'minlere yakında büyük mükafat verecektir.

147. Eğer siz iman eder ve şükrederseniz, Allah size neden azap etsin! Allah şükre karşılık veren ve her şeyi bilendir.

 

Tefsiri:

 

Yüce Allah mü'min kullarını, mü'minleri bırakıp da kafirleri dost edinmekten, yani onlarla arkadaş olmaktan, karşılıklı nasihatleşmekten, sevgi ve muhabbet duyguları beslemekten, onlara mü'minlerin sırlarını açmaktan nehyediyor. Nitekim Yüce Allah başka bir ayette de şöyle buyurur: "Mü'minler,

mü'minleri bırakıp da kafirleri dost edinmesin. Kim bunu yaparsa, artık onun Allah nezdinde hiçbir değeri yoktur. Ancak kafirlerden gelebilecek bir tehlikeden sakınmanız başkadır. Allah, kendisine karşı (gelmekten) sizi sakındırıyor." (ki İmran, 128) Yani, yasaklarını çiğnediğiniz takdirde vereceği cezaya karşı uyarıyor. Bu yüzden Allah (c.c) burada, "Allah'a, aleyhinizde apaçık bir delil mi (0Lk.L....) vermek istiyorsunuz?" buyuruyor. Yani sizi cezalandırmasına haklı gerekçe teşkil edecek aleyhinizde bir delil mi veriyorsunuz? İbn Ebi Hatim, İbn Abbas (r.a.)'tan "açık sultan" ifadesi hakkında şöyle nakleder: "Kur'an'da geçen her "sultan" kelimesi hüccet manasına gelir." Bunun senedi sahihtir. Mücahid, İkrime, Said b. Cübeyr, Muhammed b. Ka'b, Dahhak, Süddi ve Nadr b. Arabi de böyle demiştir.

r

 

Münafıkların Cehennemdeki Yerleri:

 

Yüce Allah daha sonra bize şunu bildiriyor: "Şüphesiz münafıklar" katı küfürlerinin cezası olarak kıyamet gününde "cehennemin en alt katındadırlar. " Valibi'nin İbn Abbas (r.a.)'tan rivayetine göre o bunu "cehennemin en alt tarafındadırlar" diye tefsir etmiştir. Başkaları ise cennetin dereceleri olduğu gibi cehennemin de aşağıya doğru tabakalarının (derekelerinin) olduğunu söylemişlerdir. Süfyan-ı Sevri kanalıyla gelen bir rivayette Ebu Hureyre (r.a.), "Şüphesiz münafıklar cehennemin en alt katındadırlar" buyruğu hakkında, "Üzeri kapatılmış tabutlardadırlar" demiştir. Bunu Taberi böyle rivayet etmiştir. İbn Ebi Hatim ise Ebu Hureyre (r.a.)'tan, "Şüphesiz münafıklar cehennemin en alt katındadırlar" buyruğu hakkında şöyle rivayet etmiştir: "Cehennemin en alt tabakası, üzerinde kapatılan kapıları bulunan ve hem altlarından hem üstlerinden ateş yanan evlerdir."

 

Taberi de İbn Mes'ud (r.a.)'tan, "Şüphesiz münafıklar cehennemin en alt katındadırlar" buyruğu hakkında şöyle nakleder: Münafıklar üzerlerine kapatılmış tabutlardadırlar. Yani sıkıca kilitlenmiş tabutlar içindedirler.

 

İbn Ebi Hatim de İbn Mes'ud (r.a.)'tan şayle nakleder: "Şüphesiz münafıklar cehennem’in en alt katındadırlar. " Yani, üzerleri örtülmüş demirden tabutlar içindedirler. Örtülüden kastı, açacak bir yer bulamayacakları derecede sıkıca kapatılmış ve kilitlenmiş tabutlardır. İbn Ebi Hatim, Kasım b. Abdurrahman'dan şöyle rivayet eder: İbn Mes'ud (r.a.)'a münafıklar soruldu, O (r.a.), "Ateşten tabutlara yerleştirildikten sonra bu tabutlar kilitlenip cehennemin en altına katına konulur" dedi. ''Artık onlara asla bir yardımcı bulamazsın. " Yani, onları içinde bulundukları halden kurtaracak ve acıklı azaptan çıkaracak hiçbir yardımcı bulamazsın.

 

 

Tevbe Kapısı Münafıklara da Açıktır:

 

Yüce Allah daha sonra onlardan dünyadayken tevbe edenin tevbesini kabul edeceğini, tevbesinde samimi olup amellerini düzelttiğinde ve her işinde Rabbine tutunduğunda pişmanlığını kabul edeceğini bildirerek şöyle buyuruyor: ''Ancak tevbe edip hallerini düzeltenler, Allah'a sımsıkı sarılıp dinlerini (ibadetlerini) yalnız onun için yapanlar başkadır." Yani, riyayı bırakıp ihlaslı ve samimi olurlarsa, az olsa bile salih amelleri kendilerine fayda verir.

 

 

[2320] İbn Ebi Hatim, Muaz b. Cebel (r.a.)'tan şöyle nakleder: Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) "İbadetini ihlaslı yaparsan sana az amel yeter. " buyurmuştur. "İşte bunlar mü'minlerle beraberdirler" yani kıyamet gününde mü'minler zümresinde olacaklardır. "ve Allah mü'minlere yakında büyük mükafat verecektir. "

 

Yüce Allah daha sonra kendisinin hiç kimseye muhtaç olmadığını, kullarını ancak kendi günahları sebebiyle cezalandıracağını bildirerek şöyle buyuruyor: "Eğer siz iman eder ve şükrederseniz", yani hal ve hareketlerinizi düzeltir, Allah'a (c.c) ve Rasulü'ne (Sallallahu aleyhi ve Sellem) iman ederseniz ''Allah size neden azap etsin! Allah şükre karşılık veren ve her şeyi bilendir." Yani, kim şükrederse mükafatını verir, kimin kalbi Allah'a iman ederse onu bilir ve mükafatını en bol şekilde verir.

 

Devam etmek için aşağıdaki linki kullan

 

148. Allah kötü sözün açıkça söylenmesini sevmez; ancak zulme uğrayan başka. Allah her şeyi işitici ve bilicidir.

149. Bir iyiliği açıklar yahut gizlerseniz veya bir kötülüğü affederseniz, şüphesiz Allah da ziyadesiyle affedici ve kadirdir.