İbn Kesir

Tefsir-i Kebir

Maide Suresi

7 – 11.ayetler

 

Allah'ın Nimetlerini ve O'na Verdiğiniz Sözü Hatırlayın. Adaleti de Ayakta Tutun:

 

7. Allah'ın size olan nimetini, ''Duyduk vk kabul ettik" dediğiniz zaman sizi bununla bağladığı (O'na verdiğiniz) sözü hatırlayın ve Allah'tan korkun. Şüphesiz Allah, kalplerin içindekini bilmektedir.

8. Ey iman edenler! Allah için hakkı ayakta tutan, adaletle şahitlik eden kimseler olun. Bir topluluğa duyduğunuz kin, sizi adil davranmamaya itmesin. Adaletli olun; bu, takvaya daha çok yakışan (bir davranış) tır. Takva sahibi olun. Allah yaptıklarınızı hakkıyla bilmektedir.

9. Allah, iman eden ve salih amel işleyenlere söz vermiştir ki onlara bağışlama ve büyük mükafat vardır.

10. İnkar eden ve ayetlerimizi yalanlayanlara gelince; onlar cehennemliklerdir.

11. Ey iman edenler! Allah'ın size olan nimetini unutmayın; hani bir topluluk size el uzatmaya yeltenmişti de Allah, onların ellerini sizden çekmişti. Allah'tan korkun ve mü'minler yalnızca Allah'a güvensinler.

 

Tefsiri:

 

Yüce Allah, mü' min kullarına, onlara ihsan ettiği bu büyük din ve gönderdiği bu değerli peygamber nimetlerini hatırlatıyar, Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e uyacakları, yardımcı ve destek olacakları, dinini uygulayacakları, ondan kabul edip başkalarına aktaracakları hususunda O'na biat edeceklerine dair kendilerinden aldığı ahit ve misakı hatırlatarak şöyle buyuruyor: "Allah'ın size olan nimetini, "duyduk ve kabul ettik" dediğiniz zaman sizi bununla bağladığı (O'na verdiğiniz) sözü hatırlayın" Burada, sahabilerin Müslüman olduklarında Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e yaptıkları biat kastedilmektedir.

 

 

[2569] Nitekim sahabiler şöyle demişlerdir: "Biz neşeli ve kederli anlarımızda, zor ve kolay halimizde dinleyip itaat edeceğimize, amirlerimiz haklarımızı vermese bile onlara itaat etmek, onlarla iktidar ve yönetim konusunda çekişmemek üzere Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e biat ettik." Yüce Allah da, "Peygamber sizi, Rabbinize iman etmeye çağırdığı halde niçin Allah'a inanmıyorsunuz? Halbuki O, sizden kesin söz de almıştı. Eğer inanırsanız" (Hadıd, 8) buyurmuştur.

 

Ayette kastedilenin Allah'ın (c.c) Muhammed (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e uymaları ve şeriatına boyun eğmeleri hususunda Yahudilerden aldığı misak ve ahitlerini hatırlatma olduğunu söyleyenler de olmuştur. Bunu Ali b. Ebi Talha, İbn Abbas (r.a.)'tan rivayet etmiştir, Kimisi de şöyle demiştir: Burada, '''Ben sizin Rabb'iniz değil miyim?' dedi. Onlar da 'Rabbimizsin, şahit olduk' dediler" (A’raf, 172) buyruğunda anlatılan, Allah'ın Adem (a.s)'ın sulbünden çıkardığında ve kendilerine karşı şahit kıldığında Ademoğullarından almıŞ olduğu ahit hatırlatılmaktadır. Bunu da Mücahid ile Mukatil b. Hayyan söylemişlerdir. Fakat İbn Abbas (r.a.) ile Süddi’den rivayet edilen ve Taberi tarafından tercih edilen birinci görüş daha kuvvetlidir.

 

Yüce Allah sonra, "Allah'tan korkun" buyuruyor. Bununla her halükarda takva üzere olmaya vurgu yapılmakta ve buna teşvik edilmektedir.

 

Yüce Allah daha sonra kalplerinde ve içlerinde bulunan gizli his ve düşünceleri bildiğini haber vererek, "Şüphesiz Allah, kalplerin içindekini bilmektedir" buyuruyor.

 

"Ey iman edenler! Allah için hakkı ayakta tutan, adaletle şahitlik eden kimseler olun. " Yani, hakkı insanlar hatırına ve şöhret maksadıyla değil Allah için ayakta tutan kimseler olun. "Ve adaletle şahitlik eden kimseler olun." Yani haksız şahitlikten sakın ip adil şahitlikte bulunun.

 

 

[2570] Nitekim Buhari ve Müslim'in Sahih'lerinde Nu'man b. Beşir 'r.a.)'tan şöyle rivayet etmişlerdir: Babam bana bir bağışta bulunmuştu. Annem Revaha kızı Amra ise "Allah Rasulü'nü şahit tutmadığın sürece bu bağışı kabul etmiyorum" dedi. Bunun üzerine babam Allah Rasulü'ne giderek "Ey Allah Rasulü! Ben, Revaha kızı Amra'dan olan oğluma bir bağışta bulundum. O ise seni buna şahit tutmamı istedi" dedi. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem), "Diğer oğullarına da buna denk bir bağışta bulundun mu?" diye sordu. Ben, "Hayır" deyince Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ''Allah'tan korkun ve çocuklarınız hakkında adaletli olun" buyurdu. Ardından, "Ben hiçbir haksızlığa kesinlikle şahitlik etmem" buyurdu. Bunun üzerine babam dönüp bağışı geri aldı."

 

"Bir topluluğa duyduğunuz kih, sizi adil davranmamaya itmesin." Yani bir topluluğa olan kininiz sizi onlar hakkında adaleti terke itmesin. Bilakis dost olsun düşman olsun herkes hakkında adil olun. O yüzden Yüce Allah daha sonra ''Adaletli olun; bu, Allah korkusuna daha çok yakışan (bir davranış) tır." buyuruyor. Yani adaletli olmanız takvaya adaletli olmamanızdan daha yakındır. "Huve" (bu) zamiri daha önce geçen "Adaletli olun" fiilinin mastarına racidir. Bunun Kur'an'da ve başka yerlerde benzerleri çoktur. Şu ayette de olduğu gibi: "Eğer size, 'Geri dönün!' denilirse, hemen dönün. Çünkü bu, sizin için daha nezih bir davranıştır. " (Nur, 28) ("Huve" [bu] zamiri "geri dönün" fiilinin mastarına döner).

 

"Bu, takvaya daha çok yakışan (bir davranış)tır" ifadesinde, "bir şeyin bir şeyden daha üstün olduğunu ifade eden ef'al-u (tafdil)" kipi, mukabilinde bir şey bulunmaksızın (tek taraf için) kullanılmıştır. Mesela, "O gün cennetliklerin kalacakları yer çok huzurlu ve dinlenecekleri yer pek güzeldir" (Nur, 24) buyruğu da bu nevidendir. Bazı kadın sahabilerin Hz. Ömer (r.a.)'a "Sen Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'den daha katı ve daha sertsin" sözleri de böyledir.

 

Yüce Allah daha sonra ''Allah'a isyandan sakının. Allah yaptıklarınızı hakkıyla bilmektedir" buyuruyor. Yani, yaptığınız ve O'nun (c.c) bilmekte olduğu hareketlerinizin karşılığını size verecek, iyilik yapmışsanız iyilik, kötülük yapmışsanız kötülükle mukabelede bulunacaktır. O yüzden ardından şöyle buyuruyor: ''Allah, iman eden ve salih amel işleyenlere söz vermiştir ki onlara", yani günahlarına "bağışlama ve büyük mükafat vardır." Büyük mükafat, Allah'ın kullarına rahmetinin tezahürü olan cennettir. Onlar ona amelleriyle değil, Allah'ın merhamet ve lütfuyla erişirler. Allah'ın rahmetinin onlara ulaşmasının sebebi amelleri olsa da bunları Allah'ın merhamet, lütuf, afv ve hoşnutluğunun kendilerine ulaşmasına sebep kılan Allah'tır. Böylece her şey O'ndandır ve O'nundur. Hamd ve lütuf sahibi sadece O'dur.

 

"İnkar eden ve ayetlerimizi yalanlayanlara gelince; onlar cehennemliklerdir. "Bu, Allah'ın (c. c) adalet ve hikmeti, hiçbir haksızlık içermeyen hükmü sebebiyledir. Bilakis O (c.c), her şeye gücü yeten, adaletin kaynağı ve büyük hikmet sahibi olan hakemdir.

 

Allah (c.c) sonra şöyle buyuruyor: "Ey iman edenler! Allah'ın size olan nimetini unutmayın; hani bir topluluk size el uzatmaya yeltenmişti de Allah, onların ellerini sizden çekmişti. "

 

 

[2571] Abdurrezzak, Cabir b. Abdullah (r.a.)'tan şöyle nakleder: Bir defasında Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bir yerde konaklamış, insanlar büyük ağaçların diplerine dağılmış altında gölgeleniyorlardı. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) silahını bir ağaca asmıştı. Aniden bir bedevi çıkageldi ve Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in kılıcını aldı. Onu kınından çıkarıp Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e doğru yöneltti ve ''Seni benden kim koruyacak?" dedi. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ''Allah!" dedi. Bedevi "Seni benden kim koruyacak?" diye iki veya üç defa tekrarladı ve her defasında Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) "Allah!" dedi. Sonunda bedevi kılıcını kınına soktu. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'de sahabilerini çağırdı ve onlara yanında oturan bedevinin hikayesini anlattı ve onu cezalandırmadı. Ravilerden Muammer der ki: Katade de buna benzer bir şeyanlatırdı. O der ki: Bazı Araplar Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'i öldürmek istediler ve bunun için bir bedeviyi gönderdiler. Gavras b. Haris adındaki bu bedevinin hikayesi sahih hadis kitaplarında yer almaktadır.

 

Avfi, İbn Abbas (r.a.)'tan, "Ey iman edenler! Allah'ın size olan nimetini unutmayın; hani bir topluluk size el uzatmaya yeltenmişti de Allah, onların ellerini sizden çekmişti" buyruğu hakkında şöyle nakleder: Bir grup Yahudi Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile sahabilerini öldürmek için onlara yemek yaptılar. Allah (c. c) onların durumlarını Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)’e vahiyle haber verdi. Bunun üzerine Hz. Peygamber yemeğe gitmedi. Sahabilere de gitmemeleri için haber gönderince onlar da gitmediler. Bunu İbn Ebi Hatim rivayet etmiştir. Ebu Malik der ki: Bu ayet Ka'b b. Eşref'in evindeyken Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ve ashabına haince bir saldırı düzenlemeyi planlayan Ka'b b. Eşref ve arkadaşları hakkında nazil oldu. Bunu İbn Ebi Hatim rivayet etmiştir.

 

 

[2572] Muhammed b. İshak, Mücahid, İkrime ve daha birçok kişi şöyle demiştir: Bu ayet Beni Nadir kabilesi hakkında nazil oldu. Onlar bu iş için Amr b. Cihaş b. Ka'b'ı görevlendirmişlerdi. Amiriyye kabilesinden iki kişinin diyet ödemesine yardım etmelerini istemeye geldiğinde Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in başına değirmen taşı atmayı planlamışlar ve bu işi Amr b. Cihaş b. Ka'b'a bırakmışlardı. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) gelip onun etrafında toplandıklarında değirmen taşını O'nun üzerine atacaktı. Allah (c.c) Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'i onların aldıkları karardan haberdar etti. Bunun üzerine Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Medine'ye döndü ve sahabiler de ardından geldiler. İşte bu olayda Yüce Allah "Ey iman edenler! Allah'ın size olan nimetini unutmayın; hani bir topluluk size el uzatmaya yeltenmişti de Allah, onların ellerini sizden çekmişti. Allah'tan korkun ve mü'minler yalnızca Allah'a güvensinler" ayetini nazil etti. Sonra Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e, gidip onlara saldırmasını emretti. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)' de onları kuşattı. Sonunda onları evlerinden çıkarıp sürgün etti. 

 

"Ve mü'minler yalnızca Allah'a güvensinler." Yani, kim Allah'a tevekkül ederse Allah (c.c) onun dert ve sıkıntılarını üstlenir, ona bir iş bırakmaz. Onu insanların şerlerinden korur ve muhafaza eder.

 

Devam etmek için aşağıdaki linki kullan

 

12. Andolsun ki Allah İsrailoğullarından söz almıştı. (Kefil olarak) içlerinden on iki de başkan göndermiştik. Allah onlara şöyle demişti: Ben sizinle beraberim. Eğer namazı dosdoğru kılar, zekatı verir, peygamberlerime inanır, onları desteklerseniz ve Allah'a güzel borç verirseniz andolsun ki sizin günahlarınızı örterim ve sizi, zemininden ırmaklar akan cennetlere sokarım. Bundan sonra sizden kim inkar yolunu tutarsa doğru yoldan sapmış olur.

13. Sözlerini bozmaları sebebiyle onları lanetledik ve kalplerini katılaştırdık. Onlar kelimelerin yerlerini değiştirirler (kitaplarını tahrif ederler). Kendilerine öğretilen ahkamın (Tevrat'ın) önemli bir bölümünü de unuttular. İçlerinden pek azı hariç, onlardan daima bir hainlik görürsün. Yine de sen onları affet ve aldırış etme. Şüphesiz Allah iyilik edenleri sever.

14. "Biz Hristiyanlarız" diyenlerden de kesin sözlerini almıştık ama onlar da kendilerine zikredilen (verilen öğütlerin veya Kitab'ın) önemli bir bölümünü unuttular. Bu sebeple kıyamete kadar aralarına düşmanlık ve kin saldık. Yakında Allah onlara yaptıklarını haber verecektir.