|
İbn Kesir Tefsir-i Kebir |
Maide Suresi 54 – 56.ayetler |
Allah'ın İzzet Sahibi
Mü'min Dostları:
54. Ey iman edenler!
Sizden kim dininden dönerse (bilsin ki) Allah, sevdiği ve kendisini seven, mü'minlere
karşı alçak gönüllü, kafirlere karşı onurlu ve zorlu bir toplum getirir. Allah
yolunda cihad ederler ve hiçbir kınayanın kınamasından korkmazlar. Bu,
Allah'ın, dilediğine verdiği lütfudur. Allah'ın lütfu ve ilmi geniştir.
55. Sizin dostunuz ancak
Allah'tır, Rasulüdür, Allah'ın emirlerine boyun eğerek namazı kılan, zekatı
veren mü'minlerdir.
56. Kim Allah'ı,
Rasulü'nü ve iman edenleri dost edinirse (bilsin ki) üstün gelecek olanlar
şüphesiz Allah'ın taraftarlarıdır.
Tefsiri:
Yüce Allah büyük kudretinden
haber vererek kimler dinine yardım etmek ve şeriatını uygulamaktan geri
durursa, Allah'ın onların yerine ondan
,
daha iyi, daha kuvvetli
ve daha doğru yolda olan kimseler getireceğini bildiriyor, Nitekim Yüce Allah
başka ayetlerde şöyle buyurur: "Eğer yüz çevirirseniz, Allah sizden başka
bir millet getirir de sonra onlar sizin gibi olmazlar. " (Muhammed, 38)
"Dilerse ey insanlar sizi götürür ve yerinize başkalarını getirir."
(Nisa, 133) "Allah dilerse sizi götürür ve yeni bir halk getirir. Bu Allah'a
hiç de güç değildir." (İbrahim, 19-20) Yüce Allah burada da şöyle
buyuruyor:
"Ey iman edenler!
Sizden kim dininden dönerse", yani haktan batıla dönerse. Muhammed b. Ka'b
der ki: Bu ayet Kureyş'in önde gelenleri hakkında nazil oldu. Hasan-ı Basrı,
"Hz. Ebu Bekir (r.a.) döneminde irtidat edecek kimseler hakkında nazil
oldu" demiştir. "(Bilsin ki) Allah, sevdiği ve kendisini seven,
mü'minlere karşı alçak gönüllü, kafirlere karşı onurlu ve zorlu bir toplum
getirir. " Hasan-ı Basri, "Onlar Ebu Bekir (r.a.) ile
arkadaşlarıdır" demiştir. İbn Ebi Şeybe der ki: Ebu Bekir el-Ayyaş'ı,
"(Bilsin ki) Allah, sevdiği ve kendisini seven ... bir toplum
getirir" ayeti hakkında, "Onlar Kadisiyye savaşına
katılanlardır" derken işittim. Leys b. Ebi Süleym, Mücahid'den şöyle
nakleder: Onlar Sebe kavmidir. İbn Ebi Hatim Said b. Cübeyr kanalıyla İbn Abbas
(r.a.)'tan, "(Bilsin ki) Allah, sevdiği ve kendisini seven, ... bir toplum
getirir" ayeti hakkında, "Onlar Yemen'li, sonra Kinde'den, sonra
Sekun'dan kimselerdir" dediğini rivayet etmiştir.
[2675] İbn Ebi Hatim,
Cabir b. Abdullah (r.a.)'tan şöyle nakleder: Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve
Sellem)’e, " ... (Bilsin ki) Allah, sevdiği ve kendisini seven ... bir
toplum getirir" ayeti soruldu, "Onlar Yemen'den, sonra Kinde'den,
sonra Sekun'dan, sonra da bu çağrıya icabet eden kimselerdir" buyurdu. Bu
çok gariptir.
[2676] İbn Ebi Hatim,
Ebu Musa el-Eş'ari (r.a.)'tan şöyle nakleder: " ... (Bilsin ki) Allah,
sevdiği ve kendisini seven ... bir toplum getirir" ayeti nazil olunca
Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem), "Onlar bunun milletidir"
buyurdu. Bunu Taberi de Şu'be kanalıyla benzer bir lafızla rivayet etmiştir.
"Mü'minlere karşı
alçak gönüllü, kafirlere karşı onurlu ve zorlu bir toplum getirir." Bunlar
kamil mü'minlerin vasıflarıdır. O, kardeşine ve dostuna karşı mütevazi,
düşmanına ve hasmına karşı ise onurludur. Nitekim Yüce Allah başka bir ayette
şöyle buyurur: "Muhammed; Allah'ın Rasulüdür. O'nunla beraber olanlar
kafirlere karşı şiddetli, kendi aralarında merhametlidirler..." (Fetih,
29) Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in vasfı olarak da "Güler
yüzlü ve savaşçı" denmiştir. Zira O (Sallallahu aleyhi ve Sellem),
dostlarına güleryüzlü, kafirlerle ise hep savaş halindedir.
"Allah yolunda
cihad ederler ve hiçbir kınayanın kınamasından korkmazlar." Onları içinde
bulundukları Allah'a itaat, düşmanlarıyla savaş, emr-i bi'l-ma'ruf ve nehy-i
ani'l-münker halinden hiçbir engel geri çevirmez, hiçbir önleyici önleyemez.
Hiçbir kınayıcının kınaması, hiçbir ayıplayanın ayıplaması onlara etki etmez.
[2677] İmam Ahmed b.
Hanbel, Ebu Zerr (r.a.)'tan şöyle nakleder: "Dostum (Sallallahu aleyhi ve
Sellem) bana yedi şeyemretti. Yoksulları sevmeyi ve onlara yaklaşmayı emretti.
Benden yukarı değil aşağıda olanlara bakmamı emretti. Bana sırtlarını dönseler
de akrabalarıma sıla-ı rahim yapmamı emretti. Hiç kimseden bir şey istememi
emretti. Acı da olsa hakkı söylememi emretti. Allah (c. c) yolunda hiçbir
kınayıcının kınamasından korkmamamı emretti. "La havle ve la kuvvete illa
billah" zikrini çok söylememi emretti. Zira bunlar Arş'ın altındaki
hazinelerdendir."
[2678] İmam Ahmed b.
Hanbel yine Ebu Zerr (r.a.)'tan şöyle rivayet etmiştir: Rasulullah (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) beş hususta benden biat aldı, yedi konuda benden ahit aldı ve
dokuz şeyde Allah'ı (c.c.) bana şahit tuttu. Ben hiçbir kınayıcının
kınamasından korkmam. Ebu Zerr (r.a.) der ki: Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve
Sellem) beni çağırdı ve "Bana karşılığı cennet olan bir biatta bulunur
musun?" diye sordu. "Evet" dedim ve elimi uzattım. Hz. Peygamber
(Sallallahu aleyhi ve Sellem), "Hiç kimseden bir şey istememen
şarttır" diye şart koştu. Ben de "Tamam" dedim. "Sopan
senden düşse bile inip onu alacaksın" dedi.
[2679] İmam Ahmed b.
Hanbel, Ebu Said el-Hudri (r.a.)'tan şöyle rivayet etmiştir. Resulullah
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Dikkat edin! Sakın ha,
insanlardan korkunuz sizden kimseyi gördüğü veya şahit olduğu (münker ve
İslam'a muhalif) bir şeyde hakkı söylemekten men etmesin. Çünkü kişinin hakkı
söylemesi veya önemli bir şeyi hatırlatması hiçbir eceli önealmaz, hiçbireceli
ertelemez ve kişiyi hiçbir rızıktan uzaklaştırmaz. " Bunu sadece İmam
Ahmed b. Hanbel rivayet etmiştir.
[2680] İmam Ahmed b.
Hanbel Ebu Said el-Hudri (r.a.)'tan, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve
Sellem)'in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: "Sizden kimse (kötü) bir
şey gördüğünde, Allah için bir şey söyleme hususunda kendisini küçümseyip de
bir şey söylemezlik etmesin. Çünkü, kıyamet günü ona "Şu şu konuda neden
bir şey söylemedin?" denilir. O "İnsanlardan korkum"
deyinceAllah (c.c), "Korkmana ben daha layığım" buyurur. " Bunu
İbn Mace de A'meş'in Amr b. Mürre'den nakliyle ve bu lafızla rivayet etmiştir.
[2681] Hem İmam Ahmed b.
Hanbel, hem de İbn Mace farklı bir senetle Ebu Said el-Hudri (r.a.)'tan Hz.
Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in şöyle buyurduğunu rivayet
etmişlerdir: ''Allah (c.c) kıyamet günü kula her şeyi soracak, hatta, "Ey
kulum, münker bir şey gördün de karşı çıkmadın" diyecek. Allah (c.c) kuluna
delilini gösterince "Rabbim, sana güvendim ve insanlardan korktum"
diyecek. "
[2682] Sahih hadiste Hz.
Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) "Hiçbir mü'mine kendisini zelil
hale düşürmek yaraşmaz" buyurdu. "Ya Resulullah! Kişi kendisini nasıl
zeli! yapar?" diye sordular. Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem),
"Üzerine taşıyamayacağı belaları alır" buyurdu.
"Bu, Allah'ın,
dilediğine verdiği lütfudur. " Yani, kim bu vasıflara sahipse Allah'ın
lütfundan ve onu bunlara muvaffak kılmasıyladır. "Allah, lütfu geniş olan
ve her şeyi bilendir." Yani, Allah'ın lütfu geniştir ve lütfunu hak
edenlerle bundan mahrum edoceği kimseleri iyi bilir.
"Sizin dostunuz
ancak Allah'tır, Rasulüdür, Allah'ın emirlerine boyun eğerek namazı kılan,
zekatı veren mü'minlerdir." Yani, Yahudiler sizin dostlarınız değildir,
sizin dostluğunuzun ancak Allah (c.c), Resulü ve mü'minlerledir. "Namazı
kılan, zekatı veren", yani İslam'ın en büyük rüknü olan namazı kılma,
insanların onda hakkı bulunan ve güçsüz, yoksul gibi muhtaç kimselere yardım
olan zekatı verme sıfatlarına sahip olan kimselerdir. Bazıları, "Allah'ın
emirlerine boyun eğerek (rüku halinde)" ifadesini "Zekat
verirler" cümlesinden hal sanmışlardır. Buna göre mana, "onlar rüku
halinde zekat verirler" olur. Böyle olsaydı, övüldüğünden dolayı
rükudayken zekat vermek başka durumlarda vermekten daha faziletli olurdu. Oysa
bildiğimiz fetva ehli hiçbir imama göre böyle bir şey yoktur. Hatta bazıları
burada ayetin Hz. Ali (r.a.) hakkında nazil olduğunu zikretmiştir. Zira, rüku
halindeyken yanından bir dilenci geçmiş, o da yüzüğünü çıkarıp vermiştir.
İbn Ebi Hatim, Utbe b.
Ebi Hakim'den şöyle nakleder: "Sizin dostunuz ancak Allah'tır, Resulüdür,
Allah'ın emirlerine boyun eğerek namazı kılan, zekatı veren mü'minlerdir" ayeti
hakkında, "Onlar mü'minler ve Hz. Ali (r.a.)'tır" demişlerdir.
[2683] İbn Ebi Hatim,
Seleme b. Küheyl'den şöyle nakleder: Hz. Ali (r.a.) rükudayken yüzüğünü
tasadduk etti. Bunun üzerine, "Sizin dostunuz ancak Allah'tır, Resulüdür,
Allah'ın emirlerine boyun eğerek namazı kılan, zekatı veren mü'minlerdir"
ayeti nazil oldu. İmam Taberi, Mücahid’den şöyle nakleder: "Sizin dostunuz
ancak Allah'tır, Resulüdür, Allah'ın emirlerine boyun eğerek namazı kılan,
zekatı veren mü'minlerdir" ayeti Hz. Ali (r.a.) hakkında nazil oldu; o
namazda rüku halindeyken sadaka vermiştir. Abdurrezzak, bu ayet hakkında İbn
Abbas (r.a.)'tan şöyle nakleder: (Bu ayet Ebu Talib'in oğlu Ali (r.a.) hakkında
nazil oldu. Ravilerden Abdulvahhab b. Mücahid, hadisi hüccet olan biri değildir.
[2684] İbn Merduyeh,
Dahhak kanalıyla İbn Abbas (r.a.)'tan şöyle nakleder: Ebu Talip oğlu Hz. Ali
(r.a.) ayakta namaz kılıyordu. Rükudayken bir dilenci geçti. Hz. Ali (r.a.) da
ona yüzüğünü verdi. Bunun üzerine, "Sizin dostunuz ancak Allah'tır. .. "
ayeti nazil oldu. Ravilerden Dahhak, İbn Abbas (r.a.) ile karşılaşmamıştır.
[2685] Yine İbn
Merduyeh, İbn Abbas (r.a.)'tan şöyle rivayet etmiştir: Rasulullah (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) camiye çıktı. İnsanlar kimisi rükuda, kimisi secdede, kimi
kıyamda, kimi kuudda olmak üzere namaz kılıyorlardı. O arada dilencilik yapan
yoksul biri geldi. Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) camiye girince,
"Sana hiç kimse bir şey verdi mi?" diye sordu. Adam, "Evet"
dedi. Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) "Kim?" diye sordu.
Adam, "Şu ayaktaki adam" dedi. Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve
Sellem) "Sana ne haldeyken verdi?" dedi. "Rükudayken" diye
cevap verdi. Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bunu işitince tekbir
getirdi ve "Sizin dostunuz ancak Allah'tır, Rasulüdür, Allah’ın emirlerine
boyun eğerek namazı kılan, zekatI veren mü'minlerdir" ayetini okudu.
Senedi iç açmayan bir senettir. İbn Merduyeh daha sonra bunu Hz. Ali (r.a.)'tan
kendisi hakkında, Ammar b. Yasir ile Ebu Rafi hakkında rivayet etmiştir.
Senetleri zayıf ve ravileri meçhulolduğundan dolayı bunların hiçbiri hiçbir
şekilde sahih değildir.
İbn Merduyeh daha sonra
kendi senediyle Meymun b. Mihran'dan İbn Abbas (r.a.)'ın şöyle dediğini rivayet
etmiştir: "Sizin dostunuz ancak Allah'tır ... " ayeti mü'minler
hakkında nazil oldu ve Hz. Ali (r.a.) onların ilkidir. İmam Taberi,
Abdulmelik'tan şöyle nakleder: Ebu Cafer'e, "Sizin dostunuz ancak
Allah'tır .... " ayeti hakkında, "İman edenler kimlerdir?" diye
sorduk. "İman edenlerdir!" dedi. "Bize ulaşan habere göre Hz.
Ali (r.a.) hakkında nazil olmuş" dedik. "Ali de mü'minlerdendir"
dedi.
,
Esbat, Süddi'den şöyle
nakleder: Bu bütün mü'minler hakkında nazil oldu.
Fakat, Hz. Ali (r.a.)
camide rükudayken yanından bir dilenci geçti ve Hz. Ali (r.a.) yüzüğünü ona
verdi.
Ali b. Ebi Talha, İbn
Abbas (r.a.)'tan şöyle nakleder: Kim Müslüman olursa Allah'ı, Rasulü'nü ve
mü'minleri dost edinmiştir. Bunu Taberi rivayet etmiştir. Bu ayetlerin
hepsinin, Yahudilerle ittifaktan çekilip Allah (c.c), Rasulü (Sallallahu aleyhi
ve Sellem) ve mü'minlerle dostluğu tercih ettiğinde nazil oldu. O yüzden Yüce
Allah ayetlerin hepsinin sonunda "Sizin dostunuz ancak Allah'tır,
Rasulüdür, Allah'ın emirlerine boyun eğerek namazı kılan, zekatı veren
mü'minlerdir" buyurmuştur. Nitekim Yüce Allah başka bir yerde şöyle
buyurur: ''Allah, Elbette ben ve elçilerim galip geleceğiz, diye yazmıştır.
Şüphesiz Allah güçlüdür, galiptir. Allah'a ve ahiret gününe inanan bir toplumun
-babaları, oğulları, kardeşleri, yahut akrabaları da olsa- Allah'a ve Rasulü'ne
düşman olanlarla dostluk ettiğini göremezsin. İşte onların kalbine Allah, iman
yazmış ve katından bir ruh ile onları desteklemiştir. Onları içlerinden
ırmaklar akan cennetlere sokacak, orada ebedi kalacaklardır. Allah onlardan
razı olmuş, onlar da Allah'tan hoşnut olmuşlardır. İşte onlar, Allah'ın
tarafında olanlardır. İyi bilin ki kurtuluşa erecekler de sadece Allah'ın
tarafında olanlardır." (Mücadile 21-22) Böylece, her kim Allah'ın (c.c),
Rasulü'nün (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ve mü'minlerin dostluğunu tercih
ederse dünya ve ahirette kurtuluşa erer, dünya ve ahirette yardım ve destek
görür. O yüzden Yüce Allah burada daha sonra, "Kim Allah'ı, Rasülü'nü ve
iman edenleri dost edinirse (bilsin ki) üstün gelecek olanlar şüphesiz Allah'ın
taraftarlarıdır" buyuruyor.
|
Devam etmek için aşağıdaki linki kullan |