|
İbn Kesir Tefsir-i Kebir |
Maide Suresi 57 ve 58.ayetler |
Müslümanlar Dinleriyle
Alay Eden Kafirleri Nasıl Dost Edinebilirler?
57. Ey iman edenler!
Sizden önce kendilerine Kitap verilenlerden dininizi alay ve oyun konusu edinenleri
ve kafirleri dost edinmeyin. Eğer mü'minler iseniz Allah'tan korkun.
58. Namaza
çağırdığınız zaman onu alay ve eğlence konusu yaparlar. Bu davranış, onların
düşünemeyen bir toplum olmalarındandır.
Tefsiri:
Bu ayetler İslam'ın dini
ve dünyevi her iyiliği içeren pak ve sağlam kurallarına göre hareket etmek
suretiyle Allah'a kulluğun en iyisini yapan Müslümanları, düşmanları olan Kitap
ehli ve müşrikleri dost edinmekten nefret ettirmekte, bunun ne kadar iğrenç bir
şeyolduğunu ortaya sermektedir. "Ey iman edenler! Sizden önce kendilerine
Kitap verilenlerden" "dininizi", eğlendikleri bir "alay ve
oyun konusu edinenleri" kendi bozuk düşünceleri ve sönük fikirlerine göre
bir tür oyun olduğuna inandıkları şey kabul edenleri "ve kafirleri dost
edinmeyin." Bazıları burada ''....." kelimesinin sonunu .....
(kendilerine kitap verilenler) üzerine atfen mecrur, yani sonu esreli
okumuşlardır. Bazıları ise "..... (edinmeyin)in mef'ulü olmak üzere
mansup, yani üstün okumuşlardır ki manası "kafirleri de dost edinmeyin"
dir. Yani onları da bunları da dost edinmeyin. Buradaki kaHrlerden maksat
müşriklerdir. Nitekim İbn Mes'ud (r.a.) bunu "....." yerine ''.......
(müşriklerden) diye okumuştur. 'Eğer" onların alay ve oyun konusu
ettikleri Allah'ın şeriatına "inanan kimselerseniz Allah'tan korkun."
Yani, sizin ve dininizin düşmanı olan bu kimseleri dost edinmekten sakının.
Nitekim Yüce Allah başka bir yerde şöyle buyurur: "Mü'minler, mü'minleri
bırakıp da kafirleri dost edinmesin. Kim bunu yaparsa, artık onun Allah nezdinde
hiçbir değeri yoktur, Ancak kafirlerden gelebilecek bir tehlikeden sakınmanız
başkadır. Allah, kendisine karşı (gelmekten) sizi sakındırıyor. Dönüş yalnız
Allah'adır." (Al-i İmran, 28)
"Namaza
çağırdığınız zaman onu alay ve eğlence konusu yaparlar." Yani, düşünen ve
bilen akıl sahibi kimse için ibadetlerin en üstünü olan namaza çağıran eza nı
okuduğunuzda onu da alay konusu yaparlar. "Bu davranış, onların"
Allah'a ibadeti ve Allah'ın şer'i kurallarını "düşünemeyen bir toplum olmalarındandır."
Bunlar şeytanın takipçilerinin sıfatlarıdır. Şeytan ise,
[2686] "Ezan
okunduğu zaman şeytan arkasını dönüp yellenerek ezanı işitmeyeceği yere kadar
kaçar. Ezan bitince dönüp geri gelir. Namaz için kamet getirilince yine
arkasını dönüp kaçar. Kamet bitince tekrar gelir ve kişi ile düşüncelerinin
arasına girer. Ona hiç aklında olmayan konulara ilişkin 'şunu hatırla, bunu
hatırla' diye vesvese verir. Nihayet insan, kaç rekat kıldığının bile farkında
olmaz. Sizden biri böyle bir şey hissettiğinde selam vermeden önce iki defa
secde etsin. " Bunu Buhari ile Müslüman rivayet etmişlerdir. Zühri der ki:
Allah (c.c) Kitab'ında ezandan bahsederek, "Namaza çağırdığınız zaman onu
alay ve eğlence konusu yaparlar. Bu davranış, onların düşünemeyen bir toplum
olmalarındandır" buyurmuştur. Bunu İbn Ebi Hatim rivayet etmiştir. Esbat,
Süddi'den "Namaza çağırdığınız zaman onu alay ve eğlence konusu
yaparlar" ayetiyle ilgili olarak şöyle rivayet etmiştir: Medine' de
Hristiyan bir adam, müezzinin "Eşhedu enne Muhammeden Rasulullah" sözünü
işittiğinde, "Yalancı yansın" derdi. Bir gece bu adam ve ailesi
uyumakta iken hizmetçisi ateş getirdi. Ateşten kıvılcım düştü ve evde yangın
çıktı. Hem o hem ailesi yandılar. Bunu Taberi ile İbn Ebi Hatim rivayet
etmişlerdir.
[2687] Muhammed b. İshak,
Siret kitabında şöyle anlatır: Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Mekke
Fethi'nde yanında Bilal'le birlikte Kabe'ye girdi ve ona ezan okumasını
emretti. Ebu Süfyan, Attab b. Üseyd ve Haris b. Hişam Kabe'nin avlusunda
oturuyorlardı. Attab b. Üseyd: Allah Üseyd'e bunu işitmemesini, işiterek
öfkeden patlamamasını lütfetti" dedi. Haris b. Hişam,
, "Bense vallahi
onun hak üzere olduğunu bilsem uyarım" dedi. Ebu Süfyan ise, "Ben bir
şey söylemiyorum. Söyleyecek olursam şu taşlar benden başkalarına iletir"
dedi. O sırada Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yanlarına çıktı ve
"Neler söylediklerinizi işittim" dedi, sonra onlara söyledi. Bunun
üzerine Haris ile Attab, "Senin Allah'ın elçisi olduğuna iman ettik.
Söylediklerimize başka hiç kimse şahit olmadı ki sana haber vermiş olsun"
dedi.
[2688] İmam Ahmed b.
Hanbel, Ebu Mahzure'nin evinde kalan yetim Abdullah b. Muhayriz'den şöyle
nakleder: Ebu Mahzure'ye, "Amca! Ben Şam'a gidiyorum. Senin ezanın
hakkında soru sorulmaktan korkuyorum" dedim. O da "Pekiyi"
diyerek (Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in müzzini olma hikayesini)
şöyle anlattı: "Bir toplulukla yolculuğa çıkmıştık. Huneyn yolunda
giderken bir yerde Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in kafilesiyle
karşılaştık. Ben bir yere yaslanmış halde dururken Rasulullah (Sallallahu
aleyhi ve Sellem)'in bir müezzini namaz için ezan okudu. Biz de alay ve taklit
ederek onun gibi bağırıp çağırdık. Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
sesimizi işitince bize birini gönderdi ve yanına götürülüp huzurunda
durdurulduk. Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem), "Yüksek sesini
duyduğum kişi hanginizdi?" diye sordu. İnsanların hepsi, doğru olarak beni
işaret ettiler. Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) hepsini salıverdi,
beni ise bırakmadı. "Kalk ve ezan oku!" dedi. Kalktığımda Rasulullah
(Sallallahu aleyhi ve Sellem)'den ve bana emrettiği şeyden daha çok nefret
ettiğim bir şey yoktu. Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in huzurunda
durdum ve bana ezanı kendisi okudu. Bana, "Allahu Ekber, Allahu Ekber.
Eşhedu en la ilahe mallah. Eşhedu enne Muhammeden Rasulullah. Eşhedu enne
Muhammeden Rasulullah, de" dedi. Sonra bana, "Baştan al ve yüksek
sesle oku!" dedi. Sonra şöyle dedi: "Eşhedu en la ilahe mallah.
Eşhedu en la ilahe mallah. Eşhedu enne Muhammeden Rasulullah. Eşhedu enne
Muhammeden Rasulullah. Hayye alessalah, Hayye alessalah. Hayye ale'l-felah,
Hayye ale'l-felah. Allahu Ekber, Allahu Ekber. La ilahe illallah."
Ezan okumamı bitirince
beni yanına çağırdı ve içinde bir miktar gümüş bulunan bir kese verdi. Sonra
elini Ebu Mahzure 'nin başına koyup yüzüne, sonra göğüslerine, sonra ciğerine
doğru sıvazladı. Sonra Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in eli Ebu
Mahzure'nin göbeğine değdi. Sonra, "Allah sende bereket kılsın, Allah sana
bereket versin" dedi. Ben, "Ya Rasulallah! Mekke'de ezan okumam için
bana emret!" dedim. "Pekala, sana onu emrediyorum" dedi. Bendeki
Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)’e karşı nefret duyguları tamamen gidip
hepsinin yerini O'na (Sallallahu aleyhi ve Sellem) karşı sevgi ve muhabbet
aldı. Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in Mekke valisi Attab b.
Üseyd'in yanına geldim ve Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in emriyle
yanında namaz ezanlarını okudum. Bunu bana ailemden Ebu Mahzure'yle karşılaşan
kişiler de ondan, aynen Abdullah b. Muhayriz'in anlattığı şeyleri aktardılar.
Bunu İmam Ahmed b. Hanbel böyle rivayet etmiştir. İmam Müslim ve dört Sünen
sahibi de Abdullah b. Muhayriz'in Ebu Mahzure'den nakliyle rivayet etmişlerdir.
Adı Semure b. Mi'yer b. Levzan olan bu kişi Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve
Sellem)'in dört müezzininden biridir, Mekke müezzinidir. Ebu Mahzure uzun
yıllar yaşamıştır. Allah (c.c) ondan razı olsun ve razı etsin.
|
Devam etmek için aşağıdaki linki kullan |