İbn Kesir

Tefsir-i Kebir

Maide Suresi

70 – 77.ayetler

 

Yahudilerin Peygamberleri Yalanlamaları ve Öldürmeleri:

 

70. Andolsun ki İsrailoğullarının sağlam sözünü aldık ve onlara peygamberler gönderdik. Ne zaman bir peygamber onlara nefislerinin arzu etmediğini (ilahi hükümleri) getirdi ise bir kısmını yalanladılar, bir kısmını da öldürdüler.

71. Bir fitne olmayacak zannettiler de körleştiler ve sağırlaştılar. Sonra Allah tevbelerini kabul etti. Sonra içlerinden çoğu yine körleştiler, sağırlaştılar. Allah yaptıklarını hakkıyla görendir.

 

Tefsiri:

 

Yüce Allah İsrailoğullarından Allah (c.c) ve Rasulü'nü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) dinleyip itaat edeceklerine dair söz ve ahitler aldığını, onların ise bu ahit ve sözleri bozduğunu, kendi görüşlerine uyup onu şeriat kurallarının önüne geçirdiklerini, onlardan kendi görüş ve hevalarına uyanları alıp uymayanları reddettiklerini bildiriyor. Allah (c.c) şöyle buyuruyor: "Ne zaman bir peygamber onlara nefislerinin arzu etmediğini (ilahi hükümleri) getirdi ise bir kısmını yalanladılar, bir kısmını da öldürdüler." Ardından şöyle buyuruyor:

"Bir fitne olmayacak zannettiler de ... " Yani, onlar yaptıklarının bir kötülük ve şerre yol açmayacağını düşündüler, fakat yol açtı. Zira onlar hakikate karşı körleştiler ve sağırlaştılar; artık hiçbir hakikati işitemez ve doğru yolu bu lamazlar. "Sonra Allah tevbelerini kabul etti." Yani içinde bulundukları kötü halden çıkardı. "Sonra" yeniden "içlerinden çoğu yine körleştiler, sağırlaştılar. Allah yaptıklarını hakkıyla görendir. " Yani, onlardan tamamen haberdardır; onlardan hidayeti hak edenleri de saptırılmayı hak edenleri de bilir.

 

 

 

72. Andolsun ki ''Allah, kesinlikle Meryem oğlu Mesih'tir" diyenler kafir olmuşlardır. Halbuki Mesih, "Ey İsrailoğulları! Rabbim ve Rabbiniz olan Allah'a kulluk ediniz. Biliniz ki kim Allah'a ortak koşarsa muhakkak Allah ona Cenneti haram kılar; artık onun yeri ateştir ve zalimler için yardımcılar yoktur" demişti.

73. Andolsun ''Allah, üçün üçüncüsüdür" diyenler de kafir olmuşlardır. Halbuki bir tek Allah'dan başka hiçbir ilah yoktur. Eğer bu söylediklerinden vazgeçmezlerse, kafir olanlara acı bir azap isabet edecektir.

74. Hala Allah'a tevbe edip O'ndan bağışlanmayı dilemeyecekler mi? Allah çok bağışlayandır, çok merhametlidir.

75. Meryem oğlu Mesih ancak bir Rasuldür. Ondan önce de (birçok) Rasuller gelip geçmiştir. Anası da çok doğru bir kadındır. Her ikisi de yemek yerlerdi. Bak, onlara delilleri nasıl açıklıyoruz, sonra bak nasıl (haktan) yüz çeviriyorlar.

 

Tefsiri:

 

Yüce Allah Hristiyanların Melkiyye, Yakubiyye ve Nasturiyye fırkalarından "Mesih Allah'ın kendisidir" diyenlerin kafir olduklarına hükmediyor. Allah (c.c) onların söylediklerinden münezzeh ve uzaktır. O mukaddestir, yüce ve büyüktür. Oysa İsa (a.s) daha önce onlara kendisinin Allah'ın kulu ve elçisi olduğunu söylemişti. Onun beşikte bebek iken ilk telaffuz ettiği söz "Muhakkak ki ben Allah'ın kuluyum" idi. O "Ben Allah'ım" da "Ben Allah'ın oğluyum" da dememiş, bilakis şöyle demişti:

 

"Çocuk şöyle dedi: Ben, Allah'ın kuluyum. O, bana Kitab'ı verdi ve beni Peygamber yaptı." (Meryem, 30) "(İsa şunu da söyledi:) Muhakkak ki Allah, benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir." (Meryem, 36) İsa (a.s) olgunluk çağına erişip Peygamber olarak gönderildiğinde de aynısını söylemiş; sadece hiçbir ortağı bulunmayan kendisinin ve onların Rabbi olan Allah'a ibadet etmelerini emretmişti. O yüzden Yüce Allah şöyle buyuruyor: "Halbuki Mesih şöyle demişti: Ey İsrailOğulları! Rabbim ve Rabbiniz olan Allah'a kulluk ediniz. Biliniz ki kim Allah'a ortak koşarsa", yani Allah'la birlikte başka şeylere de ibadet ederse "muhakkak Allah ona Cenneti haram kılar; artık onun yeri ateştir" Yani, Cehennemi hak eder ve Cennet ona haram olur. Nitekim Yüce Allah başka bir ayette şöyle buyurur: "Allah, kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz; bundan başkasını, (günahları) dilediği kimse için bağışlar. Allah'a ortak koşan kimse büyük bir günah (ile) iftira etmiş olur. " (Nisa, 48) Yine, "Cehennem ehli, Cennet ehline, 'Suyunuzdan veya Allah'ın size verdiği rızıktan biraz da bize verin!' diye seslenirler. Onlar da, 'Allah bunları kafirlere haram kılmıştır' derler" (A'raf, 50) buyurur.

 

 

[2715] Sahih bir hadiste ifade edildiğine göre Rasul-i Ekrem (Sallallahu aleyhi ve Sellem) birisini insanlara şu duyuruyu yapmak üzere göndermiştir:

"İyi bilin ki Cennet'e ancak Müslüman kimseler (başka bir rivayette 'Mü'min kimseler') girecektir. "

 

 

[2716] Yezid b. Babenus'un Aişe (r.anha)'dan yaptığı şu rivayet, Nisa suresinin başlarındaki "Şüphesiz Allah kendisine ortak koşulmasını bağışlamaz" ayetinin tefsirinde geçmiştir; Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem), "Divanlar üçtür" buyurmuş, onlardan birini "Allah'ın bağışlamayacağı bir divanı" olarak zikretmiş ve onun ''Allah'a ortak koşmak" olduğunu bildirmiştir. Allah (c.c), "Kim Allah'a ortak koşarsa muhakkak Allah ona Cenneti haram kılar" buyurmuştur. Hadis İmam Ahmed b. Hanbel'in Müsned'inde geçmektedir. Bu sebepten Yüce Allah, Hz. İsa (a.s)'ın İsrailOğullarına şöyle dediğini haber vermiştir: "Biliniz ki kim Allah'a ortak koşarsa muhakkak Allah ona Cenneti haram kılar; artık onun yeri ateştir ve zalimler için yardımcılar yoktur." Yani, onun Allah (c.c) katında hiçbir yardımcısı, destekçisi ve onu içinde bulunduğu durumdan kurtaracak kimsesi yoktur.

 

''Andolsun ki 'Allah, kesinlikle Meryem oğlu Mesıh 'tir' diyenler kafir olmuşlardır." İbn Ebi Hatim, Ebu Sahr'dan, "Andolsun ki 'Allah, kesinlikle Meryem oğlu Mesih'tir' diyenler kafir olmuşlardır" buyruğu hakkında şöyle rivayet etmiştir: Ayette bahsedilen Yahudilerin, "Uzeyir Allah'ın oğludur" (Tevbe,30) sözü ile Hristiyanların "Mesih İsa Allah'ın oğludur" (Tevbe, 30) sözleridir. Hristiyanlar Allah'ı üçün üçüncüsü yapmışlardır. Ayette hem Yahudilerin hem Hristiyanların kastedildiği görüşü gariptir. Asıl doğru olan sadece Hristiyanlar hakkında indiğidir ki Mücahid ve pek çok kişi böyle demiştir. Sonra kim oldukları hususunda farklı görüşler vardır. Kimisi şöyle demiştir:

 

Üç unsur görüşünde olan kafirler kastedilmiştir ki onlar baba unsuru, oğul unsuru ve babadan oğula sirayet eden söz unsurudur. Allah onların söylediklerinden münezzeh ve yücedir.

 

Taberi ve başkaları şöyle demişlerdir: Her üç mezhep, Melekiyye, Ya'kubiyye ve Nasturiyye mezheplerinin hepsi de bu unsurlara inanırlar. Onlar bu konuda birbirinden çok zıt görüşlere sahiptirler ki burası o onların genişçe ele alınmasına müsait değildir. Her bir grup diğerini kafirlikle suçlar. Doğrusu ise bunların hepsi kafirdir.

 

Süddi ve başkaları şöyle demişlerdir: Ayet-i kerime onların Hz. İsa (a.s) ile annesini Allah'la birlikte iki ilah yapmalarından dolayı nazil oldu. Onlar Allah'ı (c.c) bu itibarla üçün üçüncüsü yapmışlardır. Süddi der ki: Ayette ifade edilen, Allah'ın bu sürenin sonundaki şu buyruğundaki gibidir: ''Allah, Ey Meryem oğlu İsa! İnsanlara, 'Beni ve anamı, Allah'tan başka iki ilah bilin' diye sen mi dedin, buyurduğu zaman o şöyle dedi: Haşa! Seni tenzih ederim ... " (Maide, 116) Asıl kuvvetli görüş de budur. Doğrusunu en iyi Allah bilir.

 

Yüce Allah devamla şöyle buyuruyor: "Halbuki bir tek Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur." Yani, Allah (c.c) birden çok değildir; bilakis tektir, hiçbir ortağı yoktur. Tüm canlıların ve diğer bütün varlıkların yaratıcısıdır.

 

Yüce Allah daha sonra onları tehditte ederek şöyle buyuruyor: "Eğer bu söylediklerinden" yalan ve iftiralarından "vazgeçmezlerse, kafir olanlara" ahirette, zincirler ve diğer işkenceler gibi "acı bir azap isabet edecektir."

"Hala Allah'a tevbe edip O'ndan bağışlanmayı dilemeyecekler mi? Allah çok bağışlayandır, çok merhametlidir." Bu Allah'ın kereminden, kullarına karşı cömertliğinden, lütuf ve merhametindendir. Bu büyük günaha, böylesi iftira ve yalana rağmen yine de onları tevbeye ve bağışlanmaya çağırıyor. Zira, Allah kendisine her tevbe edenin tevbesini kabul buyurur.

 

Yüce Allah daha sonra şöyle buyuruyor: "Meryem oğlu Mesıh ancak bir Resuldür. Ondan önce de (birçok) Resuller gelip geçmiştir. " Yani, onun diğer Peygamberlerden örnekleri, benzerleri ve emsalleri vardır. O Allah'ın kullarından bir kul, değerli Peygamberlerinden bir Peygamberdir. Nitekim Yüce Allah başka bir ayette şöyle buyurur: "o, sadece kendisine nimet verdiğimiz ve İsrailoğullarına örnek kıldığımız bir kuldur." (Zuhruf, 59)

 

Yüce Allah devamla "Anası da çok doğru bir kadın (sıddıka)dır" buyuruyor. Meryem (a.s) Hz. İsa (a.s)'a iman etmiş ve onu tasdik etmiştir ki bu onun en yüksek makamıdır. Bu ayet İbn Hazm ve başkalarını iddia ettiklerinip aksine Meryem (a.s)'ın Peygamber olmadığının delilidir. Onlar meleklerin Hz.

İshak (a.s)'ın annesi Sarre (Saral'ya ve Meryem (a.s)'a seslenmelerine ve "Biz Musa'nın annesine onu emzir diye vahyettik" (Kasas, 7) ayetine dayanarak bunların Peygamber olduklarını iddia etmişlerdir. Zira Peygamberliğin manası da budur (vahiy, meleklerin onunla konuşması vs. dir.) Cumhur ise Allah'ın (c.c.) tüm Peygamberleri sadece erkeklerden gönderdiği görüşündedirler. Nitekim Yüce Allah şöyle buyurur: "Senden önce de, şehirler halkından kendilerine vahyettiğimiz erkeklerden başkasını Peygamber göndermedik. (Kafirler) yeryüzünde hiç gezmediler mi ki kendilerinden öncekilerin sonunun nasılolduğunu görsünler!" (Yusuf, 109)

 

Ebu Hasen el-Eş'ari de bu konuda icmanın olduğunu söylemiştir.

 

"Her ikisi de yemek yerlerdi. " Yani, yiyecekle beslenme ve onları dışarı atma ihtiyaçları vardı. Dolayısıyla onlar diğer insanlar gibi birer kuldurlar ve cahil Hristiyan mezheplerinin (Allah'ın kıyamete kadar daimi laneti üzerlerine olsun) iddia ettikleri gibi ilah değillerdir. Yüce Allah daha sonra şöyle buyuruyor: "Bak, onlara delilleri nasıl açıklıyoruz", yani açığa çıkarıyor ve beyan ediyoruz. "Sonra bak", bu açıklamadan, hakikatin ayan beyan ortaya çıkarılmasından sonra "nasıl yüz çeviriyorlar?" Nereye gidiyor, hangi görüşe tutunuyorlar? Hangi sapıklık yolunda yürüyorlar!

 

 

 

76. De ki: Allah'ı bırakıp da sizin için fayda ve zarara gücü yetmeyen şeylere mi tapıyorsunuz? Hakkıyla işiten ve bilen yalnız Allah'tır.

77. De ki: Ey Kitap ehli! Dininizde haksız yere haddi aşmayın. Daha önceden sapan, birçoklarını saptıran ve yolun doğrusundan uzaklaşan bir topluma uymayın.

 

Tefsiri:

 

Yüce Allah kendisinin dışında putlara, taşlara ve sahte ilahlara tapanları eleştirerek, onların ilahlıktan hiçbir şeyi hak etmediklerini açıklayarak şöyle

,

buyuruyor: Ey Muhammed! Allah'tan başkalarına ibadet eden muhtelif insan

gruplarına -ki buna Hristiyanlar da girer- "De ki: Allah'ı bırakıp da sizin için fayda ve zarara", yani size hiçbir zarar vermeye ve hiçbir fayda ulaştırmaya "gücü yetmeyen şeylere mi tapıyorsunuz? Hakkıyla işiten ve bilen", yani kullarının sözlerini hakkıyla işiten ve her şeyi bilen "yalnız Allah'tır." Öyleyken siz neden O'nu bırakıp da hiçbir şey duymayan, görmeyen ve bilmeyen, ne kendisine ne başkasına hiçbir zarar ve fayda veremeyen bu cansızlara ibadete yöneldiniz?

 

Yüce Allah devamla şöyle buyuruyor: "De ki: Ey Kitap ehli! Dininizde haksız yere haddi aşmayın." Yani, hakka uymada haddi aşmayın, saygı ve tazimle emrolunduğunuz kişiler hakkında aşırıya gitmeyin. Hz. İsa (a.s)'da yaptığınız gibi onu haddinden fazla överek Peygamberlik konumundan ilahlık konumuna yükseltmeyin. Peygamberlerden bir Peygamber olduğu halde onu Allah dışında ayrı bir ilah yaptınız. Bunun sebebi ise sapıklık önderlerine uymanızdır ki onlar sizden önceki nesillerden yoldan sapmış kimselerdir. "Daha önceden sapan, birçoklarını saptıran ve yolun doğrusundan uzaklaşan", yani istikamet yolundan ve itidalden ayrılıp sapıklık ve azgınlık yoluna giren "bir topluma uymayın."

İbn Ebi Hatim, Rebi' b. Enes'ten şöyle nakleder: Başlarda Hristiyanların, onları istikamet üzere tutan bir liderleri vardı. Uzun bir süre onlarda Kitap ve Sünnet'in hükümlerine uydu. Sonra şeytan gelerek ona, "Sen kendinden önce gidilen yolu izliyor, senden önce yapılanları yapıyorsun. Eskisi üzerinde çakılıp kalma, donuk olma. Bilakis, kendinden bir şeyler türet, ona çağır ve insanları ona zorla!" dedi. O da söylediği gibi yaptı. Böyle yaptıktan bir süre sonra kendine geldi ve tevbe etmek istedi. Saltanatını ve hükümranlığını bırakarak kendisini Allah'a ibadete vermek istedi. Bu defa şeytan onun ibadetiyle oynamak istedi. Ona gelerek şöyle dedi: "Sen, seninle Rabbin arasında yaptığın bir günahtan dolayı tevbe ettiğinde bu kabulolunabilir. Fakat senin izinden giden filan, filan ve filan da sapıttılar, sonra dünyadan sapıklık üzere ayrıldılar. Şimdi sen onları hidayete nasıl ileteceksin? Dolayısıyla senin tevben ebediyen geçerli değildir." İşte biz şu ayetin bu ve benzerleri hakkında olduğunu duyduk: "De ki: Ey Kitap ehli! Dininizde haksız yere haddi aşmayın. Daha önceden sapan, birçoklarını saptıran ve yolun doğrusundan uzaklaşan bir topluma uymayın."

 

Devam etmek için aşağıdaki linki kullan

 

78. İsrailoğullarından kafir olanlar, Davud ve Meryem oğlu İsa diliyle lanetlenmişlerdir. Bunun sebebi, söz dinlememeleri ve sınırı aşmalarıdır.

79. Onlar birbirlerini işledikleri kötülükten vazgeçirmeye çalışmazlardı. Andolsun yaptıkları ne kötüdür!

80. Onlardan çoğunun, inkar edenlerle dostluk ettiklerini görürsün. Nefislerinin onlar için (ahiret hayatları için) önceden hazırladığı şey ne kötüdür: Allah onlara gazap etmiştir ve onlar azap içinde devamlı kalıcıdırlar!

81. Eğer onlar Allah'a, Peygamber'e ve ona indirilene iman etmiş olsalardı onları (Müşrikleri) dost edinmezlerdi; fakat onların çoğu yoldan çıkmışlardır.