|
İbn Kesir Tefsir-i Kebir |
Maide Suresi 78 – 81.ayetler |
İsrailoğullarının
Lanetlenmesi ve Bunun Sebebi:
78. İsrailoğullarından
kafir olanlar, Davud ve Meryem oğlu İsa diliyle lanetlenmişlerdir. Bunun sebebi,
söz dinlememeleri ve sınırı aşmalarıdır.
79. Onlar birbirlerini
işledikleri kötülükten vazgeçirmeye çalışmazlardı. Andolsun yaptıkları ne
kötüdür!
80. Onlardan çoğunun,
inkar edenlerle dostluk ettiklerini görürsün. Nefislerinin onlar için (ahiret
hayatları için) önceden hazırladığı şey ne kötüdür: Allah onlara gazap etmiştir
ve onlar azap içinde devamlı kalıcıdırlar!
81. Eğer onlar
Allah'a, Peygamber'e ve ona indirilene iman etmiş olsalardı onları (Müşrikleri)
dost edinmezlerdi; fakat onların çoğu yoldan çıkmışlardır.
Tefsiri:
Yüce Allah
İsrailoğullarının kafirlerine çok uzun zaman önce, Allah'a isyanları ve O'nun
(c.c) kullarının haklarına tecavüzleri sebebiyle Peygamberi Davud (a.s)'a
indirdiği kitapta ve İsa (a.s)'m diliyle lanet ettiğini bildiriyor. Avfi, İbn
Abbas (r.a.)'tan şöyle nakleder: "Onlara Tevrat'ta, İncil' de, Zebur'da ve
Kur'an'da lanet edilmiştir." Yüce Allah sonra onların dönemlerinde sürekli
yapageldikleri şeyi bildiriyor: "Onlar birbirlerini işledikleri kötülükten
vazgeçirmeye çalışmazlardı. " Yani, onlardan hiçbiri diğerini günahları ve
haramları işlemekten men etmezdi. Yüce Allah daha sonra, aynısı yapmaktan
sakınılsın diye onları yererek şöyle buyuruyor: "Andolsun yaptıkları ne
kötüdür!"
[2717] İmam Ahmed b.
Hanbel, Abdullah'tan şöyle nakleder: Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
şöyle buyurdu: "İsrdiloğulları günahlara dalınca alimleri onları men
ettiler, fakat onlar bırakmadılar. (Buna rağmen alimler) onlarla sohbet
meclislerinde ve çarşılarında (sonuncu kelime ravilerden Yezid'in tahminen
yaptığı ziyadedir) birlikte oturup kalktılar, onlarla birlikte yiyip içtiler.
Bunun üzerine Allah (c.c) onların kalplerini birbirine benzetti ve onlara Ddvud
(a.s) ile Meryem oğlu İsa (a.s) diliyle lanet etti. Bunun sebebi, söz dinlememeleri
ve sınırı aşmalarıdır." Rasul-i Ekrem bir yere yaslanmış haldeydi. Oturdu
ve şöyle buyurdu: "Hayır! Canımı elinde tutan Allah'a andolsun ki siz de
onlar gibi masiyet ehli insanları hakka döndürmedikçe kurtuluşa eremezsiniz.
"
[2718] Ebu Davud, İbn
Mes'ud (r.a.)'tan şöyle nakleder; Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
şöyle buyurdu: "İsrailoğullarında eksilme ve gerileme ilk olarak şöyle
başladı. Bir adam birine rastgelir ve "Eyadam, Allah'tan kork ve şu
yaptığın şeyi bırak; zira bunu yapman helal değildir" derdi. Sonra ertesi
sabah onunla karşılaştığında, yapmış olduğu çirkin işler onunla yiyip içmesini
ve oturup kalkmasını engellemezdi. Böyle yapınca Allah (c.c) kalplerini
birbiriyle benzetti." Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) sonra şu
ayetleri okudu: "İsrailoğullarından kafir olanlar, Davud ve Meryem oğlu
İsa diliyle lanetlenmişlerdir. Bunun sebebi, söz dinlememeleri ve sınırı
aşmalarıdır... fakat onların çoğu yoldan çıkmışlardır." (78-81. ayetler).
Sonra şöyle buyurdu: "Hayır, kesinlikle! Vallahi, mutlaka iyiliği emredip
kötülükten men etmeli, kesinlikle zalim’in elini tutup engellemeli, onu zorla
hakka çevirmeli veya zorla hakka iletmelisiniz. " Bunu Tirmizi ve İbn Mace
de Ali b. Bezime'nin nakliyle rivayet etmişlerdir. Tirmizi, "Hasen ve
gariptir" demiştir. Sonra o ve İbn Mace bunu mürselolarak da rivayet
etmişlerdir.
[2719] İbn Ebi Hatim,
Ebu Ubeyde kanalıyla İbn Mes'ud (r.a.)'tan şöyle rivayet etmiştir: Allah Rasulü
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "İsrailoğullarından biri din
kardeşini bir günah üzere gördüğünde onu kızarak men ederdi. Ertesi günü
olduğunda ise görmüş olduğu hali onunla yemek arkadaşı, oturup kalktığı kişi ve
ortağı (Harun'un rivayetinde 'ortağı' yerine 'içme arkadaşı' geçmektedir) olmasını
engellemezdi. Allah (c.c) onlarda bunu görünce kalplerini birbirine benzetti ve
Peygamberleri Davud (a.s) ile Meryem oğlu İsa (a.s)'ın diliyle onlara lanet
etti. Bu onların günahlar işlemeleri ve haddi aşmaları sebebiyle idi."
Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) sonra şöyle buyurdu: "Canımı
elinde tutan Allah'a andolsun ki siz ya kesin olarak iyiliği emreder ve
kötülükten men edersiniz, günah işleyenlerin elini günahtan el çektirirsiniz ve
onları ısrarla hakka çevirirsiniz yahut Allah (c. c) kalplerinizi birbirine
benzetir veya onlara lanet ettiği gibi size de lanet eder. "
Bu rivayetteki ifade
ravilerden Ebu Said’e aittir. Hadisin rivayetinde aynen böyle demiştir. Bunu
ayrıca Ebu Davud benzer bir lafızla rivayet etmiştir. Bunu Muharibi de rivayet
etmiştir.
İyiliği Emretmek ve
Kötülükten Men Etmek Hakkında Hadisler:
"Din adamları ve
alimleri onları, günah olan sözleri söylemekten ve haram yemekten menetselerdi
ya!" (Maide, 63) ayetinin tefsirinde Cerir hadisi geçmişti. "Ey iman
edenler! Siz kendinize bakın. Siz doğru yolda olunca sapan kimse size zarar
veremez" (Maide, 105) ayetinde de Ebu Bekir (r.a.) hadisi ile Ebu Sa'lebe
el-Huşeni hadisi gelecek.
[2720] İmam Ahmed b.
Hanbel, Huzeyfe b. Yeman (r.a.)'tan, Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve
Sellem)'in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: "Canımı elinde tutan
Allah'a and olsun ki ya iyiliği emreder ve kötülükten nehyedersin ya da yakın
zamanda Allah (c.c) size katından bir ceza gönderir de O'na (c.c) dua ettiğiniz
halde kabul olunmaz. " Bunu Tirmizi de rivayet etmiş ve "Bu hasen
hadistir" demiştir.
[2721] İbn Mace, Aişe
(r.anha)'dan şöyle nakleder: Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'i şöyle
buyururken işittim: "Dua ettiğiniz halde size duanız kabul olunmazdan
evvel iyiliği emredin ve kötülükten nehyedin. " Bunu sadece İbn Mace
rivayet etmiştir. Ravilerden Asım meçhuldür.
[2722] Müslim,
Sahih'inde, Ebu Said el-Hudri (r.a.)'tan şöyle rivayet edilmiştir; Rasulullah
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Sizden kim bir münker (şeriata
muhalif bir şey) görürse onu eliyle değiştirsin. Ona gücü yetmezse diliyle
değiştirsin. Ona da gücü yetmezse kalbiyle (buğzetsin). Bu ise imanın en zayıf
halidir. " Bunu Müslim rivayet etmiştir.
[2723] İmam Ahmed b.
Hanbel, Adiyy b. Umeyre'den şöyle rivayet etmiştir; Rasul-i Ekrem (Sallallahu
aleyhi ve Sellem)'i şöyle buyururken işittim: ''Allah (c.c) bazı kimselerin
yaptıklarından dolayı halka ancak, gözleri önünde kötülükler işlen ip de
güçleri yettiği halde karşı çıkmadıklarında azap eder. Böyle yaptıklarında
Allah (c.c) hem onları yapanlara halka azap eder. " İmam Ahmed b. Hanbel
sonra bunu başka bir tarikle Adiyy b. Adiyy'den şöyle rivayet etmiştir:
"Kölemin bana anlattığına göre dedemi şöyle derken işitmiş:
Rasulullah (Sallallahu
aleyhi ve Sellem)'i şöyle buyururken işittim ... " İmam Ahmed b. Hanbel bu
hadisi bu iki tarikten rivayet etmiştir.
[2724] Ebu Davud da İbn
Amire (r.a.)'dan Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in şöyle
buyurduğunu rivayet etmiştir: "Bir yerde günah işlenirse, ona tanık olup
nefret eden (bir rivayette 'karşı çıkan') orada bulunmayan kimse gibidir. Orada
bulunmadığı halde o fiile rıza gösteren ise ona şahit olan gibidir. " Bunu
sadece Ebu Davud rivayet etmiştir. Sonra başka bir tarikten mürselolarak rivayet
etmiştir.
[2725] Ebu Davud, Ebu
Buhteri'den şöyle rivayet etmiştir: Bana Hz.
Peygamber (Sallallahu
aleyhi ve Sellem)'i işiten biri (başka bir rivayette, 'Hz. Peygamber
(Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in ashabından biri!) O'nun (Sallallahu aleyhi ve
Sellem) şöyle buyurduğunu anlattı: "İnsanlar mazeretlerini tüketmedikçe
(başka bir rivayette, 'kabul edilebilir bir mazeret bıraktıkça') helak
olmazlar. "
[2726] İbn Mace, Ebu
Said el-Hudri (r.a.)'tan şöyle rivayet etmiştir: Rasul-i Ekrem (Sallallahu aleyhi
ve Sellem) verdiği bir hutbede söyledikleri arasında şu cümle vardı:
"Dikkat edin. Sakın insanlardan korku ve çekincesi kişiyi bildiğinde hakkı
söylemekten alıkoymasın!" Ebu Said el-Hudri (r.a.) daha sonra ağladı ve
"Vallahi biz de bir takım şeyler gördük ve çekindik" dedi,
[2727] Ebu Said el-Hudri
(r.a.)'tan yapılan başka bir hadiste Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve
Sellem) şöyle buyurmuştur: "En büyük cihad zalim bir sultanın yanında hak
sözü söylemektir. " Bunu Ebu Davud, Tirmizi ve İbn Mace rivayet etmiş,
Tirmizi, "Bu kanaldan hasen ve gariptir" demiştir.
[2728] İbn Mace, Ebu
Ümame (r.a.)'tan şöyle rivayet etmiştir: İlk cemrede (Hacc' daki şeytan
taşlamada) Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in yanına bir adam gelerek,
"Ya Rasulallah! En faziletli cihad hangisidir?" diye sordu. Allah
Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) cevap vermedi. İkinci cemreyi yapınca adam
tekrar sordu ve Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yine sustu. Akabe
cemresini attıktan sonra bineğe binmek için ayağını eğere koyduğunda "Soru
soran kişi nerede?" diye sordu. Adam "O benim ya Rasulallah!"
dedi. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) "Zalim bir sultanın
yanında söylenen hak sözdür" buyurdu. Bunu sadece o rivayet etmiştir.
[2729] İbn Mace, Ebu
Said el-Hudri (r.a.)'tan şöyle rivayet etmiştir: Allah Rasulü (Sallallahu
aleyhi ve Sellem), "Sizden kimse kendisini hakir duruma düşürmesin"
buyurdu. "Ya Rasulallah! Bizden biri kendisini nasıl hakir duruma
düşürür?" dediler. Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) "Hakkında
Allah'ın sözü bulunan bir şey görür, sonra onunla ilgili bir şey söylemez.
Allah (c.c) ona kıyamet günü "Şu şu şu konularda konuşmanı ne
engelledi?" der. O "İnsanlardan korkum" der. Allah (c.c),
"Korkmana ben daha layıktım" buyurur. " Bunu sadece o rivayet
etmiştir.
[2730] Yine İbn Mace Ebu
Said el-Hudri (r.a.)'tan şöyle rivayet etmiştir: Ben Rasul-i Ekrem (Sallallahu
aleyhi ve Sellem)'i şöyle buyururken işittim:
"Muhakkak ki Allah
kıyamet gününde kula soracak ve 'Kötülük gördüğünde ona karşı çıkmanı ne
engelledi?' diyecek. Allah (c.c) kula gerekçesini ilham edecek olursa, "Ey
Rabbim, sana (hoşgörüne) ümit besledim ve insanlardan korktum" der. "
Bunu da yine sadece İbn Mace rivayet etmiştir. Senedi fena değildir.
[2731] İmam Ahmed b.
Hanbel, Huzeyfe (r.a.)'tan şöyle rivayet etmiştir: Rasulullah (Sallallahu
aleyhi ve Sellem), "Hiçbir Müslüman'ın kendisini zelil duruma düşürmesi
yakışık almaz. " buyurdu. "Kendisini nasıl zelil eder?"
denilince Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) "Kendisini tahammül
edemeyeceği belaya sokar" buyurdu. Bunu Tirmizi ve İbn Mace de böyle
rivayet etmiş, Tirmizi, "Hasen, sahih ve garip hadistir" demiştir.
[2732] İbn Mace, Ehes b.
Malik (r.a.)'tan şöyle rivayet etmiştir: "Ya Rasulallah! emr-i bi'l-ma'ruf
ve nehy-i ani'l-münker ne zaman terk edilebilir?" diye soruldu. Rasulullah
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) "Sizde önceki ümmetlerde yaygın olan şeyler
yaygınlaştığında" buyurdu. "Bizden önceki ümmetlerde yaygın olan
şeyler nelerdi?" dediler. "Yönetim küçüklerinizde, fenalıklar
büyüklerinizde, ilim de rezillerinizde olduğu vakit" buyurdu. Ravilerden
Zeyd b. Yahya der ki: "İlim rezillerinizde olduğunda"nın manası
"İlim fasıklarda olduğunda"dır. Bunu sadece İbn Mace rivayet etmiştir.
İnşallah, "Ey iman edenler! Siz kendinize bakın. Siz doğru yolda olunca
sapan kimse size zarar veremez" (Maide, 105) ayetinin tefsirinde bunu
destekleyici Ebu Sa'lebe hadisinde'de bu husus zikredilecek. Yegane güvencemiz
Allah'tır.
"Onlardan çoğunun,
inkar edenlerle dostluk ettiklerini görürsün."
Mücahid, "Kasıt
münafıklardır" demiştir. "Nefislerinin onlar için (ahiret hayatları
için) önceden hazırladığı şey ne kötüdür" O şeyden kasıt, Mü'minlerle
dostluğu bırakıp kafirleri dost edinmeleridir. Bunun akabinde kalplerine nifak
girmiş ve Allah onlara kıyamet gününe kadar devam edecek bir gazapla gazap
etmiştir. O yüzden ayette şöyle denilmiştir: "Allah onlara gazap
etmiştir." Bu, Allah'ın onları yerme sebebinin açıklamasıdır. "Ve
onlar" kıyamet günü "azap içinde devamlı kalıcıdırlar!"
[2733] İbn Ebi Hatim,
A'meş'ten, Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in şöyle buyurduğunu
rivayet etmiştir: "Ey Müslümanlar! Zinadan sakının. Çünkü onun üçü dünyada
üçü ahirette olmak üzere altı sonucu vardır. Dünyada olan sonuçları şunlardır;
yüzün güzelliğini giderir, fakirfiğe yol açar ve ömrü kısaltır. Ahiretteki
sonuçları ise; Rabbin gazabına, çetin bir hesaba ve Cehennemde ebedi kalmaya
yol açar." Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) sonra
"Nefislerinin onlar için (ahiret hayatları için) önceden hazırladığı şey
ne kötüdür: Allah onlara gazap etmiştir ve onlar azap içinde devamlı
kalıcıdırlar!" ayetini okudu. Bunu İbn Ebi Hatim böyle rivayet etmiştir.
Bunu İbn Merduyeh de farklı bir senetle Huzey(e (r.a.)'tan benzer bir lafızla
rivayet etmiştir. Bu hadis her halükarda zayıftır. Doğrusunu en iyi Allah
bilir.
Sonra Yüce Allah şöyle
buyuruyor: "Eğer onlar Allah'a, Peygamber'e ve ona indirilene iman etmiş
olsalardı onları (Müşrikleri) dost edinmezlerdi" Yani, Allah'a (c.c), Peygamberlere
ve Kur'an'a gerçekten iman etmiş olsalardı içlerinde kafirleri dost edinmez,
Allah'a (c.c), Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e ve O'na
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) indirilen Kitab'a düşmanlık beslemezlerdi.
"Fakat onların çoğu fasıktır." Yani, Allah (c. c) ve Resulü'ne
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) itaatten çıkan, vahyine ve Kur'an ayetlerine
muhalefet eden kimselerdir.
|
Devam etmek için aşağıdaki linki kullan |
86. İnkar eden ve ayetlerimizi yalanlayanlara gelince, onlar Cehennemliklerdir.