İbn Kesir

Tefsir-i Kebir

Maide Suresi

110 ve 111.ayetler

 

Yüce Allah'ın Kıyamet Gününde isa (a.s)'a Hitabı:

 

110. Allah o zaman şöyle diyecek: Ey Meryem oğlu İsa! Sana ve annene (verdiğim) nimetimi hatırla! Hani seni mukaddes ruh (Cebrail) ile desteklemiştim; (bu sayede) sen beşikte iken de yetişkin çağında da insanlarla konuşuyordun. Sana kitabı (okuyup yazmayı), hikmeti, Tevrat ve İncil'i öğretmiştim. Benim iznimle çamurdan, kuş şeklinde bir şey yapıyordun da ona üflüyordun, hemen benim iznimle o bir kuş oluyordu. Yine benim iznimle anadan doğma körü ve alacalıyı iyileştiriyordun. Ölüleri benim iznimle (hayata) çıkarıyordun. Hani İsrailoğullarını (seni öldürmekten) engellemiştim; kendilerine apaçık deliller (mucizeler) getirdiğin zaman içlerinden inkar edenler, "Bu, apaçık bir sihirden başka bir şey değildir" demişlerdi.

111. Hani havarflere, "Bana ve Peygamberime iman edin" diye ilham etmiştim. Onlar (da), "İman ettik, bizim Allah'a teslim olmuş kimseler (Müslümanlar) olduğumuza sen de şahit ol" demişlerdi.

 

Tefsiri:

 

Yüce Allah kulu ve elçisi Meryem oğlu İsa (a.s)'a lütfettiği nimetleri, onun ellerinde gerçekleştirdiği müthiş mucizeleri ve harikulade şeyleri zikrediyor ve şöyle diyor: ''Allah o zaman şöyle diyecek: Ey Meryem oğlu İsa! Sana ve annene (verdiğim) nimetimi hatırla!" Seni babasız olarak bir anneden yaratışımı, seni her şeyi yapmaya gücümün tam olduğuna bir ayet ve kat'i delil yapışımı hatırla. Annene de, cahil zalimlerin ona isnat ettikleri fahişelikten uzak olduğuna seni şahit kılmak suretiyle lütufla bulunmuştuk.

 

"Hani seni mukaddes ruh ile desteklemiştim." Mukaddes ruhtan kasıt Cebrail (a.s)'dır. Yani, seni küçüklüğünde ve büyükken Allah'a davet eden bir nebi kılmıştım. Seni bebekken kundakta konuşturmuştum da, annenin her türlü hayasızlıktan uzak olduğuna şahitlik yapmış, Allah'a kulluğunu itiraf etmiş, seni Peygamber gönderişimi ve senin insanları bana ibadete çağırışını ifade etmiştin. "Beşikte iken de yetişkin çağında da insanlarla konuşuyordun." Yani, küçüklüğünde ve büyükken insanları Allah'a davet ediyordun. Burada "konuşma" fiili "davet etme" manasında kullanılmıştır; çünkü yetişkin iken insanlarla konuşması hayret verici bir şey değildir.

 

"Sana kitabı ve hikmeti", yani yazı yazmayı ve anlamayı, "Tevrat ve İncil'i öğretmiştim." Tevrat'tan kasıt kelimullah Musa (a.s)'a nazil olan kitaptır. Bazen hadislerde Tevrat'la bundan daha geniş mana kastedilir. "Benim iznimle çamurdan, kuş şeklinde bir şey yapıyordun da" Benim iznimle çamura kuş şekil ve sureti veriyordun. "Ona üflüyordun da hemen benim iznimle o bir kuş oluyordu. " Sana verdiğim izinle kuş suretinde yaptığın çamura üflediğinde Allah'ın izni ve yaratmasıyla uçan canlı bir kuş oluveriyordu.

 

"Yine benim iznimle anadan doğma körü ve alacalıyı iyileştiriyordun."

Bu konu daha önce N-i İmran suresinde tekrara gerek bırakmayacak kadar uzun ele alınmıştı. "Ölüleri benim iznimle (hayata) çıkarıyordun." Yani, onları çağırıyordun da Allah'ın izni, kudreti, dilemesi ve iradesiyle derhal kabirlerinden kalkıyorlardı. Nitekim İbn Ebi Hatim Ebu Hüzeyl’den şöyle nakleder: Meryem oğlu İsa (a.s) ölüyü diriltmek istediğinde iki rekat namaz kılar, ilk rekatında Mülk suresini, ikincisinde ise Secde suresini okurdu. Namazı bitirdikten sonra Allah'a hamd ve sena eder, sonra Allah'ın (c. c) yedi ismiyle dua ederek şöyle derdi: "Ya Kadim (ezeli olan), ya Hafi (gözlerden gizli olan), ya Daim (ebedi), ya Ferd (tek ve eşsiz olan), ya Vetr (tek), ya Ehad, ya Samed (her varlığın dayanağı)" Başına bir bela ve sıkıntı geldiğinde de başka yedi isimle dua ederek şöyle derdi: "Ya Hayy, ya Kayyum, ya Allah, ya Rahman, ya Zelcelali ve'l-ikram, ya nure's-semavati ve'l-ardı ve ma beynehuma Rabbu'l-fuşi'l-Azim, ya Rabbi"     Bu çok garip bir rivayettir.

 

"Hani İsrailoğullarını (seni öldürmekten) engellemiştim." Yani, onların sana zarar vermekten engelleyişimi hatırla. Hani onlara, Allah katından kendilerine gönderilmiş nebi ve elçi olduğuna dair kat'i delil ve hüccetlerle gittiğinde seni yalanlanmış ve sihirbazlıkla suçlamışlar, seni öldürmek ve çarmıha germeye çalışmışlardı da ben seni onlardan kurtarmış, katıma yükseltmiş, pisliklerinden temizlemiş, şerlerinden korumuştum. Bu gösteriyor ki Allah (c.c), ona bu sözlerle nimetlerini hatırlatmasını en alt semaya yükselttikten sonra yapmıştır veya ahirette yapacaktır. Burada geçmiş zaman kipiyle ifade etmesi bunun şüphe götürmeyecek bir kesinlikte gerçekleştiğine delalet etmektedir. Bu husus Allah'ın, elçisi Muhammed (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'i haberdar ettiği gaybın sırlı bilgilerindendir.

 

"Hani havarflere, 'Bana ve Peygamberime iman edin' diye vahyetmiştim." Burada da İsa (a.s)'a ihsan ve lütuf hatırlatması vardır. Zira, Allah (c. c) onlara arkadaşlar ve yardımcılar nasip etmiştir. Sonra, kimine göre buradaki vahiy ilham manasındadır; "Musa'nın annesine, 'çocuğu emzir. .. ' diye vahyetmiştik" ayetinde olduğu gibi. Bu ihtilafsız ilham türünden vahiydir. Şu ayetteki de bu türdendir: "Rabbin bal arısına, 'Dağlardan, ağaçlardan ve insanların yaptıkları çardaklardan kendine evler (kovanlar) edin. Sonra meyvelerin her birinden ye ve Rabbinin sana kolaylaştırdığı yaylım yollarına gir' diye vahyetti. Onların karınlarından renkleri çeşitli bir şerbet (bal) çıkar ki onda insanlar için şifa vardır. Elbette bunda düşünen bir kavim için büyük bir ibret vardır." (Nahl, 68-69) Seleften bazıları da "Hani havarilere, 'Bana ve Peygamberi me iman edin' diye vahyetmiştim" buyruğu hakkında böyle demişlerdir. Yani, onlara böyle ilham edildi, onlar da kendilerine ilham edileni yaptılar. Hasan-ı Basri (rh.a), "Allah (c.c) onlara bunu ilham etti" demiştir. Süddi, "Allah onu kalplerine atmıştı" demiştir. Cümlenin manasının şöyle olması da mümkündür: "Senin vasıtanla onlara vahyetmiştim (vahyimizi ulaştırmıştık); onları Allah'a ve elçisine imana çağırmıştın ve onlar da çağrına cevap vermişler, sana uymuş ve tabi olmuşlar, "İman ettik, bizim Allah'a teslim olmuş kimseler (Müslümanlar) olduğumuza sen de şahit ol" demişlerdi.

 

Devam etmek için aşağıdaki linki kullan

 

112. Hani havarıler, "Ey Meryem oğlu İsa, Rabbin bize gökten, donatılmış bir sofra indirebilir mi?" demişlerdi. o, "İman etmiş kimseler iseniz Allah'tan korkun" cevabını vermişti.

113. Onlar, "Ondan yiyelim, kalplerimiz mutmain olsun, bize doğru söylediğini (kesin olarak) bilelim ve ona gözleriyle görmüş şahitler olalım istiyoruz" demişlerdi.

114. Meryem oğlu İsa şöyle dedi: Ey Rabbimiz! Bize gökten bir sofra indir ki bizim için, geçmiş ve geleceklerimiz için bayram ve senden bir mucize olsun. Bizi rızıklandır; zaten sen, rızık verenlerin en hayırlısısın.

115. Allah da şöyle buyurdu: Ben onu size şüphesiz indireceğim; ama bundan sonra içinizden kim inkar ederse, kainatta hiçbir kimseye etmediğim azabı ona edeceğim!