İbn Kesir

Tefsir-i Kebir

En’am Suresi

7 – 11.ayetler

 

Sen Ne Kadar Açık Delil Getirirsen Getir inatçı Kafirler inanmazlar:

 

7. Eğer sana kağıt üzerine yazılmış bir kitap indirseydik de onlar elleriyle onu tutmuş olsalardı, yine de inkar ediciler, "Bu, apaçık büyüden başka bir şey değildir" derlerdi.

8. Muhammed'e (görebileceğimiz) bir melek indirilseydi ya! dediler. Eğer biz öyle bir melek indirseydik elbette iş bitirilmiş olur, artık kendilerine göz bile açtırılmazdı.

9. Eğer Peygamberi bir melek kılsaydık muhakkak ki onu insan suretine sokar, onları yine düşmekte oldukları kuşkuya düşürürdük.

10. Senden önceki Peygamberlerle de alayedilmiş, bu yüzden onlarla alayedenleri alayettikleri şey kuşatıvermişti.

11. De ki: Yeryüzünde dolaşın, sonra yalanlayanların sonunun nasıl olduğuna bakın!

 

Tefsiri:

 

Yüce Allah Müşriklerin küfür ve inatlarından, hakikate karşı büyüklük taslamaları, cedelleşmeleri ve çekişmelerinden bahsederek şöyle buyuruyor:

"Eğer sana kağıt üzerine yazılmış bir kitap indirseydik de onlar elleriyle onu tutmuş olsalardı", yani karşı karşıya gelip nüzulünü bizzat görseler ve müşahade etseler, "yine de inkar ediciler, 'Bu, apaçık büyüden başka bir şey değildir' derlerdi." Bu onların kibirlilik yaparak duyularla algılanan hakikatleri kabul etmemelerinin bir örneğidir. Nitekim Allah bunu (c.c) şu ayetlerde ifade ettiği gibidir: "Onlara gökten bir kapı açsak da oradan yukarı çıksalar, yine de 'Gözlerimiz boyandı, daha doğrusu bize büyü yapılmıştır' derler." (Hicr, 14-15) "Gökten düşen bir kütle görseler, 'Üst üste yığılmış bulutlardır' derler. " (Tur, 44)

 

Yüce Allah, 'Muhammed'e (görebileceğimiz) bir melek indirilseydi ya!' dediler" buyurduktan sonra (cevaben) şöyle buyuruyor: "Eğer biz öyle bir melek indirseydik elbette iş bitirilmiş olur, artık kendilerine göz bile açtırılmazdı. " Yani, onlar bu haldeyken Melekler inmiş olsaydı kendilerine Allah (c. c) katından bir azap gelirdi. Nitekim Yüce Allah başka bir yerde şöyle buyurur: "Biz melekleri ancak hak ile indiririz. O zaman onlara mühlet verilmez. " (Hicr, 8) Yüce Allah yine şöyle buyurur: "Melekleri görecekleri gün; işte o gün günahkarlara hiç iyi haber yoktur. " (Zümer, 64)

 

Yüce Allah daha sonra şöyle buyuruyor: "Eğer Peygamberi bir melek kılsaydık muhakkak ki onu insan suretine sokar, onları yine düşmekte oldukları kuşkuya düşürürdük. " Yani, biz beşer bir Peygamberle birlikte bir melek gönderseydik, yani beşere melek bir elçi gönderseydik, söylediklerinin anlaşılması ve ondan bilgi alınmak suretiyle istifade edebilmek için o da bir adam suretinde olurdu. Öyle olsaydı, insanın Peygamber olmasını kabulde kafaları karıştığı ve kuşkuya duştükleri gibi bunda da kuşkuya düşerlerdi. Nitekim Yüce Allah başka bir ayette şöyle buyurur: "Şunu söyle: Eğer yeryüzünde yerleşmiş gezip dolaşan melekler olsaydı, elbette onlara gökten, Peygamber olarak bir melek gönderirdik." (İsra, 95) Dolayısıyla Allah (c.c) kullarına olan merhametiyle, birbirlerini davet etsinler, konuşarak ve soru sorarak birbirlerinden faydalansınlar diye, kullarından her bir türe kendilerinden elçiler göndermiştir. Nitekim Yüce Allah başka bir ayette şöyle buyurur: ''Andolsun ki içlerinden, kendilerine Allah'ın ayetlerini okuyan, (kötülüklerden ve inkardan) kendilerini temizleyen, kendilerine Kitap ve Hikmet'i öğreten bir Peygamber göndermekle Allah, Mü'minlere büyük bir lütuf ta bulunmuştur ... " (Al-i İmran, 164) Dahhak, İbn Abbas (r.a.)'tan bu ayetin tefsiriyle ilgili şöyle nakleder: Onlara bir melek gelecek olsaydı ancak bir adam suretinde gelirdi. Çünkü, onlar nurdan olan meleklere bakamazlar.

 

"Onları yine düşmekte oldukları kuşkuya düşürürdük. " Yani, onları yine düştükleri ikileme düşürür, kafalarını yine karıştırırdık.

 

"Senden önceki Peygamberlerle de alayedilmiş, bu yüzden onlarla alay edenleri alayettikleri şey kuşatıvermişti." Yüce Allah burada kavminden kendisini yalanlayanların yalanlaması hususunda Peygamberi Muhammed (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'i teselli ediyor, O'na ve Mü'minlere, dünya ve ahirette zafer ve güzel sonun onların olacağını vaad ediyor.

 

Yüce Allah daha sonra şöyle buyuruyor: "De ki: Yeryüzünde dolaşın, sonra yalanlayanların sonunun nasılolduğuna bakın!" Yani, halinizi düşünün ve geçmişteki Allah'ın (c.c), Peygamberlerini yalanlayan ve onlarla inatlaşan nesillere dünyada verdiği azap, bela ve cezayı, ahirette onlar için hazırladığı elim azabı, Allah'ın (c. c) Peygamberleri ve Mü'min kullarını nasıl kurtardığını düşünün.

 

Devam etmek için aşağıdaki linki kullan

 

12. (Onlara), "Göklerde ve yerde olanlar kimindir? diye sor. Allah'ındır" de. o, merhamet etmeyi kendi zatına farz kıldı. Sizi, varlığında şüphe olmayan kıyamet gününde elbette toplayacaktır. Kendilerini ziyana sokanlar var ya, işte onlar inanmazlar.

13. Gecede ve gündüzde barınan her şey O'nundur. O her şeyi işitendiT, bilendir.

14. De ki: Gökleri ve yeri yoktan var eden, kendisi yedirip yedirilmeyen Allah'tan başkasını mı dost edineceğim! De ki: Bana Müslüman olanların ilki olmam emredildi ve "Sakın Müşriklerden olma!" (denildi).

15. De ki: Ben, Rabbim'e isyan edersem gerçekten büyük bir günün azabından korkarım.

16. O gün kim azaptan kurtarılırsa, gerçekten Allah onu esirgemiştir. İşte apaçık kurtuluş budur.