|
İbn Kesir Tefsir-i Kebir |
En’am Suresi 12 – 16.ayetler |
Göklerde ve Yerde
Olanların Sahibinden Başka Bir Dost Edinmek mi?
12. (Onlara),
"Göklerde ve yerde olanlar kimindir? diye sor. Allah'ındır" de. o, merhamet
etmeyi kendi zatına farz kıldı. Sizi, varlığında şüphe olmayan kıyamet gününde
elbette toplayacaktır. Kendilerini ziyana sokanlar var ya, işte onlar
inanmazlar.
13. Gecede ve gündüzde
barınan her şey O'nundur. O her şeyi işitendiT, bilendir.
14. De ki: Gökleri ve
yeri yoktan var eden, kendisi yedirip yedirilmeyen Allah'tan başkasını mı dost
edineceğim! De ki: Bana Müslüman olanların ilki olmam emredildi ve "Sakın
Müşriklerden olma!" (denildi).
15. De ki: Ben,
Rabbim'e isyan edersem gerçekten büyük bir günün azabından korkarım.
16. O gün kim azaptan
kurtarılırsa, gerçekten Allah onu esirgemiştir. İşte apaçık kurtuluş budur.
Tefsiri:
Yüce Allah kendisinin
göklerin, yerin ve bunların içindekilerin sahibi olduğunu ve rahmeti kendi
mukaddes zatına farz kıldığını bildiriyor.
[2864] Nitekim Buhari ve
Müslim'in Sahih'lerihde yer alan ve Ebu Hureyre (r.a.)'tan rivayet edilen bir
hadiste Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:
"Allah mahlukatI yaratınca Arş üzerinde kendi katındaki bir kitabtı,
"Muhakkak ki rahmetim gazabıma galebe çalmıştır" diye yazdı. "
"Sizi, varlığında
şüphe olmayan kıyamet gününde elbette (toplayacaktır)" ".....: sizi
mutlaka toplayacaktır" ifadesindeki lam harfi yemine hazırlık edatıdır.
Yüce Allah mukaddes zatına yeminle, kullarını vaad ettiği belli bir günde
mutlaka bir araya toplayacağına yemin ediyor ki o Mü'min kullarınca hiçbir şek
ve şüphe bulunmayan kıyamet günüdür. İnkarcılar ve yalanlayıcılar ise şüpheleri
içinde tereddüt edip dururlar.
[2865] İbn Merduyeh bu
ayetin tefsirinde, İbn Abbas (r.a.)'tan şöyle nakleder: Rasulullah (Sallallahu
aleyhi ve Sellem)’e, "Kıyamet günü alemlerin Rabb'inin huzurunda
durulduğunda su olacak mı?" diye soruldu. Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi
ve Sellem), "Canımı elinde tutan Allah'a andolsun ki orada su olacak ve
Allah'ın dostları Peygamberlerin havuzlarına gelecekler. O gün Allah (c.c)
ellerinde ateşten kırbaçlar olan yetmiş bin melek gönderecek ve onlar kafirleri
Peygamberlerin havuzlarından engelleyecekler. " buyurdu. Bu garip bir
hadistir.
[2866] Tirmizi'nin
rivayete göre Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:
"Her bir Peygamberin mutlaka bir havuzu olacak ve havuzlarına gelenlerin
çokluğu ile birbirlerine karşı övüneceklerdir. Umarım ki havuzuna en çok
kişinin geldiği Peygamber ben olurum. "
O yüzden ayette şöyle buyurulmuştur: "Kendilerini" kıyamet
gününde "ziyana sokanlar var ya işte onlar inanmazlar." Yani ahirette
tekrar dirilmeye inanmaz, o günün getireceği kötülüklerden korkmazlar.
Yüce Allah daha sonra
şöyle buyuruyor: "Gecede ve gündüzde barınan her şey O'nundur. "
Yani, göklerdeki ve yerdeki tüm hayvanlar O'nun kulu ve yaratığıdır; O'nun
galebesi, tasarrufu ve hakimiyeti altındadır. O'ndan başka hiçbir ilah yoktur. "O
her şeyi işitendir, bilendir." Kullarının sözlerini işiten, hareketlerini,
kalplerini ve sırlarını bilendir.
Yüce Allah daha sonra,
azametli bir tevhid ve dosdoğru bir şeriatla gönderdiği, insanları Allah'ın
doğru yoluna çağırmasını emrettiği kulu ve elçisi Muhammed'e (Sallallahu aleyhi
ve Sellem) şöyle buyuruyor: "De ki: Gökleri ve yeri yoktan var eden,
kendisi yedirip yedirilmeyen Allah'tan başkasını mı dost edineceğim!"
Nitekim başka bir ayette de "De ki: Allah'dan başkasına ibadet etmemi
beklersiniz ey cahiller?" (Zümer, 64) buyurmuştur. Ayetin manası şöyledir:
Ben tek olan ve hiçbir ortağı bulunmayan Allah'tan başka hiçbir dost edinmem.
Zira, o göklerin ve yerin "fatın" dır, yani yaratıcısı ve daha önce
benzeri olmayan bir şekilde yoktan var edicisidir. "Kendisi yedirip
yedirilmeyen ... " Yani, mahlukatını rızklandırır, kendisinin ise onlara
hiçbir ihtiyacı yoktur. Nitekim Yüce Allah başka bir yerde, "Ben cinleri
ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım. Ben onlardan rızık istemiyorum.
Beni doyurmalarını da istemiyorum. Şüphesiz rızık veren, güç ve kuvvet sahibi
olan ancak Allah'tır" (Zariyat, 56-58) buyurur. Bazıları ayeti
"....." şeklinde okumuşlardır; yani, yedirip kendisi yemeyen.
[2867] Ebu Hureyre
(r.a.)'tan şöyle nakledilmiştir: "Kuba'lı Ensar'dan bir adam Hz. Peygamber
(Sallallahu aleyhi ve Sellem)'i evine davet etti. Onunla birlikte gittik. Hz.
Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yemek yiyip ellerini yıkadıktan sonra
şöyle buyurdu: "Kendisi yemeyip yediren, lütfedip bizi hidayete erdiren,
yedirip içiren ve her bir güzel imtihanla sınayan Allah'a hamd olsun. (Bizi)
terk etmeyen ve cezalandırmayan, inkar edilemez ve O'nsuz edilemez olan Allah'a
hamd olsun. Bize yemekten yediren, sudan içiren, çıplaklıktan kurtarıp
giyindiren, sapıklıktan çıkarıp hidayete erdiren, körlükten kurtarıp gören
kılan ve yarattığı bir çok mahluktan üstün yapan Allah'a hamd olsun. Alemlerin
rabbi Allah'a hamd olsun. "
"De ki: Bana"
(bu ümmetten) "Müslüman olanların ilki olmam emredildi ve 'Sakın Müşriklerden
olma!' (denildi). De ki: Ben, Rabbim'e isyan edersem gerçekten büyük bir
günün" (kıyametin) azabından korkarım.
,
"O gün kim
ondan", yani azaptan "kurtarılırsa, gerçekten onu
bağışlamıştır." Yani, Allah onu bağışlamıştır. "İşte apaçık kazanç
budur." Yüce Allah başka bir ayette şöyle buyurur: "O vakit kim
ateşten uzaklaştırılır ve Cennete sokulursa artık o kazanmıştır." (Al-i
İmran, 185) "Fevz (kazanmak); zararsız kazanç elde etmek demektir.
|
Devam etmek için aşağıdaki linki kullan |