|
İbn Kesir Tefsir-i Kebir |
En’am Suresi 66 – 69.ayetler |
Allah'ın Ayetleri
Hakkında Kötü Konuşulan Ortamda Bulunmak:
66. Kur’an hak olduğu
halde kavmin onu yalanladı. De ki: Ben size vekil değilim.
67. Her haberin gerçekleşeceği
bir zaman vardır. Yakında siz de gerçeği bileceksiniz.
68. Ayetlerimiz
hakkında ileri geri konuşmaya dalanları gördüğünde, onlar başka bir söze
geçinceye kadar onlardan uzak dur. Eğer şeytan sana unutturursa, hatırladıktan
sonra artık o zalimler topluluğu ile oturma.
69. Takva sahiplerine,
inanmayanların hesabından herhangi bir sorumluluk yoktur. Fakat (bu tavır) bir
öğüttür. Umulur ki sakınırlar.
Tefsiri:
"Hak" tek
gerçek ve hakikat "olduğu halde kavmin" yani Kureyşliler
"onu" yani getirdiğin Kur'an'ı, hidayet ve hakikat beyanını
"yalanladı. De ki:
Ben size vekil",
sizin koruyucunuz ve gözetleyiciniz, sizin için görevlendirilmiş bir görevli
''değilim." Yüce Allah başka bir ayette de "De ki: Hak,
Rabbinizdendir. Öyle ise dileyen iman etsin, dileyen inkar etsin" (Kehf,
29) buyurmuştur. Yani, bana düşen tek şey tebliğ etmek, size düşen de dinlemek
ve itaat etmektir. Kim bana uyarsa dünya ve ahirette mutlu olur. Kim de karşı
gelirse dünya ve ahirette bedbaht olur.
Yüce Allah ardından
şöyle buyuruyor: "Her haberin gerçekleşeceği bir zaman vardır." İbn
Abbas (r.a.) ve bazıları müstekarr'ı hakikat ile tefsir etmişlerdir. Yani, her
haberin bir hakikati vardır. Yani, bir süre sonra da olsa her haber mutlaka
tahakkuk edecektir. Nitekim Yüce Allah başka ayetlerde şöyle buyurur:
"O'nun haberini bir müddet sonra öğreneceksiniz." (Sad, 88)
"Herkesin süresi yazılıdır." (Ra'd, 38) Bu kat'i bir tehdit, kesin
bir gözdağıdır. O yüzden ardından, "Yakında siz de gerçeği bileceksiniz"
buyurulmuştur.
Yüce Allah daha sonra
şöyle buyuruyor: "Ayetlerimiz hakkında ileri geri" yalanlayarak ve
alaycı bir tarzda "konuşmaya dalanları gördüğünde, onlar başka bir söze
geçinceye", yani yalanlamayı bırakıp başka bir konuya geçinceye
"kadar onlardan uzak dur."
"Eğer şeytan
sana" Sana'dan kasıt ümmetin her bir ferdidir. "unutturursa"
yani ümmetten biri unutup da onlarla oturursa "hatırladıktan sonra artık o
zalimler topluluğu" Onlara Allah'ın ayetlerini tahrif eden ve ifade
etmedikleri manalar veren "ile oturma." Yani Allah'ın ayetlerini
yalanlayan ve onlara ifade etmedikleri manalar yükleyenlerle birlikte oturma.
[2915] O yüzden hadiste
"Ümmetimden hata, unutma ve zorlanma halinin hükümleri
kaldırılmıştır" buyurulmuştur. Süddi de Ebu Malik ile Said b. Cübeyr'den ayetin
tefsirinde şöyle rivayet etmiştir: "Eğer şeytan sana unutturursa",
yani, unutur da sonra hatırlarsan (hatırladığın andan itibaren) onlarla oturma.
Mukatil b. Hayyan da böyle demiştir. Şu ayette işaret edilen bu ayettir:
"O (Allah), Kitap'ta size şöyle indirmiştir ki; Allah'ın ayetlerinin inkar
edildiğini yahut onlarla alayedildiğini işittiğiniz zaman, onlar bundan başka
bir söze dalıncaya (konuya geçinceye) kadar kafirlerle beraber oturmayın; yoksa
siz de onlar gibi olursunuz. Elbette Allah, münafıkları ve kafirleri Cehennemde
bir araya getirecektir." (Nisa, 140) Yani, siz onlarla birlikte oturur ve
söyledikleri şeylerde onları onaylarsanız, içinde bulundukları halde onlarla
eşit konumda olursunuz.
"Takva sahiplerine,
inanmayanların hesabından herhangi bir sorumluluk yoktur. "Yani, bundan
kaçınarak onlarla birlikte oturmazlarsa sorumluluktan kurtulmuş ve günaha
bulaşmamış olurlar. İbn Ebi Hatim, Süddi'den, Ebu Malik ile Said b. Cübeyr’in
şöyle dediğini rivayet etmiştir. "Takva sahiplerine, inanmayanların
hesabından herhangi bir sorumluluk yoktur." Yani, sen öyle yaptığında,
yani onlardan uzak durduğunda ve yüz çevirdiğinde onların Allah'ın ayetleri
hususunda ileri geri konuşmalarından dolayı sana bir sorumluluk olmaz. Bazıları
ise şöyle demişlerdir: Bilakis mana, "Eğer onlarla oturursanız yine de
onların hesabından size bir şeyolmaz" şeklindedir. Onlara göre bu ayet
Medine'de nazil olan "O (Allah), Kitap'ta size şöyle indirmiştir ki
Allah'ın ayetlerinin inkar edildiğini yahut onlarla alayedildiğini işittiğiniz
zaman, onlar bundan başka bir söze dalıncaya (konuya geçinceye) kadar
kafirlerle beraber oturmayın; yoksa siz de onlar gibi olursunuz" ayetiyle
neshedilmiştir. Mücahid, Süddi, İbn Cüreyc ve başkaları böyle demişlerdir. O
durumda sonrasındaki "Fakat (bu tavır) bir öğüttür. Umulur ki
sakınırlar" cümlesinin manası şöyle olur: Fakat biz size o durumda
onlardan yüz çevirmenizi emrettik. Ta ki bu onlara içinde bulundukları hal
hakkında hatırlatıcı ve uyarıcı olsun ve böylece de sakınsınlar ve bir daha yapmasınlar.
|
Devam etmek için aşağıdaki linki kullan |