İbn Kesir

Tefsir-i Kebir

En’am Suresi

70.ayetler

 

Dinlerini Eğlence Edinenler:

 

70. Dinlerini bir oyuncak ve bir eğlence edinen ve dünya hayatının aldattığı kimseleri (bir tarafa) bırak! Kazandıkları sebebiyle hiçbir nefsin felakete düçar olmaması için Kur'an ile nasihat et. O nefis için Allah'tan başka ne dost vardır, ne de şefaatçı. O, bütün varını fidye olarak verse, yine de ondan kabul edilmez. Onlar kazandıkları (günahlar) yüzünden helake sürüklenmiş kimselerdir. İnkar ettiklerinden dolayı onlar için kaynar sudan ibaret bir içecek ve elem verici bir azap vardır.

 

Tefsiri:

 

"Dinlerini bir oyuncak ve bir eğlence edinen ve dünya hayatının aldattığı kimseleri (bir tarafa) bırak!" Yani, onları bırak, muhatap alma ve bir süre mühlet ver. Zira, onlar büyük bir azaba duçar olacaklar. "Kazandıkları sebebiyle hiçbir nefsin felakete düçar olmaması için Kur'an ile nasihat et." Yani, insanları bu Kur'an'la hatırlatmalarda bulun. Onları Allah'ın kıyamet günündeki intikamı ve elim azabıyla uyar. "Kazandıkları sebebiyle hiçbir nefsin felakete düçar olmaması için.,." "felakete duçar olması"ndan kasıt "olmamasıdır" (Yani, olumsuz bir la edatı mahzuftur). Dahhak'ın rivayetine göre İbn Abbas (r.a.), Mücahid, İkrime, Hasan-ı Basri ve Süddi'den, "selamerte olması için" manası vermişlerdir. Valibi'nin rivayetine göre İbn Abbas (r.a.), "Rüsvay olmaması için" diye tefsir etmiştir. Katade, "Kazandıkları sebebiyle alıkonulmaması için"; Mürre ile İbn Zeyd, "Onunla sorumlu tutulmaması için"; Kelbi ise, "Cezalandırılmaması için" diye tefsir etmişlerdir. Bu ifadelerin hepsi mana bakımından birbirine yakındır ve özetle "helake teslim olmak, hayırdan alıkonulmak ve maksada ulaşmaktan engellenmek"tir. Nitekim Yüce Allah başka ayetlerde şöyle buyurur: "Her nefis, kazandığına karşılık bir rehindir. Ancak sağdakiler (amel defteri sağ taraftan verilenler) başka." (Müddessir, 38-39) "Ey iman edenler! Kendisinde artık alış-veriş, dostluk ve kayırma bulunmayan gün (kıyamet) gelmeden önce, size verdiğimiz rızıktan hayır yolunda harcayın. Gerçekleri inkar edenler elbette zalimlerdir. " (Bakara, 254) "Gerçekten, inkar edip kafir olarak ölenler var ya; onların hiçbirinden, fidye olarak dünya dolusu altın verecek olsa bile kabul edilmeyecektir. Onlar için acı bir azap vardır; hiç yardımcıları da yoktur. " (Al-i İmran, 91)

 

"O, bütün varını fidye olarak verse, yine de ondan kabul edilmez. " Yani, her şeyini feda etse bile ondan kabul edilmez. Nitekim Yüce Allah başka bir ayerte, "Ey Rabbimiz! Ey sahibimiz! Namazı dosdoğru kılmaları için ben, neslimden bir kısmını senin Beyt-i Harem 'inin (Kabe'nin) yanında, ziraat yapılmayan bir vadiye yerleştirdim. Artık sen de insanlardan bir kısmının gönüllerini onlara meyledici kıl ve meyvelerden bunlara rızık ver! Umulur ki bu nimetlere şükrederler" (İbrahim, 37) buyurur. Yüce Allah burada da öyle buyuruyor: "Onlar kazandıkları (günahlar) yüzünden helake sürüklenmiş kimselerdir. "

 

Devam etmek için aşağıdaki linki kullan

 

71. De ki: Allah'ı bırakıp da bize fayda veya zarar veremeyecek olan şeylere mi tapalım? Allah bizi doğru yola ilettikten sonra şeytanların saptırıp şaşkın olarak çöle düşürmek istedikleri, arkadaşlarının ise, "Bize gel!" diye doğru yola çağırdıkları şaşkın kimse gibi gerisin geri (inkarcılığa) mı döndürüleceğiz? De ki: Allah'ın hidayeti doğru yolun ta kendisidir. Bize alemlerin Rabbine teslim olmamız emredilmiştir.

72. Namazı dosdoğru kılın ve Allah'tan korkun (diye de emredildik). o, huzuruna varıp toplanacağınız Allah'tır.

73. O, gökleri ve yeri hak (ve hikmet) ile yaratandır. Ol! dediği gün her şeyoluverir. O'nun sözü gerçektir. Sur'a üflendiği gün de hükümranlık O'nundur. Gizliyi ve açığı bilendir ve O, hikmet sahibidir, her şeyden haberdardır.