|
İbn Kesir Tefsir-i Kebir |
A’raf Suresi 27 - 30.ayetler |
Ademoğullarına Uyarı:
27. Ey Ademoğulları!
Şeytan, ana-babanızın, ayıp yerlerini kendilerine göstermek için elbiselerini
soyarak, Cennetten çıkardığı gibi sizi de aldatmasın. Çünkü o ve kabilesi,
sizin kendilerini göremeyeceğiniz yerden sizi görürler. Şüphesiz biz Şeytanlan,
inanmayanların dostları kıldık.
Tefsiri:
Yüce Allah
Ademoğullarını İblis ve adamlarına karşı uyarıyor ve onun beşerin atası Adem
(a.s) ile eski düşmanlığını, onu nimetler yurdu Cennet'ten sıkıntı ve çile
yurdu (dünya)na göndermesini, örtülü iken avretinin açılmasına sebep olmasını
açıklıyor. Bunların sebebi büyük bir düşmanlıktan başka bir şey değildir. Yüce Allah
bu manada başka bir ayette şöyle buyurur: "Şimdi siz, beni bırakıp da onu
ve onun soyunu mu dost ediniyorsunuz? Oysa onlar sizin düşmanınızdır. Zalimler
için bu ne fena bir değişmedir!" (Kehf, 50)
28. Onlar bir kötülük
yaptıkları zaman, "Babalarımızı bu yolda bulduk. Allah da bize bunu
emretti" derler. De ki: Allah kötülüğü emretmez. Allah'a karşı
bilmediğiniz şeyleri mi söylüyorsunuz?
29. De ki: Rabbim
adaleti emretti. Her secde ettiğinizde yüzlerinizi O'na çevirin ve dini yalnız
Allah'a has kılarak O'na yalvarın. İlkin sizi yarattığı gibi yine O'na
döneceksiniz.
30. O, bir grubu doğru
yola iletti, bir gruba da sapıklık müstahak oldu. Şüphesiz onlar, Allah'ı
bırakıp Şeytanları kendilerine dost edindiler. Böyle iken kendilerinin doğru
yolda olduklarını sanıyorlar.
Tefsiri:
Mücahid der ki:
Müşrikler Kabe'yi çıplak halde tavaf eder ve "Annemizin bizi doğurduğu
gibi tavaf ederiz." derlerdi. Kadın avret mahalline deriden örülmüş küçük
bir parça veya başka bir şey koyar ve şöyle derdi:
Bugün onun bir kısmını
veya hepsi görülüyor. Ondan görünen kısmı helal etmiyorum. İşte bu yüzden Allah
(c. c) "Onlar bir kötülük yaptıkları zaman, "Babalarımızı bu yolda
bulduk. Allah da bize bunu emretti." derler." ayetini nazil etti. Ben
derim ki: Kureyş dışındaki Araplar Kabe'yi giydikleri elbiselerle tavaf
etmezler, bunu "günah işledikleri elbiselerle tavaf etmemek" ile
açıklarlardı. Dinlerinde titiz olan Kureyşliler ise elbiseleriyle tavaf
ederlerdi. Dininde titiz biri bir elbiseyi ödünç alırsa onunla tavaf ederdi.
Yanında yeni elbisesi bulunan kişi de onunla tavaf eder, sonra atardı ve hiç
kimse onu alıp malı yapamazdı. Kadınların da çıplak halde tavaf ettikleri
olurdu. Kadın cinsel organına onu bir miktar örtecek bir şey koyar ve şöyle
derdi:
Bugün onun bir kısmını
veya hepsi görülüyor. Ondan görünen kısmı helal etmiyorum.
Kadınlar en çok geceleri
tavaf ederlerdi. Bu onların kendilerinden çıkardıkları ve onda atalarına
uydukları bir şeydi. Atalarının onu Allah'ın bir emrine ve kuralına dayanarak
yaptıklama inanırlardı. Allah Teala ise onların bu iddialarını zikrederek şöyle
buyuruyor: "Onlar bir kötülük yaptıkları zaman, "Babalarımızı bu
yolda bulduk. Allah da bize bunu emretti." derler." Allah Teala
onlara şu cevabı veriyor: "De ki" Yani: Ey Muhammed! Bunu iddia
edenlere de ki: "Allah kötülüğü kesinlikle emretmez. " Yani, bu
yaptığınız çirkin bir fenalıktır. Allah (c.c) ise böyle bir şeyi emretmez.
''Allah'a karşı bilmediğiniz şeyleri mi söylüyorsunuz?" Yani, Allah'a
doğruluğunu bilmediğiniz sözler mi isnad ediyorsunuz? "De ki: "Rabbim
adaleti" "......" yani, adalet ve istikameti "emretti. Her
secde ettiğinizde yüzlerinizi O'na çevirin ve dini yalnız Allah'a has kılarak
O'na yalvarın." Yani, ibadetleri gereği gibi yerine getirmenizi emretti ki
o, Allah'tan naklettikleri haberler ve getirdikleri hükümlerde mucizelerle
desteklenen Peygamberleri takip etmek, Allah'a ibadette ihlaslı ve samimi
olmaktır. Zira Allah (c.c) şu iki esası barındırmadıkça hiçbir ameli kabul
etmez: biri doğru ve şeriata uygun olması, diğeri şirkten ari olması.
Yüce Allah'ın
"İlkin sizi yarattığı gibi yine ona döneceksiniz. O, bir grubu doğru yola
iletti, bir gruba da sapıklık müstehak oldu. "buyruğunda "İlkin sizi
yarattığı gibi yine ona döneceksiniz. " buyruğu hakkında ihtilaf edilmiştir.
İbn Nüceyh'in Mücahid'den naklettiğine göre o, "İlkin sizi yarattığı gibi
yine ona döneceksiniz." buyruğunu "sizi ölümünüzden sonra
diriltecek" diye tefsir etmiştir. Hasan-ı Basrı: Sizi dünyada meydana
getirdiği gibi kıyamet gününde de diri halde tekrar O'na döneceksiniz. Katade
der ki: İlkin onları hiçbir şey değilken yarattı. Sonra gidecekler. Sonra
onları tekrar diriltecek. Abdurrahman b. Zeyd de: İlkin sizi meydana getirdiği
gibi sonra tekrar meydana getirecek." demiştir.
[3084] Bu görüşü İmam
Taberi rivayet etmiş ve Said b. Cübeyr kanalıyla İbn Abbas (r.a.)'tan
naklettiği şu hadisi delil göstermiştir: Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve
Sellem) bize verdiği bir vaazda şöyle buyurdu: "Ey insanlar! Siz Allah'ın
huzuruna yalın ayak, çıplak ve sünnetsiz bir halde toplatılacaksınız. 'Tıpkı
ilk yaratmaya başladığımız gibi onu tekrar o hale getiririz. (Bu,) üzerimize
aldığımız bir vaat oldu. Biz, (vadettiğimizi) yaparız. ''' Bu hadis Buhari ve
Müslim'in Sahih'lerinde Şu'be'nin, Buhari'nin Sahih'inde ayrıca Süfyan-ı
Sevri'nin rivayetiyle tahric edilmiştir.
Veka b. İyas Ebu Zeyd,
Mücahid'den şöyle nakleder: Yani, Müslüman Müslüman olarak, Müşrik Müşrik
olarak yaratılacak. Ebu Aliye der ki: "İlkin sizi yarattığı gibi yine ona
döneceksiniz." Yani, Allah'ın onlar hakkındaki bilgisine
döndürüleceksiniz. Said b. Cübeyr der ki: "İlkin sizi yarattığı gibi yine
ona döneceksiniz." Yani, kaderinizde yazıldığı gibi olacaksınız. Başka bir
rivayette: Hayatta hangi hal üzere idiyseniz öyle olacaksınız, demiştir. Muhammed
b. Ka'b, Allah'ın "İlkin sizi yarattığı gibi yine ona döneceksiniz."
buyruğu hakkında şöyle der: Allah kimi bedbahtlardan olmak üzere yarattıysa,
bahtlıların amellerini işlesede, sonunda ilk yaratılışına dönecek. Kimi
bahtlılardan olmak üzere yarattıysa bedbahtların amellerini işlese de, sonunda
ilk yaratılışına dönecek. (Firavun'un) sihirbazları gibi; başta bedbahtların
amellerini işlemişler, sonra ise ilk yaratılışlarına dönmüşlerdir. Süddi der
ki:
"İlkin sizi
yarattığı gibi yine ona döneceksiniz. O, bir grubu doğru yola iletti, bir gruba
da sapıklık müstehak oldu. " Yani, sizi bir kısmı hidayet üzere bir kısmı
sapmış olarak yarattığımız gibi annenizin karnından da öyle çıkacaksınız.
Ali b. Ebi Talha, İbn
Abbas (r.a.)'tan şöyle nakleder: "İlkin sizi yarattığı gibi yine ona
döneceksiniz. o, bir grubu doğru yola iletti, bir gruba da sapıklık müstehak
oldu." Allah (c.c) Ademoğlunu Mü'min ve kafir olarak yarattı. Nitekim Yüce
Allah başka bir ayette "Sizi yaratan O'dur. Böyle iken kiminiz kafir,
kiminiz Mü'mindir. Allah yaptıklarınızı görendir." (Teğabun, 2) buyurur.
Sonra kıyamet gününde de baştaki gibi Mü'min ve kafir olarak diriltecektir.
[3085] Bu görüşü Sahih-i
Buhari'de İbn Mes'ud (r.a.) kanalıyla rivayet edilen Hz. Peygamber (Sallallahu
aleyhi ve Sellem)'in şu hadis-i şerifi desteklemektedir: "Kendinden başka
hiçbir ilah bulunmayan Allah'a yemin olsun ki sizden biri Cehennem ehlinin
amelini işler, işler. Cehennem ile arasında sadece bir arşın ya da bir kulaç
mesafe kaldığı bir vakitte yazgı galip gelir ve o Cennet ehlinin amelini
işleyip Cennete girer. Bir adam da Cennet ehlinin amelini işler, işler. Cennet
ile arasında sadece bir arşın ya da bir kulaç mesafe kaldığı bir anda yazgı
galip gelir ve o Cehennem ehlinin amelini işleyip Cehenneme girer."
[3086] İmam Beğavi, Sehl
b. Sa'd'dan şöyle nakleder: Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle
buyurdu: "Kul insanların gördüğü kadarıyla Cennetliklerin amellerini
işler, oysa kendisi Cehennemliktir. Yine insanların gördüğüne göre Cehennemliklerin
amellerini işler, oysa kendisi Cennetliktir. Ameller ancak (hayatta) en son
işlenenlere göre değerlendirilir. " Bu hadis de İmam Buhari'nin Ebu Gassan
Muhammed b. Mutarrif el-Medeni'inin Uhud Gazvesi'ndeki Kuzman kıssası
rivayetinden bir bölümdür.
[3087] İmam Taberi,
Süfyan-ı Sevri kanalıyla A'meş'ten, o Ebu Süfyan'dan, o da Cabir (r.a.)'tan Hz.
Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in "Her şahıs öldüğündeki hal
üzere diriltilir." buyurduğunu rivayet etmiştir. Bu hadisi Müslim ve İbn Mace
A'meş'e kadar varan ve gerisi aynı olan bir çok senetle rivayet etmişlerdir.
İbn Abbas (r.a.)'tan bunun benzeri rivayet edilmiştir. Bunu İbn Mes'ud (r.a.)
hadisi de desteklemektedir.
Ben derim ki: Ayetten
kasıt bu ise bununla "(Rasulüm!) Sen yüzünü hanif olarak dine, Allah
insanları hangi fıtrat üzere yaratmış ise ona çevir." (Rum, 30) ayetinin
arasını bulmak gerekir.
[3088] Bu manada Buhari
ve Müslim, Sahih'lerinde, Ebu Hureyre (r.a.)'tan Rasulullah (Sallallahu aleyhi
ve Sellem)'in şöyle buyurduğunu rivayet etmişlerdir: "Her doğan çocuk
fıtrat (İslam fıtratı) üzere doğar. Sonra onu ebeveyni Yahudi, Hristiyan ve
Mecusi eder. "
[3089] Sahih-i
Müslim'de, İyaz b. Himar'dan yapılan rivayete göre Allah Rasulü (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: "Allah Teala şöyle buyurur: 'Ben
kullarımı muvahhitler olarak yarattım. Sonra şeytanlar gelerek onları
dinlerinden çevirdi. ... "' Bu
naslar arasında şöyle cem yapılır: Allah (c.c) kullarının hepsini, kendilerinden
ahit alıp tabiatlarına ve fıtratlarına yerleştirdiği şekilde "kendisini
bilmek ve birlemek, O'ndan başka hiçbir ilah bulunmadığını bilmek" üzere
yaratmış olsa da, sonrasında onlardan kiminin Mü'min ve kiminin kafir olması
üzere yaratmış, onlardan kiminin bedbaht kiminin bahtiyarlardan olmasını takdir
etmiştir. "Sizi yaratan O'dur. Böyle iken kiminiz kafir, kiminiz
Mü'mindir. Allah yaptıklarınızı görendir." (Teğabun, 2)
[3090] Bir hadiste
"Herkes sabah yola çıkar. Onlardan kimi kendisini satıp hürriyete
kavuşturur, kimisi ise helak eder. " buyurulmuştur. Allah'ın kulları
hakkındaki takdiri mutlaka gerçekleşecektir. Zira O' dur "Takdir edip yol
gösteren ... " (A'la, 3) O' dur "". her şeye hilkatini (varlık
ve özelliğini) veren, sonra da doğru yolu gösteren" (Taha, 50)
[3091] Buhari ile
Müslim'de yer alan bir hadiste şöyle buyurulmuştur:
"Sizden kim
bahtiyarlardan ise ona bahtiyarların amellerini işlemek nasip ve müyesser
edilecek, kim bedbahtlardan ise ona da bedbahtların amellerini işlemek nasip
edilecek ve kolaylaştırılacaktır. "
O yüzden Yüce Allah
"O, bir grubu doğru yola iletti, bir gruba da sapıklık müstehak
oldu." buyurmuş, sonra bunun gerekçesini şöyle açıklamıştır:
"Şüphesiz onlar,
Allah'ı bırakıp Şeytanları kendilerine dost edindiler. Böyle iken kendilerinin
doğru yolda olduklarını sanıyorlar. " İmam Taberi der ki: Bu,
"Allah'ın (c.c), işlediği hiçbir günah veya inandığı hiçbir sapık fikirden
dolayı hiç kimseye azap etmeyeceğini, sadece hakikati öğrendikten sonra Rabbine
inatla onu işleyenlere azap edeceğini" iddia edenlerin hatalı olduklarının
en açık delillerdendir. Çünkü durum onların söylediği gibi olsaydı kendisinin
hidayet üzere olduğunu sandığı halde sapıtmış olan dalalet ehli ile hidayet
üzere olanlar arasında hiçbir fark olmazdı. Oysa Allah (c.c) bu ayet-i kerimede
onları hem isim olarak hem hüküm bakımından birbirinden ayırmıştır.
|
Devam etmek için aşağıdaki linki kullan |