|
İbn Kesir Tefsir-i Kebir |
A’raf Suresi 59 – 64.ayetler |
Nuh (a.s) ve Kavmi:
59. Andolsun ki Nuh'u elçi olarak kavmine gönderdik de dedi ki:
"Ey kavmim!
Allah'a kulluk edin, sizin ondan başka ilahınız yoktur. Doğrusu ben, üstünüze
gelecek büyük bir günün azabından korkuyorum."
60. Kavminden ileri
gelenler dediler ki: "Biz gerçekten seni apaçık sapıklık içinde görüyoruz.
"
61. Dedi ki: "Ey
kavmim! Bende herhangi bir sapıklık yoktur. Ben ancak alemlerin
Rabbi tarafından gönderilmiş bir elçiyim. "
62. Size Rabbimin vahyettiklerini duyuruyorum, size öğüt veriyorum ve ben
sizin bilmediklerinizi Allah'tan gelen vahiy ile biliyorum.
Tefsiri:
Allah Teala bu surenin başında Adem
(a.s) kıssasını, onunla ilgili ve bağlantılı hususları zikredip sözü
bitirdikten sonra şimdi de Peygamberlerin kıssalarına başlıyor ve onları birer birer zikrediyor. Allah (c.c) evvela Nuh (a.s)'ı
zikretmiştir. Çünkü O (a.s) Adem (a.s)'dan sonra
yeryüzü halkına gönderilen ilk elçidir. Nuh (a.s)'ın
soyağacı şöyledir: Adem oğlu Şit oğlu Yaniş oğlu Kanin oğlu Mehlil oğlu Bürd oğlu Ahnuh -ki iddia edildiğine göre bu İdris (a.s)'dır ve kalemle ilk yazı yazan odur- (Ahnuh)
oğlu Mütuşelah oğlu Lamik
oğlu Nuh. İbn İshak ve bir çok
nesep imamı onun soyunu böyle zikretmişlerdir. Muhammed b. İshak
"Öldürülen Peygamberler hariç, hiçbir Peygamber Nuh (a.s)'ın kavminden gördüğü eziyete maruz kalmamıştır." der. Yezid erRakaşi der ki: "Ona
Nuh adı kendisi için çok niyah yaptığından, yani
ağladığından dolayı verilmiştir. Adem (a.s) ile Nuh
(a.s) arasında on batın olup onların hepsi de İslam üzeredirler."
İbn Abbas (r.a.) ve bir çok tefsir alimi
şöyle demişlerdir: Putlara ilk tapılma şöyle başladı. Bazı salih
insanlar öldüğünde halk onların kabirleri üzerine mabetler yaptılar ve onları
hatırlamak ve onlara benzemek için oraya Salihlerin resimlerini çizdiler.
Üzerinden uzun bir zaman geçince o resimleri kabartmalı heykeller haline
getirdiler. Üzerinden bir zaman geçince bu heykellere tapmaya ve Vüd, Süva', Yeğus,
Yauk ve Nesr gibi
Salihlerin adlarını vermeye başladılar. Bu problem ciddileşince Allah (c.c) -ki
hamd ve lütuf sahibi yalnız O'dur- sadece hiçbir
ortağı bulunmayan Allah'a (c. c) ibadet etmeleri için Nuh (a.s)'ı onlara
Peygamber olarak gönderdi. Nuh (a.s) onlara:
"Ey kavmim! Allah'a
kulluk edin, sizin ondan başka ilahınız yoktur. Doğrusu ben, üstünüze gelecek
büyük bir günün azabından korkuyorum." dedi. Yani Allah'a(c.c) Müşrik
olarak vardığınızda hakkınızda kıyamet gününün azabından korkuyorum.
"Kavminden ileri gelenler" yani genel halk, halkın önde gelenleri,
liderler ve büyükler "dediler ki: "Biz gerçekten seni apaçık sapıklık
içinde görüyoruz. "Yani, bizi atalarımızı üzerinde bulduğumuz bu putlara
tapmayı terk etmeye davet ederken seni apaçık bir sapıklık içinde görüyoruz. İsyankarlar hep böyledirler; iyileri sapıklık içinde
görürler. Nitekim Yüce Allah başka ayetlerde şöyle buyurur: "Mü'minleri gördüklerinde: 'Şüphesiz bunlar sapıtmış'
derlerdi." (Mutaffifin: 32) "İnkar edenler, iman edenler hakkında dediler ki: 'Bu iş bir
hayır olsaydı, onlar bizi geçemezlerdi. ' Fakat onlar bununla doğru yola girmek
arzusunda olmadıkları için 'Bu eski bir yalandır' diyecekler." (Ahkaf, 11) Bu manada daha bir çok
ayet vardır.
"Dedi ki: "Ey
kavmim! Bende herhangi bir sapıklık yoktur." yani ben sapık değilim,
bilakis, sadece her şeyin Rabbi ve maliki olan Allah'ın bir elçisiyim.
"Ben ancak (ılemlerin
Rabbi tarafından gönderilmiş bir elçiyim. Size Rabbimin vahyettiklerini
duyuruyorum, size öğüt veriyorum ve ben sizin bilmediklerinizi Allah'tan gelen
vahiy ile biliyorum. " Peygamberler böyleydiler; sözleri açık, ifadeleri
kuvvetli ve etkilidir. Allah için nasihat eder. Allah'ın kullarından hiçbiri bu
sıfatlarda Onlara erişemez.
[3124] Nitekim Sahih-i
Müslim'de yer alan bir rivayete göre Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
Arafat'ta (veda haccında) sahabesine -ki o gün onların en çok toplandıkları ve
en kalabalık oldukları gündü-: "Ey insanlar! Size benim hakkımda
sorulacak. O zaman siz ne cevap vereceksiniz?" diye seslendi. Onlar
"Biz senin tebliğ yaptığına, emaneti ulaştırdığına ve nasihat ettiğine
şahitlik edeceğiz." dediler. Bunun üzerine Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
elini havaya kaldırıp parmaklarını onlara çevirdi ve,
"Allah'ım! Şahit ol. Allah'ım! Şahit ol" buyurdu.
63. SakinIp da rahmete nail olmanız ümidiyle, içinizden sizi
uyaracak bir adam vasıtasıyla Rabbinizden size bir zikir gelmesine şaştınız mı?
64. Onu yalanladılar,
biz onu ve onunla beraber gemide bulunanları kurtardık, ayetlerimizi
yalanlayanları da suda boğduk! Şüphesiz onlar kör bir millettiler.
Tefsiri:
Yüce Allah Nuh (a.s)'ın kavmine şöyle dediğini haber veriyor: "Sakınıp da
rahmete nail olmanız ümidiyle, içinizden sizi uyaracak bir adam vasıtasıyla
Rabbinizden size bir zikir gelmesine şaştınız mı?" Yani, buna şaşırmayın.
Çünkü Allah'ın (c.c) sizi uyarması, O'nun ceza ve intikamından korunmanız, O'na
hiçbir şeyi ortak koşmamanız için ve "rahmete nailolmanız
ümidiyle" size bir merhamet, lütuf ve ihsan olarak sizden bir adama vahyetmesi hiç de şaşılacak bir şey değildir. Yüce Allah
devamla şöyle buyuruyor:
"Onu yalanladılar.
" Yani, onu şiddetle yalanladılar ve karşı çıktılar. Allah (c.c) Kur'an'ın başka bir yerinde bizzat ifade ettiği gibi Nuh
(a.s)'a onlardan çok azı iman etti. "biz de onu ve onunla beraber gemide
bulunanları kurtardık." Ayetteki "fülk"ten
kasıt "sefine" -yani gemi-dir. Nitekim Yüce
Allah başka bir ayette "sefine" kelimesiyle ifade etmiştir:
"Fakat biz onu ve gemidekileri kurtardık." (Ankebut,
15)
"Ayetlerimizi
yalanlayanları da suda boğduk!" Yüce Allah başka bir ayette "Bunlar,
günahları yüzünden suda boğuldular, ardından da ateşe sokuldular ve o zaman
Allah'a karşı yardımcılar da bulamadılar." (Nuh, 25) buyurur.
"Şüphesiz onlar kör
bir millettiler. " Yani, hakikate karşı kör idiler. Hakikati görmüyor ve
onu bulamıyorlardı. Yüce Allah bu kıssada dostlarının düşmanlarından intikamını
aldığını, Peygamberini ve Mü'minleri kurtardığını, kafir düşmanlarını da helak ettiğini anlatıyor. Allah Teala bir ayette şöyle buyurur: "Şüphesiz
Peygamberlerimize ve iman edenlere, hem dünya hayatında, hem şahitlerin
şahitlik edecekleri günde yardım ederiz. O gün zalimlere, özür dilemeleri
hiçbir fayda sağlamaz. Artık lanet de onlarındır, kötü yurt da
onlarındır!" (Mü'min, 51-52)
Bu, Allah'ın dünya ve ahiretteki sünnetidir; güzel
son, zafer ve galibiyet dostlarınındır. Allah (c.c) Nuh (a.s)'ın kavmini boğarak helak etmiş, Nuh (a.s) ile Mü'min arkadaşlarını ise kurtarmıştır. İmam Malik, Zeyd b. Eslem'den şöyle nakleder:
Nuh (a.s)'ın kavmi için ne ovalarda ne dağlarda
sığınılacak bir yer kalmıştı. Abdurrahman b. Zeyd b. Eslem der ki:
Allah (c.c) Nuh (a.s)'ı
helak ettiğinde yeryüzü onlarla doluydu. Yeryüzünde her bir arazinin bir sahibi
ve maliki vardı. İbn Vehb
der ki: Bana İbn Abbas (r.a.)'tan şöyle nakledildi:
Gemide Nuh (a.s) ile birlikte 80 kişi kurtuldu. Onlardan birinin adı Cürhüm' dü ve dili Arapçaydı.
Bunları İbn Ebi Hatim
rivayet etmiştir. Son rivayet İbn Abbas (r.a.)'tan
başka bir vecihten muttasıl bir senetle daha rivayet edilmiştir.
|
Devam etmek için aşağıdaki linki kullan |