İbn Kesir

Tefsir-i Kebir

A’raf Suresi

65 – 72.ayetler

 

Hud (a.s) ve Ad Kavmi:

 

65. Ad kavmine de kardeşleri Hud'u gönderdik. o, dedi ki: "Ey kavmim! Allah'a kulluk edin, sizin O'ndan başka ilahınız yoktur. Hala sakınmayacak mısınız?"

66. Kavminden ileri gelen kafirler dediler ki: "Gerçekten biz seni bir beyinsizlik içinde görüyoruz, ve gerçekten seni yalancılardan sanıyoruz. "

67. Ey kavmim! dedi, ben de herhangi bir beyinsizlik yoktur; fakat ben alemlerin Rabbinin gönderdiği bir elçiyim.

68. Size Rabbimin vahyettiklerini, gönderdiği gerçekleri duyuruyorum ve ben sizin için güvenilir bir öğütçüyüm.

69. Sizi uyarmak için içinizden bir adam vasıtasıyla Rabbinizden size bir zikir gelmesine şaştınız mı? Düşünün ki O sizi, Nuh kavminden sonra onların yerine getirdi ve yaratılışta sizi onlardan üstün kıldı. O halde Allah'ın nimetlerini hatırlayın ki kurtuluşa eresiniz.

 

Tefsiri:

 

Yüce Allah şöyle buyuruyor: Biz Nuh (a.s)'ın kavmine onu gönderdiğimiz gibi, Ad kavmine de Hud (a.s)'ı gönderdik. Muhammed b. İshak der ki: Ad kavmi Nuh oğlu Sam oğlu Avs oğlu İrem oğlu Ad'ın çocuklarıdır. Ben derim ki: Bunlar, Allah'ın (c.c) Kur'an'da zikrettiği "İlk Ad" kavmidir. Karada yüksek dağları kendilerine yurt edinen bu kimseler İrem oğlu Ad'ın evlatlarıdırlar. Nitekim Allah (c.c) başka bir yerde şöyle buyurur: "Görmedin mi, Rabbin ne yaptı Ad kavmine? Direkleri (yüksek binaları) olan, İrem şehrine? Ki ülkeler içinde onun benzeri yaratılmamıştı." (Fecr, 6-8) Zira insanları çok güçlü ve kuvvetliydi. Nitekim Allah (c.c) başka bir ayette şöyle buyurur: "Ad kavmine gelince, yeryüzünde haksız yere büyüklük tasladılar ve: Bizden daha kuvvetli kim var? dediler. Onlar kendilerini yaratan Allah'ın, onlardan daha kuvvetli olduğunu görmediler mi? Onlar bizim ayetlerimizi (mucizelerimizi) inkar ediyorlardı." ('Fussilet, 15) Ad kavminin evleri Yemen'deki Ahkaf'ta, yani kum dağı

üzerindeydi. Muhammed b. İshak, Amir b. Vasile'den şöyle nakleder: Ali b. Ebi Talha (radıyaltahu anh)'ı Hadramut'lu bir adama şöyle sorarken işittim:

"Hadramut'un falan falan yerinde misvak ve yaban kirazı ağaçlarının bulunduğu kırmızı çamurla karışık kızıl bir kum tepesi gördün mü?" Adam: Evet ey Mü'minlerin emiri, orayı görmüş biri gibi niteliklerini aynen söyledin, dedi. Hz. Ali (radıyaltahu anh): Ancak ben bunu başkasından naklediyorum, dedi. Adam: Oraya ne olmuş ey Mü'minlerin emiri? dedi. Hz. Ali (radıyaltahu anh):

 

Orada Hud (a.s)'ın kabri vardır, dedi. Bunu İmam Taberi rivayet etmiştir. Bu rivayetten onların yurtlarının Yemen, Hud (a.s)'ın da orada medfun olduğu sonucu ortaya çıkmaktadır. Hud (a.s), kavminde en soylu kişiydi. Zira Allah (c.c) Peygamberleri kabilelerin en üstün ve en şereflilerinden gönderir. Ancak kavminin bedenleri nasıl sert ve güçlü ise kalpleri de sert ve katıydı. Hakikati en katı bir şekilde yalanlayan milletlerdendi. O yüzden Hud (a.s) onları hiçbir ortağı bulunmayan tek Allah'a ibadet ve itaat etmeye ve O'ndan sakınmaya çağırdı.

 

"Kavminden ileri gelen kafirler" "Mele" halk, halkın önde gelenleri ve eşrafı manasına gelir. "dediler ki: "Gerçekten biz seni bir beyinsizlik içinde görüyoruz." Yani, bizi putlara ibadeti bırakmaya ve bir olan Allah'a ibadete yönelmeye çağırdığın için seni sapıklık içinde görüyoruz. Nitekim Kureyş'in ileri gelenleri de tek bir Allah'a çağrıya hayret ediyor ve "İlahları, tek ilah mı yaptı? Doğrusu bu tuhaf bir şeydir!" (Sad, 5) diyorlardı.

 

"Ey kavmim! dedi, ben de herhangi bir beyinsizlik yoktur; fakat ben alemlerin Rabbinin gönderdiği bir elçiyim. " Yani, ben sizin iddia ettiğiniz gibi değilim. Bilakis size her şeyi yaratan, her şeyin rabbi ve maliki olan Allah'tan hakikati getirdim.

 

"Size Rabbimin vahyettiklerini, gönderdiği gerçekleri duyuruyorum ve ben sizin için güvenilir bir öğütçüyüm." Tebliğ, nasihat ve eminlik .. bunlar Peygamberlerde bulunan sıfatlardır.

 

"Sizi uyarmak için içinizden bir adam vasıtasıyla Rabbinizden size bir zikir gelmesine şaştınız mı?" Yani, Allah'ın (c. c) azabına ve kendisiyle buluşmaya karşı uyarması için size kendinizden birini Peygamber göndermesine hayret etmeyin. Aksine bundan dolayı Allah'a hamd edin.

 

"Düşünün ki O sizi, Nuh kavminden sonra onların yerine getirdi. " Yani, Allah'ın (c.c) size verdiği nimetleri hatırlayın. Hani sizi, (Allah'a) davet etmesi ve halkının ona karşı gelmesi ve yalanlaması sonucu Allah'ın tüm yeryüzü ndekileri helak ettiği Nuh (a.s)'ın soyundan çoğalttı. "ve yaratılışta sizi onlardan üstün" yani daha uzun boylu "kıldı." Zira siz hemcinslerinizden daha uzunsunuz. Allah (c.c) Talut kıssasında da aynı ifadeyi ..... kullanır: "Peygamberleri onlara ''Allah sizin üzerinize onu (Talut'u) seçti, ilimde ve bedende ona üstünlük verdi." (Bakara, 247)

 

"O halde Allah'ın nimetlerini hatırlayın ki kurtuluşa eresiniz." "Allah'ın nimetlerini" yani size olan lütuf ve ihsanlarını. ''....." kelimesi "Jl"in çoğuludur. "....." nın çoğulu olduğu da söylenmiştir..

 

 

70. Dediler ki: "Sen bize tek Allah'a kulluk etmemiz ve atalarımızın tapmakta olduklarını bırakmamız için mi geldin? Eğer doğrulardan isen, tehdit ettiğin azabı bize getir. "

71. Hud dedi ki: "Üzerinize Rabbinizden bir öfke ve gazap inmiştir. Haklarında Allah'ın hiçbir delil indirmediği, sadece sizin ve atalarınızın taktığı isimler hususunda benimle tartışıyor musunuz? Bekleyin öyleyse, şüphesiz ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim!"

72. Onu ve onunla beraber olanları rahmetimizle kurtardık ve ayetlerimizi yalanlayıp da iman etmeyenlerin kökünü kestik.

 

Tefsiri:

 

Allah Teala kavminin Hud (a.s)'a isyan ve taşkınlığını inat ve inkarını anlatarak şöyle buyuruyor: "Dediler ki: "Sen bize tek Allah'a kulluk etmemiz ve atalarımızın tapmakta olduklarını bırakmamız için mi geldin? Eğer

doğrulardan isen, tehdit ettiğin azabı bize getir. " Kureyşli Müşrikler de şöyle demişlerdi: "Ey Allah'ım! Eğer bu Kitap senin katından gelmiş bir gerçekse üzerimize gökten taş yağdır, yahut bize elem verici bir azap getir!" (Enfal, 32) Muhammed b. İshak ve başkaları şöyle demişlerdir: Hud kavmi muhtelif putlara tapıyordu. Putlarından birinin adı Suda, birininki Samud, birininki de Beha idi. O yüzden "Hud dedi ki: "Üzerinize Rabbinizden bir öfke (.....) ve gazap inmiştir." Yani, bu sözünüzle Rabb'inizden bir azabı hak ettiniz. Ayetteki "...../ (pislik) ten dönüştürülmüş bir kelime olduğu söylenmiştir. İbn Abbas (r.a.)'tan bir rivayete göre ise o (r.a.):

 

Ricz; öfke ve gazap demektir, demiştir.

 

"Haklarında Allah'ın hiçbir delil indirmediği, sadece sizin ve atalarınızın taktığı isimler hususunda benimle tartışıyor musunuz?" Yani, sizin ve atalarınızın uydurup bir takım isimler verdiği, hiçbir zarar ve fayda vermeyen, onlara ibadete dair Allah'tan (c.c) hiçbir hüccet ve delil bulunmayan şu putlar hakkında benimle tartışıyor musunuz? O yüzden ardından şöyle demiştir: "Bekleyin öyleyse, şüphesiz ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim!" Bu; Peygamberin kavmine tehdit ve uyarısıdır. O yüzden ardından şöyle buyurulmuştur: "Onu ve onunla beraber olanları rahmetimizle kurtardık ve ayetlerimizi yalanlayıp da iman etmeyenlerin kökünü kestik. "

 

Allah (c.c) Hud kavminin helak edilişini Kur'an'ın başka yerlerinde de zikretmiştir. Onlara, üzerinden geçtiği şeyi canlı bırakmayan ve kül edip savuran kasıp kavurucu bir rüzgarı gönderdiğini bildirmiştir.

 

Allah Teala başka bir yerde şöyle buyurur: ''Ad kavmi ise, uğultulu, kasıp kavuran bir fırtına ile mahvedildiler. Allah onu, ardarda yedi gece, sekiz gün onların üzerine musallat etti. Öyle ki (eğer orada olsaydın), o kavmi, içi boş hurma kütükleri gibi oracıkta yere serilmiş halde görürdün. " (Hakka, 6-7) Hud kavmi isyan ve azgınlık edince Allah (c.c.) onları kasıp kavuran bir rüzgar ile helak etti. Rüzgar adamı alıp havaya kaldırıyor, sonra tepesi üstü yere atıp başını kırıyar ve bedeninden ayırıyordu. O yüzden yukarıdaki ayette "içi boş hurma kütükleri gibi" denilmiştir. Muhammed b. İshak der ki: Hud kavmi Yemen'de Umman'dan Hadramut'a kadar olan bölgede yaşıyordu. Bununla birlikte Allah'ın (c.c) kendilerine verdiği güç sayesinde başka bölgelere de

yayılmışlar ve diğer halkları hakimiyetleri altına almışlardı. Allah'tan başka şeylere tapan putperest bir milletli ve Allah (c.c) onlara Hud (a.s)'ı gönderdi.

 

Hud (a. s) kavminde soyu en düzgün ve en iyi konumda olan biriydi. Onlara

Allah'ı birlemelerini, onunla birlikte başka ilahlar edinmemelerini, insanlara zulmetmeyi bırakmalarını emretli. Ancak kabul etmediler, yalanladılar ve "Bizden daha güçlü kim var?" dediler. Bazıları Hud (a.s)'a tabi oldular, Fakat onlar da çok az idiler ve imanlarını gizliyorlardı. Ad kavmi Allah'a karşı azgınlık yapıp Peygamberini yalanlayınca, yeryüzünde haddi aşıp bozgunculuk ve zorbalık yapınca, her bir tepeye bir sütun dikince Hud (a.s) onlarla konuşarak şöyle dedi: "Siz her yüksek yere bir alamet dikerek eğleniyor musunuz? Temelli kalacağınızı umarak sağlam yapılar mı ediniyorsunuz? Yakaladığınız zaman, zorbalar gibi mi yakalıyorsunuz. Artık Allah'tan korkun ve bana itaat edin," (Şuara, 128-131) "Dediler ki: Ey Hud! Sen bize açık bir mucize getirmedin, biz de senin sözünle ilahlarımızı bırakacak değiliz ve biz sana iman edecek de değiliz. Biz 'İlahlarımızdan biri seni fena çarpmış!' -yani delirtmiş- demekten başka bir söz söylemeyiz! (Hud) dedi ki: Ben Allah'ı şahit tutuyorum; siz de şahit olun ki ben sizin ortak koştuklarınızdanuzağım. O'ndan başka (taptıklarınızın hepsinden uzağım). Haydi hepiniz bana tuzak kurun; sonra da bana mühlet vermeyin! Ben, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah'a dayandım, Çünkü yürüyen hiçbir varlık yoktur ki o, onun perçeminden tutmuş olmasın, Şüphesiz Rabbim dosdoğru yoldadır." (Hud, 53-56)

 

Muhammed b. İshak der ki: Anlatılanlara göre, Ad kavmi küfrü tercih edip onun dışındaki her şeyi reddedince, Allah (c.c) üç yıl boyunca yağmur göndermedi. Bu insanları bitkin ve zayıf düşürdü. O dönemde insanlar sıkıntıya düştüklerinde kurtarması için Allah'a dua ederlerdi. Duayı Allah'ın evi (Kabe) hürmetine yaparlardı. Kabe o dönemde insanlar tarafından biliniyordu ve orada Amalika'lar oturuyordu. Amalikalar Nuh oğlu Sam oğlu Lavez oğlu İmlik'in soyundan gelmedirler. O dönem kabile reisi Muaviye b. Bekir'di. Onun Ad kavminden bir annesi vardı. Adı Hayberi kızı Kelhede'ydi. Derken Ad'lılar haremde yağmur duası yapmaları için oraya yetmişe yakın adam gönderdiler. Yetmiş kişi Mekke sırtlarında 'Muaviye b. Bekir'in yanından geçerlerken inip onda konakladılar. Yanında bir ay kaldılar. İçki içtiler ve Muaviye'nin iki cariyesinin şarkılarını dinlediler. Aradan bir ay geçip yanında kaldıkları süre uzayınca, kavimlerine acıyıp onlara gitmeleri gerektiğini söylemekten'de utanınca Muaviye onlara gitmelerini ima eden bir şİİr söyledi. Cariyelerine de bunun şarkısını söyletti. Şiir şöyleydi:

 

Ey Kayl, yazıklar olsun sana, kalk ve mırıldan. Belki Allah bize sabahleyin bir bulut gönderir. Ad yurduna yağmur yağdırır da,

Akşama bize şiddetli susuzluk konusunu açmazlar. İhtiyar fani ve gençte bir ümidimiz yok. Kadınları iyi haldeyken akşama sütsüz kaldılar. Vahşi hayvanlar onlara açıktan geliyorlar. Ad'ın hiçbir oklarından korkmadan Siz istediğiniz şey için, Gece gündüz buradasınız. Artık delegenizin tadı kaçtı. Onlara artık ne selam var ne merhaba.

 

Bu şiiri söyleyince adamlar niçin geldiklerini hatırladılar ve hemen Harem’e gidip milletleri için dua ettiler. Duayı duacıları Kayl b. Itr yaptı. Bunun üzerine Allah (c.c) biri beyaz biri siyah biri kırmızı olmak üzere üç bulut gönderdi. Sonra gökten bir ses, "Kendin veya milletin için bulutlardan birini seç" diye nida etti. Kayl: Şu siyah bulutu seçiyorum. Çünkü onda daha çok yağmur vardır, dedi. Bunun üzerine bir münadi "Yanmayı ve külolmayı seçtin. Ad kavminden hiç kimse kalmayacak. Hiçbir baba ve evlat bırakmaksızın, Levziye oğulları dışında hepsini helak edecek. İbn İshak der ki: Levziye oğulları Ad kavminin bir kolu olup Mekke'de oturuyorlardı. O yüzden kavimlerinin başına gelen onların başına gelmedi. İşte bunlar Ad kavminin neslinden ve soyundan geride kalan "Son Ad Kavmi" dir. Anlattıklarına göre Allah (c.c) Kayl b. Itr'ın seçtiği kara bulutu içindeki azapla birlikte Ad üzerine gönderdi. Bulut onlara Muğis adında bir vadiden göründü. Onu görünce sevindiler ve "Bu bize yağmur yağdıracak yaygın bir buluttur. " dediler. Allah (c.c) buyuruyor ki: "Hayır! O, sizin acele gelmesini istediğiniz şeydir. İçinde acı azap bulunan bir rüzgardır! "O (rüzgar), Rabbinin emriyle her şeyi yıkar, mahveder." (Ahkaf, 24-25) Yani, geçtiği her yeri yok eder. Söylediklerine göre onu ilk gören ve azap olduğunu anlayan Mehded adında bir kadındı. Kadın durumun farkına varınca çığlık attı ve bayıldı. Ayıkınca "Ey Mehded! Sen ne gördün?" dediler. "İçinde ateşler bulunan bir rüzgar gördüm. Önünde onu götüren bir takım adamlar vardı." dedi. buyruğu gereği Allah (c.c) bunu onlara yedi gece sekiz gündüz kesintisiz musallat etti. Husum sürekli demektir. Bu rüzgar Ad kavminden geride hiç kimse bırakmadan hepsini helak etti. Bana zikredildiğine göre Hud (a.s) ve beraberindeki Mü'minler bir ağıla sığındılar. Böylece ona ve beraberindekilere sadece deriye hafif dokunan ve haz veren bir şey dokundu. Ad kavmini ise gökle yer arasını yakıp yıktı, onları taş yağmuruna tuttu. Muhammed b. İshak kıssanın tamamını uzunca zikretmiştir. Metin garip olup bir çok fayda da içermektedir.

 

Allah (c.c) onlar hakkında şöyle buyurur: "Emrimiz gelince, Hud'u ve onunla beraber iman edenleri tarafımızdan bir rahmetle kurtardık, onları ağır bir azaptan kurtuluşa erdirdik. " (Hud, 58)

 

İmam Ahmed b. Hanbel'in Müsned'inde yer alan bir hadiste de Muhammed b. İshak b. Yesar'ın anlattıklarına yakın şeyler vardır.

 

 

[3125] İmam Ahmed b. Hanbel, Haris el-Beki'den şöyle nakleder: Ala b. Hadrami'yi Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e şikayet etmek üzere yola çıkmıştım. Rebeze'ye uğradım. Orada TemimoğuHarı kabilesinden yolda kalmış ihtiyar bir kadına rastladım. Bana "Ey Allah'ın kulu! Benim Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e arz edeceğim bir ihtiyacım var. Beni ona ulaştırır mısın?" dedi. Onu alıp Medine'ye götürdüm. Mescid-i Nebevı doluydu ve siyah bir bayrak dalgalanıyordu. Bilal kılıcını kuşanmış Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in huzurunda duruyordu. "İnsanların bu hali nedir?" dedim. "Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Amr b. el-As'ı (r.a.) bir yere göndermek istiyor." dediler. Bir yere oturdum. Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) evinde girdi -veya: binitine geçti-o Huzuruna girmek için izin istedim, verdi. Girdim ve selam verdim. "Sizinle Temimoğulları arasında bir problem var mı?" buyurdu. "Evet. Biz onlara karşı galiptik. Temimoğullarından geçerken yola çıkmış bir kadına rastladım. Benden onu size götürmemi rica etti. Şimdi o kapıdadır." dedim. Girmesi için izin verdi. Ben: "Ya Rasulallah! Bizimle Temimoğulları arasında bir engel yapacaksan çölü yap." dedim. Kadın birden sinirlendi ve doğrulup "Ya Rasulallah! Senin zorda kalanların nereye sığınacak?" dedi. Bunun üzerine ben "Benim durumum "ölüme yüklenen keçi" misalidir. Düşmanım olduğunun farkında olmadan bu kadını yüklenip getirdim. Ad heyeti gibi olmaktan Allah'a (c.c) ve Resulü'ne (Sallallahu aleyhi ve Sellem) sığınırım." dedim. konuyu daha iyi bildiği halde Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) "Ne! Ad heyeti mi?" dedi. Dedim ki: Ad kavminde kıtlık vardı. Kayl adında elçilerini (Mekke'ye) gönderdiler. Kayl, Muaviye b. Bekr'in yanından geçerken evinde bir ay kaldı. Muaviye ona içki veriyor Ceradetani (iki dişi çekirge) adında iki cariye de şarkı söylüyordu. Bir ay böyle geçti. Sonra Mehre dağına çıktı ve "Allah'ım! Biliyorsun ki ben bir hastalık için gelmedim ki onu tedavi ettireyim veya bir esir için gelmedim ki fidye verip kurtarayım. Allah'ım! Ad'a daha önce vermekte olduğun suyu ver." diye dua etti. Bunun üzerine oradan siyah bulutlar geçti. Ona "Bunlardan seç" diye nida edildi. O da tam siyah olan bir buluta işaret etti. Bunun üzerine "Onu Ad'dan kimseyi hayatta bırakmayacak bir kül ve helak edici olarak aL." diye seslenildi. Bana ulaşan bilgiye göre, onlara rüzgardan sadece şu yüzüğümden geçecek kadarı gönderildi ve onunla helak oldular. İmam Ahmed b. Hanbel Müsned'inde ve Tirmizi Abd b. Humeyd'den, o Zeyd b. Hubab'tan ... benzer bir lafızla rivayet etmişlerdir. Nesai Selam Ebu Münzir'in Asım'dan rivayet etmiş, onun tarikiyle de İbn Mace aynı zamanda Ebu Vail'in Haris b. Hasan el-Bekri'den nakliyle rivayet etmiştir. Bunu Taberi, Ebu Küreyb'in Zeyd b. Hubab'tan ... nakliyle rivayet etmiştir. Onda isim Haris b. Yezid el-Bekri olarak geçmektedir. Bunu Taberi, Ebu Küreyb'in Ebu Bekir b. Ayyaş'tan ... nakliyle de rivayet etmiştir.

 

Devam etmek için aşağıdaki linki kullan

 

A’raf 73 - 79