|
İbn Kesir Tefsir-i Kebir |
A’raf Suresi 172 – 174.ayetler |
insandan Alınan Söz:
172. Rabbin Ademoğullarından, onların bellerinden zürriyetlerini
çıkardı, onları kendilerine şahit tuttu ve dedi ki: "Ben sizin Rabbiniz
değil miyim?" Onlar da, "Evet şahit olduk" dediler. Bunu kıyamet
gününde, "Biz bundan habersizdik" dememeniz için yaptık.
173. Yahut, "Daha önce babalarımız Allah'a ortak koştu, biz
de onlardan sonra gelen bir nesildik (onların izinden gittik). Batıl
işleyenlerin yüzünden bizi helak edecek misin?" dememeniz için böyle
yaptık.
174. Belki inkardan dönerler diye işte ayetleri böyle açıklıyoruz.
Tefsiri:
Yüce Allah Ademoğulları'nın neslini, kendilerini yarattığı fıtrat ve
tabiata uygun şekilde "Allah'ın kendilerinin Rabbı
ve maliki olduğuna, O'ndan başka hiçbir ilah bulunmadığına" şahitler
olarak sülalelerinden çıkardığını haber veriyor. Nitekim Yüce Allah bir ayette
şöyle buyurur: "(Rasulüm!) Sen yüzünü hanif olarak dine, Allah insanları hangi fıtrat üzere
yaratmış ise ona çevir. Allah'ın yaratışında değişme yoktur." (Rum, 30)
[3193] Buhari ve Müslim, Sahih'lerinde Ebu
Hureyre (r.a.)'tan şöyle rivayet etmişlerdir: Allah
Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
şöyle buyurdu: '"Doğan her çocuk fıtrat -başka bir rivayette: bu din- üzere
doğar. Daha sonra (şayet Müslüman değilseler) ana babası onu Yahudi, Hristiyan veya Mecusi (ateşperest) yapar. Nitekim her
hayvanın yavrusu organları tam olarak doğar. Hiç yavrunun burnunda ve kulağında
eksik bir şey görüyor musunuz? "
[3194] Sahih-i Müslim'de
İyfu b. Himar'dan
nakledildiğine göre Allah Resulü (Sallallahu aleyhi
ve Sellem) şöyle buyurmuştur; Allah (c.c) şöyle
buyurdu: ''Ben kullarımı tevhid ehli kimseler olarak
yarattım. Sonra şeytan gelip onları dinlerinden kaydırdı ve kendilerine helal
kıldıklarımı haram yaptırdı. "
[3195] İmam Taberi, Beni Sa'd kabilesinden Esved b. Seri'den şöyle nakeder:
Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile dört gazveye katıldım. (Onların birinde)
İnsanlar savaşçıları öldürdükten sonra çocukları da ele geçirmişlerdi
(öldürmüşlerdi). Bu olay Hz. Peygamber (Sallallahu
aleyhi ve Sellem)'e ulaşınca ağırına gitti (çok
üzüldü / kızdı). Sonra "Bir takım kimselere ne oluyor da çocuklara eziyet
ediyorlar?" buyurdu. Bir adam: "Ya Resulallah!
Onlar Müşriklerin çocukları değil mi?" dedi. Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
"Şüphesiz sizin en hayırlınız Müşriklerin çocuklarıdır. Doğan her nefis mutlakafıtrat üzere doğar ve dilleninceye kadar bu devam
eder. Sonra ise ana babası onu Yahudi veya Hristiyan
yaparlar." buyurdu. Hasan-ı Basri der ki: Allah
(c. c) da kitabında "Rabbin Ademoğullarından,
onların bellerinden zürriyetlerini çıkardı, onları kendilerine şahit tuttu ve
dedi ki: "Ben sizin Rabbiniz değil miyim?" Onlar da, "Evet şahit
olduk" dediler. Bunu kıyamet gününde, "Biz bundan habersizdik"
dememeniz için yaptık. ... " buyurur. Bunu İmam Ahmed
b. Hanbel de İsmail b. Uleyye'nin
Yunus b. Ubeyd'den, onun Hasan-ı Basri'den bu şekilde
nakliyle rivayet etmiştir. Nesai, Sünen'inde
Yunus b. Ubeyd'in Hasan-ı Basri'den, onun Esved'den "Bize Esved b.
Seri anlattı" diyerek nakliyle rivayet etmiştir. Nesai'rrin
rivayetinde Hasan-ı Basri'nin sözü ve ayet yoktur.
İnsan zürriyetinin Adem (a.s)'ın
sülbünden alınması ve sağcılar (Kitabı sağ tarafından
verilecek iyiler) ve solcular (Kitabı sol tarafından verilecek kötüler) diye
ikiye ayırtılmasına dair hadisler varit olmuştur. O hadislerin bazılarında
Allah'ın (c.c) onları, kendisinin onların Rabbi olduğuna şahit ettirmesi yer almaktadır.
[3196] İmam Ahmed b. Hanbel, Enes b. Malik
(r.a.)'tan Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:
"Kıyamet gününde Cehennem halkından bir adama "Söyle bakalım,
yeryüzündeki her şey senin olsa onları fidye olarak verir miydin?"
denilecek. O "Evet" diye cevap verecek. Allah (c.c) "Ben ise
senden daha kolayını istedim; Adem (a.s)'ın sulbündeyken bana hiçbir şeyi ortak koşmayacağına dair
söz aldım. Sen ise ısrarla bana ortak koştun. " Bunu Buhari
ve Müslim de Sahih'lerinde, Şu'be'nin aynı senetle
nakliyle rivayet etmişlerdir.
[3197] Başka bir hadis:
İmam Ahmed b. Hanbel, İbn Abbas (r.a.)'tan Hz. Peygamber (Sallallahu
aleyhi ve Sellem)'in şöyle buyurduğunu rivayet
etmiştir: "Şüphesiz Allah (c.c) Na'man'da -yani
Arafat'ta- Adem (a.s) 'ın sülbünden söz aldı. Onun sulbünden yarattığı her zürriyeti
çıkardı ve önüne yayıp dağıttı. Sonra onlarla yüzyüze
konuştu. Onlara "Ben sizin Rabbiniz değil miyim?" dedi. Onlar da,
"Evet şahit olduk" dediler. Bunu kıyamet gününde, "Biz bundan
habersizdik" dememeniz için yaptık. Yahut,
"Daha önce babalarımız Allah'a ortak koştu, biz de onlardan sonra gelen
bir nesildik (onların izinden gittik). Batıl işleyenlerin yüzünden bizi helak
edecek misin?" dememeniz için böyle yaptık. " Bu hadisi Nesai de Sünen'inde Tefsir
Kitabı'nda,
Basri'nin tarikiyle ayeti zikretmeksizin rivayet etmişlerdir. Hakim bunun Buhari ve Müslim'in
koşullarını haiz olduğunu söylemiş, Zehebi de
görüşüne katılmıştır.
Muhammeti b. Abdurrahim'in Hüseyin b.
Muhammed el-Mervezi'den aynı senetle nakliyle rivayet
etmiştir. Taberi ve İbn Ebi Hatim, Hüseyin b. Muhammed'in bu senetle nakliyle
rivayet etmişlerdir. Fakat İbn Ebi
Hatim bunu mevkuf olarak zikretmiştir. Bunu İmam Hakim,
Müstedrek'inde Hüseyin b. Muhammed ve başkalarının Cerir b. Hazim'den, onun Gülsüm
b. Cebr’den bu şekilde nakliyle rivayet etmiş, "Buhari ve Müslim tahric etmemiş
olsalar da senedi sahihtir. Müslim, Gülsüm b. Cebr'den
rivayet etmiştir." demiştir. O böyle demiştir. Bunu Abdülvaris
ise Gülsüm b. Cebr'den, o Said
b. Cübeyr'den, o da İbn
Abbas (r.a.)'tan mevkuf (İbn Abbas (r.a.)'ın kendi sözü) olarak rivayet etmiştir. İsmail b. Uleyye ile Veki' de Said b. Cübeyr kanalıyla İbn Abbas (r.a.)'tan onun sözü olarak rivayet etmişlerdir.
Bunu Avfi ile Ali b. Ebi
Talha da İbn Abbas (r.a.)'tan kendi sözü olarak
rivayet etmişlerdir. Bu şekildeki rivayetler daha çok ve daha sağlamdır.
Doğrusunu en iyi Allah bilir.
Taberi, Ebu Cemre ed-Dabai
kanalıyla İbn Abbas (r.a.)'tan şöyle nakleder: Allah
(c. c) Adem (a.s)'ın
sırtından zürriyetini zerreler şeklindeki sudan bir dalga içinde iken çıkardı. Taberi yine Cüveybir’den şöyle
nakleder:
Dahhak b. Müzahim'in altı günlük bir
oğlu vefat etti. Bana "Ey Cabir! Oğlumu lahdine koyduğunda yüzünü aç ve
bağını çöz. Çünkü oğlum oturtulacak ve sorguya çekilecek." dedi. Emrini
yerine getirdim ve işi bitirdikten sonra ona "Allah sana merhamet etsin,
oğlun neyden sorguya çekilecek? Onu kim sorguya çekecek?" dedim. "Adem (a.s)'ın sulbündeyken kabul
ettiği misaktan sorguya çekilecek" dedi. "Ey Ebu
Kasım, Adem (a.s)'ın
sulbündeyken verdiği misak nedir?" dedim. Şöyle dedi: İbn
Abbas (r.a.) bana şöyle anlattı: Allah (c.c) Adem
(a.s)'ın sırtını sıvazlayıp kıyamet gününe ondan
yaratacağı her canı çıkardı. Onlardan kendisine ibadet edeceklerine ve hiçbir
şeyi ortak koşmayacaklarına dair söz aldı. Rızıklarına
da kefil oldu. Sonra Adem (a.s)'ın
sülbüne geri gönderdi. Dolayısıyla o gün söz veren
herkes doğmadıkça kıyamet kopmayacaktır. Kim diğer ahde erişip ahdini yerine
getirirse ilk ahdi ona fayda verecektir. Kim diğer ahit zamanına erişir de
ahdini yerine getirmezse ilk ahdi ona bir fayda vermez. Kim diğer ahde
erişmeden çocuk yaşta ölürse ilk ahde bağlı halde, fıtrat üzere vefat eder. Bu
rivayetlerin rivayetlerin hepsi bunun İbn Abbas (r.a.)'ın sözü olduğunu
desteklemektedir. Doğrusunu en iyi Allah bilir.
[3198] Taberi, Mücahid kanalıyla
Abdullah b. Amr (r.a.)'tan şöyle nakleder: Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Rabbin Ademoğullarından,
onların bellerinden zürriyetlerini çıkardı" Onlar Adem
(a.s)'ın belinden baştan tarakla (saç) alınması gibi
alındılar. "onları kendilerine şahit tuttu ve: "Ben sizin Rabbiniz
değil miyim?" dedi. Onlar da, "Evet" dediler. Melekler de:
"şahit olduk" dediler. "Bunu kıyamet gününde, "Biz bundan
habersizdik" dememeniz için yaptık. " Senedindeki Ahmed
b. Ebu Taybe, Kumus kadısı Ebu Muhammed el-Cürcani' dir. Zahid
bir zattı. Nesai Sünen'inde
ondan rivayette bulunmuştur. Ebu Hatim er-Razi: Hadisi yazılır, demiş, İbn Adiyy de: Bir çok hadis rivayet
etmiş olup onların çoğu gariptir, demiştir. Bu hadisi Abdurrahman
b. Mehdi, Süfyan-ı Sevri'den,
o Mansur'dan, o Mücahid'den, o da Abdullah b. Amr'dan onun kendi sözü olarak rivayet etmiştir. Taberi Mansur'dan da böyle rivayet etmiştir. Bu daha sahihtir.
Doğrusunu en iyi Allah bilir.
[3199] Başka bir hadis:
İmam Ahmed, Müslim b. Yesar
el-Cüheni'den şöyle nakleder: Hz. Ömer (r.a.)'a
"Rabbin Ademoğullarından, onların bellerinden
zürriyetlerini çıkardı, onları kendilerine şahit tuttu ve dedi ki:
"Ben sizin Rabbiniz
değil miyim?" Onlar da, "Evet şahit olduk" dediler
... " ayeti sorulunca Hz. Ömer (r.a.) şöyle dedi: Ben kendisine bu
ayet sorulduğunda Rasulullah (Sallallahu
aleyhi ve Sellem)'i şöyle anlatırken işittim:
"Allah (c.c) Adem (a.s)'ı yarattı, sonra sırtını eliyle sıvazlayıp ondan
Adem (a.s)'ın zürriyetinden bazılarını çıkardı ve
"Bunları Cennet için yarattım ve Cennet halkının amellerini
işleyecekler." buyurdu. Sonra sırtını tekrar sıvazlayıp ondan bir kısım
zürriyetini çıkardı ve "Bunları Cehennem için yarattım ve Cehennem
halkının amellerini işleyecekler. " buyurdu. " Bunun üzerine bir adam
"Ya Rasulallah! Öyleyse amel niye?" diye
sordu. Allah Rasulü (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: ''Allah kulu Cennet
için yarattığında onu Cennet halkının amelleriyle çalıştırır. Sonunda o kişi
Cennet ehlinin amellerinden bir amel üzere ölür ve Allah (c.c) onunla onu
Cennet'e koyar. Allah bir kulu da Cehennem için yarattığında onu Cehennem
halkının amellerinde çalıştırır. Sonunda o kişi Cehennem ehlinin amellerinden
bir amel üzere ölür ve Allah (c.c) o ameliyle onu Cehennem'e koyar. " Bunu
Ebu Davud , Ka'nebi'den, Nesai Kuteybe'den, Tirmizi İshak b. Musa'dan, o Ma'n'dan;
İbn Ebi Hatim, Yunus b. Abdu'I-A'la'dan, o Vehb'den; Taberi Revh b. Ubade'nin ve Sa'd b. Abdulhamid b. Cafer'den
rivayet etmişlerdir. İbn Hibban
da Ebu Mus'ab ez-Zübeyri'nin nakliyle rivayet etmiştir. Hepsi bunları İmam
Malik'in bulunduğu senetle rivayet etmişlerdir. Tirmizi:
Bu hasen bir hadistir, Müslim b. Yesar'ın
Hz. Ömer (r.a.)'tan hadis işitmişliği yoktur, demiştir. Ebu
Hatim ve Ebu Zür'a da böyle
demişlerdir. Ebu Hatim: Aralarında Nuaym b. Rebia vardır, demiştir.
[3200] Ebu Hatim'in bu söylediğini Ebu Davud, Sünen'inde şöyle rivayet
etmiştir: .. Nuaym b. Rebia'dan: Hz. Ömer (r.a.)'ın
yanındaydım. Kendisine "Rabbin Ademoğullarından,
onların bellerinden zürriyetlerini çıkardı, onları kendilerine şahit tuttu ve
dedi ki: "Ben sizin Rabbiniz değil miyim?" Onlar da, "Evet şahit
olduk" dediler ... " ayeti soruldu ... Rivayetin gerisi aynıdır. Hafız Darekutni der ki: Ömer b. Cu'sum'u,
Yezid b. Sinan ile Ebu Ferve er-Rehavi mütabaa etmişlerdir. İkisinin rivayeti ise Malik'inkinden
kabule daha layıktır. Doğrusunu en iyi Allah bilir. Ben derim ki: İmam Malik
senette Nuaym b. Rebia'yı kasten
düşürmüştür. Çünkü durumunu bilememiş ve tanıyamamıştır. Zira o sadece bu
hadisle bilinmektedir. İmam Malik genelde de beğenmediği bazı ravileri senetten düşürür. O yüzden bir
çok merfu hadisi mürsel,
bir çok muttasıl hadisi munkatı olarak zikretmiştir.
Doğrusunu en iyi Allah bilir.
[3201] Başka bir Hadis: Tirmizi, bu ayetin tefsirinde Ebu
Hureyre (r.a.)'tan şöyle nakleder: Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: ''Allah (c.c) Adem'i
(a.s) yaratınca sırtını sıvazladı. Bunun üzerine onun zürriyetinden kıyamet
gününe kadar yaratacağı her nefis sırtından düştü. Her insanın iki gözü arasına
parlak bir nur koydu. Sonra onları Adem (a.s)'a
gösterdi. Adem (a.s) "Ey Rabbim, bunlar
kimler?" diye sordu. Allah (c.c) "Senin zürriyetindir" buyurdu.
Onlardan iki gözünün arasında parlak bir ışık bulunan birini görünce ondan
hoşlandı ve "Ey Rabbim, bu kimdir?" diye sordu. Allah (c.c) "O
son ümmetlerden Davud adında biridir" buyurdu. Adem (a.s) "Ey Rabbim, ona ne kadar ömür verdin?"
dedi. Allah (c.c) "Altmış yıl" buyurunca Adem
(a.s) "Ey Rabbim, onun ömrüne benim ömrümden kırk yıl ekle" dedi. Adem (a.s)'ın ömrü bitince ölüm
meleği yanına geldi. Adem (a.s) "Ömrümden kırk
yıl yok mu?" dedi. Ölüm meleği "Onu oğlun Davud'a
vermedin mi?" dedi. Adem (a.s) onu inkar etti.
Bunun üzerine onun zürriyeti de inkar etti. Adem (a.s) unuttu, onun zürriyeti de unuttu. Adem (a.s) hata işledi, onun zürriyeti de hata işledi."
Tirmizi daha sonra: Bu hasen ve sahih
hadistir. Ebu Hureyre
(r.a.)'tan bir çok tarikle Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in
hadisi olarak rivayet edilmiştir, demiştir. Bunu Hakim
de Müstedrek'inde Ebu Nuaym b. Fadl b. Dükeyn'in bu senetle rivayetiyle rivayet etmiş ve "Buhari ve Müslim tahric etmemişlerse
de Müslim'in sıhhat şartlarını taşıyor." demiştir.
[3202] İbn Ebi Hatim, tefsirinde Ata b. Yesar kanalıyla Ebu Hureyre (r.a.)'tan Hz. Peygamber (Sallallahu
aleyhi ve Sellem)'in benzer bir hadisini rivayet
etmiştir ve hadisin sonunda şöyle buyrulmaktadır: ''Allah (c.c) daha sonra
onları Adem (a.s)'a gösterdi ve "Ey Adem, bunlar
senin zürriyetindir." buyurdu. Adem (a.s)
aralarında cüzzam, abraş, kör ve çeşit çeşit hastalıkları bulunanları görünce "Ey Rabbim,
zürriyetime bunları neden yaptın?" dedi. Allah (c.c) "Nimetime
şükredilsin." diye buyurdu. Adem (a.s): "Ey
Rabbim, insanların en parlağı olarak gördüğüm şunlar kimlerdir?" diye
sordu. Allah (c.c) "Ey Adem, onlar senin
zürriyetinden gelecek Peygamberlerdir. " buyurdu. " Hadisin gerisinde
Davud kıssası geçen hadistekine benzer bir şekilde
zikredilmiştir.
[3203] Abdurrahman b. Katade en-Nasri, babasından, o Hişam b. Hakim'den (r.a.) şöyle nakleder: Bir adam "Ya Rasulallah! Ameller baştan mı yapılıyor, yoksa kader
belirlenmiş olup sona mı erdi (ve ameller ona göre mi işleniyor)?" dedi.
Allah Rasulü (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: ''Allah (c.c) Adem (a.s)'ın zürriyetini
sırtlarından aldı. Sonra onları kendilerine şahit yaptı. Sonra onları ellerinde
yaydı. Ardından "Şunlar cennette, şunlar da Cehennemdir" buyurdu.
Cennetliklere Cennetliklerin amellerini işlemek kolaylaştırılacak,
Cehennemliklere de Cehennemliklerin amellerini işlemek kolaylaştırılacak.
"
Bunu Taberi
ve İbn Merduyeh, bir çok tarikle ondan rivayet etmişlerdir.
[3204] Zayıf bir ravı olan Cafer b. Zübeyr,
Kasım'dan, o da Ebu Ümame
(r.a.)'tan, Allah Rasulü (Sallallahu
aleyhi ve Sellem)'in şöyle buyurduğunu rivayet
etmiştir: ''Allah (c.c) mahlukatı yaratınca ve kaderi
yazınca amel defterleri sağ taraflarından verilecek iyiler sağ eline, amel
defterleri sol taraflarından verilecek kötüleri sol eline aldı. "Ey
sağcılar" diye seslendi. "buyrun,
emrinizdeyiz" dediler. Allah (c.c) "Ben sizin Rabbiniz değil
miyim?" dedi. ''Evet, sen bizim Rabbimizsin. " dediler. Sonra onları
birbirine karıştırdı. Onlardan biri "Ey Rabbim, neden onları birbirine
karıştırdın?" dedi. "Onların yaptıkları başka ameller de var. Bu
onların "biz bundan habersizdik" dememeleri içindir." buyurdu.
Sonra onları Adem (a.s) 'ın
sulbüne geri gönderdi. " Bunu İbn Merduyeh rivayet etmiştir.
Başka bir eser: Ebu Cafer er-Razi, Rebi’ b. Enes'ten, o Ebu
Aliye'den, o Übeyy b. Ka'b
(r.a.)'tan Allah'ın (c.c) "Rabbin Ademoğullarından, onların bellerinden
zürriyetlerini çıkardı, onları kendilerine şahit tuttu ...
" ve sonraki ayet hakkında şöyle nakleder: Allah (c.c) o gün Adem (a.s)'dan kıyamet gününe kadar olacakları onda topladı. Onları
ruhlar yaptı, sonra onlara suret verdi, sonre. onları konuşturdu ve konuştular. Onlardan söz ve ahit aldı.
"onları kendilerine şahit tuttu ve dedi ki: "Ben sizin Rabbiniz değil
miyim?" Onlar da, "Evet şahit olduk" dediler
... " Allah (c.c) şöyle buyurdu:
Kıyamet gününde
"Biz bunu bilmiyorduk" dememeniz için yedi gök ile yedi yeri size
şahit yaptım, atanızı size şahit yaptım. Bilin ki benden başka hiçbir ilah
yoktur. Benden gayri hiçbir Rabb yoktur. Bana hiçbir
şeyi ortak koşmayın. Size, bana verdiğiniz ahit ve misakı hatırlatacak elçiler
gönderecek, size kitaplarımı indireceğim." Onlar da "ŞahitLik ederiz ki sen bizim Rabbimiz ve ilahımızsın. Bizim
senden başka Rabbimiz, senden başka ilahımız yoktur." dediler. Allah'a
itaati kabul ettiler. Allah (c.c) ataları Adem (a.s)'ı
yukarı kaldırdı. Adem (a.s) onlara baktı ve aralarında
zengin ve fakir, güzel ve çirkin kimseler gördü. Bunun üzerine "Ey Rabbim,
kullarını eşit yapsaydın" dedi. Allah (c.c) "Bana şükredilmesini
istedim." buyurdu. Adem (a.s) Peygamberleri de
üzerlerinde nur bulunan lamba misali görmüşlerdi. Onlardan ayrıca risalet ve nübüvvet ahdi aldı. İşte Allah'ın "Rabbin
Ademoğullarından, onların bellerinden zürriyetlerini çıkardı, onları
kendilerine şahit tuttu ... " buyruğu bunu ifade
etmektedir. Allah'ın "Hani biz Peygamberlerden söz almıştık; senden,
Nuh'tan, İbrahim'den, Musa'dan ve Meryem oğlu İsa'dan da. (Evet) biz onlardan
pek sağlam bir söz aldık. " (Ahzab, 7)
buyruğunda bahsedilen de budur.
Allah (c. c) yine şöyle
buyurur: "(Rasulüm!) Sen yüzünü hanıf olarak dine, Allah insanları hangi fıtrat üzere
yaratmış ise ona çevir. Allah'ın yaratışında değişme yoktur. İşte dosdoğru din
budur; fakat insanların çoğu bilmezler." (Rum, 30) Allah'ın (c.c)
"İşte bu ilk uyarıcılardan bir uyarıcıdır." (Necm,
56) buyruğu ile "Onların çoğunda, sözünde durma diye bir şey bulamadık.
Gerçek şu ki onların çoğunu yoldan çıkmış bulduk." (A’raf,
102) buyruğu da bu kabildendir. Bunu Abdullah b. Ahmed,
babasının Müsned'inde tahric
etmiştir. İbn Ebi Hatim, Taberi ve İbn Merduyeh
tefsir kitaplarında Ebu Cafer er-Razi'nin
nakliyle rivayet etmişlerdir. Mücahid, İkrime, Said b. Cübeyr, Hasan-ı Basri, Katade, Süddi ve bir çok selef ulemasından da bu hadislere uyan ifadeler
nakledilmiştir. Hepsini zikrettiğimizde konu uzayacağından bu ana kadar
zikrettiklerimizle yetiniyoruz. Allah'tan yardım dileriz. Bu hadisler Allah
(c.c)'hun Adem (a.s.)'ın
zürriyetini onun sulbünden çıkardığını, Cennetliklerle Cehennemlikleri
birbirlerinden ayırdığını bildirmektedir. Orada onları kendisinin onların
Rableri olduğuna dair şahit tutması ise sadece Külsüm b. Cebr'in
Said b. Cübeyr'den, onun İbn Abbas (r.a.)'tan naklinde, bir de Abdullah b. Amr'ın rivayetinde vardır.
Daha önce geçtiği gibi,
biz bunların merfu değil mevkuf olduklarını
açıkladık. O yüzden selef ve haleften bazıları şöyle demiştir: Buradaki şahit
kılmasında kasıt, daha önce geçen Ebu Hureyre (r.a.) ve İyaz b. Himar el-Mücaşii'nin hadisleriyle
Hasan-ı Basri'nin Esved b. Serey'den rivayetlerinde geçtiği gibi, kasıt onları tevhid üzere yaratmasıdır. Hasan-ı Basri
de ayeti böyle tefsir etmiştir. O yüzden ayette Allah'ın Adem (a.s)'dan değil ademoğullarından ahit aldığı, zürriyetini Adem
(a.s)'ın değil onların bellerinden çıkardığı ifade
edilmiştir: "Rabbin Ademoğullarından, onların bellerinden zürriyetlerini
çıkardı ... " Yani, Allah (c.c) onları ardı ardına gelen nesiller ve
kuşaklar yapmıştır. Nitekim Yüce Allah başka bir ayette şöyle buyurur: "
... Sizi yeryüzünün halifeleri kılan ... O'dur."
(En'am, 165) Yine, "Sizi yeryüzünün hakimleri kılan mı? Allah'tan başka bir ilah mı var! Ne
kadar da kıt düşünüyorsunuz!" (Nemi, 62) buyurur. Bir ayette de:
"Dilerse sizi yok eder ve sizi başka bir kavmin zürriyetinden yarattığı
gibi sizden sonra yerinize dilediği bir kavmi yaratır. " (En' am, 133) buyurur.
Allah (c.c) daha sonra
söyle buyuruyor: "onları kendilerine şahit tuttu ve dedi ki: "Ben
sizin Rabbiniz değil miyim?" Onlar da, "Evet şahit olduk" dediler ... " Yani, Allah (c.c) onları orada şahitler
olarak bulundurdu. Bu sözü kendilerine sözleri ve halleriyle söyletti. Şahitlik
bazen "Dünya hayatı onları aldattı ve kafir
olduklarına dair kendi aleyhlerine şahitlik ettiler." (En'am,
130) ayetinde olduğu gibi söz ile olur. Bazense ''Allah'a ortak koşanlar,
kendilerinin kafirliğine bizzat kendileri şahitlik
ederlerken, Allah’ın mescitlerini imar etme selahiyetleri
yoktur." (Tevbe, 17) buyruğunda olduğu gibi hal
ile olur. Yani, halleri onlara böyle şahitlik yapmaktadır. Yoksa,
dilleriyle böyle bir şey demiş değillerdir. Bu Allah'ın (c.c) şu ayetine
benzemektedir: "Şüphesiz buna kendisi de şahittir" (Adiyat, 7) Bunun gibi soru da bazen sözle, bazense ''Allah
size istediğiniz her şeyden verdi." (İbrahim, 34) ayetinde olduğu gibi hal
ile olur.
Müfessirler şöyle
demişlerdir: Kastın bu olduğunun bir delili de Allah'ın (c.c) bu şahitliği
onlara şirklerine karşılık hüccet göstermesidir. Şayet onların dediği gibi
olsaydı, aleyhlerinde hüccet olması için her birinin onu hatırlaması gerekirdi.
Şayet: Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in onu haber vermesi onun varlığı için yeterlidir,
denilirse, şöyle cevap verilir: Bütün yalanlayıcı Müşrikler Peygamberlerin
getirdikleri bunu ve başka şeyleri yalanlamaktadırlar ve bu onlara karşı başlı
başına bir delil yapılmıştır. Bu da gösteriyor ki onların tevhidi ikrarlarından
kasıt yaratıldıkları tevhid fıtratıdır. O yüzden
ayetin devamında şöyle buyurulmuştur: "Bunu
kıyamet gününde, 'Biz bundan habersizdik' dememeniz için yaptık. Yahut, 'Daha önce babalarımız Allah'a ortak koştu, biz de
onlardan sonra gelen bir nesildik (onların izinden gittik). Batıl işleyenlerin
yüzünden bizi helak edecek misin?' dememeniz için böyle yaptık. "
|
Devam etmek için aşağıdaki linki
kullan |