|
İbn Kesir Tefsir-i Kebir |
A’raf Suresi 179.ayetler |
Hakikate Karşı Kör ve
Sağır Olanlar:
179. Andolsun, biz cin
ve insandan birçoğunu Cehennem için yaratmışızdır. Onların kalpleri vardır,
onlarla kavramazlar; gözleri vardır, onlarla görmezler; kulakları vardır,
onlarla işitmezler. Onlar hayvanlar gibidir, hatta daha da şaşkındırlar. İşte
asıl gafiller onlardır.
Tefsiri:
Yüce Allah şöyle
buyuruyor: ''Andolsun, biz cin ve insandan birçoğunu Cehennem için
yaratmışızdır." "....." Yani, Cehennem için yarattık ve
Cehennemlik kıldık. Yani, biz onları Cehennem için hazırladık ve onlar ancak
Cehennem ehlinin amellerini işlerler. Zira Allah (c.c) mahlukatı yarattığında
daha onlar var olmadan işleyecekleri amelleri biliyordu. Gökleri ve yeri yaratmadan
elli bin yıl önce bunları katındaki bir kitaba yazmıştı.
[3209] Nitekim Sahih-i
Müslim'de yer alan Abdullah b. Amr (r.a.)'ın rivayet ettiği bir hadiste Hz.
Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz Allah
(c.c) gokleri ve yeri yaratmadan elli bin yıl önce mahlukatın kaderini takdir
etti. O zaman Arş'ı suyun üstündeydi. "
[3210] Yine Sahih-i
Müslim'de yer alan bir rivayette Talha kızı Aişe halası Mü'minlerin annesi Aişe
(r.anha)'dan şöyle nakleder: Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
Ensardan birinin bebeğinin cenazesine çağrıldı. Ben "Ya Rasulallah! Ona
müjdeler olsun. Cennet'in serçelerinden bir serçe. Ne kötülük yaptı, ne de ona
erişti." dedim. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
"Bundan başkası mı olacaktı eyAişe! ŞüphesizAllah (c.c) Cennet'i yarattı
ve babalarının sulbündeyken oraya girecekleri yarattı. "
[3211] Buhari ve
Müslim'in İbn Mes'ud (r.a.)'tan naklettikleri bir hadiste Hz. Peygamber
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: " ... Sonra ona
(rahimdeki cenine) melek gönderilir ve dört şeyi yazması emredilir. O da
rızkını, ecelini (ömrünü), amellerini ve bahtsızlardan mı bahtlılardan mı
olacağını yazar. "
[3212] Daha önce geçtiği
gibi Allah (c.c) Adem (a.s)'m zürriyetini sulbünden çıkardıktan ve onları
kitapları sağdan verilecek olan iyiler ve soldan verilecek kötüler diye iki
gruba ayırdıktan sonra: "Bunlar Cennet içindir, aldırmam. Şunlar da
Cehennem içindir, aldırmam" buyurur. Bu konuda hadisler çoktur. Kader
konusu büyük bir konu olup burası uzunca anlatılmasına uygun değildir.
"Onların kalpleri
vardır, onlarla kavramazlar; gözleri vardır, onlarla görmezler; kulakları
vardır, onlarla işitmezler." Yani, onlar Allah’ın hidayet vesilesi kıldığı
hiçbir uzuvdan istifade etmezler. Nitekim Yüce Allah başka bir ayette şöyle
buyurur: "Andolsun ki onlara da size vermediğimiz kudret ve serveti
vermiştik. Kendilerine kulaklar, gözler ve kalpler vermiştik. Fakat kulakları,
gözleri ve kalpleri kendilerine bir fayda sağlamadı. Zira bile bile Allah'ın
ayetlerini inkar ediyorlardı. Alayedip durdukları şey, kendilerini
kuşatıverdi." (Ahkaf, 26) Bir ayette, "Onlar sağırlar, dilsizler ve
körlerdir.
Bu sebeple onlar geri
dönemezler. " (Bakara, 18) buyurur. Bu münafıklar hakkındadır. Kafirler
hakkında ise şöyle buyurmuştur: "(Hidayet çağrısına kulak vermeyen)
kafirlerin durumu, sadece çobanın bağırıp çağırmasını işiten hayvanların
durumuna benzer. Çünkü onlar sağırlar, dilsizler ve körlerdir. Bu sebeple
düşünmezler." (Bakara, 171) Onların sağırsızlığı, dilsizliği ve körlüğü
sadece hidayete karşıydı. Nitekim Yüce Allah bir ayette şöyle buyurur:
"Allah onlarda bir hayır görseydi elbette onlara işittirirdi. Fakat
işittirseydi bile yine onlar yüz çevirerek dönerlerdi. " (Enfal, 23) Yine,
''Ama gerçek şu ki gözler kör olmaz; lakin göğüsler içindeki kalpler kör
olur." (Hac, 46) buyurur. Bir yerde de şöyle buyurur: "Kim Rahman'ı
zikretmekten gafil olursa, yanından ayrılmayan bir şeytanı ona musallat ederiz.
Şüphesiz bu şeytanlar onları doğru yoldan alıkoyarlar da onlar, kendilerinin
doğru yolda olduklarını sanırlar." (Zuhruf,36-37)
Yüce Allah daha sonra
şöyle buyuruyor: "Onlar hayvanlar gibidir, hatta daha da şaşkındırlar.
" Yani, hakkı işitmeyen, kavramayan ve hidayeti görmeyenler, bu azalarıyla
sadece yaşamakta oldukları dünya hayatının görünüş kısmıyla ilgili faydalanan
başıboş hayvanlar gibidirler. Nitekim Yüce Allah bir ayette şöyle buyurur:
"(Hidayet çağrısına kulak vermeyen) kafirlerin durumu, sadece çobanın
bağırıp çağırmasını işiten hayvanların durumuna benzer. Çünkü onlar sağırlar,
dilsizler ve körlerdir. Bu sebeple düşünmezler. " (Bakara, 171) Yani,
onların imana davet edildiklerindeki halleri, çobanı çağırdığında ne
söylediğini duymayan ve ne demek istediğini anlamayan hayvanın hali gibidir. O
yüzden Yüce Allah onlar hakkında "hatta daha da şaşkındırlar."
buyurmuştur. Yani, hayvanlardan daha şaşkındırlar. Çünkü hayvanlar sahiplerinin
sözünü anlamasalar da bir yere sürdüğünde oraya giderler. Bunlar ise öyle değildirler.
Hem de hayvanlar ya tabiatlarıyla veya Allah'ın (c.c) insanların emrine
vermesiyle kendi görevlerini bilirler. Kafir ise öyle değildir; zira Allah'a
(c.c) ibadet etmek ve birlemek için yaratılmıştır. O ise Allah'ı inkar eder ve
O'na ortak koşar. O yüzden insanlardan kim Allah'a itaat ederse ahirette
kendisi düzeyindeki bir melekten daha şerefli ve üstündür. Beşerden kim Allah'ı
inkar ve reddederse hayvanlar ondan daha iyidirler. O yüzden Yüce Allah ayetin
devamında "Onlar hayvanlar gibidir, hatta daha da şaşkındırlar. İşte asıl
gafiller onlardır. " buyurur.
|
Devam etmek için aşağıdaki linki kullan |