İbn Kesir

Tefsir-i Kebir

Enfal Suresi

1.ayetler

 

Ganimetler:

 

Rahman ve Rahim Allah'm adıyla;

 

1. Sana savaş ganimetlerini soruyorlar. De ki: Ganimetler Allah ve Peygamber'e aittir. O halde siz (gerçek) Mü'minler iseniz Allah'tan korkun, aranızı düzeltin, Allah ve Rasulü'ne itaat edin.

 

Tefsiri:

 

İmam Buhari der ki: İbn Abbas (r.a.): Enfal ganimetler demektir. Bize ... Said b. Cübeyr'den şöyle nakletli: İbn Abbas (r.a.)'a "Enfal suresi?" dedim, "Bedir'de nazil oldu." dedi. İmam Buhari'nin İbn Abbas (r.a.)'tan muallak olarak yaptığı rivayeti, Ali b. Ebi Talha da İbn Abbas (r.a.)'tan şöyle rivayet etmiştir: "Enfal", yani ganimetler sadece Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)’e aitti, bizden hiç kimsenin değildi. Mücahid, İkrime, Ata, Dahhak, Katade, Ata' el-Horasani, Mukatil b. Hayyan, Abdurrahman b. Zeyd b. Eslem ve daha bir çok kişi de aynı şekilde Enfal'in ganimetler manasına geldiğini söylemişlerdir. Bu konuda Lebid şöyle der:

 

Rabb'imizden korkmamız en değerli ganimettir.

Sakin ve acele davranışım ancak Allah'm izniyledir.

 

Taberi, Kasım b. Muhammed'den şöyle nakleder: Bir adamı İbn Abbas (r.a.)'a "Enfal" (ganimetler)i sorarken işittim. İbn Abbas (r.a.) ona: At ganimettendir, düşman askerinin üzerinde bulunan eşyalar ganimettendir, dedi. Sonra adam: Allah'ın (c.c) kitabında buyurduğu enfal nedir?" dedi. Kasım der ki: Adam İbn Abbas (r.a.)'a sormaya o kadar devam etti ki sonunda iyice rahatsız etti ve İbn Abbas (r.a.) "Bu adamın durumu neye benziyor biliyor musunuz? Ömer b. Hattab'ın vurduğu Sabiğ'e benziyor." dedi. Abdurrezzak der ki: Ma'mer, Zühri'den, o Kasım b. Muhammed'den şöyle rivayet etti; İbn Abbas (r.a.) şöyle anlattı: Ömer b. Hattab (r.a.)'a bir şey sorulduğunda "Ben sana bir şeyemretmiyor, bir şeyden de men etmiyorum" derdi. İbn Abbas (r.a.) daha sonra: Vallahi, Allah (c.c) Peygamberini ancak men edici ve emredici, helal ve haram kılıcı olarak gönderdi, dedi. Kasım der ki: İbn Abbas (r.a.)'a da ganimetleri soran bir adam musallat oldu. İbn Abbas (r.a.): "Kişiye (savaşıp ele geçirdiği veya öldürdüğü) kişinin atı ve silahı ganimet olarak verilirdi." dedi. Adam soruyu tekrar sordu ve İbn Abbas (r.a.) aynı şekilde cevap verdi. Sonra adam tekrar sordu ve sonunda İbn Abbas (r.a.)'ı öfkelendirdi. İbn Abbas (r.a.): Bu adamın durumu nasıldır, biliyor musunuz? Ömer b. Hattab'ın vurduğu ve kanları ökçelerine -başka bir rivayette: ayaklarına- kadar akan Sabiğ gibidir, dedi. Bunun üzerine adam: Sana gelince, Allah senden Ömer'in intikam ını almış, dedi. İbn Abbas (r.a.)'tan sahih senetle yapılan rivayete göre o Nefel'i Müslümanların imamının ganimetin aslını taksimden sonra bazı kimselere fazladan verdiği ve savaşta öldürülenin üzerinden çıkan silah vs. ile benzer şeyler ile tefsir etmiştir. Nitekim fakihlerin Nefel kelimesinden akıllarına gelen ilk mana da budur. Doğrusunu en iyi Allah bilir.

 

İbn Ebi Necih, Mücahid’den şöyle nakleder: Sahabiler Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e ganimetin beşte dördünün taksiminden sonra kalan beşte biri (humus) sordular. Bunun üzerine "Sana savaş ganimetlerini soruyorlar." ayeti nazil oldu. İbn Mes'ud (r.a.) ve Mesruk: Düşmanla çarpışmaya girildiğinde nefel olmaz. Nefel ancak Müslüman safıyla düşman safı birbirine girmeden öncedir, demişlerdir. Bunu İbn Ebi Hatim rivayet etmiştir. Abdullah b. Mübarek ve başkaları Abdulmelik b. Ebu Süleyman'dan, o Ata Ebi Rebah'tan şöyle rivayet eder: "Sana savaş ganimetlerini soruyorlar." Yani, sana Müşriklerden Müslümanların eline savaş dışında geçen hayvan, köle, cariye ve eşya gibi şeyleri soruyorlar. Bunlar Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'indir; onda dilediğini yapar. Bu tefsire göre Ata b. Ebi Rebah ''Enfal''i "Fey'" ile tefsir etmiş olmaktadır. Fey' ise kafirlerden savaş yapmadan alınan mallara denir. Taberi der ki: Başkaları Enfal’den kastın gönderilen küçük askeri birliklerin ele geçirdikleri mallar olduğunu söylemişlerdir. Bana Ali b. Salih b. Hayy'dan şöyle nakledildi: Bana ulaşan bilgiye göre "Sana savaş ganimetlerini soruyorlar." ayeti askeri birlikler (seriyyeler) hakkında imiş. Bundan kastı Müslümanların imamının bazı seriyyelere, diğer askerlerle birlikte verdiği ganimetten ayrı olarak hediye şeklinde verdiği mallardır. Şa'bi de bunu açıkça ifade etmiştir. İmam Taberi de Enta!’den kastın ganimet taksiminden sonra artan mallar olduğu görüşünü tercih etmiştir. Bu ayetin nüzul sebebi hakkında varit olan rivayet bunun doğruluğuna şahitlik etmektedir:

 

 

[3259] İmam Ahmed b. Hanbel Sa'd b. Ebi Vakkas (r.a.)'tan şöyle nakleder: Bedir günü kardeşim Umeyr vefat etti. O gün Said b. As'ı öldürdüm ve kılıcını aldım. Kılıcının adı Zülketife idi. Onu alıp Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e götürdüm. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) "Git ve onu ganimetlerin olduğu yere bırak" buyurdu. Dönerken içimde kardeşimin öldürülmesine ve ganimetin elimden alınmasına dair ancak Allah'ın bildiği duygular vardı. Gittiğim yerden fazla uzaklaşmadan Enfal suresi nazil oldu. Bunun üzerine Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bana "Gidip kılıcını al. " buyurdu.

 

 

[3260] Yine İmam Ahmed b. Hanbel, Sa'd b. Malik'ten şöyle nakleder: Ben "Ya Rasulallah! Allah (c.c) bugün Müşriklere karşı yüreğimi soğuttu. Bunu bana hediye ver, dedi. Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Bu kılıç ne senin ne de benimdir. Onu yerine koy" buyurdu. Ben de yerine koydum, sonra döndüm. İçimden "Belki de bu kılıç benim başıma bugün gelenin, kendisinin başına gelmediği birine verilecek." diyordum. Birden baktım ki arkamdan bir adam beni çağırıyor. "Allah hakkımda bir şey mi indirdi?" dedim. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) "Benden benim değilken kılıcı istemiştin. Şimdi ise o Hana hibe edildi. Artık o senindir." buyurdu. Sa'd b. Malik der ki: Allah (c.c) "Sana savaş ganimetlerini soruyorlar. De ki: Ganimetler Allah ve Peygamber’e aittir. " ayetini bu olayda nazil etti. Bunu Ebu Davud, Tirmizi ve Nesai bir çok tarikle Ebu Bekir b. Ayyaş'tan naklen rivayet etmişler, Tirmizi: Hasen sahihtir, demiştir.

 

 

[3261] Bunu Ebu Bekir Tayalisi de Simak b. Harb'den şöyle nakleder: Musab b. Sa'd'ı, Sa'd'dan şöyle aktarırken işittim: Hakkımda dört ayet nazil oldu. Bedir günü bir kılıç ele geçirdim. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e gelerek "Bunu bana ganimet olarak ver" dedim. İki defa "Onu aldığın yere koy. " buyurdu. Sonra onu tekrar istedim. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Onu nereden aldıysan oraya koy" dedi. Bunun üzerine "Sana savaş ganimetlerini soruyorlar." ayeti nazil oldu. Hadisin tamamı "Biz, insana, ana-babasına iyi davranmasını tavsiye etmişizdir." (Ankebut, 8) ayeti, "Ey iman edenler! Şarap, kumar, dikili taşlar (putlar), fal ve şans okları birer şeytan işi pisliktir; bunlardan uzak durun ki kurtuluşa eresiniz." (Maide, 90) ayeti ve vasiyet ayetinin tefsiderinde gelecek. Bunu İmam Müslim, Sahih'inde Şu'be'nin nakliyle rivayet etmiştir.

 

 

[3262] Muhammed b. İshak, Ebu Üseyd Malik b. Rebia'dan şöyle nakleder: Bedir gününde İbn Aiz'in kılıcını ele geçirdim. O kılıcın adı Mirzeban'dı. Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) insanlara ellerindeki ganimetleri iade etmelerini emredince onu alıp ganimetlerin arasına attım. Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) kendisinden istenen hiçbir şeyi reddetmezdi. Erkam b. Ebu Erkam el-Mahzumi o kılıcı gördü ve Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)’den istedi. Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) de kılıcı verdi.

 

 

[3263] Ayetin nüzulune dair başka bir rivayet: İmam Ahmed b. Hanbbel Ebu Ümame'den şöyle nakleder: Ubade'ye Enfal'i sordum, şöyle cevaz verdi: O ayet biz Bedir savaşına katılanlar hakkında nazil oldu. Ganimet hakkında ihtilafa düşmüştük ve onda kötü bir ahlak sergilemiştik. Allah da (c.c) onu elimizden söküp aldı ve Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e verdi.  Resulullah da (Sallallahu aleyhi ve Sellem) onu Müslümanlar arasında eşit olarak paylaştırdı. 

 

 

[3264] İmam Ahmed b. Hanbel Ebu Ümame kanalıyla Ubade b. Samit (r.a.)'tan şöyle nakleder: Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile birlikte çıktık ve onunla (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Bedir gazvesine katıldım.

 

İnsanlar (iki ordu) karşılaştı ve Allah (c.c) düşmanı bozguna uğrattı. Bir grup düşmanın peşinden gidiyor ve yenilgiye uğratıp öldürüyorlardı. Bir grup karargah üzerinde yoğunlaşıyor, düşmanın mallarını alıp bir yerde topluyordu.

 

Bir grup Müslüman ise düşman Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e ansızın hücum etmesin diye gözlerini O'ndan ayırmıyorlardı. Gece olup insanlar birbirlerinin yanına döndüğünde ganimetleri toplayanlar "Bunları biz topladık.

 

Bunda hiç kimsenin bir payı yoktur." dediler. Düşmanın peşinden gidenler: ''Siz onu bizden daha çok hak etmiyorsunuz. Biz düşmanı ganimet (olarak ele geçirilecek) mallarından kovduk ve onları yenilgiye uğrattık" diyorlardı. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'i gözetleyip kollayanlar ise "Siz ona bizden daha layık değilsiniz. Biz gözümüzü Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'den ayırmadık. Müşriklerin O'na (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ansızın saldırıp zarar vermelerinden korktuk da onunla meşgulolduk." dediler. Bunun üzerine "Sana savaş ganimetlerini soruyorlar. De ki: Ganimetler Allah ve Peygamber'e aittir. O halde siz (gerçek) Mü'minler iseniz Allah'tan korkun, aranızı düzeltin, Allah ve Rasu!ü'ne itaat edin." ayeti nazil oldu. Bunun üzerine Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ganimeti Müslümanlar arasında paylaştırdı. Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) düşman topraklarına bir saldırı düzenlediğinde dörtte birini Müslümanlar arasında dağıtırdı. Döndüğünde insanlar da dönmüş olur ve üçte birini dağıtırdı. O (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ganimetlerden hoşlanmaz, "Mü'minlerin güçlüleri zayıflarına geri versinler." derdi. Bunu Tirmizi ve İbn Mace de Süfyan-ı Sevri'nin Abdurrahman b. Haris'ten nakliyle rivayet etmişler, Tirmizi: Hasen hadistir, demiştir. İbn Hibban Sahih'inde, Hakim Müstedrek'inde Abdurrahman b. Haris'in nakliyle rivayet etmişlerdir. Hakim: "Buhari ve Müslim tahric etmemiş olsalar da senedi Müslim'in koşullarını haiz sahih bir senettir" demiştir.

 

 

[3265] Ebu Davud, Nesai, Taberi, İbn Merduyeh -ki buradaki metin onunkidir-, İbn Hibban ve Hakim bir çok tarikle Davud b. Ebu Hind'den, o İkrime'den, o da İbn Abbas (r.a.)'tan şöyle rivayet etmişlerdir:

Bedir günü geldiğinde Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) "Kim şöyle şöyle yaparsa ona şu şu vardır." buyurmuştu. Bunun üzerine gençler fırladılar ve ihtiyarlar sancakların altında kaldılar. Ganimet günü gençler gelip kendileri için belirlenen ganimetleri istediler. İhtiyarlar da: Başkalarını bizden önde tutmayın. Biz de sizin için destekçiydik, dediler. Yenilgiye uğrasaydınız (sığınmak için) bizim olduğumuz yere dönecektiniz." dediler. Aralarında böyle tartıştılar. Bunun üzerine Allah (c.c) "Sana savaş ganimetlerini soruyorlar. De ki: Ganimetler Allah ve Peygamber’e aittir. O halde siz (gerçek) Mü'minler iseniz Allah'tan korkun, aranızı düzeltin, Allah ve Rasulü'ne itaat edin. " ayetini nazil etti.

 

 

[3266] Süfyan-ı Sevri, Kelbi'den, o Ebu Salih'ten, o da İbn Abbas (r.a.)'tan şöyle rivayet etmiştir: Bedir günü Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) "Kim birini öldürürse şu şu onun olacak. Kim bir esir getirirse şu şu onun olacak. " buyurdu. Ebu Yesr iki esir getirdi ve "Ya Rasulallah! Bize vaad ettiğini yerine getirmelisin" dedi. Bunun üzerine Sa'd b. Ubade ayağa kalkarak "Ya Rasulallah! Sen bunlara verirsen senin arkadaşlarına (savaş esnasında yanından ayrılmayanlara) hiçbir şey kalmayacak. Oysa bizi ondan (ganimet toplamak vs. den) ne mala karşı isteksizliğimiz, ne de düşmandan korkumuz engelledi. Biz orada ancak seni korumak için durduk. Senin arkandan gelmelerinden korkuyorduk." dediler. Bu şekilde aralarında tartıştılar. Bunun üzerine Kur'an'ın "Sana savaş ganimetlerini soruyorlar. De ki: Ganimetler Allah ve Peygamber'e aittir. O halde siz (gerçek) Mü'minler iseniz Allah'tan korkun, aranız! düzeltin, Allah ve Rasulü 'ne itaat edin." ayeti ile ''Eğer Allah'a ve hak ile batılın ayrıldığı gün, iki ordunun birbiri ile karşılaştığı gün (Bedir savaşında) kulumuza indirdiğimize inanmışsanız, bilin ki ganimet olarak aldığınız herhangi bir şeyin beşte biri Allah'a, Rasulü'ne, onun akrabalarına, yetimlere, yoksullara ve yolcuya aittir. Allah her şeye hakkıyla kadirdir. "[Enfal, 41] ayeti nazil oldu.

 

İmam Ebu Ubeyd Kasım b. Selam (rh.a) "el-Emval" kitabında şöyle der Enfal ise ganimetlere ve Müslümanların harp ehlinin mallarından ele geçirdikleri her şeye denir. İlk ganimetlerde tasarruf Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e bırakılmıştı. Allah (c.c) "Sana savaş ganimetlerini soruyorlar. De ki: Ganimetler Allah ve Peygamber'e aittir. O halde siz (gerçek) Mü'minler iseniz Allah'tan korkun, aranızı düzeltin, Allah ve Rasulü'ne itaat edin." buyurmuştu. Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) de Bedir gününde Allah'ın istediği şekilde, Sa'd hadisinde zikrettiğimiz gibi beşe bölmeden taksim etti. Bundan sonra humus (beşte bir) ayeti indi ve ilkini neshetti. Ben derim ki: Ali b. Ebi Talha da İbn Abbas (r.a.) 'tan aynen böyle rivayet etmiştir.

 

Mücahid, İkrime ve Süddi de böyle demişlerdir. İbn Zeyd der ki: Bu ayet mensuh değil hükmü sabit olan muhkem ayetlerdendir, demiştir. Ebu Ubeyd der ki: Bu konuda sahabe ve tabiin sözleri de vardır, Enfal esasen her türlü ganimete denir. Humus ise Kur'an'da ifade edildiği ve sünnette uygulandığı şekilde kendilerine tahsis edilen kimselere mahsustur. Enfal Arap dilinde bir kinsenin üzerine vacip olmaksızın kendinden bir iyilik olarak yaptığı her iyiliğe denir. Allah'ın (c.c) düşmanlarının mallarından Mü'minlere helal kıldığı enfal ise Allah'ın bu ümmete mahsus bir ikramı olarak onlara tahsis ettiği bir şeydir. Ganimetler daha önceki ümmetlere haram iken Allah (c. c) onu bu ümmete bir lütuf olarak vermiştir. İşte Enfal aslen budur.

 

 

[3267] Ben derim ki: Bunun şahidi Buhari ve Müslim'de Cabir (r.a.)'tan rivayet edilen şu hadistir: Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Bana benden önce hiçbir Peygambere verilmeyen beş şey verildi. Ganimetler benden önce hiç kimseye helal değilken bana helal kılındı" Ebu Ubeyd daha sonra şöyle der: Bu yüzden Müslümanların imamının savaşçılara ayrıca verdiği ihsana Nefel denmiştir. Bu bazı savaşçılara diğerlerinden farklı bir şekilde paylarından ayrı olarak verdiği maldır. İmam bunu onlara İslam'daki sağlamlıklarına (.....) ve düşmana verdikleri zarara göre verir. İmamın verdiği Enfalde dört yol vardır ve onlardan her birinin yeri diğerinden farklıdır. Bunların biri humusun bulunmadığı ganimettir ki o seleb (öldürülenin vs. üzerinde bulunan şeylerl'dir. İkincisi humusu (beşte biri) çıkardıktan sonra geriye kalan ganimetten verilen şeylerdir. Burada imam küfür ülkesine seriyyeler gönderir. Onlar da ganimet getirirler. Onlara humustan sonra ayrıca dörtte veya üçte bir ganimet verilir. Üçüncüsü sadece humustan verilen mallardır. Onda ganimetin tamamı toplanır, sonra beşe bölünür. Humusun tamamı imam'ın elinde ise ondan dilediği kadarını istediği gibi verir. Dördüncü ganimet beşe bölünmeden önceki ganimetin tamamından verilen Enfaldir ki o Müslümanlara kılavuzluk yapanlara, hayvanlarını güdenlere ve sürenlere verilen maldır. Bunların hepsinde ihtilaf vardır.

 

Rebi' der ki: İmam Şafii şöyle demiştir: Enfal; (öldürülen kafirlerin üzerinden alınan) seleb dışında, ganimetten beşe bölmeden önce hiçbir şeyin verilmemesidir, dedi. Ebu Ubeyd der ki: İkinci tür nefel kendilerine hakları olan dışında fazladan verilen ganimettir ki o Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in humusundan verilir. Zira Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in her ganimetten beşte bir hakkı vardır. Müslümanların imamının da bu konuda içtihad etmesi gerekir. Düşmanlar çoğalıp güçlenirler ve karşılarındaki Müslümanlar zayıftarlarsa Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in sünnetine uyarak onlara humustan mal ayırır. Yoksa ayırmaz.

 

Üçüncü tür Enfal: Müslümanların imamı bir seriyye veya ordu gönderir ve onlar düşmanla karşılaşmadan önce "Kim ne ganimet ele geçirirse humustan ayrı olarak onundur." der. Bu mal imamın vaadine binaen onların olur. Çünkü onlar o vaade binaen savaşmışlar, o çarpışmaya o şartla razı olmuşlardır. Ebu Ubeyd'in sözü burada sona erdi.

 

Onun daha önce geçen "Bedir ganimetleri humus yapılmadı" sözü isabetli değildir. Hz. Ali'nin Bedir günü humustan elde ettiği iki yaşlı deveye dair hadis bunu reddetmektedir. Ben bunu, Allah'a hamd-u senalar olsun, Siret kitabımda yeteri kadar uzun açıkladım.

 

"Allah'tan korkun, aranızı düzeltin" Yani, işlerinizde Allah'tan korkun, aranızdaki ilişkileri düzeltin ve birbirinize zulmetmeyin, tartışmayın ve kavga etmeyin. Zira Allah'ın (c. c) size verdiği hidayet ve ilim ondan dolayı birbirinize hasım olduğunuz şeylerden daha hayırlıdır.

 

''Allah ve Rasulü'ne itaat edin." Yani, ganimeti aranızda Allah'ın (c. c) kendisine gösterdiği şekilde taksim eden Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e itaat edin. Çünkü o; ganimeti aranızda Allah'ın (c. c) emrettiği gibi adalalet ve insafla dağıtmaktadır. İbn Abbas (r.a.) der ki: Yüce Allah burada Mü'minleri Allah'tan sakınmaya ve aralarını düzeltmeye itmekte ve ona zorlamaktadır. Mücahid de böyle demiştir. Süddi der ki: "aranızı düzeltin" den kasıt "Sövüşmeyin" dir.

 

 

[3268] Burada Hafız EbU. Ya'la el-Mevsıli'nin Enes b. Malik (r.a.)'tan yaptığı şu rivayeti zikredelim: Biz bir gün Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile birlikte otururken onu birden ön dişleri görünecek derecede gülerken gördük. Ömer (r.a.): "Ya Rasu.lallah! Anam babam sana feda olsun, seni güldüren nedir?" dedi. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle anlattı: "Ümmetimden iki kişi izzet sahibi Allah'ın huzurunda diz çökmüştü. Biri "Ey Rabbim, hakkımı kardeşimden al" dedi. Allah Teala diğerine kardeşine hakkını ver" dedi. O "Ey Rabbim, benim hiçbir sevabım kalmadı." dedi. Diğeri "Ey Rabbim, öyleyse günahlarımın bir kısmını yüklensin" dedi."

 

Enes (r.a.) der ki: Bunun üzerine Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in ağlamaktan dolayı gözlerinden yaşlar fışkırdı. Sonra "O gerçekten büyük bir gündür. İnsanların günahlarından bir şeyler yüklenecek kimselere ihtiyaç duyacakları gündür. " dedi. Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) sonra şöyle buyurdu: "Yüce Allah hak talebinde bulunan kimseye "Başını kaldır ve Cennetlere bak." buyurdu. O da başını kaldırıp baktı ve "Ey Rabbim, orada gümüşten şehirler, inciyle kaplanmış altından köşkler görüyorum. O hangi Peygamberindir, hangi sıddıkındır, hangi şehidindir?" dedi. Allah (c.c) "Parasını verenindir" buyurdu. Adam: "Rabbim, onun parasına kim sahiptir ki!" dedi. Allah Teala "Sen sahip olabılirsin." buyurdu. Adam: "Ey Rabbim, o nedir?" dedi. Allah Teala: "Kardeşini affedersin" buyurdu. Bunun üzerine adam: "Ey Rabbim, onu affettim" dedi. Allah Teala "Kardeşinin elinden tut da onu Cennete koy" dedi." Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) sonra şöyle buyurdu: "Şu halde siz Allah'tan sakının ve aranızı düzeltin. Zira Allah da kıyamet günü Mü'minleri barıştıracak, aralarını düzeltecektir. "

 

Devam etmek için aşağıdaki linki kullan

 

2. Mü'minler ancak, Allah anıldığı zaman yürekleri titreyen, kendilerine Allah'ın ayetleri okunduğunda imanlarını artıran ve yalnız Rablerine dayanıp güvenen kimselerdir.

3. Onlar, namazlarını dosdoğru kılan ve kendilerine rızık olarak verdiğimizden harcayan kimselerdir.

4. İşte onlar gerçek Mü'minlerdir. Onlar için Rableri katından nice dereceler, bağışlanma ve tükenmez bir rızık vardır.