|
İbn Kesir Tefsir-i Kebir |
Enfal Suresi 15 ve 16.ayetler |
Cihaddan Kaçmak:
15. Ey mü'minler!
Toplu halde kafirlerle karşılaştığınız zaman onlara arkanızı dönüp kaçmayın.
16. Tekrar savaşmak için
bir tarafa çekilmeye veya diğer bölüğe ulaşıp mevzi tutma durumu dışında, kim
öyle bir günde onlara arka çevirirse muhakkak ki o, Allah'ın gazabını hak etmiş
olarak döner. Onun yeri de Cehennemdir. Orası varılacak ne kötü yerdir!
Tefsiri:
Yüce Allah savaştan
kaçana kimseye Cehennem tehdidinde bulunuyor:
"Ey Mü'minler!
Toplu halde kafirlerle karşılaştığınız zaman" yani onlara yaklaştığınız,
yakınlarına vardığınız vakit "onlara arkanızı dönüp kaçmayın."
Arkadaşlarınızı terk edip kaçmayın.
"Tekrar savaşmak
için geri çekilme durumu ... dışında" Yani, hile olarak kendini savaştan
korkmuş gibi göstererek önünden kaçıp peşinden gelmesini sağlamak, sonra birden
geri dönüp saldırarak öldürme durumu dışında. Bu durumda öyle yapmasında hiçbir
sakınca yoktur. Said b. Cübeyr ve Süddi bunu bizzat ifade etmişlerdir. Dahhak
ise: Bu, düşmanın bir açığını yakalayıp aniden saldırmak maksadıyla
arkadaşlarından önde gitmektir, demiştir.
"Veya diğer bölüğe
ulaşıp mevzi tutma durumu dışında" Yani, oradan kaçıp başka bir Müslüman
birliğe gitmek ve onlara yardım edip onlardan yardım alma durumu dışında. Bunu
yapması da caizdir. Hatta bir seriyyede olur da seriyyenin komutanına veya
Müslümanların en büyük imamına (halife) kaçarsa, bu ruhsatın kapsamında olur.
[3294] İmam Ahmed b.
Hanbel İbn Ömer (r.a.)'tan şöyle nakleder: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve
Sellem)'in gönderdiği seriyyelerin birindeydim. İnsanlar bozguna uğradılar. Ben
de bozguna uğrayanlardandım. Savaştan kaçmış ve gazapla dönmekte olan birileri
olarak nasıl yapalım?" dedik. Sonra "Medine'ye gitsek de geceyi orada
geçirsek" dedik. Sonra "Kendimizi Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve
Sellem)'e arz ederiz. Eğer tevbe imkanımız varsa kalır, yoksa gideriz"
dedik. Sabah namazından önce oraya vardık. Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve
Sellem) çıktı ve "Bunlar kim?" dedi. "Firar edenleriz"
dedik. "Hayır. Bilakis siz tekrar Saidırmak için başka bir Müslüman
topluluğa katılmış kimselersiniz (akkartm). Ben de sizin katılmış olduğunuz
bölüğüm. Ben bütün Müslümanların bölüğüyüm." buyurdu. Bunun üzerine hemen
gidip elini öptük." Bunu Ebu Davud, Tirmizi ve İbn Mace bir çok tarikle
Yezid b. Ebu Yezid'den böyle rivayet etmişlerdir. Tirmizi: Hasendir. Sadece
onun rivayetiyle biliyoruz, demiştir.
[3295] Bunu İbn Ebi Hatim
de Yezid b. Ebu Yezid'in senediyle rivayet etmiştir. Onun rivayetinin sonunda
şu ziyade vardır: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) "veya diğer
bölüğe ulaşıp mevzi tutma durumu dışında" ayetini okudu. İlim ehli:
Hadisteki "Akkarun" tekrar saldırmak için geri çekilenler demektir,
demişlerdir. Hz. Ömer (r.a.) İran' da köprünün Mecusilerin tarafında olması ve
ordunun çok olması sebebiyle köprü üzerinde öldürüldüğünde de Ebu Ubeyd için
aynısını söylemiştir. Hz. Ömer (r.a.): Bana katılsaydı onun için (katıldığı)
askeri birlik olurdum." demiştir. Muhammed b. Sirin Hz. Ömer (r.a.)'tan
böyle rivayet etmiştir. Ebu Osman en-Nehdi Hz. Ömer (r.a.)'tan şöyle nakleder:
Ebu Ubeyd öldürülünce Hz. Ömer (r.a.): "Ey insanlar. Ben sizin
katılacağınız Müslüman bölüğüm (o hükümdeyim)'' demiştir. Mücahid der ki: Hz.
Ömer (r.a.): Ben her Müslümanın geldiğinde katılmış sayılacağı bölüğüm, dedi.
Abdulmelik b. Umeyr, Hz. Ömer (r.a.)'tan şöyle rivayet etmiştir: Ey insanlar,
sakın btı ayet sizi aldatmasın. O sadece Bedir günündeydi. Ben her Müslüman
için (katılacağı) bölüğüm.
İbn Ebi Hatim,
Nafi"den şöyle nakleder: İbn Ömer (r.a.)'a "Biz düşmanla savaşta
sebat edemeyen bir topluluğuz. (Ayette geçen) "diğer topluluk" tan
kastın ne olduğunu, imamımız mı yoksa karargahımız mı olduğunu da
bilmiyoruz." dedim. "Topluluk" Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve
Sellem)'dir." dedi. Ben: Allah (c.c) "Ey Mü'minler! Toplu halde
kafirlerle karşılaştığınız zaman onlara arkanızı dönüp kaçmayın."
buyuruyor, dedim. "O ayet Bedir'de indi. Ne öncesi ne sonrası
içindir." dedi. Dahhak, "kim öyle bir günde onlara arka
çevirirse" buyruğu hakkında: "Mütehayyiz Hz. Peygamber (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) ve ashabına kaçan kişidir." demiştir. Bugün de emirine
veya arkadaşlarına kaçan kişidir. Savaştan kaçmak bu sebeplerden birinden
dolayı olmazsa haramdır, en büyük günahlardandır.
[3296] Zira Buhari ve
Müslim, Sahih'lerinde Ebu Hureyre (r.a.)'tan rivayet ettikleri bir hadiste Hz.
Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) "Helak edici yedi şeyden
kaçının." buyurdu. Ona "Onlar nelerdir ey Allah'ın Rasulü?"
denilince şöyle buyurdu: "Allah'a ortak koşmak, büyü yapmak, haksız yere
Allah'ın haram kıldığı cana kıymak, faiz yemek, yetim malı yemek, düşmanla
karşılaşıldığı günde kaçmak, zinadan habersiz ve iffetli Mü'min kadınlara
iftira atmaktır. " Bu hadisin başka vecihlerden gelen şahitleri
vardır.
Allah (c.c) daha sonra
şöyle buyurur: "Muhakkak ki o, Allah'ın gazabını hak etmiş olarak
döner." "....." döndü manasına gelir. "Onun yeri de"
sonunda gideceği, tekrar diriltildiğinde varacağı yer de "Cehennemdir.
Orası varılacak ne kötü yerdir!"
[3297] İmam Ahmed b.
Hanbel, İbn Hasasiyye'den -ki adı Beşir b.
Ma'bed'dir- şöyle
nakleder: Biat etmek için Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e gittim.
Bana Allah'tan başka hiçbir ilah bulunmadığına ve Muhammed (Sallallahu aleyhi
ve Sellem)'in onun kulu ve elçisi olduğuna şehadet etmemi, namazı kılmamı,
zekat vermemi, İslam haccını yapmamı, Ramazan orucunu tutmamı ve Allah yolunda
cihad etmemi şart koştu. Ben "Ya Rasulallah! İki şey var ki onlara gücüm
yetmez. Biri cihaddır. Zira onlar, kim cihaddan kaçarsa Allah'ın gazabını hak
etmiş olarak döneceğini söylüyorlar. Ben ise onunla karşılaştığımda beni hırs
kaplamasından ve ölümü istememekten korkuyorum. Diğeri ise sadaka (zekat) dır.
Vallahi benim küçük bir koyun sürüsüyle on deveden başka bir malım yoktur.
Onlar da ailemin sürüsü ve binekleridir." dedim. Bunun üzerine Allah
Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) elini tuttu ve salladı. Sonra "Cihad
da yok, zekat da yok. Peki sen Cennete neyle gireceksin?" buyurdu. Ben
"Ya Rasulallah! Sana biat ediyorum" dedim ve ona hepsi üzerine biat
ettim. Hadis bu vecihle gariptir. Kütüb-i Sitte sahipleri kitaplarında tahriç
etmemişlerdir.
[3298] Hafız Taberani,
Sevban kanalıyla Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'den şöyle rivayet
etmiştir: "Üç şey var ki onlarla birlikte hiçbir amel fayda vermez:
Allah'a ortak koşmak, ana babaya asi olmak ve cihaddan kaçmak. " Bu da çok
garip bir hadistir.
[3299] Yine Taberani,
Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in kölesi Zeyd oğlu Yesar oğlu
Bilal'den şöyle nakleder: Babam'ı dedemden şöyle naklederken işittim: Allah
Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Kim" ''....''
(Kendinden başka hiçbir ilah olmayan Allah'tan bağışlanma diler ve O'na tevbe
ederim) derse cihaddan kaçmış olsa bile bağışlanır. " Bunu Ebu Davud da
Musa b. İsmail'in böyle nakliyle rivayet etmiştir. Tirmizi, Buhari'den, o da
Musa b. İsmail'den rivayet etmiş ve "Gariptir, bildiğimiz tek tariki
budur." demiştir.
Bazıları cihaddan
kaçmanın sadece sahabilere haram olduğunu söylemiş, "Çünkü cihad onlara
farz-ı ayn idi." demişlerdir. Bazıları "Sadece Ensar'a farz-ı ayn
idi. Çünkü istekli ve isteksiz (iyi ve kötü) anlarında işitip itaat edecekleri
üzerine Hz!Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e biat etmişlerdi."
demişlerdir. Bazıları: Bu ayette sadece Bedir ehli kastedilmiştir, demişlerdir.
Hz. Ömer, İbn Ömer (r.a.), İbn Abbas (r.a.), Ebu Hureyre (r.a.), Ebu Said
el-Hudri, Ebu Nadra, İbn Ömer (r.a.)'ın azatlı kölesi Nafi', Said b. Cübeyr,
Hasan-ı Basrı, İkrime, Katade, Dahhak ve daha başkaları bu görüştedirler. Bu
konudaki gerekçeleri şudur: Bedir ehlinin gidecekleri güçlü bir askeri güç
yoktu. Tek askeri güçleri kendileriydi.
[3300] Nitekim Hz.
Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle dua ediyordu: "Allah'ım! Bu
küçük topluluğu helak edecek olursan yeryüzünde sana hiç ibadet edilmeyecek.
" O yüzden Abdullah b. Mübarek, Mübarek b. Fudale kanalıyla Hasan-ı
Basrl'den, "kim öyle bir günde onlara arka çevirirse" buyruğu
hakkında şöyle rivayet etmiştir: "O Bedir günüdür. Bugün ise kişi bir
topluluğa veya şehre çekilirse -sanıyorum bunu dedikten sonra şöyle dedi-:
bunda kendisine hiçbir sakınca yoktur." Yine Abdullah b. Mübarek, Yezid b.
Ebu Habib'den şöyle nakleder: Allah (c.c.) Bedir günü cihaddan kaçanlara
Cehennemi vacip kıldı ve "Tekrar savaşmak için bir tarafa çekilmeye veya
diğer bölüğe ulaşıp mevzi tutma durumu dışında, kim öyle bir günde onlara arka
çevirirse muhakkak ki o, Allah'ın gazabını hak etmiş olarak döner."
buyurdu. Daha sonra Uhud günü geldiğinde "(Uhud'da) iki ordu karşılaştığı
gün, sizi bırakıp gidenleri, sırf işledikleri bazı hatalar yüzünden şeytan
(yerlerinden) kaydırmıştı. Yine de Allah onları affetti." (Al-i İmran, 155)
buyurdu. Ondan yedi yıl sonra Huneyn gününde de şöyle buyurdu: " ...
sonunda (bozularak) gerisin geri dönmüştünüz ... Sonra Allah, bunun ardından
yine dilediğinin tevbesini kabul eder. " (Tevbe, 25-27) Ebu Davud ve
Nesai'nin Sünen'lerinde, Hakim'in Müstedrek'inde, Taberi ve İbn Merduyeh'in
tefsir kitaplarında Ebu Said el-Hudri (r.a.)'tan rivayetlerine göre o,
"kim öyle bir günde onlara arka çevirirse" buyruğu hakkında: Bu
sadece Bedir’e katılanlar hakkında inmiştir, demiştir. Ayetin nüzul sebebi
Bedir ehli olsa da, bu, cihaddan kaçmanın Bedir ehli dışındakilere haram
olmamasını gerektirmez. Zira biraz önce geçen Ebu Hureyre (r.a.) hadisinin
delalet ettiği gibi cihaddan kaçmak helak edici günahlardandır. Nitekim
cumhurun görüşü de böyledir. Doğrusunu en iyi Allah bilir.
|
Devam etmek için aşağıdaki linki kullan |
18. Bu böyledir. Şüphesiz Allah, kafirlerin tuzağını bozar.