|
İbn Kesir Tefsir-i Kebir |
Enfal Suresi 30.ayetler |
Mekke Müşriklerinin
Hz. Peygambet (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e Yonelik Tuzakları:
30. Hatırla ki
kafirler seni tutup bağlamaları veya öldürmeleri yahut seni yurdundan çıkarmaları
için sana tuzak kuruyarlardı. Onlar sana tuzak kurarlarken Allah da onlara
tuzak kuruyordu. Şüphesiz Allah tuzak kuranların en iyisidir.
Tefsiri:
İbn Abbas (r.a.),
Mücahid ve Katade "....." ifadesini "seni tutup
bağlamaları" diye tefsir ederler. Ata ve İbn Zeyd: Seni hapsetmeleri, der.
Süddi: "İsbat" hapsetmek ve bağlamak demektir, der. Bu, her iki
tarafın dediklerini kapsamakta, bütün görüşleri toplamaktadır. Başkasına
kötülüğe kasteden kimsenin genelde yapacağı da bunlardır.
[3332] Süneyd, Haccac
kanalıyla İbn Cüreyc'den, Ata'nın şöyle dediğini nakleder: Ubeyd b. Umeyr'i
şöyle anlatırken duydum: Müşrikler aralarında Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi
ve Sellem)’i bağlamak, öldürmek veya Mekke’den çıkarmak üzere düzen
kurduklarında amcası Ebu Talip O'na (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Senin
hakkında ne düzen kurdular, biliyor musun?" dedi. Hz. Peygamber
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) "Bana büyü yapmaya veya öldürmeye veyahut
buradan çıkarmaya karar verdiler" buyurdu. Ebu Talip: "Bunu sana kim bildirdi?"
dedi. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Rabbim" deyince
Ebu Talip "Evet. Asıl Rabb senin Rabb'indir. Ona iyilikte bulun"
dedi. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Ben ona iyilik mi
yapayım? O bana iyilik yapıyor." buyurdu.
[3333] Taberi, Muttalip
b. Ebi Vedaa'dan şöyle nakleder: Ebu Talip Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve
Sellem)'e "Kavmin sana ne yapmayı planlıyar?" dedi. Hz. Peygamber
(Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Bana büyü yapmayı veya öldürmeyi veyahut buradan
çıkarmayı planlıyorlar" buyurdu. Ebu Talip: "Bunu sana kim
bildirdi?" dedi. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem):
"Rabbim" deyince Ebu Talib "Evet. Asıl Rabb senin Rabb'indir.
Ona iyilikte bulun" dedi. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem):
"Ben ona iyilik mi yapayım?
, O bana iyilik yapıyor.
" buyurdu. Muttalip der ki: Bunun üzerine "Hatırla ki kafirler seni
tutup bağlamaları veya öldürmeleri yahut seni yurdundan Çıkarmaları için sana
tuzak kuruyorlardı ... " ayeti nazil oldu. Burada Ebu Talip'in anılması
çok garip, hatta kabul edilemez saçma bir şeydir. Çünkü ayet Medeni
ayetlerdendir. Bu kıssada anlatılan Kureyş'in Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi
ve Sellem)'i bağlama veya yurdundan sürgün etme veyahut öldürmeye dair
düzenleri ise tam hicret gecesi olmuştu. Bu ise Ebü Talib'in vefatından üç yıl
sonra, kendisini koruyup kollayan, yardım eden ve yükünü yüklenen amcası Ebu
Talib'in vefatından sonra, O'nun (Sallallahu aleyhi ve Sellem) üzerinde
hakimiyet kurabildiklerinde ve bunları yapmaya cesaret edebildiklerinde
olmuştur.
[3334] Söylediğimizin
doğruluğunun delili İmam Muhammed b. İshak'ın el-Meğazi kitabında Abdullah b.
Ebi Nüceyh'in Mücahid'den, onun İbn Abbas (r.a.)'tan, ayrıca Ümmü Hani'in
kölesi Bazan'ın İbn Abbas (r.a.)'tan yaptığı şu rivayettir: Kureyşlilerden her
kabilenin eşrafından bir grup kişi bir araya gelmiş toplantı yapmak için
Darünnedve'ye giderlerken önlerine muhterem bir ihtiyar kılığında İblis çıktı.
Ona "Sen kimsin?" dediler. "Necid'li bir ihtiyar. Toplantı yaptığınızı
duydum da size katılmak, görüşlerimden ve nasihatlerimden sizi mahrum etmemek
istedim." dedi. Onlarla birlikte içeri girdi. Sonra "Şu adamın işi
hakkında çözümler düşünün. Vallahi, çok geçmeden size karşı atılım yapar"
dedi. Onlardan biri: Onu bir ipe bağlayın, sonra ölümünü bekleyin. Böylece
kendinden önceki Züheyr ve Nabiğa emsali şairler gibi ölür gider. Zaten o da
ancak onlardan biri gibi." dedi. Bunun üzerine Allah'ın düşmanı Necid'li
ihtiyar bağırarak "Vallahi bu iyi bir fikir değildir. Vallahi Rabb'i onu
hapsedildiği yerden çıkarıp arkadaşlarına kavuşturur. Zaten çok geçmeden
üzerine atlayıp elinizden alır ve dokunmanızı engellerler. Sizi ülkelerinden
çıkarabilirler bile; bundan dahi emin olamam." dedi. Sonra "Artık
başka bir ihtimale bakın" dedi. Onlardan biri:
"Onu aranızdan
çıkarın ki ondan kurtulup rahafa" kavuşasınız. Zira eziyeti uzaklaşıp
ondan yana rahatlamanızdan ve o başkalarıyla uğraştıktan sonra ne yaptığı ve
nerede yaptığı size bir zarar vermez." dedi. Bunun üzerine Necid'li
ihtiyar: "Vallahi bu da isabetli bir görüş değiL. Sözünün tatlılığını,
dilinin akıcılığını, kalplerin ondan işittiklerinden etkilenişini görmüyor
musunuz? Vallahi böyle yaparsanız, sonra o davasını Araplara sunarsa etrafında
birleşirler. Sonra gelir ve sizi ülkenizden çıkarır, eşrafınızı öldürür."
dedi. Onlar "Vallahi, doğru söyledin. Başka bir görüşe bakın"
dediler. Sonunda Ebü Cehil (Allah'ın laneti üzerine olsun): Vallahi size, daha
önce aklınıza geldiğini sanmadığım bir görüş sunacağım." dedi. "O
nedir?" dediler. "Her kabileden iri yarı ve güçlü kuvvetli bir genç
seçelim. Sonra her bir gence keskin bir kılıç verelim. Sonra tek bir adamın
vuruşuyla vuruş yapsınlar. Böylece onu öldürdüklerinde diyeti bütün kabilelere
dağılır. Ben Beni Haşim kabilesinin bütün Kureyşlilerle savaşacak kadar güçlü
olduğunu da sanmıyorum. Zira vaziyeti gördüklerinde diyete razı olacaklardır.
Böylece ondan rahata kavuşur ve eziyetinden kurtulursunuz" dedi. Bunun
üzerine Necid'li ihtiyar: "Vallahi, işte isabetli görüşün ta kendisi. Asıl
görüş bu gencin söylediğidir, başka hiçbir görüşün iyi olduğunu
düşünmüyorum." dedi. Onlar bunda karar kılarak oradan bu görüş üzere
ayrıldılar. Cebrail (a.s) Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e gelerek
geceyi yatmakta olduğu yatağında geçirmemesini emretti ve onların tuzağını
haber verdi. Bunun üzerine Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) geceyi
evinde geçirmedi. O vakit Allah (c.c) O'nun (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
çıkmasına izin verdi. Medine'ye geldikten sonra Allah (c.c) Enfal süresini indirdi
ve ona olan nimetlerini ve katındaki imtihanı hatırlatarak şöyle buyurdu:
"Hatırla ki kafirler seni tutup bağlamaları veya öldürmeleri yahut seni
yurdundan çıkarmaları için sana tuzak kuruyorlardı. Onlar sana tuzak
kurarlarken Allah da onlara tuzak kuruyordu. Şüphesiz Allah tuzak kuranların en
iyisidir." Allah (c.c) onların "Onun için zamanın felaketini bekleyin
de kendinden önceki şairlerin helak olduğu gibi helak olup gitsin"
diyenler hakkında "Yoksa onlar: (0,) bir şairdir; onun, zamanın felaketlerine
uğramasını bekliyoruz mu diyorlar?" (Tur, 30) ayetini indirdi. Bir görüşte
ittifak ettiklerinden dolayı da bu güne "yevmü'z-zahme: toplanma ve
kalabalık gün" denilirdi. Süddi'den benzer bir anlatım nakledilmiştir.
Allah (c.c) onların Hz. Peygadber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'i çıkarmak
istemeleri hakkında şu ayeti indirmiştir: "Yine onlar, seni yurdundan
çıkarmak için nerdeyse dünyayı başına dar getirecekler. O takdirde, senin
ardından kendileri de fazla kalamazlar." (İsra, 76) İbn Abbas (r.a.)'tan Avfi
de böyle rivayet etmiştir. Mücahid, Urve b. Zübeyr, Musa b. Ukbe, Katade,
Miksem ve başkalarından da bunun benzeri rivayet edilmiştir.
[3335] Yunus b. Bekir,
İbn İshak'tan şöyle nakleder: Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) artık
Allah'ın emrini bekliyordu. Sonunda Kureyşliler toplanarak ona karşı
yapılabilecek tuzaklar üzerinde konuştular, bir takım fiili şeyler yapmak
istediler. Bunun üzerine Cebrail (a.s) gelerek o geceyi her zamanki yerde
geçirmemesini söyledi. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'de Ali b.
Ebi Talib (r.a.)'ı çağırarak ona geceyi yatağında geçirmesini, kendisinin yeşil
bürdesine bürünmesini emretti. Ali (r.a.)'da dediğini yaptı. Hz. Peygamber
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) sonra kapının önünde durmakta olan kalabalığa
doğru gitti. Yanında bir avuç toprakla çıktı ve onu başlarına saçtı. Hz.
Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bu arada "Ya sin. Kur'an'a yemin
olsun ki" den "Önlerinden bir set ve arkalarından bir set çektik de
onları kapattık, artık göremezler." (Yasin, 9) ayetine kadar olan ayetleri
okuyordu. Allah (c.c) onların gözlerini Peygamberi Muhammed (Sallallahu aleyhi
ve Sellem)'den aldı. Hafız Ebu Bekir Beyhaki: İkrime'den bunu teyit eden bir
şey rivayet edilmiştir, der.
[3336] İbn Hibban
Sahih'inde, Hakim de Müstedrek'inde Said b. Cübeyr kanalıyla İbn Abbas
(r.a.)'tan şöyle rivayet etmişlerdir: Fatıma ağlayarak Rasulullah (Sallallahu
aleyhi ve Sellem)'in yanına girdi. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
"Kızcağızım, seni ağlatan nedir?" dedi. Fatıma (r.anha):
"Babacığım, şu Kureyşlilerin ileri gelenleri seni gördüklerinde mutlaka
öldüreceklerine dair Hicr' de Lat, Uzza ve diğer üçüncü Menat ile
ahitleşirlerken, hatta onların her biri payına düşen diyet miktarını
öğrenmişken ben ne diye ağlamayayım." dedi. Bunun üzerine Hz. Peygamber
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) "Bana abdest suyu getir" buyurdu. Hz.
Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) abdest aldı, sonra namazgahına çıktı.
Onu görünce "İşte bu odur." dediler. Başları öne eğildi, çeneleri
önlerine düştü ve gözlerini kaldıramaz oldular. Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi
ve Sellem) bir avuç toprak aldı ve "Yüzleri çirkin olsun" diyerek
üzerlerine attı. Attığı topraktan kime isabet ettiyse Bedir günü kafir olarak
öldü. Sonra Hakim: Buhari ve Müslim tahric etmemiş olsalar da Müslim'in
koşullarını taşıyan sahih bir hadistir. Hiçbir illetinin bulunduğunu
bilmiyorum, demiştir.
[3337] İmam Ahmed b.
Hanbel, İbn Abbas (r.a.)'ın kölesi Miksem kanalıyla İbn Abbas (r.a.)'tan
"Hatırla ki kafirler seni tutup bağlamaları veya öldürmeleri yahut seni
yurdundan çıkarmaları için sana tuzak kuruyorlardı." buyruğu hakkında
şöyle nakleder: Kureyşliler bir gece aralarında istişare ettiler. Onlardan biri
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'i kastederek, "Sabah olunca onu
bir iple bağlayın" dedi. Birisi: Bilakis onu öldürün, dedi. Birisi de: Onu
buradan çıkarın, dedi. Allah (c.c) Peygamberini (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
bundan haberdar etti. Bunun üzerine Hz. Ali (r.a.) geceyi Hz. Peygamber
(Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in yatağında geçirdi. O da (Sallallahu aleyhi ve
Sellem) çıkarak mağaraya kadar gitti. Müşrikler Hz. Ali (r.a.)'ı Muhammed
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) sanarak kuşatmaya devam ettiler. Sabah olunca
üzerine saldırdılar. Onun Hz. Ali (r.a.) olduğunu görünce Allah (c.c)
düzenlerini tersine çevirdi. "Şu arkadaşın nerede?" dediler. Hz. Ali
(r.a.) "Bilmiyorum" dedi. İzini sürdüler. Dağa ulaşınca kafaları
karıştı. Dağa çıktılar ve mağaranın yanından geçtiler. Kapısının üzerinde
örümcek ağı gördüler ve "Buraya girmiş olsaydı örümcek kapısına ağ
örmezdi" dediler. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) orada üç
gece kaldı.
"Onlar sana tuzak
kurarlarken Allah da onlara tuzak kuruyordu. Şüphesiz Allah tuzak kuranların en
iyisidir." Muhammed b. İshak, Muhammed b. Cafer b. Zübeyr'den, Urve b.
Zübeyr (r.a.)'ın Allah'ın (c.c) ''Allah da onlara tuzak kuruyordu" buyruğu
hakkında şöyle dediğini rivayet etmiştir:
Yani, onlara sağlam
tuzağımı kurup seni ellerinden kurtardım.
|
Devam etmek için aşağıdaki linki kullan |