İbn Kesir

Tefsir-i Kebir

Enfal Suresi

38 – 40.ayetler

 

Yegane Din islam Olana Kadar Onlarla Savaşın:

 

38. İnkar edenlere; vazgeçerlerse geçmiş günahlarının bağışlanacağım söyle. Eğer ona tekrar dönerlerse kendilerinden öncekilerin hali gözlerinin önündedir!

39. Fitne ortadan kalkıncaya ve din tamamen Allah'ın oluncaya kadar onlarla savaşın! Küfre son verirlerse şüphesiz ki Allah onların yaptıklarını çok iyi görür.

40. Eğer imandan yüz çevirirlerse bilin ki Allah sizin sahibinizdir. O ne güzel sahip ve ne güzel yardımcıdır!

 

Tefsiri:

 

Yüce Allah peygamberi Muhammed (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e şöyle buyuruyor: "İnkar edenlere; vazgeçerlerse geçmiş günahlarının bağışlanacağım söyle" yani içinde bulundukları küfür, fitne ve inattan vazgeçer, İslam, itaat ve tevbe dairesi içine girerlerse geçmişteki günahları bağışlanacaktır. Yani, geçmişteki küfür, günah ve hataları silinecektir.

 

 

[3347] Nitekim İbn Mes'ud (r.a.)'tan nakledilen sahih bir hadise göre Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: "Kim İslam'ı iyi yaşarsa cahiliyye döneminde işlediklerinden sorumlu tutulmaz. Kim de kötü yaşarsa hem öncekilerden, hem sonrakilerden sorumlu tutulur. "

 

 

[3348] Yine sahih bir hadiste Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) "İslam kendinden öncesini siler. Tevbe de kendinden öncesini siler. " buyurmuştur.

"Eğer ona dönerlerse" yani içinde bulundukları hal üzere devam ederlerse "kendilerinden öncekilerin hali gözlerinin önündedir!" Yani, önceki milletler hakkında ki "yalanladıkları ve inatlarında ısrar ettikleri taktirde kısa zamanda azap ve cezamızı vereceğimize" dair adetimiz onlar hakkında da devam edecektir. Mücahid der ki: "kendilerinden öncekilerin hali gözlerinin önündedir!" ayetinde kastedilenler Bedir günündeki Kureyşliler ile diğer milletlerdir. Süddi ve Muhammed b. İshak "kendilerinden öncekiler ... " ifadesiyle Bedir'in kastedildiğini söylemişlerdir.

 

Yüce Allah daha sonra şöyle buyurur: "Fitne ortadan kalkıncaya ve din tamamen Allah'ın oluncaya kadar onlarla savaşın!"

 

 

[3349] İmam Buhari'nin İbn Ömer (r.a.)'tan rivayet edildiğine göre bir adam ona gelerek "Ey Ebu Abdurrahman! Allah Teala'nın "Eğer mü'minlerden iki gurup birbirleriyle vuruşursa ... " (Hucurat, 9) ayetini işitmedin mi? Seni Allah'ın kitabında buyurduğu gibi savaşmaktan alıkoyan nedir? diye sordu. İbn Ömer şöyle cevap verdi: Ey yeğenim! Bu ayeti yanlış yorumlayarak savaşmamam benim için "Yanlışlıkla olması dışında, bir mü'minin diğer bir mü'mini öldürmeye hakkı olamaz ... " (Nisa, 93) ayetini yanlış yorumlayıp savaşmamdan daha evladır." Bu defa adam: "Allah Teala, "Fitne ortadan kalkıncaya ve din tamamen Allah'ın oluncaya kadar onlarla savaşın!" buyuruyor. (Buna ne dersin?) dedi. İbn Ömer de şu cevabı verdi: "Biz, Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) döneminde bu ayetin gereğini yaptık. O vakit Müslümanların sayısı azdı. İnananlar dinleri uğruna işkencelere maruz kalıyorlar, ya öldürülüyor ya da işkence ve baskıya maruz kalıyorlardı. Nihayet Müslümanların sayısı arttı ve artık fitne (dinden döndürmek için işkence) kalmadı." dedi. Adam, İbn Ömer'in kendisinin istediği şeyleri söylemediğini görünce ona şu soruyu yöneltti: Ali ve Osman hakkında ne düşünüyorsun? İbn Ömer de şu cevabı verdi: Ali ve Osman hakkında ki görüşüme gelince; Allah Teala Osman'ın günahlarını bağışlamıştır. Ama siz, Allah'ın onu bağışlamasından hoşlanmadınız. Ali'ye gelince; o, Hz. Peygamber'in amcasının oğlu ve damadıdır. (Eliyle işaret ederek) Bu da onun kızıdır. Bunu siz de görüyorsunuz."

 

 

[3350] İmam Buhari, Said b. Cübeyr'den şöyle nakleder: İbn Ömer (r.a.) yanımıza gelmişti. Bir adam "Fitneyle savaş hakkında ne düşünüyorsun?" dedi. İbn Ömer (r.a.): "Fitnenin ne olduğunu biliyor musun? Muhammed müşriklerle savaşıyordu. Müşriklerin yanına varmak bir fitneydi (tehlikeliydi, işkence ve ölüm sebebiydi). O, sizin yönetim için savaştığınız gibi değildi." dedi. Bunların hepsi İmam Buhari'nin rivayetindeki ifadelerdir.

 

 

[3351] Ubeydullah, Nafi"den, o da İbn Ömer (r.a.)'tan şöyle nakleder: İnsanlar Abdullah b. Zübeyr kargaşasında İbn Ömer (r.a.)'a gelerek "İnsanlar şu gördüklerini yaptılar. Sen ise ey Ömer b. Hattab'ın oğlu! Ey Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in arkadaşı! Seni kıyam etmekten engelleyen nedir?" dediler. İbn Ömer (r.a.): "Beni, Allah'ın müslüman kardeşimin kanını bana haram kılmış olması engelliyor." dedi. Onlar Allah (c.c) "Fitne ortadan kalkıncaya ve din tamamen Allah'ın oluncaya kadar onlarla savaşın!" buyurmuyor mu?" dediler. İbn Ömer (r.a.) şu cevabı verdi: Biz fitne kalmayıncaya ve din yalnız Allah için oluncaya kadar savaştık. Siz ise fitne olması için, din Allah'tan başkasının olması için savaşmak istiyorsunuz" dedi. 

 

 

[3352] Bunu Hammad b. Seleme de Ali b. Zeyd'in Eyyub b. Abdullah el-Lahmi'den şöyle rivayet etmiştir: İbn Ömer (r.a.)'ın yanındaydım. Yanına bir adam gelerek: "Allah (c.c) "Fitne ortadan kalkıncaya ve din tamamen Allah’ın oluncaya kadar onlarla savaşın!" buyuruyor." dedi. İbn Ömer (r.a.): Ben ve arkadaşlarım din yalnız Allah'a oluncaya, şirk ortadan kalkıncaya ve fitne kalmayıncaya kadar savaştık. Siz ve arkadaşlarınız ise fitne olması ve din Allah'tan başkasının olması için savaşıyorsunuz." dedi. Bu ikisini İbn Merduyeh rivayet etmiştir.

 

 

[3353] Ebu Avane, A'meş'ten, o İbrahim et-Teymi'den, o da babasından şöyle nakleder: Zübattin -Üsame b. Zeyd'i kastediyor- şöyle dedi: "Ben "La ilahe illallah" diyen hiç kimseyle asla savaşmayacağım." Bunun üzerine Sa'd b. Malik de: "La ilahe illallah" diyen hiç kimseyle asla savaşmayacağım." dedi. Bir adam: Allah (c.c) "Fitne ortadan kalkıncaya ve din tamamen Allah'ın oluncaya kadar onlarla savaşın!" buyurmuyor mu? dedi. Üsame ile Sa’d adama: "Biz fitneden eser kalmayıncaya ve din tamamen Allah için oluncaya kadar savaştık." dediler. Bunu da İbn Merduyeh rivayet etmiştir. Dahhak, İbn Abbas (r.a.)'tan şöyle nakleder: "Fitne ortadan kalkıncaya ve din tamamen Allah’ın oluncaya kadar onlarla savaşın!" Yani, şirk ortadan kalkıncaya kadar. Ebu Aliye, Mücahid, Hasan-ı Basri, Katade, Rebi' b. Enes, Süddi, Mukatil b. Hayyan ve Zeyd b. Eslem de böyle demişlerdir. Muhammed b. İshak şöyle der; Zühri'den bana ulaşan habere göre o Urve b. Zübeyr ve başka alimlerimizden şöyle rivayet etmiştir: "Fitne ortadan kalkıncaya .. " yani hiçbir müslümana dinden dönmesi için işkence ve baskı yapılmayıncaya ..

 

"Ve dih tamamen Allah'ın oluncaya kadar onlarla savaşın!" Dahhak bu ayetin tefsiri hakkında İbn Abbas (r.a.)'tan şöyle nakleder: Yani tevhid sadece Allah'a yapılıncaya kadar. Hasan-ı Basrı, Katade ve İbn Cüreyc şöyle der: "din tamamen Allah'ın oluncaya kadar onlarla savaşın!" Yani, "La ilahe illallah" deninceye kadar. Muhammed b. İshak der ki: Tevhid, içinde hiçbir şirk bulundurmadan, sadece Allah'a ait kılınıncaya, Allah (c.c) dışındaki tüm ortaklardan sıyrılıncaya kadar.

 

Abdurrahman b. Zeyd b. Eslem şöyle der: "Fitne ortadan kalkıncaya ve din tamamen Allah'ın oluncaya kadar onlarla savaşın!" Yani, dininizle beraber küfürden hiçbir şey kalmayıncaya kadar.

 

 

[3354] Bunu Buhari ve Müslim' de Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)’den rivayet edilen şu hadis desteklemektedir: "İnsanlarla "La ilahe illallah" deyinceye dek savaşmakla emrolundum. Bunu söylerlerse hak etmeleri durumu hariç, kanlarını ve mallarını benden koruma altına alırlar. Hesapları ise Allah'adır. "

 

 

[3355] Yine Buhari ve Müslim'in Ebu Musa el-Eş'ari (r.a.)'tan rivayet ettiklerine göre Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)’e kahramanlık, (mensubu olduğu belli bir millet, ırk veya görüşe olan) taassup, gösteriş için savaşanlardan hangisinin Allah (c.c) yolunda olduğu soruldu. Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) "Kim Allah sözü en yüce olsun diye savaşırsa işte o Allah yolundadır" buyurdu.

 

"Küfre son verirlerse" Yani, sizin onlarla savaşmanızdan dolayı içinde bulundukları küfürden uzak durur ve terk ederlerse, siz onların içlerini bilmeseniz de "şüphesiz ki Allah onların yaptıklarını çok iyi görür. " Nitekim Allah (c.c) başka ayetlerde şöyle buyurur: "Eğer tevbe eder, namazı dosdoğru kılar, zekatı da verirlerse artık yollarını serbest bırakın. Allah bağışlayan, esirgeyendir." (Tevbe, 5) "Fakat tevbe eder, namaz kılar ve zekat verirlerse, artık onlar dinde kardeşlerinizdir. Biz, bilen bir kavme ayetlerimizi böyle açıklıyoruz. " (Tevbe, 11) Yüce Allah bir ayette de şöyle buyurur: "Fitne tamamen yok edilinceye ve din (kulluk) de yalnız Allah için oluncaya kadar onlarla savaşın. Şayet vazgeçerlerse zalimlerden başkasına düşmanlık ve saldırı yoktur." (Bakara, 193)

 

 

[3356] Sahih bir hadiste Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) "La ilahe illallah" diyen bir adama kılıcını çekip öldüren Üsame (r.a.)'a "Onu "La ilahe illallah" dedikten sonramı öldürdün? Kıyamet günü bu "La ilahe illallah "la nasıl yapacaksın?" buyurdu. Üsame (r.a.): "Ya Rasulallah! Onu kendini korumak için söyledi." deyince Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) "Kalbini yarsaydın ya!" buyurdu. Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) sonra defalarca "Kıyamet günü "La ilahe illallah" hakkında kim senin yanında olacak?" dedi. Üsame (r.a.) der ki: "Öyle ki İslam'a keşke o gün girseydim diye temenni ettim."

 

"Eğer imandan yüz çevirirlerse" Yani, onlar size karşı olmaya ve sizinle savaşmaya devam ederlerse "bilin ki Allah sizin mevlanızdır. " Yani, efendiniz ve düşmanlarınıza karşı yardımcınızdır. O ne güzel Mevla, ne güzel yardımcıdır.

 

 

[3357] İmam Taber'i'nin Hişam b. Urve'den naklettiğine göre Abdülmelik b. Mervan ona bazı şeyleri sorduğu bir mektup gönderdi. O da şu mektubu gönderdi: "Selamün Aleyküm. Ben sana kendinden başka bir ilah bulunmayan Allah'ı övüyorum. Konuya gelecek olursak; Sen bana bir mektup yazmış, Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in Mekke'den çıkarılmasını soruyorsun. Sana bunu anlatacağım. Tek güç ve kuvvet sahibi Allah'tır. Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in Mekke'den çıkarılması konusu şundan ibarettir. Allah (c.c) ona peygamberlik vermişti. O ne güzel peygamber, ne güzel efendi ve ne güzel akrabaydı. Allah (c.c) onu güzelliklerle mükafatlandırsın, bize Cennet'te yüzünü tanıtsın, akidesi üzere yaşatsın, onun üzerine öldürsün ve onun üzerine diriltsin. Allah (c.c) onu hidayet ve indirdiği nurla gönderdiğinde onları davet ettiğinde başta ondan uzaklaşmadılar. Sözlerine de kulak veriyorlardı ve bu halanların putlarına dokunmasına kadar devam etti. Taif'ten de mal mülk sahibi Kureyşliler geldiler ve bunların bazıları ona karşı çıkıp katı bir tavır takındılar. Söylediklerinden hoşlanmadılar ve kendilerine itaat edenleri ona karşı kışkırttılar. Bunun üzerine Allah'ın koruduğu az sayıda kişi dışında insanların büyük çoğunluğu ondan yüz çevirdiler ve terk ettiler. Allah'ın dilediği kadar bu hal üzere devam etti. Sonra başkanları bir araya gelerek Allah'ın dininde ona uyan evlatlarına, kardeşlerine ve kabile mensuplarına baskı ve işkence yapmak için plan kurdular. Bu sarsıntısı büyük bir fitneydi. Sonunda fitneye düşen düştü ve Allah (c.c) onlardan dilediklerini korudu. Müslümanlara bunlar yapılınca Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) onlara Habeşistan'a gitmelerini emretti. Habeşistan'da Necaşi adında iyi bir hükümdar vardı. Onun ülkesinde kimseye zulmedilmez, bunun yanında o insanlar tarafından övülürdü. Habeşistan Kureyşliler için bir ticaret yeriydi. Orada ticaret yaparlar, ticaretleri için iyi bir alan, güvenlik ve güzel bir ticaret imkanı bulurlardı. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) onlara böyle emredince, Mekke'de zorbalığa maruz kalan ve kendilerinin işkenceye maruz kalmasından korkan Müslümanların büyük çoğunluğu oraya gittiler. Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ise ayrılmayıp orada kaldı. Yıllarca bu şekilde onlardan Müslüman olanlara baskıya devam edildi. Sonra orada İslam yayıldı, Mekke'lilerin eşrafından ve güçlülerinden İslam'a girenler oldu. Bunu gören müşrikler Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e ve ashabına baskılarını biraz olsun gevşettiler. Böylece ilk fitne Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in ashabının onlardan korkarak, içinde bulundukları fitne ve sarsıntılardan kaçarak Habeşistan topraklarına gitmeleri oldu. Müslümanlara baskı biraz azaltılıp Mekke'lilerden İslam'a girenler olunca Müslümanlara serbestlik verildiği konuşulmaya başlandı ve bu, Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in Habeşistan'daki ashabına "Mekke'deki Müslümanlara rahatlık verildi ve artık onlara işkence yapılmıyor" diye ulaştı. Bunun üzerine Mekke'ye döndüler. Neredeyse Mekke' de güven içinde yaşıyorlar, gittikçe çoğalıyor ve kalabalıklaşıyorlardı. Medine'de de çok sayıda insan müslüman olmuş, orada İslam yayılmıştı. Medineli Müslümanlar Mekke' deki Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)’in yanına gelmeye başlamışlardı. Kureyşliler bunu görünce onlara işkence ve baskı yapma üzerinde görüşmeler yaptılar. Onları yakaladılar ve dinlerinden çevirmeye çalıştılar. Bu da onlara büyük bir sıkıntı ve zorluk yaşattı. Bu da son fitneydi. Böylece iki işkence / fitne gerçekleşmişti. Birincisi, Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) emrettiğinde ve izin verdiğinde onları Habeşistan'a hicret ettiren fitne. Diğeri ise, döndüklerindeki şu fitnedir. Medine'lilerden oraya gelenler oluyordu ve bir süre sonra Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in yanına müslüman olanların başları olan yetmiş kişilik temsilci heyeti geldi. Hacda Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile buluştular ve Akabede O'na (Sallallahu aleyhi ve Sellem) biat ettiler. Ona "Biz sendeniz, sen de bizdensin. Arkadaşlarından gelen olursa veya sen gelirsen kendimizi koruduğumuz şeylerden seni de koruruz.'' dediler. Bunun üzerine Kureyşliler onlara baskılarını artırdılar. Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) de ashabına Medine'ye gitmelerini emretti. Bu da Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in ve ashabının Mekke'den çıkartılmasına yol açan ikinci fitnedir. İşte Allah'ın (c.c), hakkında "Fitne ortadan kalkıncaya ve din tamamen Allah'ın oluncaya kadar onlarla savaşın!" diye buyurduğu fitne budur. Taberi sonra bunu Urve b. Zübeyr'den; "Velid b. Abdülmelik b. Mervan'ın kendisine bir mektup yazdığı, onun da bununla cevabı verdiği" şeklinde rivayet etmiştir. Bunun senedi Urve (r.a.)'a kadar sahihtir.

 

Devam etmek için aşağıdaki linki kullan

 

41. Eğer Allah'a ve hak ile batılın ayrıldığı gün, iki ordunun birbiri ile karşılaştığı gün (Bedir savaşında) kulumuza indirdiğimize inanmışsanız, bilin ki ganimet olarak aldığınız herhangi bir şeyin beşte biri Allah'a, Rasulü'ne, onun akrabalarına, yetimlere, yoksullara ve yolcuya aittir. Allah her şeye hakkıyla kadirdir.