İbn Kesir

Tefsir-i Kebir

Enfal Suresi

45 ve 46.ayetler

 

Cihad'da Sebat ve Allah'ı (c.c) Anmak:

 

45. Ey iman edenler! Herhangi bir topluluk ile karşılaştığınızda sebat edin ve Allah'ı çok anın ki felaha erişesiniz.

46. Allah ve Rasulü'ne itaat edin, birbirinizle çekişmeyin; sonra korkuya kapılırsınız da kuvvetiniz gider. Bir de sabredin. Çünkü Allah sabredenlerle beraberdir.

 

Tefsiri:

 

Burada Allah (c.c) mü'min kullarına düşmanla karşılaştıklarında nasıl hareket etmeleri gerektiğini, onlarla karşı karşıya geldiklerinde cesaretlerini nasıl toplayacaklarını öğretiyor: "Ey iman edenler! Herhangi bir topluluk ile karşılaştığınızda sebat edin. "

 

 

[3374] Buhari ve Müslim'in Sahih'lerinde Abdullah b. Ebi Evfa'dan rivayet ettiklerine göre o şöyle demiştir: Hz. Peygamber düşmanla karşı karşıya gelindiği günlerin birinde güneş tepe noktasından batıya doğru meyledene kadar bekle di. Sonra şöyle buyurdu: "Ey insanlar, düşmanla savaşmak için karşı karşıya gelmeyi arzulamayın. Allah'tan hep afiyet isteyin. Fakat savaşmak üzere düşman ile karşı karşıya geldiğinizde sabredin. Şunu iyi bilin ki cennet kılıçların gölgeleri altındadır" buyurdu. Sonra kalkıp şöyle dua etti: "Ey Kitabı indiren, bulutları istediği yöne çeviren ve düşman birliklerini dağıtıp perişan eden Allah'ım! Şu düşmanımızı hezimete uğrat, bize onlara karşı yardım eyle. "

 

 

[3375] Abdurrezzak, Abdullah b. Amr'dan şöyle nakleder; Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Düşmanla karşılaşmayı temenni etmeyin. Allah'tan afiyet isteyin. Onlarla karşılaştığınızda ise sabır ve sebat edin. Allah'ın zikredin. Onlar bağırıp çağırır ve gürültü yaparlarsa siz suskunluktan ayrılmayın. "

 

 

[3376] Hafız Taberani ... Zeyd b. Sabit'ten, o bir adamdan, o da Zeyd b. Erkam'dan Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: "Şüphesiz Allah (c.c) üç şeyde susulmasından hoşlanır: Kur'an okunurken, kafirlerle savaşırken ve cenazenin yanında. "

 

 

[3377] Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in başka bir hadisinde de şöyle demiştir: ''Allah (c.c) şöyle buyurdu: 'Benim mükemmel kulum kılıcıyla vuruşurken dahi beni zikreden kuldur. "' Yani, o halonu beni zikretmekten, dua etmekten ve yardım dilemekten oyalamaz, alıkoymaz.

 

Said b. Arube, Katade'den bu ayet hakkında şöyle nakleder: Allah (c.c) sizin en meşgul halinizde, kılıçlada vuruştuğunuz anda dahi onu zikretmenizi farz kıldı. İbn Ebi Hatim, İbn Cüreyc’den şöyle nakleder: Ata "Savaş esnasında susup Allah'ı zikretmek vaciptir" dedi, sonra bu ayeti okudu. Ona, "Zikri sesli mi yaparlar?" dedim. "Evet" dedi. Yine İbn Ebi Hatim Ka'b el-Ahbar'dan şöyle nakleder: "Allah'ın Kur'an okumaktan ve zikretmekten daha çok sevdiği bir şey yoktur. Öyle olmasaydı insanlara savaşla birlikte namazı emretmezdi. Baksanıza; O (c.c) insanlara savaş esnasında zikri emrederek şöyle buyurmuştur: "Ey iman edenler! Herhangi bir topluluk ile karşılaştığınızda sebat edin ve Allah'ı çok anın ki felaha erişesiniz."

 

Şair şöyle der:

 

Seni mızraklarımız havada uçuşup

Siyah kılıçlar içimizde çarpışırken andım.

 

Antere de şöyle der:

 

Seni mızraklarımız birbirine girmiş,

Kılıçlar kanımdan damlalar akıtırken andım.

 

Yüce Allah bu ayette düşmanlarla savaş esnasında onlarla mücadelede sabır ve sebat etmelerini, firar etmemelerini, ökçeleri üzeri geri dönmemelerini ve korkmamalarını; o halde Allah'ı anmalarını ve unutmamalarını, bilakis O'ndan yardım istemelerini, O'na tevekkül etmelerini, düşmanlarına karşı yardım ve zafer istemelerini, o hallerinde Allah'a (c.c) ve Rasulü'ne (Sallallahu aleyhi ve Sellem) itaat etmelerini emrediyor. Allah ne emretmişse ona uymalarını, neden nehyetmişse ondan sakınmalarını, ayrıca aralarında çekişmemelerini, böylece ayrılığa düşerek korkuya kapılmamalarını ve yenilgiye uğramamalarını emrediyor.

 

"Kuvvetiniz gider." Yani gücünüz, hiddetiniz ve içinde bulunduğunuz mücadele haliniz gider.

 

"Bir de sabredin." Sahabiler de (Allah onlardan razı olsun) cesaret, Allah'ın (c.c) ve Rasulü'nün (Sallallahu aleyhi ve Sellem) emirlerine uyma ve onların direktiflerini yerine getirmede onlardan önceki hiçbir ümmet ve nesilde bulunmayan ve gelecekte de hiç kimsede bulunmayacak olan bir titizlik vardı.

 

Zira onlar Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in bereketi ve kendilerine verdiği emirlerde O'na itaatleri sayesinde, sayılarının Rum, İranlı, Türk, Slav ve Berber ordularına, Sudan ve Mısır'daki çeşitli ordulara ve diğer insan topluluklarına oranla az olmasına rağmen onların hepsine kısa bir süre içinde galebe çaldılar. Böylece Allah'ın sözü yüceldi, dini diğer dinlere galip geldi ve

, İslam toprakları otuz yıldan kısa bir sürede doğulara ve batılara kadar uzandı.

 

Allah (c. c) onların hepsinden razı olsun ve onları razı etsin. Bizi onlarla birlikte haşretsin. Şüphesiz o kerem sahibidir, tevbeleri kabul edendir.

 

Devam etmek için aşağıdaki linki kullan

 

47. Çalım satmak, insanlara gösteriş yapmak ve Allah yolundan alıkoymak için yurtlarından çıkanlar gibi olmayın. Allah onların yaptıklarını çepeçevre kuşatmıştır.

48. Hani şeytan onlara yaptıklarını güzel gösterdi de, "Bugün insanlardan size galip gelecek kimse yoktur, şüphesiz ben de sizin yardımcınızım" dedi. Fakat iki ordu birbirini görünce ardına döndü ve "Ben sizden uzağım, ben sizin göremeyeceğinizi görüyorum, ben Allah'tan korkuyorum; Allah'ın azabı şiddetlidir" dedi.

49. O zaman münafıklarla kalplerinde hastalık bulunanlar, "Bunları, dinleri aldatmış" diyorlardı. Halbuki kim Allah'a dayanırsa, bilsin ki Allah mutlak galiptir, hikmet sahibidir.