İbn Kesir

Tefsir-i Kebir

Enfal Suresi

53 - 58.ayetler

 

İnsanlar Kendilerini Değiştirmedikçe Allah Onlardan Nimetini Almaz:

 

53. Bu da, bir millet kendilerinde bulunanı değiştirinceye kadar Allah'ın onlara verdiği nimeti değiştirmeyeceğinden dolayıdır. Gerçekten Allah işitendir, bilendir.

54. Evet bunların durumu Firavun ailesi ve onlardan öncekilerin durumuna benzer. Onlar Rablerinin ayetlerini yalanlamışlardı; biz de onları günahlarından Ötürü helak etmiştik ve Firavun ailesini boğmuştuk. Hepsi de zalimler idiler.

 

Tefsiri:

 

Yüce Allah, hükmündeki adalet ve dengesinden bahsederek herhangi bir kimseye verdiği bir nimette ancak işlediği bir günah sebebiyle değişiklikte bulunacağını ifade ediyor. Nitekim Yüce Allah başka bir ayette "Bir toplum kendilerindeki özellikleri değiştirinceye kadar Allah, onlarda bulunanı değiştirmez. Allah bir topluma kötülük diledi mi, artık onun için geri çevrilme diye bir şey yoktur. Onların Allah'tan başka yardımcıları da yoktur." (Ra'd, 11) buyurur.

 

"Firavun ailesi ile onlardan öncekilere yaptığı gibi." Yani, Allah (c.c) bunlara, Firavun ile benzerlerinin ayetlerini yalanladıklarında yaptığı gibi yapmıştır. Onları günahları sebebiyle helak etmiş, kendilerine verdiği bahçeler, pınarlar, ekinler, güzel konaklar, hazineler, zevk ve sefasını sürdükleri nice nimetleri ellerinden almıştı. Bunlarda Allah (c. c) onlara zulmetmemişti, bilakis asıl onlar zalimdiler.

 

 

55. Allah katında yaratıkların en kötüsü kafir olanlardır. Çünkü onlar ıman etmezler.

56. Onlar kendileriyle andlaşma yaptığında hiç çekinmeden her defasında ahidlerini bozan kimselerdir.

57. Eğer savaşta onları yenersen ibret almaları i-çin onlar ile arkalarında bulanan kimseleri de dağıt.

 

Tefsiri:

 

Yüce Allah yeryüzünde yürüyen canlıların en kötüsünün Allah'ı reddedip ona iman etmeyen, her söz verdiklerinde onu bozan, ona iman ettiklerini kesin bir şekilde her söylediklerinde de bundan dönen kafirlerdir.

"Onlar kendileriyle andlaşma yaptığında hiç çekinmeden" yani işledikleri hiçbir günahta Allah'tan korkmadan "her defasında ahidlerini bozan kimselerdir. "

"Eğer savaşta onları yenersen" yani onlara karşı galip olur zafer elde edersen ''ibret almaları için onlar ile arkalarında bulanan kimseleri de dağıt. " Yani, onları cezalandır. Bu tefsir İbn Abbas, Hasan-ı Basri, Dahhak, Süddi, Ata' el-Horasanı ve İbn Uyeyne'nindir. Yani; Arap ve diğer milletlerden başka düşmanların korkması ve onlar için ibret olması için onlara sert cezalar uygula ve öldürme de katı davran.

 

 

58. Bir kavmin hainlik yapmasından korkarsan, sen de hak ve adaletle, onlarla yaptığın ahdi, onların üzerine at. Şüphesiz Allah, hainleri sevmez.

 

Tefsiri:

 

Allah (c.c), peygamberine (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyuruyor: "Bir kavmin" yani, kendileriyle ahitleşmiş olduğunuz bir topluluğun "hainlik yapmasından" yani, seninle onlar arasındaki söz ve ahitleri bozmasından "korkarsan, sen de hak ve adaletle, onlarla yaptığın ahdi, onların üzerine at." Yani, ahdi bozduğunu onlara bildir. Böylece senin onlarla onların da seninle savaş halinde olduklarını, seninle onlar arasında hiçbir ahdin bulunmadığını, yani bu hususta seninle onların tamamen eşit olduklarını sen de bil onlar da bilsinler. Şair şöyle der: Ahdi bozan düşmanların yüzlerine vur ki, Sana adil bir şekilde karşılık versinler.

 

Velid b. Müslim'den yapılan rivayete göre o ''onlarla yaptığın ahdi, onların üzerine at." ayetini, "Onlarla yaptığın ahdi kendilerine acele getirmeksizin sakin bir şekilde duyur" diye tefsir etmiştir.

 

"Şüphesiz Allah, hainleri sevmez." Yani, hainliği kafirlere yapsalar bile Allah (c.c) hainleri sevmez.

 

 

[3387] İmam Ahmed b. Hanbel, Selim b. Amir'den şöyle nakleder: Muaviye Rum diyarında ilerliyordu ve onunla onlar arasında bir süreye kadar andlaşma vardı. Onlara yaklaşıyor, süre bitince saldırıyordu. Bir binek üzerindeki ihtiyar bir adam "Allahu Ekber, Allahu Ekber! Hainlik etmeyin, vefakar olun. Zira Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Bir kimseyle bir topluluk arasında bir ahit varsa süresi bitmedikçe veya onlara açıktan savaş ilanı yapmadıkça bağı çözmesin veya bağlamasın. " Bu söz Muaviye (r.a.)'a ulaşınca bundan döndü. O ihtiyar Amr b. Abese'ydi, Bu hadisi Ebu Davud Tayalisi, Şu'be'den rivayet etmiştir. Ayrıca Ebu Davud, Tirmizi, Nesai ve İbn Hibban -Sahih'inde- bir çok tarikle Şu'be'den bu senetle rivayet etmişlerdir. Tirmizi bu hadis için: Hasen ve sahihtir, demiştir.

 

 

[3388] Yine İmam Ahmed b. Hanbel, Ebu Bahteri'den şöyle nakleder: Selman (r.a.) -yani Selman-ı Farisi- bir kaleye veya şehre vardığında arkadaşlarına "Beni bırakın da onlara Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in onlara yaptığı gibi davet yapayım." dedi. Selman-ı Farisi (r.a.) onlara şöyle dedi: "Ben sizden bir adamdım da Allah (c.c) beni İslam'a eriştirdi. Eğer müslüman olursanız bizim tüm haklarımıza sahip olacak ve tüm sorumluluklarımızla sorumlu tutulacaksınız. Kabul etmezseniz cizyeyi zelil bir şekilde verin. Bunu da reddederseniz size açık olarak savaş ilan ediyoruz. Şüphesiz Allah, hainleri sevmez." dedi. Bunu üç gün tekrarladı. Dördüncü gün olduğunda insanlar sabahleyin oraya gittiler ve Allah'ın yardımıyla orayı fethettiler. 

 

Devam etmek için aşağıdaki linki kullan

 

59. Sakın inkar edenler yakayı kurtardıklarını sanmasınlar. Çünkü onlar aciz bırakamazlar.

60. Onlara karşı gücünüz yettiği kadar kuvvet ve bağlanıp beslenen atlar hazırlayın, onlarlaAllah'ın düşmanını, sizin düşmanınızı ve onlardan başka sizin bilmediğiniz, Allah'ın bildiği düşman kimseleri korkutursunuz. Allah yolunda ne harcarsanız size eksiksiz ödenir, siz asla haksızlığa uğratılmazsınız.