|
İbn Kesir Tefsir-i Kebir |
Enfal Suresi 64 – 66.ayetler |
Allah (c.c) Sana ve
Mü'minlere Yeter:
64. Ey Peygamber! Sana
ve sana uyan mü'minlere Allah yeter.
65. Ey Peygamber! Mü'minleri
savaşa teşvik et. Eğer sizden sabırlı yirmi kişi bulunursa, onlar ikiyüz kafire
galip gelirler. Eğer sizden yüz kişi olursa, kafir olanlardan bin kişiye galip
gelirler. Çünkü o kafirler, anlamayan bir topluluktur.
66. Şimdi Allah,
yükünüzü hafifletti; sizde zayıflık olduğunu bildi. O halde sizden sabırlı yüz
kişi bulunursa, onlardan ikiyüz kişiye galip gelir. Ve eğer sizden bin kişi
olursa, Allah'ın izniyle ikibin kişiye galip gelirler. Allah sabredenlerle
beraberdir.
Tefsiri:
Yüce Allah, Peygamber'ini
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) ve mü'minleri savaşa, düşmanlarla mücadeleye ve
rakiplerle kavgaya teşvik ediyor. Kendisinin onlara yeteceğini, yani kafi
geleceğini, düşmanlarının sayısı çok da olsa ve kesintisiz yardım da alsalar,
mü'minlerin sayısı az da olsa, düşmanlarına karşı onlara yardım edeceğini ve
destekleyeceğini bildiriyor. İbn Ebi Hatim, Ey "Peygamber! Sana ve sana
uyan mü'minlere Allah yeter." buyruğu hakkında Şa'bi'den şöyle nakleder:
Yani, Allah (c. c) sana da seninle birlikte savaşa katılanlara da yeter. İbn
Ebi Hatim: Ata' el-Horasani ile Abdurrahman b. Zeyd'den de bunun benzeri
rivayet edilmiştir, demiştir.
Yüce Allah daha sonra,
"Ey Peygamber! Mü'minleri savaşa teşvik et." buyuruyor. Yani, ona
karşı tahrik et ve yüreklendir.
[3404] O yüzden Hz.
Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) toplandıklarında ve düşmanla karşı
karşıya geldiklerinde mü'minleri cihada teşvik ederdi. Nitekim Bedir günü
müşrikler büyük bir kalabalık ve teçhizatla geldiklerinde ashabına "Eni
gökler ve yer (kadar) olan cennet için ayağa kalkın" dedi. Umeyr b. Humam:
Eni gökler ve yer kadar mı? dedi. Allah RasUlü (Sallallahu aleyhi ve Sellem):
"Evet" buyurdu. Bunun üzerine Umeyr: Vay vay! dedi. Allah Resulü
(Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Seni vay vay demeye iten nedir?" diye
sordu. Umeyr: O cennetlerin halkından olma ümidi, dedi. Allah Resulü
(Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Sen oranın halkındansın" buyurdu.
Bunun üzerine adam ileri atıldı ve kılıcının kınını kırdı. Birkaç hurma çıkarıp
birazını yedikten sonra kalanını attı ve "Onları yiyene kadar hayatta
kalırsam o uzun bir hayattır." dedi. Sonra ileri atıldı ve ölünceye kadar
savaştı. Allah ondan razı olsun.
Said b. Müseyyeb ile
Said b. Cübeyr'den nakledilen, "Bu ayet Hz. Ömer (r.a.) müslüman olduğunda
ve Müslümanların sayısı kırka tamamlandığında nazil oldu" görüşü
isabetsizdir. Çünkü bu ayet Medine' de nazil olan ayetlerdendir. Hz. Ömer
(r.a.)'ın İslam'a girmesi ise Habeşistan'a hicretten sonra, Medine'ye hicretten
öncedir. Doğrusunu en iyi Allah bilir.
Yüce Allah daha sonra
mü'minleri müjdeleyerek ve emrederek şöyle buyuruyor: "Eğer sizden sabırlı
yirmi kişi bulunursa, onlar ikiyüz kafire galip gelirler. Eğer sizden yüz kişi
olursa, kafir olanlardan bin kişiye galip gelirler. " Ayette her bir müslüman
on kişiye bedel yapılmıştır. Sonra bu emir neshedilmiş, müjde ise kalmıştır.
Abdullah b. Mübarek. .. İbn Abbas (r.a.)'tan şöyle nakleder: "Eğer sizden
sabırlı yirmi kişi bulunursa, onlar ikiyüz kafire galip gelirler .. "
ayeti nazil olunca, Allah (c.c) bir mü'minin on kafirden kaçmamasını farz
kıldığından, bu mü'minlere ağır geldi. Sonra hafifletme geldi ve Allah (c.c),
"Şimdi Allah, yükünüzü hafifletti; sizde zayıflık olduğunu bildi ... Ve
eğer sizden bin kişi olursa, Allah'ın izniyle ikibin kişiye galip gelirler."
buyurdu. Allah (c.c) sayıyı azaltarak sabırlarına o miktarda hafifletme yaptı.
İmam Buhari de Abdullah b. Mübarek'ten de bunun benzerini rivayet etmiştir.
Said b. Mansur, İbn Abbas (r.a.)'tan bu ayetle ilgili şunu nakleder: Onlara
yirmi kişinin iki yüz kişiden kaçmaması farz kılındı. Sonra Allah (c.c)
onlardan bunu hafifleterek, "Şimdi Allah, yükünüzü hafifletti; sizde
zayıflık olduğunu bildi. .. " buyurdu. Dolayısıyla artık, yüz kişinin iki
yüz kişiden kaçması caiz değildir. İmam Buhari, Ali b. Abdullah'ın Süfyan'dan
yaptığı, gerisi aynı senetle benzer bir söz rivayet etmiştir.
Muhammed b. İshak, İbn
Abbas (r.a.)'tan şöyle nakleder: Bu ayet nazil olunca müslümanlara ağır geldi ve
yirmi kişinin iki yüz, yüz kişinin bin kişiyle savaşmasını güç ve meşakkatli
buldular. Bunun üzerine Allah (c. c) bunu hafifletli; başka bir ayetle
neshederek şöyle buyurdu: "Şimdi Allah, yükünüzü hafifletti; sizde
zayıflık olduğunu bildi. O halde sizden sabırlı yüz kişi bulunursa, onlardan
ikiyüz kişiye galip gelir. Ve eğer sizden bin kişi olursa, Allah'ın izniyle
ikibin kişiye galip gelirler." Buna göre Müslümanların, düşmanlarının
yarısı kadar olduklarında kaçmaları caiz değildir. Ancak yarıdan az olduklarında
onlarla savaşmaları farz değildir, geri çekilebilirler. Ali b. Ebi Talha'dan
da, İbn Abbas (r.a.)'ın benzer bir sözü rivayet edilmiştir. İbn Ebi Hatim der
ki: Mücahid, Ata, İkrime, Hasan-ı Basri, Zeyd b. Eslem, Ata' el-Horasani ve
Dahhak'tan da bunun benzeri rivayet edilmiştir. İbn Merduyeh, Nafi"den,
İbn Abbas (r.a.)'ın, "Eğer sizden sabırlı yirmi kişi bulunursa, onlar
ikiyüz kafire galip gelirler. Eğer sizden yüz kişi olursa, kafir olanlardan bin
kişiye galip gelirler." ayeti hakkında şöyle dediğini rivayet etmiştir: Bu
ayet, Muhammed (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in ümmeti hakkında nazil oldu.
[3405] Hakim,
Müstedrek'inde İbn Ömer (radıyallahuanh)'tan şöyle rivayet etmiştir: Rasulullah
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) "Şimdi Allah, yükünüzü hafifletti; sizde
zayıflık olduğunu bildi ... Allah'ın izniyle ikibin kişiye galip
gelirler." ayetini (''.....'' değil) ''......" şeklinde okudu. Hakim
bunu bu şekilde Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e nispet etmiş ve
"Buhari ve Müslim tahriç etmemiş olsalar da senedi sahihtir"
demiştir.
|
Devam etmek için aşağıdaki linki kullan |