|
İbn Kesir Tefsir-i Kebir |
Enfal Suresi 70 ve 71.ayetler |
Allah'ın iyi Niyetli
Esirlere Vaadi:
70. Ey Peygamber!
Elindeki esirlere de ki: "Eğer Allah kalplerinizde hayır olduğunu bilirse,
sizden alınandan daha hayırlısını size verir ve sizi bağışlar. Çünkü Allah
bağışlayandır, esirgeyendir."
71. Eğer sana hainlik
etmek isterlerse üzülme. Çünkü daha önce Allah'a da hainlik etmişlerdi de Allah
onlara karşı sana imkan ve kudret vermişti. Allah her şeyi bilendir, büyük
hikmet sahibidir.
Tefsiri:
[3415] Muhammed b.
İshak, İbn Abbas (r.a.)'tan şöyle nakleder: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve
Sellem) Bedir günü "Ben Haşimoğullarından ve başka kabilelerden bir takım
kimselerin savaşa zorla çıkartıldıklarını, bizimle savaşma gibi bir
isteklerinin bulunmadığını öğrendim. Sizden kim onlardan -yani
Haşimoğullarından- birine rastlarsa onu öldürmesin. Kim Ebu Buhteri İbn
Hişam'la karşılaşırsa onu öldürmesin. Kim Abdulmuttalip oğlu Abbds'la
karşılaşırsa onu öldürmesin. Çünkü o zorla çıkartılmıştır." Bunun üzerine
Ebu Huzeyfe b. Utbe: "Biz babalarımızı, oğullarımızı, kardeşlerimizi,
aşiretimizden insanları öldüreceğiz de Abbas'ı mı bırakacağız? Vallahi onunla
karşılaşacak olursam kesinlikle kılıçla dizginleyeceğim." dedi. Bu Hz.
Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e ulaşınca Hz. Peygamber (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) Ömer b. Hattab (r.a.)'a "Ey Ebu Hafs" dedi. Ömer
(r.a.): Vallahi bu Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in bana künyemle
ilk seslenişiydi. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) "Ey Ebu
Hafs" dedikten sonra, "Rasulullah'ın amcasının yüzüne kılıçla vurulur
mu?" buyurdu. Ömer (r.a.): "Ya Resulullah! Bana izin ver, boynunu
vurayım. Vallahi o münafıklık yapmıştır." dedi. Ebu Huzeyfe bundan sonra
"Vallahi söylediği sözden dolayı kendimi emniyette hissetmiyor, hala
korkuyorum. Onu Alla" (c.c) benden olsa olsa şahitlikle siler."
derdi. Nitekim Ebu Huzeyfe (r.a.) Yemame günü şehit olmuştur.
[3416] Beyhaki aynı
senetle İbn Abbas (r.a.)'tan şöyle nakleder: Bedir günü esirler iplerle bağlı
halde hapsedilmişlerdi. Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) gecenin ilk
vakitlerinde uyanıktı. Ashabı ona "Ya Resulullah! Neden uyumuyorsun?"
dediler. Abbas'ı ensardan biri esir almıştı. Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve
Sellem) ''Amcam Abbas'ın bağlıyken iniltisini işittim. Bağını çözün."
buyurdu. Bunun üzerine Abbas'ın iniltisi kesildi. Resulullah (Sallallahu aleyhi
ve Sellem) de uyudu. Muhammed b. İshak der ki: Bedir günü fidye parası en çok tutan
Abdulmuttalip oğlu Abbas'tan idi. Çünkü zengin bir adamdı ve kendisi için yüz
ukiyye altın (yaklaşık 7000 dirhem) verdi.
[3417] İmam Buhari,
Sahih'inde Enes b. Malik (r.a.)'tan şöyle rivayet eder: Ensardan bazı adamlar
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e "Bize izin ver de ablamızın
oğlu Abbas'ın fidyesini almayalım." dediler. Resulullah (Sallallahu aleyhi
ve Sellem) "Hayır, Vallahi ondan bir dirhem dahi eksik almayın."
dedi.
[3418] Yunus b. Bekir'in
... Urve ve Zühri'den naklettiğine bunlar adlarını zikrettikleri bir grup
kişiden şöyle rivayet etmişlerdir: Kureyşliler esirlerinin fidyesi için adam
gönderdiler ve her bir topluluk esirini razı oldukları bir fidye karşılığında
aldı. Abbas: "Ya Resulullah! Ben Müslüman idim" dedi. Allah Rasulü (Sallallahu
aleyhi ve Sellem): ''Allah senin Müslümanlığını daha iyi biliyor. Eğer
söylediğin gibiyse Allah (c.c) seni mükafatlandıracaktır. Fakat görünüşe göre
sen bize karşıydın. Seni ve kardeşinin iki oğlu Nevfel b. Haris b.
Abdulmuttalip ile Akil b. Ebu Talip b. Abdulmuttalip ile müttefikin Utbe b.
Amr'ı, Haris b. Fehr'in oğullarının iki kardeşini fidyeyle kurtar. "
buyurdu. Abbas: "O kadar bende yoktur, ya Resulullah" dedi.
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Senin ve Ümmü Fadl'ın
defnettiği ve Ümmü Fadl'a "Bu yolculukta başıma bir iş gelirse defnettiğim
bu mal oğullarım Fadl, Abdullah ve Kusam'ındır. " dediğin mal
nerede?" buyurdu. Abbas: "Ya Rasulallah! Vallahi kesin olarak bildim
ki sen Allah'ın elçisisin. Bu benim ve Ümmü Fadl'ın dışında hiç kimsenin
bilmediği bir şeydi. Ya Rasulallah! Benden aldığınız bendeki yirmi ukiyyeyi
fidyeme say." dedi. Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
"Hayır, o Allah'ın (c.c) bize senden bize verdiği bir maldır."
buyurdu. Böylece Abbas kendisinin, kardeşinin iki oğlunun ve bir müttefikinin
fidyesini verdi. Allah (c. c) onun hakkında şu ayeti nazil etti: "Ey
Peygamber! Elindeki esirlere de ki: "Eğer Allah kalplerinizde hayır
olduğunu bilirse, sizden alınandan daha hayırlısını size verir ve sizi bağışlar."
Çünkü Allah bağışlayandır, esirgeyendir." Abbas der ki: "Allah (c.c.)
yirmi ukiyyeye karşılık bana Müslüman olduktan sonra hepsinin elinde ticaret
malı bulunan yirmi köle verdi. Ayrıca Allah'tan (c.c.) bir bağışlama
umuyorum."
İbn İshak da İbn Necih'ten,
o Ata'dan, o da İbn Abbas (r.a.)'tan bu ayet hakkında bunun benzerini rivayet
etmiştir.
[3419] Yine İmam Taberi,
İbn Abbas (r.a.)'tan şöyle rivayet etmiştir; Abbas bana şöyle dedi:
"Yeryüzünde ağır basıncaya kadar, hiçbir peygambere esirleri bulunması
yaraşmaz ... " ayeti benim hakkımda indi. Ben de Hz. Peygamber (Sallallahu
aleyhi ve Sellem)’e müslüman oldUğumu haber verdim ve benden aldığı yirmi
ukiyye altını fidyeye saymasını istedim. Fakat kabul etmedi. Allah (c.c.) da
ona mukabil bana, her birinin elinde malı bulunan ve tİcaret yapan yirmi köle
verdi.
[3420] Yine İbn İshak
Cabir b. Abdullah b. Riab'dan şöyle nakleder; Abbas b. Abdulmuttalip şöyle
derdi: "Vallahi bu ayet benim hakkımda, Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve
Sellem)'e Müslüman olduğum söylendiğinde indi. " Rivayetin gerisi bundan
önceki gibidir.
[3421] İbn Cüreyc, Ata'
el-Horasani'den, İbh Abbas (r.a.)'ın şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Ey
Peygamber! Elindeki esirlere de ki: "Eğer Allah kalplerinizde hayır
olduğunu bilirse, sizden alınandan daha hayırlısını size verir ve sizi
bağışlar. " buyruğunda kastedilenler Abbas ile arkadaşlarıdır. Bunlar Hz.
Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e "Biz senin getirdiğine iman
ettik ve senin Allah'ın elçisi olduğuna şehadet ettik. Biz mutlaka kavmimize
karşı sana samimi ve dürüst olacağız." dediler. Bunun üzerine Allah (c. c)
şu ayeti nazil etti: "Ey Peygamber! Elindeki esirlere de ki: "Eğer
Allah kalplerinizde hayır olduğunu bilirse, sizden alınandan daha hayırlısını
size verir" Yani, kalbinizde iman ve tasdik varsa Allah (c. c) size sizden
alınandan daha iyisini bahşeder. "ve sizi" içinde bulunduğunuz
şirkten dolayı sizi "bağışlar." Abbas der ki: Bu ayet bizim
hakkımızda inmemiş olsun da dünya benim olsun istemezdim. Zira Allah (c.c)
"Eğer Allah kalplerinizde hayır olduğunu bilirse, sizden alınandan daha
hayırlısını size verir" buyurdu. Gerçekten Allah (c. c) bana benden
alınandan yüz kat iyisini verdi. Allah (c.c) bir de "ve sizi
bağışlar." buyurdu. Umarım ki bağışlanmışımdır.
[3422] Ali b. Ebi Talha,
İbn Abbas (r.a.)'tan bu ayet hakkında şöyle nakleder: Abbas Bedir günü esir
edilmiş ve fidyesi için kırk ukiyye altın vermişti. Bu ayet okununca Abbas
(r.a.) şöyle dedi. "Gerçekten Allah (c.c) bana öyle iki nimet verdi ki
onların yerine dünyanın benim olmasını istemem. Ben Bedir günü esir edilmiştim
ve kırk ukiyye altın fidye vererek kendimi kurtardım. Allah (c.c) da bana kırk
köle ihsan etti. Bir de Allah'ın (c.c) bana vaad ettiği mağfireti
umuyorum."
[3423] Katade bu ayetin
tefsirinde şöyle der: Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e Bahreyn'den
80.000 mal geldiğinde öğle namazı için abdest almıştı. O gün susan hiç kimseye
vermedi, isteyen hiç kimseyi de mahrum etmedi. O gün namazını kılmadan önce
hepsini dağıttı. Abbas'a da ondan avuçlayarak almasını emretti. Abbas (r.a.):
"Bu bizden alınandan daha hayırlıdır. Bir de bağışlanmayı umuyorum."
dedi.
[3424] Yakub b. Süfyan
... Humeyd b. Hilal'den şöyle nakleder: İbn Hadrami Bahreyn’den Rasulullah
(Sallallahu aleyhi ve Sellem)’e seksen bin gönderdi. Rasulullah (Sallallahu
aleyhi ve Sellem)'a O günden önce de sonra da bundan daha çok mal gelmemişti.
Mal bir hasır üzerine döküldü ve namaz için ezan okundu. Derken Rasulullah
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) gelip malın başında dikildi. Cami cemaati de
geldi. O gün ne sayı ne de tartı vardı; sadece avuçlama vardı. Abbas b.
Abdulmuttalip gelip üzerindeki bir örtüye avuçla doldurdu. Sonra kalkmaya
çalıştı, fakat gücü yetmedi. Başını Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)’e
kaldırdı ve "Va Rasulallah! Şunu benim üzerime kaldır." dedi.
Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) dişleri görünene kadar güldü ve ona
"Malın bir kısmını bırak ve gücünün yettiği kadarını al" buyurdu. O
da öyle yaptı. Abbas (r.a.) giderken şöyle diyordu: Allah'ın bize vaad ettiği
iki şeyden birini elde ettik. Diğerinde ne yapılacağını ise bilmiyoruz:
"Ey Peygamber! Elindeki esirlere de ki: 'Eğer Allah kalplerinizde hayır
olduğunu bilirse, sizden alınandan daha hayırlısını size verir ve sizi bağışlar
... ,,, Abbas (r.a.): "Bu bizden alınandan daha iyidir. Allah'ın (c.c.)
diğerinde ne yapacağını bilmiyorum." dedi. Rasulullah (Sallallahu aleyhi
ve Sellem) ondan tek bir dirhem kalmayıncaya kadar başında durmaya devam etti.
Ailesine ise bir dirhem dahi götürmedi. Sonra namaza gidip namaz kıldı.
[3425] Konuyla ilgili
başka bir hadis: Büyük hadis alimi Beyhaki, Enes b.
Malik (r.a.)'tan şöyle
nakleder: Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e Bahreyn’den mal gelmişti.
"Bunu mescide dökün" buyurdu. Bu Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve
Sellem)'e gelen en çok maldı. Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ona hiç
bakmadan namaza çıktı. Namazı bitirince gelip malın başına oturdu. Kimi görse
ona veriyordu. Derken Abbas (r.a.) geldi ve "Va Rasulallah! Bana mal ver.
Çünkü ben hem kendim hem Akil için fidye verdim." dedi. Allah Rasulü
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) "Alt" buyurdu. O da avuçlayıp
elbisesine doldurdu. Sonra kaldırıp yüklenmeye çalıştı, fakat gücü yetmedi.
"Birine emret de bunu bana kaldırsın" dedi. Allah Rasulü (Sallallahu
aleyhi ve Sellem): "Hayır, kendin kaldır" buyurdu. Abbas (r.a.):
"Öyleyse sen kaldır" dedi. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve
Sellem): "Hayır" buyurdu. Maldan bir miktar döktükten sonra sırtına
aldı ve gitti. Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) hırsına hayretinden
dolayı gözden kaybolana kadar onu gözleriyle takip etti. Rasulullah (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) bu maldan tek bir dirhem kalmayıncaya kadar oradan kalkmadı.
Bunu İmam Buhari, Sahih'inin birkaç yerinde mu allak senetlE!, "İbrahim b.
Tahman dedi ki" diyerek kesin ifadeyle rivayet etmiştir. Onun bazı
rivayetlerinde olay bundan daha uzun anlatılır.
Yüce Allah şöyle
buyuruyor: "Eğer" sana açığa vurdukları sözlerinde "sana hainlik
etmek isterlerse üzülme. Çünkü" Bedir'den "daha önce Allah'a da"
onu red ve inkar ederek "hainlik etmişlerdi de Allah" Bedir günü
onları esir alman suretiyle "onlara karşı sana imkan ve kudret vermişti.
Allah" yaptıklarında "her şeyi bilendir", yine yaptıklarında
"büyük hikmet sahibidir." Katade der ki: Bu ayet İslam dininden çıkıp
müşriklere katıldığında katip Abdullah b. Ebi Serh hakkında nazil oldu. İbn
Cüreyc, Ata' el-Horasanı'den, İbn Abbas (r.a.)'ın şöyle dediğini rivayet
etmiştir: Bu ayet, Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)’e "Kesinlikle,
kavmimize karşı senin samimi dostun olacağız" dediklerinde Abbas ve
arkadaşları hakkında nazil oldu. Süddi buna genel bir mana vermiştir ki bu daha
kapsamlı ve daha kuvvetlidir. Doğrusunu en iyi Allah bilir.
|
Devam etmek için aşağıdaki linki kullan |