İbn Kesir

Tefsir-i Kebir

Enfal Suresi

72.ayetler

 

Muhacirler ve Ensar Arasındaki Kardeşlik:

 

72. İman edip de hicret edenler, Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad edenler ve muhacirleri barındırıp yardım edenler var ya, işte onlar birbirlerinin velileridir. İman edip de hicret etmeyenlere gelince, onlar hicret edinceye kadar size onların mirasından hiçbir pay yoktur. Eğer onlar din hususunda sizden yardım isterlerse, yardım etmek üzerinize borçtur. Ancak aranızda sözleşme bulunan bir kavim aleyhine olursa, o, bu hükmün dışındadır. Allah yapacaklarınızı hakkıyla görmektedir.

 

Tefsiri:

 

Allah (c.c) mü'minlerin türlerini zikredip iki kısma ayırıyor. Biri yurtlarını ve mallarını terk edip Allah'a (c.c) ve Rasulü'ne (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yardım ve dinini hakim kılmak için gelen, bu uğurda mallarını ve canlarını feda eden muhacirlerdir. Diğeri ise ensardır. Ensar o dönemdeki Medine'li Müslümanlardı. Muhacir kardeşlerini evlerinde barındırmışlar, mallarını hizmetlerine sunmuşlar ve kendilerine ortak etmişlerdi. Onlarla birlikte savaşmak suretiyle Allah'a (c.c) ve Rasulü'ne (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yardım etmişlerdi. İşte bunlar birbirlerinin dostlarıdırlar. Yani her biri diğerine başka herkesten daha yakındır. O yüzden Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) muhacirlerle ensarı kardeş yapmıştı. Her iki kişi birbirinin kardeşiydi. Bu sebeple bunlar akrabalıktan öte bir bağla, birbirlerine varis oluyorlardı. Allah (c. c) miras hükümleriyle neshedene kadar bu devam etti. Bu Sahih-i Buhari' de İbn Abbas'tan (r.a.) gelen rivayette sabittir. Ondan Avfi ve Ali b. Ebi Talha rivayet etmişlerdir. Mücahid, İkrime, Hasan-ı Basri, Katade ve başkaları da aynı görüştedirler.

 

 

[3426] İmam Ahmed b. Hanbel Cerir b. Abdullah el-Beceli (radıyallahu anh)'tan şöyle nakleder: Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

"Muhacirler ve Ensar kıyamet gününe kadar birbirlerinin kardeşleridirler. Tuleka (Kureyş'in Mekke'nin fethinden sonra kerhen müslüman olup kendilerine dokunulayanları) ile Uteka da (Sakif kabilesinin Huneyn gazvesinden sonra Müslüman olup serbest bırakılanları) kıyamet gününe kadar birbirlerinin kardeşleridirler. " Bunu sadece İmam Ahmed b. Hanbel rivayet etmiştir.

 

 

[3427] Hafız Ebu Ya'la, İbn Mes'ud (r.a.)'tan şöyle nakleder: Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'i şöyle buyururken işittim: "Muhacirler, Ensar, Kureyş'in tulekası ile Sakif'in utekası dünya ve ahirette birbirlerinin kardeşleridirler. " Ebu Ya'la, Müsned-i İbn Mes'ud'da böyle rivayet etmiştir.

 

Allah (c.c), Yüce Kitabı'nın bir çok yerinde muhacirleri ve ensarı överek şöyle buyurmuştur: "(Islam dinine girme hususunda) öne geçen ilk muha-

cirler ve ensar ile onlara güzellikle tabi olanlar var ya, işte Allah onlardan razı olmuştur, onlar da Allah'tan razı olmuşlardır. Allah onlara, içinde eb edi kalacakları, zemininden ırmaklar akan cennetler hazırlamıştır. İşte bu büyük kurtuluştur." (Tevbe, 100) Allah (c.c) başka bir ayette şöyle buyurmuştur: ''Andolsun ki Allah, müslümanlardan bir gurubun kalpleri eğrilmeye yüz tuttuktan sonra, Peygamberi ve güçlük zamanında ona uyan muhacirlerle ensarı affetti. Sonra da onların tevbelerini kabul etti. Şüphesiz O, onlara karşı çok şefkatli, pek merhametlidir." (Tevbe, 117) Allah (c.c) yine şöyle buyurmuştur: ''Allah'ın verdiği bu ganimet malları, yurtlarından ve mallarından uzaklaştırılmış olan, Allah'tan bir lütuf ve rıza dileyen, Allah'ın dinine ve Peygamberine yardım eden fakir muhacirlerindir. İşte doğru olanlar bunlardır. Daha önceden Medine'yi yurt edinmiş ve gönüllerine imanı yerleştirmiş olan kimseler, kendilerine göç edip gelenleri severler ve onlara verilenlerden dolayr içlerinde bir rahatsızlık hissetmezler. Kendileri zaruret içinde bulunsalar bile onları kendilerine tercih ederler. .. " (Haşr, 8-9) Allah'ın (c.c) bu ayetteki "Onlara verilenlerden dolayı içlerinde bir rahatsızlık hissetmezler" ifadesi hakkında yapılan en güzel tefsir şudur: "Allah'ın (c.c), hicretlerinden dolayı onlara verdiği lütuflarını kıskanmazlar." Çünkü geçen ayetlerde zahiren muhacirler ensardan önde tutulmuşlardır. Bu, alimlerin ihtilaf etmediği, aralarında icma bulunan bir husustur.

 

 

[3428] Bu yüzden İmam Bezzar, Huzeyfe (r.a.)'tan şöyle nakleder: Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) beni hicret ehlinden olmak ile ensardan olmak arasında serbest bıraktı. Ben de hicreti seçtim. Bezzar daha sonra: ''Bunun sadece bu vecihten geldiğini biliyoruz" demiştir.

 

"İman edip de hicret etmeyenlere gelince, onlar hicret edinceye kadar size onların mirasından hiçbir pay yoktur." "....." (Mirasından) ifadesinde vavı Hemze esre, diğerleri ise üstün okumuşlardır. İkisinin manası birdir; delalet ve dilalet gibi. Burada bahsedilenler de üçüncü kısım mü'minlerdir. Bunlar mü'min olan, fakat hicret etmeyip yurtlarında kalan mü'minlerdir. Bunlara, katıldıkları savaş dışında ganimetlerden ve humustan hiçbir pay verilmez.

 

 

[3429] Nitekim İmam Ahmed b. Hanbel, Büreyde b. Husayb el-Eslemi (r.a.)'tan şöyle nakleder: Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bir seriyyenin veya ordunun başında bir komutan gönderirken ona ayrıca Allah'tan korkmasını ve beraberindeki müslümanlara iyi davranmasını tavsiye eder ve şöyle derdi: Allah'ın adıyla Allah yolunda savaşın. Allah'ı reddeden kafirlerle savaşın. Düşmanın olan müşriklerle karşılaştığında onları üç şeyden birini kabule çağır. Onlardan hangisini seçerlerse onu kabul et ve onlara dokunma. Onları evvela İslam'a davet et. Eğer icabet ederlerse onlardan kabul et ve dokunma. Sonra onları yurtlarından muhacirlerin yurtlarına (cihad etmek için hicret edenlerin yurdu Medine'ye) gitmeye çağır. Bunu yaptıklarında muhacirlerin tüm haklarına sahip olup tüm sorumluluklarını yükleneceklerini bildir. Bunu reddedip yurtlarında kalmayı tercih ederlerse kendilerine onların bedevi Araplar konumunda olacaklarını, haklarında Allah'ın (c.c) mü'minler hakkında ki hükmünün geçerli olacağını, müslümanlarla birlikte savaşmaları durumu dışında fey' (Devletin savaş yapmadan elde ettiği mallar) ve ganimetten paylarının olacağını bildir. Bunu reddederlerse Allah'tan yardım iste, sonra onlarla savaş. Bunu (Buhari ve Müslim'den) sadece İmam Müslim rivayet etmiş olup onda başka ziyadeler vardır.

 

"Eğer onlar din hususunda sizden yardım isterlerse, yardım etmek üzerinize borçtur. Ancak aranızda sözleşme bulunan bir kavim aleyhine olursa, o, bu hükmün dışındadır. Allah yapacaklarınızı hakkıyla görmektedir." Yüce Allah buyuruyor ki: Eğer din uğruna savaş için hicret etmeyen bu bedeviler kendilerinin düşmanlarına karşı sizden yardım isterlerse onlara yardım etmek sizin görevinizdir. Çünkü onlar sizin din kardeşlerinizdir. Fakat sizde "aranızda sözleşme" yani belli bir süreye kadar sulh ve ateşkes "bulunan bir kavim aleyhine" yardım isterlerse, o durumda eman ve zimmetinizi ihlal etmeyin, ahitleştiğiniz kişilere yaptığınız yemininizi bozmayın. Bu tefsir İbn Abbas (r.a.)'tan rivayet edilmiştir.

 

Devam etmek için aşağıdaki linki kullan

 

73 - 75. ayetler