İbn Kesir

Tefsir-i Kebir

Enfal Suresi

73 - 75.ayetler

 

Kafirler Birbirlerinin Dostlarıdırlar:

 

73. Kafir olanlar da birbirlerinin dostlandırlar. Eğer siz, Allah'ın emirlerini yerine getirmezseniz yeryüzünde bir fitne ve büyük bir fesat olur.

 

Tefsiri:

 

Yüce Allah mü'minlerin birbirlerinin dostları olduklarını ifade ettikten sonra onlarla kafirler arasında dostluğun önünü kesiyor.

 

 

[3430] Nitekim Hakim, Müstedrek'te Üsame b. Zeyd (r.a.)'tan şöyle rivayet etmiştir: Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) "İki farklı dinden olan kimseler arasında hiçbir şekilde miras yoktur. Hiçbir müslüman hiçbir kafire, hiçbir kafir de hiçbir müslümana varis olamaz. " buyurdu, sonra "Kafir olanlar da birbirlerinin dostlandır. Eğer siz, Allah'ın emirlerini yerine getirmezseniz yeryüzünde bir fitne ve büyük bir fesat olur." ayetini okudu. Hakim daha sonra: Senedi sahihtir. Bunu Buhari ve Müslim tahric etmemişlerdir, demiştir.

 

 

[3431] Ben derim ki: Hadisi Buhari ve Müslim de yine Üsame b. Zeyd (r.a.)'den şöyle rivayet etmişlerdir: Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Müslüman kafire, kafir de müslümana varis olamaz. "

 

 

[3432] Hadis Müsned-i Ahmed ve Sünen kitaplarında Amr b. Şuayb'ın, babasından, onun da kendi babasından (Ebu Musa el-Eş’ari (r.a.)'tan) nakliyle şöyle rivayet edilmiştir; Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Farklı iki dinden kimseler birbirlerine varis olamazlar. " Tirmizi: Bu hasen ve sahih hadistir, demiştir.

 

 

[3433] İmam Taberi, Zühri’den şöyle rivayet etmiştir: Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) İslam'a giren bir adama şöyle diyerek söz aldı: "Namaz kılar, Zekat verir, Kabe'ye gidip hacceder, Ramazan orucunu tutar, müşrikin ateşini de ancak onunla savaş halinde iken görürsün. " Hadis bu vecihten mürseldir.

 

 

[3434] Başka bir vecihten muttasıl senetle gelen rivayette Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: "Ben müşriklerin arasında yaşayan her müslümandan berfyim." Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) daha sonra "Birbirlerinin ateşlerini görmesinler. " buyurmuştur.

 

 

[3435] Ebu Davud, Cihad Kitabı'nın sonunda Semure b. Cündeb'den şöyle rivayet eder: Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Kim müşrikle içli dışlı olur ve onunla (küfür diyarında) birlikte oturursa, o onun gibidir. "

 

 

[3436] Hafız İbn Merduyeh, Ebu Hatim'den şöyle nakleder; Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) "Size dininden ve ahlakından memnun olduğunuz biri geldiğinde onu evlendirin. Bunu yapmazsanız yeryüzünde bir fitne ve geniş bir fesat olur." buyurdu. Sahabiler: "Ya Rasulallah! Öyle olursa" dediler. Bunun üzerine Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) üç defa "Size dininden ve ahlakından memnun olduğunuz biri geldiğinde onu evlendirin" buyurdu. Bunu Ebu Davud ile Tirmizi de Hatim b. İsmail'in aynı senetle benzer bir lafızla rivayetiyle tahriç etmişlerdir.

 

 

[3437] İbn Merduyeh daha sonra Ebu Hureyre (r.a.)'tan şöyle rivayet etmiştir; Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Size ahlakından ve dininden hoşnut olduğunuz biri geldiğinde onu evlendirin. Bunu yapmazsanız yeryUzünde bir fitne ve geniş bir fesat olur. "

 

Allah'ın (c.c) "Eğer siz, bunu yapmazsanız yeryüzünde bir fitne ve büyük bir fesat olur." buyruğunun manası şudur: Müşriklerden uzaklaşmaz ve mü'minlerle dost olmazsanız insanlar arasında fitne meydana gelir. Fitne ise gerçeklerin karışması, mü'minle kafirin iç içe olmasıdır. Böylece insanlar arasında büyük, yaygın ve geniş bir fesat meydana gelir.

 

 

 

74. İman edip de Allah yolunda hicret ve cihad edenler, ve muhacirleri barındıran ve yardım edenler var ya, işte gerçek mü'minler onlardır. Onlar İçin mağfiret ve bol rızk vardır.

75. Sonradan iman eden ve hicret edip de sizinle beraber cihad edenler de sizdendir. Allah'ın kitabına göre yakın akrabalar birbirlerine varis olmaya daha uygundurlar. Şüphesiz ki Allah her şeyi bilendir.

 

Tefsiri:

 

Yüce Allah mü'minlerin dünyadaki hükümlerini zikrettikten sonra onların ahirette sahip olacakları nimetlerden bahsediyor. Surenin başında olduğu gibi tekrar onların gerçek imanlarını haber veriyor. Onları varsa günahlarını bağışlayıp affetmekle, bir de "kerim rızk"la mükafatlandıracağını haber veriyor. Kerim rızk; sonsuza dek devam edecek, hiç kesintiye uğramayacak ve tükenmeyecek, daima ve sürekli ulaşacak, güzelliğinden ve çeşitliliğinden dolayı hiç bıkıp usanılmayacak hoş, şerefli, bol ve güzel rızktır. Yüce Allah daha sonra onlart üzerinde oldukları iman ve salih amel üzere izleyen kimselerin de ahirette onlarla birlikte olacaklarını zikrediyor. Nitekim Allah (c.c) başka ayetlerde de şöyle buyurur: "(İslom dinine girme hususunda) öne geçen ilk muhacirler ve ensar ile onlara güzellikle tabi olanlar var ya, işte Allah onlardan razı olmuştur, onlar da Allah'tan razı olmuşlardır. Allah onlara, içinde ebedi kalacakları, zemininden ırmaklar akan cennetler hazırlamıştır." (Tevbe, 100) "Bunların arkasından gelenler şöyle derler: Rabbimiz! Bizi ve bizden önce gelip geçmiş imanlı kardeşlerimizi bağışla; kalplerimizde, iman edenlere karşı hiçbir kin bırakma! Rabbimiz! Şüphesiz ki sen çok şefkatli, çok merhametlisin!" (Haşr, 10)

 

 

[3438] Buhari ile Müslim'in rivayet ettikleri, hatta mütevatir olan bir hadiste Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: "Kişi sevdiğiyle beraberdir. "

 

 

[3439] Başka bir hadiste: "Kim bir topluluğu severse onlarla birlikte haşrolunur" buyurmuştur.

 

 

[3440] İmam Ahmed b. Hanbel, Cerir'den şöyle nakleder; Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Muhacirler ve ensar birbirlerinin dostlarıdırlar. Kureyş'in tulekası ile Sakif'in utekası da kıyomete kadar birbirlerinin dostlarıdırlar. " İmam Ahmed b. Hanbel bunu bir tarikten daha rivayet etmiştir. Bu hadisi ondan başka rivayet eden olmamıştır.

"Allah'ın kitabına" yani hükmüne "göre yakın akrabalar birbirlerine varis olmaya daha uygundurlar. Şüphesiz ki Allah her şeyi bilendir. " Ayetteki "yakın akrabalar" dan kasıt bazılarının sandıkları, bu ayeti delil gösterdikleri ve ayetin bu konuda açık olduğuna inandıkları gibi, Feraiz alimlerinin ıstılahındaki "Mirastan feraiz veya asabe yoluyla mal alamayan, bilakis başka bir varise eklenen teyze, dayı, hala, kız çocuklarının evlatları, kızkardeşin çocukları gibi kimseler" değildir. Bilakis ayet bütün akrabalar hakkında geneldir. Nitekim İbn Abbas (r.a.), Mücahid, İkrime, Hasan-ı Basri, Katade ve daha bir çok kimsenin bizzat belirttikleri gibi önceleri bulunan müttefiklerin dostların ve (sonradan) birbirlerine kardeş olanların birbirlerine varis olmalarını neshetmiştir. Bu durumda ayet dar anlamdaki akrabaları ("ulu'l-kurba") kapsamaktadır. Onlara mirastan vermeyenler bir takım deliller getirirler ki en kuvvetlisi şu hadistir:

 

 

[3441] "Şüphesiz Allah (c.c) her hak sahibine hakkını vermiştir. Dolayısıyla hiçbir varise vasiyet yapılmaz. " Şöyle demişlerdir: Bunların mirasta hakları olsaydı Allah'ın Kitabı'nda zikredilmiş belli bir payları olurdu. Paylan olmadığına göre varis de olamazlar. Doğrusunu en iyi Allah bilir.

Allah'a hamd-ü senalar olsun.

 

Enfal suresinin sonuna gelindi.

Ancak O'na tevekkül ederiz. O (c.c.) bize yeter. O (c.c.) ne güzel vekildir.

 

Devam etmek için aşağıdaki linki kullan

 

Tevbe 1. Bu, Allah ve Rasulü'nden, kendileriyle antlaşma yaptığınız müşriklere bir ihtardır.

2. Ey Müşrikler! Dört ay daha yeryüzünde serbestçe dolaşın. Allah'ı hiçbir şekilde (kiz bırakamayacağınızı ve Allah'ın, kafirleri mutlaka rezil ve rüsvay edeceğini de bilin.