|
İbn Kesir Tefsir-i Kebir |
Tevbe Suresi 1 ve 2.ayetler |
Allah'tan Müşriklere
ihtar:
1. Bu, Allah ve
Rasulü'nden, kendileriyle antlaşma yaptığınız müşriklere bir ihtardır.
2. Ey Müşrikler! Dört ay
daha yeryüzünde serbestçe dolaşın. Allah'ı hiçbir şekilde (kiz
bırakamayacağınızı ve Allah'ın, kafirleri mutlaka rezil ve rüsvay edeceğini de
bilin.
Tefsiri:
Bu mübarek sure
Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e en son nazil olan surelerdendir.
[3442] Nitekim İmam
Buhari, Ebu İshak'tan şöyle nakleder: Bera'yı şöyle derken işittim: "Son
nazil olan ayet "Senden fetva isterler. De ki: "Allah, babası ve
çocuğu olmayan kimsenin mirası hakkında ki hükmü şöyle açıklıyor: ... "
(Nisa, 176) ayeti, son nazil olan sure ise Berae (Tevbe) suresidir.
Surenin başında
Besmele'nin bulunmamasının sebebi sahabenin Ana Mushaf'ta onu surenin başında
yazmamalarıdır. İmam Tirmizi'nin söylediği gibi bunda mü'minlerin emiri Hz.
Osman b. Affan (r.a.)'a uyulmuştur:
[3443] Tirmizi, İbn
Abbas (r.a.)'tan şöyle nakleder: Osman b. Affan (r.a.)'a "Mesanı
sureler'den olan Enfal suresi ile ayetlerinin sayısı yüz civarında olan Berae
(Tevbe) suresini birleştirmenize, ikisi arasına besmele yazmamanıza ve yedi
uzun surelerin arasına koymanıza sebep nedir? Sizi böyle yapmaya iten
nedir?" dedim. Osman (r.a.) şu cevabı verdi: "Rasulullah (Sallallahu
aleyhi ve Sellem)'e ayetler indirilmekte iken vahiy katiplerini çağırır ve bu
ayetleri şu surelerin şurasına koyunuz, buyururdu. ,. Enfal suresi Medine'de
nazil olan ilk surelerden, Berae (Tevbe) ise Kur'an'ın son inen surelerindendi.
Konusu onun konusuna benzediğinden ben ikisini bir sure zannetmişimdir.
Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem), bu iki surenin ayrı mı bir mi
olduğunu açıklamadan vefat etti. Bundan dolayı bu iki sureyi birbirine
birleştirdim ve arasına besmeleyi koymadım. (İki sureyi birden) Yedi Uzun Sure
arasına koydum." Bunu ayrıca İmam Ahmed b. Hanbel, Ebu Davud, Nesai, İbn
Hibban, Sahih'inde ve Hakim, Müstedrek'inde başka tariklerle Avf el-Arabi'den
gerisi aynı olan senetle rivayet etmişlerdir. Hakim:
Buhari ve Müslim tahric
etmemiş olsalar da senedi sahih hadistir, demiştir.
Surenin başları
Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e Tebuk gazvesinden döndüğünde ve
hacca niyetlenirken nazil oldu. Sonra, müşriklerin o yıl hac mevsiminde
adetleri üzere Kabe'ye gelecekleri ve çıplak olarak rivayet edecekleri
söylendi. Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) onların Müslümanlarla
karışık olmalarından hoşlanmadı ve insanlara hac ibadetlerini ifa ettirmesi,
müşriklere o yıldan sonra haccedemeyeceklerini bildirmesi ve insanlara beraeti
ilan etmesi için Ebu Bekir (r.a.)'ı o yıl hac emiri olarak gönderdi. Onlar yola
çıkınca, ileride açıklanacağı üzere baba tarafından akrabası olduğundan
Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) adına duyuru yapması için Hz. Ali
(r.a.)'ı gönderdi.
"Bu, Allah ve
Rasulü'nden, kendileriyle antlaşma yaptığınız müşriklere bir ihtardır."
Yani bu Allah'tan (c.c) ve Rasulü'nden (Sallallahu aleyhi ve Sellem) müşriklere
bir ihtardır.
Müfessirler burada çok
ihtilaf etmişlerdir. Bazıları şöyle demiştir: Bu ayet Müslümanlarla belli bir
süre belirtilmeksizin mutlak bir andlaşmaları bulunan veya dört aydan az
süreliğine andlaşmaları bulunan müşriklere onu dörde tamamlamaları hakkında
dır. Süresi belli andlaşmalar ise ne kadar olursa olsun bitene kadar devam
eder. Zira Allah (c.c) "Onların antlaşmalarını, süreleri bitinceye kadar
tamamlayınız. Allah (haksızlıktan) sakınanları sever." (Tevbe, 4) buyurmuştur.
[3444] İleride gelecek
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in şu hadisi buna delildir:
"Kiminle Rasulullah arasında bir ahit ve sözleşme varsa ahdi, süresi
bitinceye kadardır. " Bu görüşlerin en güzeli ve en kuvvetlisi olup Taberi
de bunu tercih etmiştir. Kelbi, Muhammed b. Ka'b el-Kurazi ve bir çok kişiden
de rivayet edilmiştir. Ali b. Ebi Talha, İbn Abbas (r.a.)'tan "Bu, Allah
ve Rasulü'nden, kendileriyle antlaşma yaptığınız müşriklere bir ihtardır. Ey
Müşrikler, dört ay daha yeryüzünde serbestçe dolaşın." ayeti hakkında
şöyle dediğini nakleder: "Allah (c.c), Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve
Sellem) ile dört ay andlaşması bulunanlara dört ay süre verdi, o süre içinde
yeryüzünde diledikleri yere gidebileceklerini söyledi. Hz. Peygamber (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) ile arasında hiçbir ahit bulunmayan kimselere ise kurban
bayramı gününden haram ayların çıkmasına kadar mühlet verdi." Avfi de İbn
Abbas (r.a.)'tan böyle rivayet etmiştir. Dahhak bu ayeti okuduktan sonra
"Bu elli gece eder" demiştir.
Allah (c.c) peygamberine
haram aylar çıktıktan sonra onlarla arasında bir andlaşma bulunmayan kimselere
kılıcını çekip İslam'a girmedikçe onları öldürmesini emretti. Resulullah
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile aralarında ahit bulunanlara da, kurban gününden
Rebiu'I-Evvel ayının ilk on gününe kadarki dört aylık süre geçince, onlara da
İslam'a girene dek kılıç çekmesini emretti.
[3445] Ebu Ma'şer
el-Medeni der ki: Bana Muhammed b. Ka'b el-Kurazi ve başkaları şöyle dediler:
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Ebu Bekir'i hicretin dokuzuncu yılında
hac emiri (başkanı) olarak gönderdi. Ali b. Talib'i ise insanlara okuması için
Tevbe suresinin otuz veya kırk ayetiyle gönderdi. Ayetler müşriklere yeryüzünde
dolaşmaları için dört ay mühlet veriyordu. Hz. Ali bunları Arefe gününde okudu.
Müşriklere Zilhicce ayından yirmi gün, Muharrem, Saferve Rebiu'I-Evvel ayları
ile Rebiu'I-Ahir ayından on gün mühlet verdi. Hz. Ali (r.a.) bunları onlara
(teker teker) evlerinde okudu ve "Bu yılımızdan sonra hiçbir müşrik hac
yapmayabk. Kabe'yi hiçbir çıplak kesinlikle tavaf etmeyecek." dedi.
[3446] İbn Ebi Necih,
Mücahid'den "Bu, Allah ve Rasulü'nden ... bir ihtardır. " buyruğu
hakkında şöyle nakleder: Bu ayet kendileriyle ahit yapılan
Huzaa ve Müdlec
kabilelerine, herhangi bir ahdi bulunanlara ve başkalarına yapılan bir ihtardı.
Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Tebuk'tan çıkmış gelirken haccetmek
istedi. Sonra, "Müşrikler gelip çıplak tavaf ederler. Onun için bu
olmayana kadar haccetmek istemiyorum" buyurdu ve hacca Ebu Bekir (r.a.)
ile Ali (r.a.)'i gönderdi. Bunlar insanlarla Zülmecaz' da ve hac mevsimi
boyunca alış veriş yaptıkları yerleri gezerek, kendileriyle ahici yapılanlara
dört ay güven içinde kalacaklarını -ki onlar Zilhicce'den yirmi gün ile
Rebiu'l-Ahir'den on gün arasındaki peş peşe gelen aylardır-, daha sonra ise
onlara verilmiş hiçbir ahdin bulunmadığını ilan ettiler. İman etmemeleri
halinde kendileriyle savaş yapılacağını tüm insanlara duyurdular. Süddi ve
Katade'den de böyle rivayet edilmiştir. Zühri der ki: Mühlet Şevval'den
başlıyor ve Muharrem ayının sonunda bitiyordu. Bu garip bir görüştür.
Kendilerine hükmü ulaşmamış bir süreyle nasıl sorumlu tutulabilirler ki? Zira
bu hususu onlar ancak kurban bayramı gününde, Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve
Sellem)'in ashabı bunu duyurduklarında öğrenmişlerdi. Nitekim bu yüzden Yüce
Allah daha sonra şöyle buyuruyor:
|
Devam etmek için aşağıdaki linki kullan |