|
İbn Kesir Tefsir-i Kebir |
Tevbe Suresi 3 ve 4.ayetler |
Allah (c.c) ve Rasulü Müşriklerden Beridir:
3. Hacc-ı
Ekber gününde Allah ve Rasulü'nden
insanlara bir bildiridir: Allah ve Rasulü
müşriklerden beridir. Eğer tevbe ederseniz bu sizin için
daha hayırlıdır, yüz çevirirseniz bilin ki siz Allah'ı aciz bırakacak
değilsiniz. O kafirlere acıklı bir azabı müjdele!
Tefsiri:
Yüce Allah buyuruyor ki:
"Hacc-ı Ekber
gününde" yani, hac günlerinin en hayırlısı, en üstünü ve en kalabalığı
olan kurban gününde ''Allah ve Rasulü'nden insanlara
bir bildiridir:" uyarı ve ilandır, ''Allah ve Rasulü
müşriklerden beridir." Yüce Allah daha sonra onları tevbeye
çağırarak şöyle buyuruyor: "Eğer" içinde bulunduğunuz şirk ve
sapıklıktan "tevbe ederseniz bu sizin için daha
hayırlıdır, yüz çevirirseniz" yani içinde bulunduğunuz hale devam
ederseniz "bilin ki siz Allah'ı aciz bırakacak değilsiniz." Bilakis O
(c.c.) size her şeyi yapmaya kadirdir. Siz onun avucu içinde, saltanatı ve
iradesi altındasınız. "O kafirlere acıklı bir
azabı müjdele!" Yani, dünyada rüsvaylık ve
azapla, ahirette demir topuzla ve kelepçelerle
müjdele.
[3447] İmam Buhari, Humeyd b. Abdurrahman'dan şöyle nakleder; Ebu
Hureyre (r.a.) şöyle anlattı: Ebu
Bekir beni o yılki hacda Kurban Bayramı günü Mina' da
insanlara "Bu yıldan sonra hiçbir müşrik haccetmeyecek, hiçbir çıplak da Kabe'yi tavaf yapmayacak' şeklinde duyuru yapacak kimselerle
birlikte gönderdi. Humeyd b. Abdurrahman
rivayetin burasında der ki: Daha sonra Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Hz.
Ali'yi göndererek ona Tevbe suresini insanlara
okumasını emretti. Ebu Hureyre
olayı anlatmaya şu şekilde devam eder: Hz. Ali bizimle birlikte, bayramın
birinci günü Mina' da bulunanlara 'Bu yıldan sonra
hiçbir müşrik hac etmeyecek, hiçbir çıplak da Kabe'yi
tavaf yapmayacak' diye duyuru yaptı.
[3448] Yine İmam Buhari, Humeyd b. Abdurrahman'dan şöyle nakleder; Ebu
Hureyre (r.a.) şöyle anlattı: Hz. Ebu
Bekir Kurban Bayramı günü Mina' da, "Bu yıldan
sonra hiçbir müşrik haccedemeyecek ve hiçbir çıplak Ka'be'yi
tavaf edemeyecek!" şeklinde insanlara duyuru yapmak üzere gönderdiği
tellallarla birlikte, o hacda beni de gönderdi. Humeyd
İbn Abdurrahman burada
şöyle demiştir: Sonra Hz. Peygamber (Hz. Ebu
Bekir'in) peşinden Hz. Ali'yi gönderdi ve ona "Berae"
suresini insanlara duyurmasını emretti. Ebu Hureyre şöyle demiştir: Bizimle birlikte Hz. Ali de kurban
bayramının birinci günü Mina'da bulunan insanlara Berae (Tevbe) suresini okudu ve
"Bu yıldan sonra hiçbir müşrik haccetmeyecek ve hiçbir çıplak Ka'be'yi tavaf yapmayacak!" diye ilan etti. Bu İmam Buhari'nin Cihad Kitabı'ndaki
rivayetidir.
[3449] Abdurrezzak, Ma'mer'den, o Zühri'den, o da Said b. Müseyyeb'den şöyle nakleder: Ebu Hureyre (r.a.) Allah'ın (c.c) "Bu Allah ve Rasulü'nden ...
bir ihtardır." buyruğu hakkında şöyle dedi: Hz.
Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
Huneyn vaktinde (Huneyn'den)
yola çıkınca Ciirrane'den (ihrama girerek) umre
yaptı. Sonra Ebu Bekir (r.a.)'1 o yılki haccın emiri tayin etti. Ma'mer
rivayetin burasında Zühri'den şöyle nakleder: Ebu Hureyre (r.a.), Ebu Bekir (r.a.)'ın kendisini bu
hacda Berae'yi halka duyurmasını emrettiğini
söylerdi. Ebu Hureyre
(r.a.) devamla şöyle der: Sonra Hz. Peygamber (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) arkamızdan Ali'yi göndererek Berae suresindeki Berae ültimatomunu halka duyurmasını emretti. O hacda Ebu Bekir (r.a.) olduğu gibi -başka bir rivayette: olduğu
hal üzere- (yani hac emiri olarak) kaldı. Bu
rivayette gariplik (sahih rivayete muhalif bilgi) vardır. Çünkü Ci'rane umresi yılındaki hac emiri
Attab b. Üseyd idi. Ebu Bekir (r.a.) ise dokuzuncu yıldaki hac emirdi.
[3450] İmam Ahmed b. Hanbel, Ebu Hureyre (r.a.)'ın oğlu Muharrar'dan şöyle
nakleder: Ebu Hureyre
(r.a.): "Rasulullah (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) Hz. Ali (r.a.)'1 Berae'yi duyurmak için Mekke'ye gönderdiğinde onunla
birlikteydim, dedi. Ona "Ne diye nida ediyordunuz?" dedim.
"Cennet'e ancak mü' min
olan girecek. Kabe'yi hiçbir çıplak tavaf etmeyecek.
Her kimle Rasulullah (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) arasında bir ahit varsa süresi dört
aya kadardır. Dört ay geçince Allah'ın (c.c) ve Rasulü'nün
(Sallallahu aleyhi ve Sellem)
müşriklerle alakası yoktur. Bu evi bu yıldan sonra hiçbir müşrik tavaf
etmeyecek, diye bağırıyorduk" dedi. Ebu Hureyre (r.a.) sonra şöyle demiştir: Ben sesim kısılana /
boğulana kadar bağırmaya devam ediyorum.
[3451] Şa'bi, Muharrar'dan, o da babası Ebu Hureyre (r.a.)'tan şöyle
nakleder: Rasulullah (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) Hz. Ali (r.a.)'ı insanlara duyuru
yapması için gönderdiğinde ben de onunla birlikteydim. Onun sesi kısıldığında ültimatomu ben okurdum. Muharrar
der ki: Ona "Neyin duyurusunu yapıyordunuz?" dedim. Babam şöyle dedi:
"Şu dört şeyin: Sakın Kabe'yi hiçbir çıplak tavaf
etmesin. Rasulullah (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) ile arasında ahit bulunan kimsenin
ahdi belirlenmiş güne kadardır. Cennet’e ancak iman etmiş kişi girecek. Bu
yılımızdan sonra hiçbir müşrik hac yapmayacak. " Bunu İmam Taberi bir çok vecihle Şa'bi’den ... rivayet etmiştir. Şu'be ise Muğire'nin Şa'bi'den gerisi aynı
olan senediyle rivayet etmiştir. Ancak ondaki ifade şöyledir: Her kimle Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) arasında bir ahit varsa onun ahdi dört aya
kadardır." Sonra hadisin devamını zikretmiştir. İmam Taberi
der ki: Korkarım ki bu bazı ravilerin hatasıdır. Çünkü
süre hususunda haberlerde gözüken bunun aksidir.
[3452] İmam Ahmed b. Hanbel, Hammad'dan, o Simak'tan, o da
Enes b. Malik (r.a.)'tan şöyle nakleder: Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Berae ültimatomunu Ebu Bekir (r.a.) ile gönderdi. Onlar Zülhuleyfe'ye
vardıklarında "O duyuruyu ya ben veya Ehl-i beyt'imden bir adam duyuracak" dedi ve onun için Hz.
Ali (r.a.)'ı gönderdi. Bunu Tirmizi de rivayet etmiş,
sonra "Bu Enes b. Malik (r.a.)'tan rivayet olarak hasen
ve gariptir." demiştir.
[3453] Ahmed b. Hanbel'in oğlu Abdullah,
Hz. Ali (r.a.)'tan şöyle nakleder: Hz. Peygamber (Sallallahu
aleyhi ve Sellem)'e Tevbe
suresinin başındaki on ayet nazil olunca Ebu Bekir
(r.a.)'ı çağırdı ve onları okuması için Mekke'ye gönderdi. Sonra beni çağırdı
ve "Ebu Bekir’e yetiş ve nerede yetişirsen yetiş
ondan kitabı (ayetlerin yazılı olduğu kağıdı) alıp Mekke'lilere git ve onlara oku." buyurdu. Ebu Bekir (r.a.)'a Cuhfe’de
yetiştim ve ondan kağıdı aldım. Ebu
Bekir (r.a.) dönüp Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi
ve Sellem)'e geldi ve "Ya Rasulallah!
Hakkımda bir ayet mi nazil oldu?" dedi. Hz. Peygamber (Sallallahu
aleyhi ve Sellem): "Hayır, fakat Cebrail (a.s)
bana 'Senin adına duyuruyu ya sen veya senden biri yapsın' dedi." buyurdu.
Bunun senedinde zayıflık vardır. Burada Ebu Bekir
(r.a.)'ın hemen döndüğü ifade edilmiştir. Oysa, diğer rivayette açıklanmış olarak geldiği gibi, Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in emir olarak tayin ettiği haccı eda ettikten
sonra dönmüştü.
[3454] Yine Abdullah b. Ahmed b. Hanbel'in Hz. Ali
(r.a.)'tan naklettiğine göre; Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) onu Berae suresiyle gönderdiğinde o (r.a.): "Ya Rasulallah! Ben dili fasih biri de, hatip de değilim."
dedim. Allah Rasulü (Sallallahu
aleyhi ve Sellem): "Kaçınılmaz olarak onu ya ben
götüreceğim, ya da sen götüreceksin." buyurdu. Bunun üzerine Hz. Ali
(r.a.): Kesinlikle yapılması gerekiyorsa onu ben götürürüm, dedi. Hz. Peygamber
(Sallallahu aleyhi ve Sellem):
"Git; şüphesiz Allah (c.c) dilini sebat ettirir ve kalbini doğruya
iletir." buyurdu. Sonra elini ağzına koydu.
[3455] İmam Ahmed b. Hanbel, Hemdan kabilesinden bir adam olan Zeyd
b. Yüsey’den şöyle nakleder: Hz. Ali (r.a.)’a, Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in haccda Hz. Ebu Bekir (r.a.) ile birlikte gönderdiği günü kastederek,
"Ne ile gönderilmiştin?" diye sorduk. Şöyle dedi: "Dört şeyi
duyurmak için gönderildim: Cennet'e mü'min candan
başkası girmeyecek. Beytullah'ı hiçbir çıplak tavaf
etmeyecek. Her kim ile Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
arasında bir ahit varsa onun ah di belirtilen süresine kadardır. Bu yıldan
sonra müşriklerle müslümanlar birlikte
haccetmeyecekler. Bunu Tirmizi de Kılabe'nin
Süfyan-ı Sevri'den
naklettiği ve gerisi aynı olan senetle rivayet etmiş ve "Hasen ve sahihtir." demiştir.
[3456] İmam Taberi, Yüsey kanalıyla Hz. Ali
(r.a.)'tan şöyle nakleder: Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Berae (Tevbe) suresi nazil
olduğunda beni dört şeyi duyurmam için gönderdi: Beytullah'ı
hiçbir çıplak tavaf etmeyecek. Bu yıllarından sonra hiçbir müşrik Mescid-i Haram'a yaklaşmayacak. Her kim ile Rasülullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) arasında bir ahit varsa o belirlenmiş süreye
kadardır. Cennet’e mü'min candan başkası girmeyecek.
" İmam Taberi daha sonra onu biraz farklı bir
senetle daha rivayet etmiştir.
[3457] Zeyd b. Yüsey'den şöyle
nakledilmiştir: Berae süresi nazil olunca Rasülullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Ebü Bekir'i (r.a.), sonra
Ali (r.a.)'ı gönderdi. Ali (r.a.) gidip onu Ebü Bekir
(r.a.)'tan aldı. Ebü Bekir (r.a.) döndüğünde Rasülullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)’e "Hakkımda bir şey mi nazil oldu?" diye
sordu. Allah Rasülü (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) "Hayır. Fakat bana, duyurusunu
kendimin veya ailemden birinin yapması emredildi. " buyurdu. Hz. Ali
(r.a.) Mekke'ye gittiğinde onlara şu dört şeyin duyurusunu yaptı: Bu yılından
sonra Mekke'ye hiçbir müşrik girmeyecek. Beytullah'ı
hiçbir çıplak tavaf etmeyecek. Cennet’e müslüman
nefisten başkası girmeyecek. Her kimin Rasülullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile
arasında bir ahit varsa süresi (belirlenmiş sürenin) sonuna kadardır.
[3458] Muhammed b.
İshak, Muhammed b. Ali b. Hüseyin b. Ali'den şöyle nakleder: Berae süresi Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e
nazil olduğu sırada Ebü Bekir (r.a.)'ı insanlara
hacda başkanlık yapmak üzere göndermiş bulunuyordu. O'na (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) "Ya Rasülallah!
onu Ebü Bekir’e
göndersen." denildi. Allah Rasülü (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
"Onu benim yerime ancak ailemden bir adam duyursun." buyurdu. Sonra
Ali (r.a.)'ı çağırıp şöyle dedi: "Bu kıssayı (bölümü) Berae
süresinin içinden çıkar ve kurban bayramı günü Mina'
da toplandıklarında insanlara oku: Cennet’e hiçbir kafir
girmeyecek. Bu yıldan sonra müşrik haccetmeyecek. Beytullah'ı
hiçbir çıplak tavaf etmeyecek. Her kimin Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
katında bir ahdi varsa, o (belirlenmiş) süresine kadar geçerlidir." Hz.
Ali (r.a.) Rasulullah (Sallallahu
aleyhi ve Sellem)'in Adba
adındaki devesiyle çıktı ve yolda Ebu Bekir (r.a.)'a
yetişti. Ebu Bekir (r.a.) onu görünce "Başkan
mısın, başkanın emrindekilerden biri misin?" diye sordu. "Başkanın
emrindekilerden biriyim" dedi. Sonra birlikte yollarına devam ettiler. Ebu Bekir (r.a.) insanlara haccı ifa ettirdi. Araplar o yıl
haccı cahiliyye dönemlerindeki gibi yerine
getirdiler. Kurban bayramı günü gelince Hz. Ali (r.a.) kalktı ve insanlara Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in emrini duyurarak şöyle dedi: "Ey insanlar!
Şüphesiz hiçbir kafir Cennet’e giremeyecektir. Bu
yıldan sonra hiçbir müşrik haccetmesin. Beytullah'ı
hiçbir çıplak tavaf etmesin. Her kimin Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)' de
bir ahdi varsa o süresine kadar geçerlidir." O yıldan sonra hiçbir müşrik
haccetmedi ve hiçbir çıplak tavaf yapmadı. Sonra Ebu
Bekir (r.a.) ile Ali (r.a.) Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in
yanına geldiler. Bu, kendileriyle genel (süresiz) ahit yapılan müşrikler ile
belli bir süre için ahit yapılan müşrikler hakkında beraat duyurusu oldu.
[3459] İmam Taberi, Ebu Sahba
el-Bekri'den şöyle nakleder: Ali b. Ebi Talib'e "Hacc-ı Ekber günü" nü sordum, şöyle anlattı: Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Ebu Bekir b. Ebu Kuhafe'yi insanlara hacc yaptırmak için, beni de Berae
suresindeki kırk ayetle gönderdi. Arefe günü gelince Ebu Bekir (r.a.) insanlara hutbe okudu. Bitirince bana
döndü ve "Ey Ali, kalk ve Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in
mesajını ilet" dedi. Ben de kalkıp onlara Berae
suresinden kırk ayet okudum. Sonra çıkıp Mina'ya
gittik. Cemre (şeytan taşlama) atışlarını yaptım, deveyi kestim, sonra başımı
tıraş ettim. Kalabalığın tamamının Ebu Bekir
(r.a.)'in Arefe günündeki hutbesine katılmadığını
öğrenince çadırlara teker teker girip onlara duyuruyu
okudum. Bundan dolayı sanıyorum siz onu kurban bayramı günü sandınız. Oysa Arefe günüydü.
Abdurrezzak, Ma'mer'den, O da Ebu İshak'tan şöyle nakleder: Ebu
Cuhfe'ye "Hacc-ı Ekber günü" nün ne olduğunu sordum. "Arefe günüdür" dedi. "Kendinden mi yoksa Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in ashabından mı söylüyorsun?" dedim.
"(Söylediklerimin) hepsi onlardandır." dedi. Yine Abdurrezzak,
Ata'dan: Hacc-ı Ekber günü Arefe günüdür, dediğini rivayet etmiştir. Ömer b. Velid eş-Şenni der ki: Şihab b. Abbad el-Asari bana babasından şöyle nakletti: Ömer b. Hattab (r.a.)'ı şöyle derken işittim:
Bu Arefe
günü Hacc-ı Ekber günüdür.
Sakın hiç kimse o günde oruç tutmasın. Şihab der ki:
Babamdan sonra hacca gitmiştim. Medine'ye vardığımda oranın en faziletli
zatının kimse olduğunu sordum, "Said b. Müseyyeb'tir" dediler. Yanına vardım ve "Ben
Medine'nin en faziletli zatını sordum, Said b. Müseyyeb'dir, dediler. Bana arefe
günü orucunun hükmünü söyle" dedim. "Sana benden yüz kat faziletli
olan kişiden nakledeceğim: Ömer -veya İbn Ömer, dedi-
bu günde oruç tutmaktan nehyeder ve "Bu Hacc-ı Ekber günüdür" derdi.
Bunu Taberi ve İbn Ebi Hatim rivayet etmişlerdir. İbn
Abbas (r.a.), Abdullah b. Zübeyr, Mücahid,
İkrime ve Tavus'tan da: Arefe
günü Hacc-ı Ekber günüdür,
dedikleri rivayet edilmiştir.
[3460] Bu konuda mürsel bir rivayet vardır; İbn Cüreyc der ki: Bana Muhammed b. Kays
b. Mahreme'den şöyle nakledildi: Rasulullah
(Sallallahu aleyhi ve Sellem)
arefe günü hutbe verdi ve "Bu Hacc-ı Ekber günüdür"
buyurdu.
[3461] Başka bir vecihle
İbn Cüreyc'den yapılan
rivayete göre o Muhammed b. Kays'tan, o da Misver b. Mahreme'den şöyle
rivayet etmiştir; Rasulullah (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) Arafat'ta hutbe verdi. Allah'a hamd-u sena ettikten sonra, "İmdi; Bu Hacc-ı Ekber günüdür. "
buyurdu.
İkinci Görüş: Hacc-ı Ekber günü kurban günüdür.
Hüşeym, İsmail b. Ebi Velid'den, o Şa'bı'den, o da Ali
(r.a.)'tan şöyle nakleder: Hacc-ı Ekber
günü kurban kesildiği gündür. Ebu İshak es-Sebu, Haris b. A'ver'den şöyle
nakleder: Hz. Ali (r.a.)'a Hacc-ı Ekber
gününü sordum, "Kurban kesildiği gündür" dedi. Şu'be,
Hakem'den şöyle nakleder; Yahya b. Cezzar Hz. Ali
(r.a.) hakkında şunu anlatırken işittim: Hz. Ali (r.a.
kurban günü dişi bir katırın üzerinde Cebbane'ye
gitmek üzere yola çıkacağ: zaman bir adam geldi.
Sineğinin gemini tutup ona Hacc-ı Ekber'i
sordu. Hz. Ali (r.a.): O bugündür, bineğe yol ver, dedi. Abdurrezzak,
Abdullar, b. Ebi Evfa'dan şöyle nakleder: Hacc-ı Ekber günü kurban günüdür. Şu'be
ve başkaları, Abdulmelik b. Umeyr'in
bulunduğu gerisi aynı olan senetle bunun benzerini rivayet etmişlerdir. Bunu Hüşeym ve başkaları Şeybani'den,
o da Abdullah b. Ebi Evfa'dan
rivayet etmiştir. A'meş, Abdullah b. Sinan'dan şöyle
nakleder: Muğire b. Şu'be
bir kurban bayramı gününde bize bir deve üzerinde hutbe verdi ve onda: Bugün
kurban bayramıdır, bugün kurban kesme günüdür, bugün Hacc-ı
Ekber günüdür, dedi. Hammad
b. Seleme, Simak'tan o da İkrime'den,
İbn Abbas (r.a.)'ın şöyle
dediğini rivayet etmiştir:
Hacc-ı Ekber kurban günüdür. Ebu Cühayfe, Said
b. Cübeyr, Abdullah b. Şeddad
b. el-Hadi, Nafi' b. Cübeyr,
Şa'bi, İbrahim en-Nehai, Mücahid, İkrime, Ebu Cafer el-Bakır, Zühri, Abdurrahman b. Zeyd'den de
onların: Hacc-ı Ekber günü
kurban günüdür, dedikleri rivayet edilmiştir. Taberi
de bunu tercih etmiştir. Daha önce geçen Sahih-i Buhari'
daki Ebu Hureyre (r.a.) hadisinde de Ebu
Bekir (r.a.)'ın bazı kimseleri kurban bayramı gününde
Mina'da ilan etmek üzere gönderdiği ifade ediliyordu.
Bu konuda başka hadisler de varit olmuştur.
[3462] Yine İmam Taberi, İbn Ömer (r.a.)'tan şöyle
nakletmiştir: Rasulullah (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) veda haccında kurban bayramı günü
şeytan taşlamaların yapıldığı yerde durup "Bu Hacc-z
Ekber günüdür" buyurdu. İbn
Ebi Hatim ve İbn Merduyeh de Ebu Cabir'in -ki adı
Muhammed b. Abdulmelik'tir- nakliyle böyle rivayet
etmişlerdir. Bunu İbn Merduyeh
aynı zamanda Velid b. Müslim'in Hişam
b. el-Gaz'dan, gerisi aynı senetle rivayet etmiştir. Sonra da Said b. Abdulaziz'in Nafi"den bu senetle nakliyle rivayet etmiştir.
[3463] Şu'be, Amr b. Mürre'den,
o Mürre el-Hemedani'den, o
da Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in bir ashabından şöyle nakleder: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) kulağının ucu kesik kırmızı bir deve üzerinde
aramızda kalktı ve "Bugününüzün hangi gün olduğunu biliyor musunuz?"
diye sordu. Ashab: "Kurban günüdür"
dediler. Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Doğru söylediniz, Hacc-ı
Ekber günüdür" buyurdu.
[3464] İmam Taberi, Abdurrahman b. Ebu Bekre'den, o da babasından
şöyle nakleder: O gün geldiğinde Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) dişi
devesi üzerinde oturdu. İnsanlar devesinin yularını tutmuşlardı. "Bu hangi
gündür?" dedi. Sustuk ve onu başka bir isimle anacak sandık. "Hacc-ı Ekber günü değil
midir?" buyurdu. Bunun senedi sahihtir. Hadisin aslı ise
"es-Sahih" adını taşıyan kitaplarda vardır.
[3465] Amr b. Ahvas'tan şöyle
nakledilmiştir: Veda haccında Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'i
"Bu hangi gündür?" derken işittim. İnsanlar: Hacc-ı
Ekber günüdür, dediler. Said
b. Müseyyeb'den şöyle nakledilir: Hacc-ı
Ekber günü kurban bayramının ikinci günüdür. Bunu İbn Ebi Hatim rivayet etmiştir. Mücahid yine: Hacc-ı Ekber günü hac günlerinin hepsidir, demiştir. Ebu Ubeyd der ki: Süfyan-ı Sevri "Hac günü, Cemel vak'ası günü ve Sıffin
günüdür" dedi. Yani, bugünlerin hepsidir. Sehl
es-Serrac der ki: Hasan-ı Basri'ye
Hacc-ı Ekber günü soruldu.
"Hacc-ı Ekber gününden
size ne? O Ebu Bekir (r.a.)'ın
haccettiği yıldır. Resulullah (Sallallahu
aleyhi ve Sellem)'in onu insanlara hac yaptırmaya
tayin ettiği yıldır" dedi. Bunu İbn Ebi Hatim rivayet etmiştir.
İmam Taberi,
İbn Avn'dan şöyle nakleder:
Muhammed b. Sirin'e Hacc-ı Ekber gününün hangi gün olduğunu sordum. "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in haccıyla bedevilerin haclarının aynı zamana denk
geldiği gündü." dedi.
4. Ancak kendileriyle andlaşma yaptığınız müşriklerden hiçbir şeyi size eksik
bırakmayan ve sizin aleyhinize herhangi bir kimseye arka çıkmayanlar bu hükmün
dışındadır. Onların andlaşmalarını, süreleri
bitinceye kadar tamamlayınız. Şüphesiz Allah sakınanları sever.
Tefsiri:
Burada kendileriyle
belli süreliğine değil genel ahit yapılan kimseler dört ay süre tanınma
hükmünden istisna edilmektedirler. Dört ay tanınan kimsenin süresi dört aydır.
O yeryüzünde gezebilir, kendisini kurtarmak için istediği yere gidebilir.
Kendisine belli bir süre verilmiş kimsenin süresi ise belirlenmiş olan süredir.
Bu konudaki hadisler daha önce geçti. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile
arasında andlaşma bulunan kimselerin o zamana kadar
süreleri vardır. Bu, andlaşma yapılan kimsenin onu
bozmaması ve müslümanlara karşı hiçbir kimseye yardım
etmemesi şartıyladır. Belirlenen süreye kadar zimmet ve ahdine bağlı kalınacak
ve riayet edilecek kişi budur. O yüzden Yüce Allah buna vefakarlık
göstermeye teşvik ederek şöyle buyuruyor: "Şüphesiz Allah sakınanlar
sever. " Yani ahitlerine bağlı kalanları sever.
|
Devam etmek için aşağıdaki linki kullan |