İbn Kesir

Tefsir-i Kebir

Tevbe Suresi

3 ve 4.ayetler

 

Allah (c.c) ve Rasulü Müşriklerden Beridir:

 

3. HaccEkber gününde Allah ve Rasulü'nden insanlara bir bildiridir: Allah ve Rasulü müşriklerden beridir. Eğer tevbe ederseniz bu sizin için daha hayırlıdır, yüz çevirirseniz bilin ki siz Allah'ı aciz bırakacak değilsiniz. O kafirlere acıklı bir azabı müjdele!

 

Tefsiri:

 

Yüce Allah buyuruyor ki: "HaccEkber gününde" yani, hac günlerinin en hayırlısı, en üstünü ve en kalabalığı olan kurban gününde ''Allah ve Rasulü'nden insanlara bir bildiridir:" uyarı ve ilandır, ''Allah ve Rasulü müşriklerden beridir." Yüce Allah daha sonra onları tevbeye çağırarak şöyle buyuruyor: "Eğer" içinde bulunduğunuz şirk ve sapıklıktan "tevbe ederseniz bu sizin için daha hayırlıdır, yüz çevirirseniz" yani içinde bulunduğunuz hale devam ederseniz "bilin ki siz Allah'ı aciz bırakacak değilsiniz." Bilakis O (c.c.) size her şeyi yapmaya kadirdir. Siz onun avucu içinde, saltanatı ve iradesi altındasınız. "O kafirlere acıklı bir azabı müjdele!" Yani, dünyada rüsvaylık ve azapla, ahirette demir topuzla ve kelepçelerle müjdele.

 

 

[3447] İmam Buhari, Humeyd b. Abdurrahman'dan şöyle nakleder; Ebu Hureyre (r.a.) şöyle anlattı: Ebu Bekir beni o yılki hacda Kurban Bayramı günü Mina' da insanlara "Bu yıldan sonra hiçbir müşrik haccetmeyecek, hiçbir çıplak da Kabe'yi tavaf yapmayacak' şeklinde duyuru yapacak kimselerle birlikte gönderdi. Humeyd b. Abdurrahman rivayetin burasında der ki: Daha sonra Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Hz. Ali'yi göndererek ona Tevbe suresini insanlara okumasını emretti. Ebu Hureyre olayı anlatmaya şu şekilde devam eder: Hz. Ali bizimle birlikte, bayramın birinci günü Mina' da bulunanlara 'Bu yıldan sonra hiçbir müşrik hac etmeyecek, hiçbir çıplak da Kabe'yi tavaf yapmayacak' diye duyuru yaptı.

 

 

[3448] Yine İmam Buhari, Humeyd b. Abdurrahman'dan şöyle nakleder; Ebu Hureyre (r.a.) şöyle anlattı: Hz. Ebu Bekir Kurban Bayramı günü Mina' da, "Bu yıldan sonra hiçbir müşrik haccedemeyecek ve hiçbir çıplak Ka'be'yi tavaf edemeyecek!" şeklinde insanlara duyuru yapmak üzere gönderdiği tellallarla birlikte, o hacda beni de gönderdi. Humeyd İbn Abdurrahman burada şöyle demiştir: Sonra Hz. Peygamber (Hz. Ebu Bekir'in) peşinden Hz. Ali'yi gönderdi ve ona "Berae" suresini insanlara duyurmasını emretti. Ebu Hureyre şöyle demiştir: Bizimle birlikte Hz. Ali de kurban bayramının birinci günü Mina'da bulunan insanlara Berae (Tevbe) suresini okudu ve "Bu yıldan sonra hiçbir müşrik haccetmeyecek ve hiçbir çıplak Ka'be'yi tavaf yapmayacak!" diye ilan etti. Bu İmam Buhari'nin Cihad Kitabı'ndaki rivayetidir.

 

 

[3449] Abdurrezzak, Ma'mer'den, o Zühri'den, o da Said b. Müseyyeb'den şöyle nakleder: Ebu Hureyre (r.a.) Allah'ın (c.c) "Bu Allah ve Rasulü'nden ... bir ihtardır." buyruğu hakkında şöyle dedi: Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Huneyn vaktinde (Huneyn'den) yola çıkınca Ciirrane'den (ihrama girerek) umre yaptı. Sonra Ebu Bekir (r.a.)'1 o yılki haccın emiri tayin etti. Ma'mer rivayetin burasında Zühri'den şöyle nakleder: Ebu Hureyre (r.a.), Ebu Bekir (r.a.)'ın kendisini bu hacda Berae'yi halka duyurmasını emrettiğini söylerdi. Ebu Hureyre (r.a.) devamla şöyle der: Sonra Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) arkamızdan Ali'yi göndererek Berae suresindeki Berae ültimatomunu halka duyurmasını emretti. O hacda Ebu Bekir (r.a.) olduğu gibi -başka bir rivayette: olduğu hal üzere- (yani hac emiri olarak) kaldı. Bu rivayette gariplik (sahih rivayete muhalif bilgi) vardır. Çünkü Ci'rane umresi yılındaki hac emiri Attab b. Üseyd idi. Ebu Bekir (r.a.) ise dokuzuncu yıldaki hac emirdi.

 

 

[3450] İmam Ahmed b. Hanbel, Ebu Hureyre (r.a.)'ın oğlu Muharrar'dan şöyle nakleder: Ebu Hureyre (r.a.): "Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Hz. Ali (r.a.)'1 Berae'yi duyurmak için Mekke'ye gönderdiğinde onunla birlikteydim, dedi. Ona "Ne diye nida ediyordunuz?" dedim. "Cennet'e ancak mü' min olan girecek. Kabe'yi hiçbir çıplak tavaf etmeyecek. Her kimle Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) arasında bir ahit varsa süresi dört aya kadardır. Dört ay geçince Allah'ın (c.c) ve Rasulü'nün (Sallallahu aleyhi ve Sellem) müşriklerle alakası yoktur. Bu evi bu yıldan sonra hiçbir müşrik tavaf etmeyecek, diye bağırıyorduk" dedi. Ebu Hureyre (r.a.) sonra şöyle demiştir: Ben sesim kısılana / boğulana kadar bağırmaya devam ediyorum.

 

 

[3451] Şa'bi, Muharrar'dan, o da babası Ebu Hureyre (r.a.)'tan şöyle nakleder: Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Hz. Ali (r.a.)'ı insanlara duyuru yapması için gönderdiğinde ben de onunla birlikteydim. Onun sesi kısıldığında ültimatomu ben okurdum. Muharrar der ki: Ona "Neyin duyurusunu yapıyordunuz?" dedim. Babam şöyle dedi: "Şu dört şeyin: Sakın Kabe'yi hiçbir çıplak tavaf etmesin. Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile arasında ahit bulunan kimsenin ahdi belirlenmiş güne kadardır. Cennet’e ancak iman etmiş kişi girecek. Bu yılımızdan sonra hiçbir müşrik hac yapmayacak. " Bunu İmam Taberi bir çok vecihle Şa'bi’den ... rivayet etmiştir. Şu'be ise Muğire'nin Şa'bi'den gerisi aynı olan senediyle rivayet etmiştir. Ancak ondaki ifade şöyledir: Her kimle Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) arasında bir ahit varsa onun ahdi dört aya kadardır." Sonra hadisin devamını zikretmiştir. İmam Taberi der ki: Korkarım ki bu bazı ravilerin hatasıdır. Çünkü süre hususunda haberlerde gözüken bunun aksidir.

 

 

[3452] İmam Ahmed b. Hanbel, Hammad'dan, o Simak'tan, o da Enes b. Malik (r.a.)'tan şöyle nakleder: Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Berae ültimatomunu Ebu Bekir (r.a.) ile gönderdi. Onlar Zülhuleyfe'ye vardıklarında "O duyuruyu ya ben veya Ehl-i beyt'imden bir adam duyuracak" dedi ve onun için Hz. Ali (r.a.)'ı gönderdi. Bunu Tirmizi de rivayet etmiş, sonra "Bu Enes b. Malik (r.a.)'tan rivayet olarak hasen ve gariptir." demiştir.

 

 

[3453] Ahmed b. Hanbel'in oğlu Abdullah, Hz. Ali (r.a.)'tan şöyle nakleder: Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e Tevbe suresinin başındaki on ayet nazil olunca Ebu Bekir (r.a.)'ı çağırdı ve onları okuması için Mekke'ye gönderdi. Sonra beni çağırdı ve "Ebu Bekir’e yetiş ve nerede yetişirsen yetiş ondan kitabı (ayetlerin yazılı olduğu kağıdı) alıp Mekke'lilere git ve onlara oku." buyurdu. Ebu Bekir (r.a.)'a Cuhfe’de yetiştim ve ondan kağıdı aldım. Ebu Bekir (r.a.) dönüp Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e geldi ve "Ya Rasulallah! Hakkımda bir ayet mi nazil oldu?" dedi. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Hayır, fakat Cebrail (a.s) bana 'Senin adına duyuruyu ya sen veya senden biri yapsın' dedi." buyurdu. Bunun senedinde zayıflık vardır. Burada Ebu Bekir (r.a.)'ın hemen döndüğü ifade edilmiştir. Oysa, diğer rivayette açıklanmış olarak geldiği gibi, Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in emir olarak tayin ettiği haccı eda ettikten sonra dönmüştü.

 

 

[3454] Yine Abdullah b. Ahmed b. Hanbel'in Hz. Ali (r.a.)'tan naklettiğine göre; Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) onu Berae suresiyle gönderdiğinde o (r.a.): "Ya Rasulallah! Ben dili fasih biri de, hatip de değilim." dedim. Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Kaçınılmaz olarak onu ya ben götüreceğim, ya da sen götüreceksin." buyurdu. Bunun üzerine Hz. Ali (r.a.): Kesinlikle yapılması gerekiyorsa onu ben götürürüm, dedi. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Git; şüphesiz Allah (c.c) dilini sebat ettirir ve kalbini doğruya iletir." buyurdu. Sonra elini ağzına koydu.

 

 

[3455] İmam Ahmed b. Hanbel, Hemdan kabilesinden bir adam olan Zeyd b. Yüsey’den şöyle nakleder: Hz. Ali (r.a.)’a, Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in haccda Hz. Ebu Bekir (r.a.) ile birlikte gönderdiği günü kastederek, "Ne ile gönderilmiştin?" diye sorduk. Şöyle dedi: "Dört şeyi duyurmak için gönderildim: Cennet'e mü'min candan başkası girmeyecek. Beytullah'ı hiçbir çıplak tavaf etmeyecek. Her kim ile Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) arasında bir ahit varsa onun ah di belirtilen süresine kadardır. Bu yıldan sonra müşriklerle müslümanlar birlikte haccetmeyecekler. Bunu Tirmizi de Kılabe'nin SüfyanSevri'den naklettiği ve gerisi aynı olan senetle rivayet etmiş ve "Hasen ve sahihtir." demiştir.

 

 

[3456] İmam Taberi, Yüsey kanalıyla Hz. Ali (r.a.)'tan şöyle nakleder: Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Berae (Tevbe) suresi nazil olduğunda beni dört şeyi duyurmam için gönderdi: Beytullah'ı hiçbir çıplak tavaf etmeyecek. Bu yıllarından sonra hiçbir müşrik Mescid-i Haram'a yaklaşmayacak. Her kim ile Rasülullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) arasında bir ahit varsa o belirlenmiş süreye kadardır. Cennet’e mü'min candan başkası girmeyecek. " İmam Taberi daha sonra onu biraz farklı bir senetle daha rivayet etmiştir.

 

 

[3457] Zeyd b. Yüsey'den şöyle nakledilmiştir: Berae süresi nazil olunca Rasülullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Ebü Bekir'i (r.a.), sonra Ali (r.a.)'ı gönderdi. Ali (r.a.) gidip onu Ebü Bekir (r.a.)'tan aldı. Ebü Bekir (r.a.) döndüğünde Rasülullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)’e "Hakkımda bir şey mi nazil oldu?" diye sordu. Allah Rasülü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) "Hayır. Fakat bana, duyurusunu kendimin veya ailemden birinin yapması emredildi. " buyurdu. Hz. Ali (r.a.) Mekke'ye gittiğinde onlara şu dört şeyin duyurusunu yaptı: Bu yılından sonra Mekke'ye hiçbir müşrik girmeyecek. Beytullah'ı hiçbir çıplak tavaf etmeyecek. Cennet’e müslüman nefisten başkası girmeyecek. Her kimin Rasülullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile arasında bir ahit varsa süresi (belirlenmiş sürenin) sonuna kadardır.

 

 

[3458] Muhammed b. İshak, Muhammed b. Ali b. Hüseyin b. Ali'den şöyle nakleder: Berae süresi Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e nazil olduğu sırada Ebü Bekir (r.a.)'ı insanlara hacda başkanlık yapmak üzere göndermiş bulunuyordu. O'na (Sallallahu aleyhi ve Sellem) "Ya Rasülallah! onu Ebü Bekir’e göndersen." denildi. Allah Rasülü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) "Onu benim yerime ancak ailemden bir adam duyursun." buyurdu. Sonra Ali (r.a.)'ı çağırıp şöyle dedi: "Bu kıssayı (bölümü) Berae süresinin içinden çıkar ve kurban bayramı günü Mina' da toplandıklarında insanlara oku: Cennet’e hiçbir kafir girmeyecek. Bu yıldan sonra müşrik haccetmeyecek. Beytullah'ı hiçbir çıplak tavaf etmeyecek. Her kimin Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) katında bir ahdi varsa, o (belirlenmiş) süresine kadar geçerlidir." Hz. Ali (r.a.) Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in Adba adındaki devesiyle çıktı ve yolda Ebu Bekir (r.a.)'a yetişti. Ebu Bekir (r.a.) onu görünce "Başkan mısın, başkanın emrindekilerden biri misin?" diye sordu. "Başkanın emrindekilerden biriyim" dedi. Sonra birlikte yollarına devam ettiler. Ebu Bekir (r.a.) insanlara haccı ifa ettirdi. Araplar o yıl haccı cahiliyye dönemlerindeki gibi yerine getirdiler. Kurban bayramı günü gelince Hz. Ali (r.a.) kalktı ve insanlara Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in emrini duyurarak şöyle dedi: "Ey insanlar! Şüphesiz hiçbir kafir Cennet’e giremeyecektir. Bu yıldan sonra hiçbir müşrik haccetmesin. Beytullah'ı hiçbir çıplak tavaf etmesin. Her kimin Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)' de bir ahdi varsa o süresine kadar geçerlidir." O yıldan sonra hiçbir müşrik haccetmedi ve hiçbir çıplak tavaf yapmadı. Sonra Ebu Bekir (r.a.) ile Ali (r.a.) Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in yanına geldiler. Bu, kendileriyle genel (süresiz) ahit yapılan müşrikler ile belli bir süre için ahit yapılan müşrikler hakkında beraat duyurusu oldu.

 

 

[3459] İmam Taberi, Ebu Sahba el-Bekri'den şöyle nakleder: Ali b. Ebi Talib'e "HaccEkber günü" nü sordum, şöyle anlattı: Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Ebu Bekir b. Ebu Kuhafe'yi insanlara hacc yaptırmak için, beni de Berae suresindeki kırk ayetle gönderdi. Arefe günü gelince Ebu Bekir (r.a.) insanlara hutbe okudu. Bitirince bana döndü ve "Ey Ali, kalk ve Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in mesajını ilet" dedi. Ben de kalkıp onlara Berae suresinden kırk ayet okudum. Sonra çıkıp Mina'ya gittik. Cemre (şeytan taşlama) atışlarını yaptım, deveyi kestim, sonra başımı tıraş ettim. Kalabalığın tamamının Ebu Bekir (r.a.)'in Arefe günündeki hutbesine katılmadığını öğrenince çadırlara teker teker girip onlara duyuruyu okudum. Bundan dolayı sanıyorum siz onu kurban bayramı günü sandınız. Oysa Arefe günüydü.

 

Abdurrezzak, Ma'mer'den, O da Ebu İshak'tan şöyle nakleder: Ebu Cuhfe'ye "HaccEkber günü" nün ne olduğunu sordum. "Arefe günüdür" dedi. "Kendinden mi yoksa Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in ashabından mı söylüyorsun?" dedim. "(Söylediklerimin) hepsi onlardandır." dedi. Yine Abdurrezzak, Ata'dan: HaccEkber günü Arefe günüdür, dediğini rivayet etmiştir. Ömer b. Velid eş-Şenni der ki: Şihab b. Abbad el-Asari bana babasından şöyle nakletti: Ömer b. Hattab (r.a.)'ı şöyle derken işittim:

Bu Arefe günü HaccEkber günüdür. Sakın hiç kimse o günde oruç tutmasın. Şihab der ki: Babamdan sonra hacca gitmiştim. Medine'ye vardığımda oranın en faziletli zatının kimse olduğunu sordum, "Said b. Müseyyeb'tir" dediler. Yanına vardım ve "Ben Medine'nin en faziletli zatını sordum, Said b. Müseyyeb'dir, dediler. Bana arefe günü orucunun hükmünü söyle" dedim. "Sana benden yüz kat faziletli olan kişiden nakledeceğim: Ömer -veya İbn Ömer, dedi- bu günde oruç tutmaktan nehyeder ve "Bu HaccEkber günüdür" derdi. Bunu Taberi ve İbn Ebi Hatim rivayet etmişlerdir. İbn Abbas (r.a.), Abdullah b. Zübeyr, Mücahid, İkrime ve Tavus'tan da: Arefe günü HaccEkber günüdür, dedikleri rivayet edilmiştir.

 

 

[3460] Bu konuda mürsel bir rivayet vardır; İbn Cüreyc der ki: Bana Muhammed b. Kays b. Mahreme'den şöyle nakledildi: Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) arefe günü hutbe verdi ve "Bu HaccEkber günüdür" buyurdu.

 

 

[3461] Başka bir vecihle İbn Cüreyc'den yapılan rivayete göre o Muhammed b. Kays'tan, o da Misver b. Mahreme'den şöyle rivayet etmiştir; Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Arafat'ta hutbe verdi. Allah'a hamd-u sena ettikten sonra, "İmdi; Bu HaccEkber günüdür. " buyurdu.

 

İkinci Görüş: HaccEkber günü kurban günüdür. Hüşeym, İsmail b. Ebi Velid'den, o Şa'bı'den, o da Ali (r.a.)'tan şöyle nakleder: HaccEkber günü kurban kesildiği gündür. Ebu İshak es-Sebu, Haris b. A'ver'den şöyle nakleder: Hz. Ali (r.a.)'a HaccEkber gününü sordum, "Kurban kesildiği gündür" dedi. Şu'be, Hakem'den şöyle nakleder; Yahya b. Cezzar Hz. Ali (r.a.) hakkında şunu anlatırken işittim: Hz. Ali (r.a. kurban günü dişi bir katırın üzerinde Cebbane'ye gitmek üzere yola çıkacağ: zaman bir adam geldi. Sineğinin gemini tutup ona HaccEkber'i sordu. Hz. Ali (r.a.): O bugündür, bineğe yol ver, dedi. Abdurrezzak, Abdullar, b. Ebi Evfa'dan şöyle nakleder: HaccEkber günü kurban günüdür. Şu'be ve başkaları, Abdulmelik b. Umeyr'in bulunduğu gerisi aynı olan senetle bunun benzerini rivayet etmişlerdir. Bunu Hüşeym ve başkaları Şeybani'den, o da Abdullah b. Ebi Evfa'dan rivayet etmiştir. A'meş, Abdullah b. Sinan'dan şöyle nakleder: Muğire b. Şu'be bir kurban bayramı gününde bize bir deve üzerinde hutbe verdi ve onda: Bugün kurban bayramıdır, bugün kurban kesme günüdür, bugün HaccEkber günüdür, dedi. Hammad b. Seleme, Simak'tan o da İkrime'den, İbn Abbas (r.a.)'ın şöyle dediğini rivayet etmiştir:

 

HaccEkber kurban günüdür. Ebu Cühayfe, Said b. Cübeyr, Abdullah b. Şeddad b. el-Hadi, Nafi' b. Cübeyr, Şa'bi, İbrahim en-Nehai, Mücahid, İkrime, Ebu Cafer el-Bakır, Zühri, Abdurrahman b. Zeyd'den de onların: HaccEkber günü kurban günüdür, dedikleri rivayet edilmiştir. Taberi de bunu tercih etmiştir. Daha önce geçen Sahih-i Buhari' daki Ebu Hureyre (r.a.) hadisinde de Ebu Bekir (r.a.)'ın bazı kimseleri kurban bayramı gününde Mina'da ilan etmek üzere gönderdiği ifade ediliyordu. Bu konuda başka hadisler de varit olmuştur.

 

 

[3462] Yine İmam Taberi, İbn Ömer (r.a.)'tan şöyle nakletmiştir: Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) veda haccında kurban bayramı günü şeytan taşlamaların yapıldığı yerde durup "Bu Hacc-z Ekber günüdür" buyurdu. İbn Ebi Hatim ve İbn Merduyeh de Ebu Cabir'in -ki adı Muhammed b. Abdulmelik'tir- nakliyle böyle rivayet etmişlerdir. Bunu İbn Merduyeh aynı zamanda Velid b. Müslim'in Hişam b. el-Gaz'dan, gerisi aynı senetle rivayet etmiştir. Sonra da Said b. Abdulaziz'in Nafi"den bu senetle nakliyle rivayet etmiştir.

 

 

[3463] Şu'be, Amr b. Mürre'den, o Mürre el-Hemedani'den, o da Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in bir ashabından şöyle nakleder: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) kulağının ucu kesik kırmızı bir deve üzerinde aramızda kalktı ve "Bugününüzün hangi gün olduğunu biliyor musunuz?" diye sordu. Ashab: "Kurban günüdür" dediler. Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Doğru söylediniz, HaccEkber günüdür" buyurdu.

 

 

[3464] İmam Taberi, Abdurrahman b. Ebu Bekre'den, o da babasından şöyle nakleder: O gün geldiğinde Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) dişi devesi üzerinde oturdu. İnsanlar devesinin yularını tutmuşlardı. "Bu hangi gündür?" dedi. Sustuk ve onu başka bir isimle anacak sandık. "HaccEkber günü değil midir?" buyurdu. Bunun senedi sahihtir. Hadisin aslı ise "es-Sahih" adını taşıyan kitaplarda vardır.

 

 

[3465] Amr b. Ahvas'tan şöyle nakledilmiştir: Veda haccında Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'i "Bu hangi gündür?" derken işittim. İnsanlar: HaccEkber günüdür, dediler. Said b. Müseyyeb'den şöyle nakledilir: HaccEkber günü kurban bayramının ikinci günüdür. Bunu İbn Ebi Hatim rivayet etmiştir. Mücahid yine: HaccEkber günü hac günlerinin hepsidir, demiştir. Ebu Ubeyd der ki: SüfyanSevri "Hac günü, Cemel vak'ası günü ve Sıffin günüdür" dedi. Yani, bugünlerin hepsidir. Sehl es-Serrac der ki: Hasan-ı Basri'ye HaccEkber günü soruldu. "HaccEkber gününden size ne? O Ebu Bekir (r.a.)'ın haccettiği yıldır. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in onu insanlara hac yaptırmaya tayin ettiği yıldır" dedi. Bunu İbn Ebi Hatim rivayet etmiştir.

 

İmam Taberi, İbn Avn'dan şöyle nakleder: Muhammed b. Sirin'e HaccEkber gününün hangi gün olduğunu sordum. "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in haccıyla bedevilerin haclarının aynı zamana denk geldiği gündü." dedi.

 

 

 

4. Ancak kendileriyle andlaşma yaptığınız müşriklerden hiçbir şeyi size eksik bırakmayan ve sizin aleyhinize herhangi bir kimseye arka çıkmayanlar bu hükmün dışındadır. Onların andlaşmalarını, süreleri bitinceye kadar tamamlayınız. Şüphesiz Allah sakınanları sever.

 

Tefsiri:

 

Burada kendileriyle belli süreliğine değil genel ahit yapılan kimseler dört ay süre tanınma hükmünden istisna edilmektedirler. Dört ay tanınan kimsenin süresi dört aydır. O yeryüzünde gezebilir, kendisini kurtarmak için istediği yere gidebilir. Kendisine belli bir süre verilmiş kimsenin süresi ise belirlenmiş olan süredir. Bu konudaki hadisler daha önce geçti. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile arasında andlaşma bulunan kimselerin o zamana kadar süreleri vardır. Bu, andlaşma yapılan kimsenin onu bozmaması ve müslümanlara karşı hiçbir kimseye yardım etmemesi şartıyladır. Belirlenen süreye kadar zimmet ve ahdine bağlı kalınacak ve riayet edilecek kişi budur. O yüzden Yüce Allah buna vefakarlık göstermeye teşvik ederek şöyle buyuruyor: "Şüphesiz Allah sakınanlar sever. " Yani ahitlerine bağlı kalanları sever.

 

Devam etmek için aşağıdaki linki kullan

 

5. Haram aylar çıkınca müşrikleri bulduğunuz yerde öldürün, onları yakalayın, hapsedin ve her gözetleme yerinde oturup bekleyin. Eğer tevbe eder, namazı dosdoğru kılar, zekatı da verirlerse artık yollarını serbest bırakın. Çünkü Allah Gafur ve Rahim'dir.