İbn Kesir

Tefsir-i Kebir

Tevbe Suresi

5.ayetler

 

Haram Aylar Çıkınca:

 

5. Haram aylar çıkınca müşrikleri bulduğunuz yerde öldürün, onları yakalayın, hapsedin ve her gözetleme yerinde oturup bekleyin. Eğer tevbe eder, namazı dosdoğru kılar, zekatı da verirlerse artık yollarını serbest bırakın. Çünkü Allah Gafur ve Rahim'dir. 

 

Tefsiri:

 

Müfessirler buradaki haram ayların ne olduğu hususunda farklı görüşlere sahiptirler. İmam Taberi bunun, Allah'ın (c.c) "Gökleri ve yeri yarattığı günde Allah'ın yazısına göre Allah katında ayların sayısı on iki olup, bunlardan dördü haram aylardır. İşte bu doğru hesaptır. O aylar içinde (Allah'ın koyduğu yasağı çiğneyerek) kendinize zulmetmeyin. .. " (Tevbe, 36) buyruğunda ifade edilen aylar olduğunu söylemiştir. Ebu Cafer el-Bakır da bu görüştedir. Fakat İmam Taberi: Onlar hakkında ki son haram ayı Muharrem ayıdır, demiştir. Ali b. Ebi Talha bunu İbn Abbas (r.a.)'tan rivayet etmiştir. Dahhak da bu görüştedir. Fakat bu görüş problemlidir. Ayetlerde sözün akışından anlaşılana göre doğrusu, Avfi'nin İbn Abbas (r.a.)'tan rivayet ettiği görüştür. Mücahid, Amr b. Şuayb, Muhammed b. İshak, Katade, Süddi ve Abdurrahman b. Zeyd de bu görüştedirler. Onlara göre haram aylardan kasıt, "Ey Müşrikler, dört ay daha yeryüzünde serbestçe dolaşın." ayetinde zikredilmiş bulunan gezilmeye izin verilmiş dört aydır. Yüce Allah öyle buyurduktan (serbestçe dolaşmaya izin verdikten) sonra "Haram aylar çıkınca müşrikleri bulduğunuz yerde öldürün" buyurmuştur. Yani, onlarla savaşmanızı haram kıldığımız ve kendilerine mühlet verdiğimiz dört ay geçince onları nerede bulursanız öldürün. Bu görüş daha isabetlidir; çünkü zamirin telaffuz edilen bir şeye dönmesi zikredilmeyen mukadder bir şeye dönmesinden evladır. Ayrıca, haram kılınan dört ayların hükmü bu sürede başka bir ayette açıklanacak.

 

"Haram aylar çıkınca müşrikleri bulduğunuz yerde" yeryüzünün her neresinde bulursanız bulun "öldürün" Burada ifade geneldir. Meşhur görüşe göre ise Allah'ın (c.c) "Mescid-i Haram'da onlar sizinle savaşmadıkça, siz de onlarla savaşmayın. Eğer onlar size karşı savaş açarlarsa siz de onları öldürün." (Bakara, 191) buyruğuyla tahsis edilerek sadece haremde savaş ile sınırlandırılmıştır. Yani, onları öldürmek veya esir almak suretiyle ele geçirin. "Onları yakalayın, hapsedin ve her gözetleme yerinde oturup bekleyin." Yani, sadece onları bulmakla yetinmeyin. Bilakis atağa geçerek onları kalelerinde ve sığınaklarında kuşatın, yollarında ve gittikleri yerlerde gözetleyin. Böylece onlara yeryüzünü dar edin, savaşmaya veya müslüman olmaya mecbur bırakın.

 

O yüzden Yüce Allah ardından şöyle buyuruyor: "Eğer tevbe eder, namazı dosdoğru kılar, zekatı da verirlerse artık yollarını serbest bırakın. Çünkü Allah Ga!ur ve Rahim'dir." Bu yüzden Hz. Ebu Bekir (r.a.) zekatı vermeyi reddedenlerle savaşta bu ve benzer ayetlere dayanmıştır. Zira onlarla savaş bu fiillerin bulunması şartıyla haram kılınmıştır ki o İslam'a girmek ve onun farzlarını yerine getirmektir. Yüce Allah en üstü zikrederek en alta gönderme yapmıştır. Çünkü İslam'ın kelime-i şehadetten sonra en üstün rüknü Allah'ın (c. c) hakkı olan namazı kılmak, sonra fakirlere ve muhtaçlara ulaşan fayda olan zekatı vermektir. Zekat kullarla ilgili ibadetlerin en üstünüdür. O yüzden Allah (c.c) bir çok defa namazla zekatı birlikte zikretmiştir.

 

 

[3466] Nitekim Buhari ve Müslim'in Sahih'lerinde İbn Ömer (r.a.)'tan Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in şöyle buyurduğunu rivayet etmişlerdir: "Ben insanlar Allah'tan başka hiçbir ilah olmadığına ve Muhammed'in Allah'ın elçisi olduğuna şehadet edinceye, namaz kılıncaya, zekat verinceye ... kadar onlarla savaşmakla emrolundum. " Ebu İshak. Ebu Ubeyde'den, o da İbn Mes'ud (r.a.)'tan şöyle nakleder: Size namaz kılmak ve zekat vermek emredildi. Kim zekat vermezse onun namazı yoktur. Abdurrahman b. Zeyd: Allah (c.c) zekat olmadıkça namazı kabul etmeyi reddeder, demiştir. Yine: "Allah (c.c) Ebu Bekir (r.a.)'a rahmetiyle muamele etsin; ne kadar fakihmiş!" demiştir.

 

 

[3467] İmam Ahmed b. Hanbel Enes b. Malik (r.a.)'tan Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: "Ben insanlar Allah'tan başka hiçbir ilah olmadığına ve Muhammed'in Allah'ın elçisi olduğuna şehadet edinceye, kıblemize yönelinceye, kestiklerimizi yiyinceye, namazımızı kılıncaya kadar onlarla savaşmakla emrolundum. Hak etmeleri dışında, onların kanları ve malları bize haramdır. Müslümanlar hangi haklara sahipse onlar da aynı haklara sahiptirler. Müslümanların hangi sorumlulukları varsa onlar da aynı sorumlulukları vardır. " Bunu ayrıca İmam Buhari Sahih'inde, İbn Mace dışındaki Sünen sahipleri kitaplarında Abdullah b. Mübarek'in bulunduğu senetle rivayet etmişlerdir.

 

 

[3468] İmam Taberi, Enes b. Malik (r.a.)'tan şöyle nakleder; Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Kim dünyadan tek olan Allah'a (c.c) ihlas ve samimiyet, ona hiçbir şeyi ortak koşmadan ibadet üzere ayrılırsa Allah (c.c) ondan razı halde ayrılmış olur." Enes (r.a.) devamla şöyle der: Bu Allah'ın, hadisler birbirine karışmadan, zevk ve arzular farklılaşmadan önceki peygamberlerin getirdikleri ve Rabb'lerinden aktardıkları dinidir. Bunun onayı Allah'ın (c.c) son inenlerden olan ayetidir; Allah (c.c) "Eğer tevbe eder, namazı dosdoğru kılar, zekatı da verirlerse artık yollarını serbest bırakın." buyurur. Onların tevbeleri putlardan sıyrılmak, Rabb'lerine ibadet etmek, namaz kılmak ve zekat vermektir. Yüce Allah başka bir ayette de "Fakat tevbe eder, namaz kılar ve zekat verirlerse, artık onlar dinde kardeşlerinizdir. Biz, bilen bir kavme ayetlerimizi böyle açıklıyoruz. " (Tevbe, 11) buyurur. Bunu İbn Merduyeh rivayet etmiştir. Muhammed b. Nasr el-Mervezi de es-Salat (Namaz) Kitabı'nda tamamen böyle rivayet etmiştir.

 

Dahhak b. Müzahim'in Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile müşrikler arasında yapılan her türlü ahdi ve her türlü mühlet tanımayı ne sh ettiğini söylediği kılıç / savaş ayeti işte bu ayettir. Avfi, İbn Abbas (r.a.)'tan şöyle nakleder: Berae suresi ve "dört ayın çıkması" ayeti nazil olduğundan itibaren hiçbir müşrikin bir ahdi ve zimmeti kalmamıştır. Berae suresindeki dört ay mühlet veren ayet inmeden önce ahdi bulunan müşriklerin ahit süresi Berae'nin ilanından Rebiu'l-Evvel ayının ilk on gününe kadardır. Ali b. Ebi Talha, İbn Abbas (r.a.)'tan bu ayet hakkında şöyle nakleder:

 

Allah (c.c) peygamberine (Sallallahu aleyhi ve Sellem) İslam'ı kabul etmediklerinde kendilerine ahit verdiği kimselere kılıç çekmeyi, onlara verilen ahit ve misakı bozmayı emretmiş, birinci şartı kaldırmıştır. İbn Ebi Hatim Ali b. Ebi Talha'dan şöyle nakleder: Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) dört kılıçla gönderildi. Bunların biri arap müşrikler hakkındadır. Allah (c.c) şöyle buyurur: "Müşrikleri bulduğunuz yerde öldürün, onları yakalayın." İbn Ebi Hatim bu şekilde kısa rivayet etmiştir. Sanıyorum ikinci kılıç, "Kendilerine Kitap verilenlerden Allah'a ve ahiret gününe inanmayan, Allah ve Resulü'nün haram kıldığını haram saymayan ve hak dini kendine din edinmeyen kimselerle, küçülerek elleriyle cizye verinceye kadar savaşın. "(Tevbe, 29) buyruğundaki Ehl-i kitap'la savaştır. Üçüncü kılıç, Allah'ın (c.c) "Ey Peygamber! Kafirlere ve münafıklara karşı cihad et, onlara karşı sert davran!" (Tevbe, 73) buyruğundaki münafıklarla savaştır. Dördüncü kılıç ise, "Eğer mü'minlerden iki gurup birbirleriyle vuruşurlarsa aralarını düzeltin. Şayet biri ötekine saldırırsa, Allah'ın buyruğuna dönünceye kadar saldıran tarafla savaşın." (Hucurat, 9) buyruğundaki isyankarlarla savaştır.

 

Sonra müfessirler bu kılıç / kıtal (savaş) ayeti hakkında farklı görüşlere sahiptirler. Dahhak ve Süddi bunun Allah'ın (c.c) "Savaş sona erince de artık ya karşılıksız veya fidye karşılığı salıverin." (Muhammed, 4) buyruğu ile neshedildiğini söylemişlerdir. Katade ise bunun aksini söylemiştir.

 

Devam etmek için aşağıdaki linki kullan

 

6. Eğer müşriklerden biri senden eman dilerse ona eman ver. Ta ki Allah'ın kelamını dinlesin. Sonra onu emın olacağı yere kadar ulaştır. Bu, onların bilmeyen bir topluluk olmaları sebebiyledir.