İbn Kesir

Tefsir-i Kebir

Tevbe Suresi

8 – 12.ayetler

 

Kafirlere Güvenilmez:

 

8. Onların nasıl anlaşmaları olabilir; onlar size galip gelselerdi, sizin hakkınızda ne ahit, ne de andlaşma gözetirlerdi. Onlar ağızlarıyla sizi razı ediyorlar, halbuki kalpleri buna karşı çıkıyor. Onların çoğu fasıklardır.

 

Tefsiri:

 

Yüce Allah mü'minleri müşriklere düşmanlığa ve onlardan uzak durmaya teşvik ediyor ve Allah'a (c. c) ortak koşmaları ve Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'i inkar ve red etmeleri sebebiyle onların hiçbirin ahit ve emanı hak etmediğini beyan ediyor. Onların müslümanlara karşı güçlü ve galip olduklarında onları hayatta bırakmayacaklarını ve haklarında hiçbir ahit ve zimmete riayet etmeyeceklerini bildiriyor. Ali b. Ebi Talha, İkrime ve Atiyye el-Avfi, İbn Abbas (r.a.)'tan şöyle naklederler: "İll" ..... akrabalık, "zimmet" ise ahit demektir. Dahhak ve Süddi de böyle demişlerdir. Nitekim Temim b. Mukbil şöyle der:

 

İnsanları döndükleri vaadlere muhalefetleri bozdu. Akrabalık ilişkilerini ve hısımlık bağlarını kopardılar.

 

Hassan b. Sabit (r.a.) da şöyle der:

 

Onları, akrabalıkları yalan kimseler bulduk.

Akraba ve Ehl-i ahit yalan söylemez ki!

 

İbn Ebi Necih'in Mücahid'den rivayetine göre o "Bir mü'min hakkında ne ahit tanırlar ne de andlaşma." buyruğundaki "İll (mealde ahit) kelimesini "Allah" ile tefsir etmiştir. Bir rivayete göre ise: Bir mü'min hakkında ne Allah'ı ne bir başkasını gözetirler, manası vermiştir. İmam Taberi, İbn Ebi Miclez’den "Bir mü'min hakkında ne ahit (.....) tanırlar ne de andlaşma," hakkında: "Bu Cebrail, Mikail ve İsratil kelimeleri gibidir." dediğini rivayet etmiştir. Sanki. "Cebr, Mıka ve İsrat kelimeleri "....."e izafet edilince Abdullah gibi olmuştur" demek istemektedir. Abdullah "Bir mü'min hakkında ne ahit tanırlar.. " ayeti hakkında: Sanki Allah, "Allah'ı gözetmezler" buyurmaktadır, demiştir. Ancak birincisi daha meşhur ve daha kuvvetli olup çoğunluk da o görüştedir. Mücahid'den yine: "İll" ahit demektir, dediği rivayet edilmiştir. Katade de: "İll" yemin demektir, demiştir.

 

 

9. Allah'ın ayetlerine karşılık az bir değeri satın aldılar da O'nun yolundan alıkoydular. Gerçekten onların yapmakta oldukları şeyler ne kötüdür!

10. Bir mü'min hakkında ne ahit tanırlar ne de andlaşma. Çünkü onlar saldırganların kendileridir.

11. Fakat eğer tevbe eder, namaz kılar ve zekat verirlerse, artık onlar dinde kardeşlerinizdir. Biz, bilen bir kavme ayetlerimizi böyle açıklıyoruz.

 

Tefsiri:

 

Yüce Allah müşrikleri yererek ve mü'minleri onlarla savaşa teşvik ederek şöyle buyuruyor: "Allah'ın ayetlerine karşılık az bir değeri satın aldılar da" Yani, Allah'ın ayetlerine uymayı dünyanın değersiz nimetlerine değiştiler de. "O'nun yolundan alıkoydular. " Mü'minleri hakka uymaktan engellediler. "Gerçekten onların yapmakta oldukları şeyler ne kötüdür! Bir mü'min hakkında ne ahit tanırlar ne de andlaşma. " Bunun tefsiri daha önce geçti. Aynı şekilde, sonraki "Fakat eğer tevbe eder, namaz kılar ve zekat verirlerse ... " ayetinin tefsiri de geçti.

 

 

[3470] Hafız Bezzar, Enes b. Malik (r.a.)'tan şöyle nakleder; Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Kim dünyadan tek olan Allah'a (c.c) ihlas ve samimiyet, O'na (c.c) hiçbir şeyi ortak koşmadan ibadet üzere ayrılırsa Allah (c.c) ondan razı halde ayrılmış olur." Bu, hadisler birbirine girmeden ve hevesler farklılaşmadan önceki, peygamberlerin getirdikleri ve Rabb'lerinden tebliğ ettikleri Allah'ın dinidir." Bunun Allah'ın kitabındaki onayı ise şu ayettir: "Fakat eğer tevbe eder" yani, putlardan veya onlara tapmaktan tamamen sıyrılır, "namaz kılar ve zekat verirlerse artık onlar dinde kardeşlerinizdir." Namazı dosdoğru kılar, zekatı da verirlerse artık yollarını serbest bırakın. Bezzar sonra şöyle demiştir: Allahu A'lem, bana göre hadisin sonu "Allah (c.c) ondan razı halde ayrılmış olur." İfadesidir. Gerisi ise Rebi’ b. Enes'in sözüdür.

 

 

 

12. Eğer andlaşmalarından sonra yeminlerini bozarlar ve dininize saldırırlarsa, küfrün önderlerine karşı savaşın. Çünkü onlar yeminleri olmayan adamlardır. Umulur ki küfre son verirler.

 

Tefsiri:

 

Yüce Allah buyuruyor ki: "Eğer" belli bir süre üzerine anlaştığınız bu müşrikler "yeminlerini" yani ahitlerini ve misaklarını "bozarlar ve dininize saldırırlarsa" Yani, ayıp ve kusur nispet ederlerse. "küfrün önderlerine karşı savaşın." Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e söven veya İslam dinine saldıran veyahut ona noksanlık ve kusur isnad eden kimsenin öldürüleceği hükmü bu ayetten alınmıştır. Yüce Allah devamla şöyle buyuruyor: "Çünkü onlar yeminleri olmayan adamlardır. Umulur ki küfre son verirler." Yani umulur ki içinde bulundukları küfür, inat ve sapıklıktan dönerler. Katade ve başkaları: Küfrün önderleri Ebu Cehil, Utbe, Şeybe, Ümeyye b. Halef gibi kimselerdir, demişler ve başka isimler de saymışlardır. Musab b. Sa’d b. Ebi Vakkas der ki: (Babam) Sa'd b. Ebi Vakkas bir haricinin yanından geçerken harici: Bu küfrün önderlerindendir, dedi. Sa'd: Yalan söylüyorsun. Bilakis ben küfrün önderleriyle savaştım, dedi. Bunu İbn Merduyeh rivayet etmiştir. A'meş .. Huzeyfe'den şöyle nakleder: Bu ayetin bahsettiği kişilerle bir daha savaşılmadı. Hz. Ali (r.a.)'tan da bunun benzeri rivayet edilmiştir. Doğrusu ise, ayetin genelolduğudur. Nüzul sebebi Kureyş müşrikleri olsa da onlar ve başkaları hakkında geneldir. Doğrusunu en iyi Allah bilir.

 

Velid b. Müslim'in Safvan b. Amr'dan, onun da Abdurrahman b. Cübeyr b. Nüfeyr'den aktardığında göre; kendisi Ebu Bekir (r.a.)'ın Şam'a gönderdiği kimseler arasındaydı. Ebu Bekir (r.a.) şöyle dedi: Siz başlarının ortası tıraş edilmiş kimseler bulacaksınız. Onlardaki şeytan oturaklarına kılıçlarla vurun. Vallahi onlardan bir kişiyi öldürmek bana başkalarından yetmiş kişiyi öldürmekten daha sevimlidir. Çünkü Allah (c. c) "küfrün önderlerine karşı savaşın. " buyurmuştur. Bunu İbn Ebi Hatim rivayet etmiştir.

 

Devam etmek için aşağıdaki linki kullan

 

13. Yeminlerini bozan, Peygamber'i yurdundan çıkarmaya kalkışan ve ilk önce size karşı savaşa başlamış olan bir kavme karşı savaşmayacak mısınız; onlardan korkuyor musunuz? Eğer gerçek mü'minler iseniz, Allah, kendisinden korkmanıza daha layıktır.

14. Onlarla savaşın ki Allah, sizin ellerinizle onları cezalandırsın; onları rezil etsin; sizi onlara galip kılsın ve mü'min toplumun kalplerini ferahlatsın.

15. Ve onların kalplerinden öfkeyi gidersin. Allah dilediğinin tevbesini kabul eder. Allah bilendir, hikmet sahibidir.