İbn Kesir

Tefsir-i Kebir

Tevbe Suresi

34 ve 35.ayetler

 

Yahudi Ve Hristiyan Alimlerinin Sahtekarlıkları:

 

34. Ey iman edenler! Hahamlardan ve rahiplerden bir çoğu insanların mallarını haksız yollardan yerler ve Allah yolundan engeller. Altın ve gümüşü yığıp da onları Allah yolunda harcamayanlar yok mu, işte onlara elem verici bir azabı haber ver.

35. Bu paralar cehennem ateşinde kızdınlıp bunlarla onların alınları, yanları ve sırtları dağlanacağı gün onlara denilir ki: "İşte kendiniz için biriktirdiğiniz servettir. Artık yığmakta olduğunuz şeylerin azabını tadın. "

 

Tefsiri:

 

Süddi der ki: Ahbar Yahudi din adamlarına, Ruhban ise Hristiyan din adamlarına denir. Söylediği doğru. Gerçekten de Ahbar Yahudi din adamlarıdır. Nitekim Yüce Allah "Rabbani din adamları ve alimleri (ahbar) onları (Yahudileri), günah olan sözleri söylemekten ve haram yemekten menetselerdi ya!" (Maide, 63) buyurur. "Ruhban" Hristiyanların abidlerine, "Kıssis" ise keşişlerine / papazlarına denir. Nitekim Yüce Allah şöyle buyurur: "İnsanlar içinde iman edenlere sevgi bakımından en yakın olarak da "Biz Hristiyanlarız" diyenleri bulacaksın. Çünkü onların içinde papazlar ve rahipler vardır ve onlar büyüklük taslamotlar. " (Maide, 82)

 

Ayette kötü alimlere ve sapık abidlere karşı uyarı vardır. Süfyan b.

Uyeyne'nin söylediği gibi: "Alimlerimizden bozulanların Yahudilerle, abidlerimizden bozulanların da Hristiyanlarla benzerliği vardır."

 

 

[3510] Sahih bir hadiste, Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ''And olsun ki sizden öncekilerin yolunu tıpa tıp, aynen takip edeceksiniz" buyurdu. "Yahudiler ve Hristiyanları mı?" diye sordular. Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) "Başka kim olabilir?" buyurdu. Başka bir rivayete göre Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) "İranlılar ve Bizanslılar" deyip sonra "İnsanlar bunlardan başka kim olabilir ki?" buyurdu. Özetle, Yüce Allah mü'minleri hal ve sözlerinde onlara benzemekten men ediyor.

 

Yüce Allah daha sonra şöyle buyuruyor: "Hahamlardan ve rahiplerden bir çoğu insanların mallarını haksız yollardan yerler" Çünkü dini, insanlar nezdindeki makam ve konumlarını kullanarak dünyalık elde ederler, bunlar yoluyla insanların mallarını yerler. Nitekim Yahudi hahamlarının cahili Araplar üzerinde bir izzeti, onlardan gelen haraç, hediye ve vergiler vardı. Allah (c.c) peygamberini (Allah'ın salevatları ve selamı üzerine olsun) gönderince bu riyasetlerinin devam etmesi tamahkarlığıyla sapıklık, küfür ve inatlarına devam ettiler. Allah (c.c) ise peygamberlik nuruyla onları söndürdü, ellerinden aldı ve onun yerine zillet ve yoksulluğu verdi de böylece Allah'ın gazabına uğradılar.

 

"ve Allah yolundan engellerler" Yani, onlar haram yemelerinin yanında insanları hakka uymaktan men eder, hak ile batılı karıştırırlar. Peşlerinden giden cahillere kendilerini, onları hayra ve iyiliğe çağırıyormuş gibi gösterirler. Oysa onlar iddia ettiklerinin aksine cehenneme çağrıcıdırlar. Onlara kıyamet gününde yardım olunmayacak.

 

''Altın ve gümüşü yığıp (kenz yapıp) da onları Allah yolunda harcamayanlar yok mu, işte onlara elem verici bir azabı haber ver." Bunlar ise insanların önde gelenlerinden üçüncü sınıftır. Çünkü insanlar alimlere, abidlere ve mal sahiplerine bağlıdırlar. Bunların hali bozulduğunda insanların da hali bozulur. Nitekim birisi şöyle der:

 

Dini bozanlar krallar ve kötü alimler ile, Ruhbanlardan başka kimlerdir ki! ''Altın ve gümüşü yığıp (kenz yapıp) da" ifadesindeki "kenz" (yığılan, biriktirilen mal, hazine) hakkında İmam Malik, Abdullah b. Dinar'dan, İbn Ömer (r.a.)'ın şöyle dediğini rivayet etmiştir: "O zekatı ödenmemiş mala denir.

 

 

[3511] Sevrive başkalarından yapılan rivayete göre onlar Ubeydullah'tan, o Nafi"den, o da İbn Ömer (r.a.)'tan şöyle rivayet etmiştir: "Zekatı ödenmiş mal yedi kat yerin altında da olsa kenz değildir. Yeryüzünde olup da zekatı ödenmeyen mal kenz'dir." Bu görüş İbn Abbas (r.a.), Cabir (r.a.) ve Ebu Hureyre (r.a.)'tan hem mevklif (kendi sözleri), hem merfU (Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'den naklettikleri hadis) olarak rivayet edilmiştir. Ömer b. Hattab (r.a.)'tan da bunun benzeri şu söz nakledilmiştir: "Hangi malın zekatı ödenmişse yerin altında da olsa kenz değildir. Hangi malın zekatı ödenmemişse yerin üstünde de olsa sahibinin onunla dağlanacağı kenz'dir." İmam Buhari Zühri kanalıyla Halid b. Eslem’den şöyle nakleder: İbn Ömer (r.a.) ile yola çıkmıştık. "Bu zekat farizası nazil olmadan önce idi. Zekat inince Allah (c.c) onu malları temizleyici kıldı." dedi. Ömer b. Abdulaziz ve Irak b. Malik de aynı şekilde:

 

Bunu "Onların mallarından sadaka al; bununla onları (günahlardan) temizlersin, onları arıtıp yüceltirsin." (Tevbe, 103) ayeti neshetmiştir, demişlerdir.

 

 

[3512] Said, Muhammed b. Ziyad,'dan, o da Ebu Ümame (r.a.)'tan: "Kılıçların süsü kenzdendir. Ben size ancak Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'den işittiğimi söylüyorum." dediğini naklitmiştir. Süfyan-ı Sevri de ... Hz. Ali (r.a.)'tan şöyle rivayet etmiştir: "Dört bin ve aşağısı geçi nafakasıdır. Ondan yukarısı ise kenz' dir. " Bu gariptir.

 

Altın ve gümüşü az bulundurmayı öven ve çok bulundurmayı yeren çok

sayıda hadis varit olmuştur. Onlardan, gerisine delalet edecek bazılarını zikretmekle yetinelim:

 

 

[3513] Abdurrezzak, Salim b. Ebi Ca'd'dan şöyle nakleder: "Altın ve gümüşü yığıp da onları Allah yolunda harcamayanlar yok mu, işte onlare elem verici bir azabı haber ver." Ayeti nazil olunca Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) üç kez "Altın helak olsun, gümüş helak olsun" buyurdu. Bu Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in ashabına zor geldi ve "Peki hangi mal edinelim?" dediler. Ömer (r.a.): Ben sizin için bunu öğreneceğimdedi ve "Ya Rasulallah! Ashabına bu zor geldi ve "Peki hangi maldan edinelim?" dediler," dedi. Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Zikreden bir dil. şükreden bir kalp ve dininizde size yardım edecek bir eş." buyurdu.

 

 

[3514] İmam Ahmed b. Hanbel, Abdullah b. Ebu Hüzeyl'den şöyle nakleder: Bana bir arkadaşımın anlattığına göre Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ''Altın ve gümüş helak olsun" buyurdu. Bana anlattığına göre kendisi Hz. Ömer (r.a.) ile Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e giderek "Ya Rasulallah! Sen "Altın ve gümüş helak olsun" buyurdun. Peki biz ne edinelim?" dediler. Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: " Zikreden bir dil, şükreden bir kalp ve dininizde size yardım edecek bir eş. "

 

 

[3515] İmam Ahmed b. Hanbel, Sevban (r.a.)'tan şöyle nakleder: Gümüş ve altın hakkında ki ayet nazil olunca sahabiler "Peki biz ne edinelim?" dediler. Ömer (r.a.): "Bunu sizin için öğrenirim" dedi.

 

Bir deve üzerinde hızla gitti ve Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)’e yetişti.

Ben de arkasındaydım. "Ya Rasulallah! Peki hangi malı biriktirelim?" dedim. Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) "Sizden biri zikreden bir dil, şükreden bir kalp ve dininizde size yardım edecek bir eş edinsin" buyurdu. Bunu Tirmizi ve İbn Mace bir çok vecihle Salim b. Ebi Ca'd'dan rivayet etmişler, Tirmizi: Hasendir, demiştir. İmam Buhari’den yapılan rivayete göre Salim bunu Sevban'dan işitmemiştir. Ben derim ki: Onun için bazıları bunu mürsel olarak rivayet etmişlerdir. Doğrusunu en iyi Allah bilir.

 

 

[3516] İbn Ebi Hatim, İbn Abbas (r.a.)'tan şöyle nakleder: ''Altın ve gümüşü yığıp da onları Allah yolunda harcamayanlar yok mu, işte onlara elem verici bir azabı haber ver." ayeti nazil olunca, bu müslümanlara ağır geldi ve "Bizden kimse evladına kendisinden sonra kalacak bir mal bırakamayacak "dediler. Bunun üzerine Ömer (r.a.) "Ben sizi bu sıkıntıdan kurtaracağım" deyip gitti. Arkasından da Sevban (r.a.) gitti. Hz. Ömer (r.a.) Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e "Ey Allah'ın Nebisi! Bu ayet senin ashabına ağır geldi." dedi. Bunun üzerine Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Şüphesiz Allah (c.c) zekatı ancak geride kalan malınız onunla temizlensin diye farz kıldı. Sizden sonra geride kalan mallarınız için ise mirası farz kıldı." buyurdu. Hz. Ömer (r.a.) tekbir getirdi. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) sonra ona "Sana kişinin yığıp biriktirdiklerinin en hayırlısını haber vereyim mi? Baktığında ona sevinç ve sürur veren, emrettiğinde itaat eden ve yanında olmadığında kocasının namusunu koruyan saliha kadındır." buyurdu. Bunu Ebu Davud, Hakim Müstedrek'inde ve İbn Merduyeh Yahya b. Ya'la'nın aynı senede nakliyle rivayet etmişlerdir. Hakim: Buhari ve Müslim tahric etmemiş olsalar da onların koşullarını haiz sahih bir hadistir, demiştir.

 

 

[3517] İmam Ahmed b. Hanbel, Hassan b. Atiyye'den şöyle nakleder:

Şeddad b. Evs (r.a.) bir yolculukta bir yere konakladığında kölesine, "Bize ustura getir de onunla oynayıp oyalanalım." dedi. Bu sözü hoş karşılanmayınca şöyle dedi: "Ben müslüman olduğumdan beri her kelimeyi dikkatle seçerek söyledim. Ama bu hariç. Bunu benden işitmemiş olun. Benden şimdi söyleyeceğim şeyi belleyin: Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'i şöyle buyururken işittim: "İnsanları altın ve gümüşü yığıp biriktirirken siz şu kelimeleri biriktirin (bunlarla çok dua ederek ahiretinize yatırım yapın): 'Allah'ım! Senden işte sebat ve doğru yolda yürüme azmi istiyorum. Senden., nimetlerine şükretmeyi ve sana güzel ibadeti istiyorum. Senden sağlıklı bir kalp istiyorum. Senden doğru bir dil istiyorum. Senden bildiklerinin en hayırlılarından istiyor bilmediklerimin şerrinden sana sığınıyorum. Bildiklerinden dolayı bağışlama diliyorum. Şüphesiz sen gaybı çok iyi bilensin. '''

 

"Bu paralar cehennem ateşinde kızdınlıp bunlarla onların alınları, yanları ve sırtları dağlanacağı gün onlara denilir ki: 'İşte kendiniz için biriktirdiğiniz servettir. Artık yığmakta olduğunuz şeylerin azabını tadın. ,,, Yani, onlara azarlama, kınama ve alaylı bir tarzda böyle denir. Nitekim şu ayetlerdeki de böyledir: "(Zebaniler Cehennemdekilere derler ki:) Haydi bakalım. Hani sen kendince üstündün, şerefliydin! İşte bu, şüphelenip durduğun uz şeydir. r. (Duhan,48-49)

 

Yani, bunlar, kendiniz için biriktirip yığdığınız malların karşılığıdır. O yüzden: "Kim bir şeyi sever ve onu Allah'a itaatin önüne geçirirse onunla azap edilir." denmiştir. Bunlar için de bu malları biriktirmek Allah'ın (c.c) rızasından daha önemli olduğundan onunla cezalandırıldılar. Mel'un Ebu Leheb de Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e zarar verme gayretinde olduğundan ve karısı da bunda ona yardım ettiğinden karısı kıyamet gününde ona azapta yardımcı olacaktır: "Ve boynunda hurma lifinden bükülmüş bir ip olduğu halde." (Tebbet, 5) Yani, Cehennemde odun toplayıp Ebu Leheb'in üzerine atacak. Böylece dünyada kendisine en şefkatli olan kimse tarafından azap edilmekle azabı daha şiddetli yapılacak. Bu mallar da sahiplerince en değerli şeyler olduğundan, ahiret yurdunda onlara en zararlı şeyler hale gelecek. Bu mallar "cehennem ateşinde kızdırılıp" ki sıcaklığı başka bir şeye gerek bırakmaz "bunlarla onların alınları, yanları ve sırtları dağlanacak. "

 

 

[3518] Süfyan-ı Sevri ... İbn Mes'ud (r.a.)'tan şöyle nakleder:

"Kendinden başka ilah bulunmayan Allah'a yemin olsun ki kul kenz ile dağlanmayacak, dinar (altın para) dinara, dirhem (gümüş para) dirheme dokunmayacak. Bilakis derisi genişletilip oraya her dinar ve dirhem ayrı ayrı konulacak." Bunu İbn Merduyeh, Ebu Hureyre (r.a.)'tan merfU olarak rivayet etmiştir. Ancak merfU olarak sahih değildir. Doğrusunu en iyi Allah bilir. Abdurrezzak, Tavus'tan şöyle nakleder: Bana ulaşan bilgiye göre kıyamet günü kenz zehirli erkek bir yılana dönüşüp "Ben senin kenzinim" diyerek kendisinden kaçmakta olan sahibinin peşinden gidecek. Ondan erişebildiği her şeyi kapacak.

 

 

[3519] İmam Taberi, Sevban (r.a.)'tan şöyle rivayet etmiştir; Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyururdu: "Kim ardında bir kenz bırakırsa o kıyamet gününde kendisine iki gözü üzerinde iki nokta bulunan zehirli bir erkek yılan şeklinde gözükür ve onu kovalar. Adam: "Kahrolasıca, sen kimsin?" der. Yılan: "Ben, ardından bıraktığın kenzinim (biriktirdiğin malınım)" der. Onu kovalamaya devam eder ve sonunda kolunu yutup koparır. Sonra bedeninin diğer yerlerinin peşine düşer. " Bunu İbn Hibban da Sahih'inde Yezid'in Said'den nakliyle rivayet etmiştir. Bu hadisin aslı Buhari ve Müslim'de Ebu Zinad'm A'rec'den, onun da Ebu Hureyre (r.a.)'tan nakliyle tahric edilmiştir.

 

 

[3520] Sahih-i Müslim'de Ebu Hureyre (r.a.)'tan yapılan şu rivayet yer almaktadır; Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyururdu:

"Malının zekatını vermeyen her bir adama kıyamet günü ateşten sayfalar yapılır ve onunla yanakları, alnı ve sırtı dağlanır. Bu Allah (c.c) insanlar hakkında hükmünü verinceye kadar elli bin yıllık bir gün boyunca devam eder. Sonra Cennet'e veya Cehennem'e olan yolu görülür ... " Hadisin gerisi vardır.

 

İmam Buhari bu ayetin tefsirinde Zeyd b. Vehb'den şöyle nakleder: Rebze'de Ebu Zerr (r.a.)'a uğradım. "Senin buraya yerleşmene sebep olan şey nedir?" dedim. Şu cevabı verdi: Biz Şam'da idik. Ben ''Altın ve gümüşü yığıp da 'onları Allah yolunda harcamayanlar yok mu, işte onlara elem verici bir azabı müjdele!" ayetini okudum. Muaviye: "Bu ayet bizim hakkımızda inmedi. Bu ayet sadece ehl-i kitab hakkında geçerlidir,' dedi. Ben de; "Kesinlikle bu hem biz, hem de onlar için geçerlidir," diye karşılık verdim. Bunu Taberi de başka bir tarikten Zeyd b. Vehb'in Ebu Zerr (r.a.)'tan nakliyle ve şu ziyadeyle rivayet etmiştir: Bunun üzerine benimle onun arasında sesler yükseldi. Osman (r.a.)'a beni şikayet eden bir mektup yazdı. Osman (r.a.) da bana "Yanıma gel" diye mektup gönderdi. Yola çıktım. Medine'ye geldiğimde insanlar sanki beni hiç görmemişçesine etrafımda toplandılar. Osman (r.a.)'a bundan dert yandım. "Biraz kenara çekil" dedi. "Vallahi, söylediklerimi söylemeyi bırakmayacağım." dedim. Ben derim ki: Ebu Zerr (r.a.) aile efradının geçim parasının üzerindeki parayı biriktirmenin haram olduğu görüşündeydi. Bu şekilde fetva verirdi, buna teşvik eder, buna çağırır, muhalefet edenlere de katı davranırdı. Muaviye bundan men etti, fakat o bırakmadı. Muaviye bunda insanlara zarar vermesinden korkarak mü'minlerin emiri Osman (r.a.)'a bir mektup göndererek ondan dert yandı ve yanına almasını söyledi. Osman (r.a.) da onu Medine'ye çağırdı. Onu tek başına Rebeze'ye yerleştirdi. Ebu Zerr (r.a.) Osman (r.a.)'ın hilafeti döneminde orada vefat etti. Muaviye (r.a.) ameli sözüyle uyuşacak mı diye sınamak için ona bin dinar gönderdi. Ebu Zerr (r.a.) onu bir günde dağıttı. Muaviye sonra ona gönderdiği adamı tekrar gönderdi. Adam:

 

Muaviye beni başkasına göndermişti, fakat hata etmişim. Şimdi altını getir" dedi. Ebu Zerr (r.a.): "Yazıklar olsun sana, 'o elimden çıktı. Fakat malım gelirse seninle onun hesabını görürüz" dedi.

 

Ali b. Ebi Talha da İbn Abbas (r.a.)'tan onun böyle, yani ayetin genelolduğunu söylediğini rivayet etmiştir. Süddi: Bu ehl-i kıble hakkında dır, demiştir. Ahnef b. Kays şöyle anlatır: Medine'ye geldim. Orada bir grup Kureyşlinin bulunduğu bir halka gördüm. O sırada elbisesi sert, bedeni sert. yüzü sert bir adam geldi ve başlarına dikilip şöyle dedi: "Mal biriktirenleri Cehennem ateşindeki kızdırılmış öyle bir taşla müjdele ki bu onlardan birinin memesinin başına konur da kürek kemiğinin üstünden çıkar. Kürek kemiğinin üzerine konur da memesinin başından sarsılarak çıkar." dedi. Ahnef devamla şöyle der: Adamlar başlarını koydular ve hiçbirinin ona cevap verdiğini görmedim. Bunun üzerine arkasını dönüp gitti. Ben de peşinden gittim. Sonunda bir direğin dibine oturdu. Ona "Onları ancak kendilerine söylediklerinden hoşlanmamış halde gördüm" dedim. "Onlar kesinlikle hiçbir şey bilmiyorlar" dedi.

 

 

[3521] Sahih bir hadiste Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Ebu Zerr (r.a.)'a şöyle buyurmuştur: "Eğer Uhud kadar altınım olup da bir borç için ayırma dışında üzerinden üçüncü günün yanımda ondan bir şey bulunduğu halde geçmesi beni mutlu etmez. " Allahu A'lem, Ebu Zerr (r.a.)'ı bu görüşe iten bu hadis olmuştur.

 

 

[3522] İmam Ahmed b. Hanbel'in Abdullah b. Samit'ten (r.a.) naklettiğine göre; Abdullah Ebu Zerr (r.a.) ile birlikteydi. Ebu Zerr (r.a.)'a ganimet ve hediye payı çıktı. Yanında bir cariyesi vardı. Cariye onun ihtiyaçlarını aldı ve geriye yedi para arttı. Onunla da bir şeyler satın almasını emretti. Ebu Zerr (r.a.)'a: "Onu da senin ihtiyacını görmesi ve yanına gelen konukların için saklasaydın." deyince şöyle cevap verdi: Dostum bana bildirdi ki kesedeki her altın veya gümüş, elinden Allah için çıkarana kadar sahibi için bir ateştir." diye tavsiye etti. İmam Ahmed b. Hanbel bunu ayrıca Yezid'in Hümam'dan nakliyle rivayet etmiştir. Ondaki ifade şöyledir: "elinden tamamen çıkarana kadar."

 

 

[3523] Hafız İbn Asakir, Ebu Bekir Şibli'nin tercemesinde ona kadar olan senetle Ebu Said el-Hudri (r.a.)'tan şöyle rivayet etmiştir; Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) "Allah'ın yanına fakir olarak var, zengin olarak varma" buyurdu. Ebu Said el-Hudri (r.a.): "Ya Resulullah! Bunu nasıl yapabilirim?" dedi. Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "İstendiğinde vermemezlik etme. Rızk geldiğinde onu saklayıp biriktirme" buyurdu. Ebu Said el-Hudri (r.a.): "Ya Resulullah! bunu nasıl yapabilirim ki?" diye sordu. Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) "Bu iş böyle. Yoksa Cehennem ateşi vardır." buyurdu. Bunun senedi zayıftır.

 

 

[3524] İmam Ahmed b. Hanbel, Hz. Ali (r.a.)'tan şöyle nakleder: Suffe ehlinden bir adam arkasında iki dinar -veya iki dirhem- bırakarak öldü. Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "İki ateş dağlaması. Arkadaşınızın namazını siz kılın." buyurdu. Bu başka tariklerden de rivayet edilmiştir.

 

 

[3525] Ebu Ümame b. Sadeyy b. Aclan'dan şöyle rivayet edilmiştir: Suffe ehlinden bir adam öldü ve peştemalinde bir dinar bulundu. Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ''Ateş dağlaması!" buyurdu. Sonra başka bir adam öldü ve peştemalinde iki dinar bulundu. Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "İki ateş dağlaması!" buyurdu.

 

 

[3526] İbn Ebi Hatim, Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in kölesi Sevban (r.a.)'tan şöyle nakleder: Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'i şöyle buyururken işittim: "Bir adam yanında kırmızı veya beyaz varken ölürse, Allah (c.c) her bir kı rota karşılık ayağından çenesine kadar onunla dağlanacağı bir ateş parçası kılar"

 

 

[3527] Hafız Ebu Ya'la'nın, Ebu Hureyre (r.a.)'tan şöyle rivayet etmiştir; Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Dinar dinarın üstüne, dirhem dirhemin üstüne konmaz. Bilakis derisi genişletilip onunla alınları, böğürleri ve sırtları dağlanır. İşte kendiniz için biriktirdiğiniz servettir. Artık yığmakta olduğunuz şeylerin azabını tadın. " Ravilerden Seyf yalancı ve metruktur.

 

Devam etmek için aşağıdaki linki kullan

 

36. Gökleri ve yeri yarattığı günde Allah'ın yazısına göre Allah katında ayların sayısı on iki olup, bunlardan dördü haram aylardır. İşte bu doğru hesaptır. O aylar içinde (Allah'ın koyduğu yasağı çiğneyerek) kendinize zulmetmeyin ve müşrikler nasıl sizinle topyekün savaşıyorlarsa siz de onlara karşı topyekün savaşın ve bilin ki Allah (kötülükten) sakınanlarla beraberdir.