|
İbn Kesir Tefsir-i Kebir |
Tevbe Suresi 34 ve 35.ayetler |
Yahudi Ve Hristiyan
Alimlerinin Sahtekarlıkları:
34. Ey iman edenler!
Hahamlardan ve rahiplerden bir çoğu insanların mallarını haksız yollardan yerler
ve Allah yolundan engeller. Altın ve gümüşü yığıp da onları Allah yolunda
harcamayanlar yok mu, işte onlara elem verici bir azabı haber ver.
35. Bu paralar
cehennem ateşinde kızdınlıp bunlarla onların alınları, yanları ve sırtları
dağlanacağı gün onlara denilir ki: "İşte kendiniz için biriktirdiğiniz
servettir. Artık yığmakta olduğunuz şeylerin azabını tadın. "
Tefsiri:
Süddi der ki: Ahbar
Yahudi din adamlarına, Ruhban ise Hristiyan din adamlarına denir. Söylediği
doğru. Gerçekten de Ahbar Yahudi din adamlarıdır. Nitekim Yüce Allah
"Rabbani din adamları ve alimleri (ahbar) onları (Yahudileri), günah olan
sözleri söylemekten ve haram yemekten menetselerdi ya!" (Maide, 63)
buyurur. "Ruhban" Hristiyanların abidlerine, "Kıssis" ise
keşişlerine / papazlarına denir. Nitekim Yüce Allah şöyle buyurur:
"İnsanlar içinde iman edenlere sevgi bakımından en yakın olarak da
"Biz Hristiyanlarız" diyenleri bulacaksın. Çünkü onların içinde
papazlar ve rahipler vardır ve onlar büyüklük taslamotlar. " (Maide, 82)
Ayette kötü alimlere ve
sapık abidlere karşı uyarı vardır. Süfyan b.
Uyeyne'nin söylediği
gibi: "Alimlerimizden bozulanların Yahudilerle, abidlerimizden
bozulanların da Hristiyanlarla benzerliği vardır."
[3510] Sahih bir
hadiste, Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ''And olsun ki sizden
öncekilerin yolunu tıpa tıp, aynen takip edeceksiniz" buyurdu.
"Yahudiler ve Hristiyanları mı?" diye sordular. Allah Rasulü
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) "Başka kim olabilir?" buyurdu. Başka
bir rivayete göre Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) "İranlılar ve
Bizanslılar" deyip sonra "İnsanlar bunlardan başka kim olabilir
ki?" buyurdu. Özetle, Yüce Allah mü'minleri hal ve sözlerinde onlara
benzemekten men ediyor.
Yüce Allah daha sonra
şöyle buyuruyor: "Hahamlardan ve rahiplerden bir çoğu insanların mallarını
haksız yollardan yerler" Çünkü dini, insanlar nezdindeki makam ve
konumlarını kullanarak dünyalık elde ederler, bunlar yoluyla insanların
mallarını yerler. Nitekim Yahudi hahamlarının cahili Araplar üzerinde bir
izzeti, onlardan gelen haraç, hediye ve vergiler vardı. Allah (c.c)
peygamberini (Allah'ın salevatları ve selamı üzerine olsun) gönderince bu
riyasetlerinin devam etmesi tamahkarlığıyla sapıklık, küfür ve inatlarına devam
ettiler. Allah (c.c) ise peygamberlik nuruyla onları söndürdü, ellerinden aldı
ve onun yerine zillet ve yoksulluğu verdi de böylece Allah'ın gazabına
uğradılar.
"ve Allah yolundan
engellerler" Yani, onlar haram yemelerinin yanında insanları hakka uymaktan
men eder, hak ile batılı karıştırırlar. Peşlerinden giden cahillere
kendilerini, onları hayra ve iyiliğe çağırıyormuş gibi gösterirler. Oysa onlar
iddia ettiklerinin aksine cehenneme çağrıcıdırlar. Onlara kıyamet gününde
yardım olunmayacak.
''Altın ve gümüşü yığıp
(kenz yapıp) da onları Allah yolunda harcamayanlar yok mu, işte onlara elem
verici bir azabı haber ver." Bunlar ise insanların önde gelenlerinden
üçüncü sınıftır. Çünkü insanlar alimlere, abidlere ve mal sahiplerine
bağlıdırlar. Bunların hali bozulduğunda insanların da hali bozulur. Nitekim
birisi şöyle der:
Dini bozanlar krallar ve
kötü alimler ile, Ruhbanlardan başka kimlerdir ki! ''Altın ve gümüşü yığıp
(kenz yapıp) da" ifadesindeki "kenz" (yığılan, biriktirilen mal,
hazine) hakkında İmam Malik, Abdullah b. Dinar'dan, İbn Ömer (r.a.)'ın şöyle
dediğini rivayet etmiştir: "O zekatı ödenmemiş mala denir.
[3511] Sevrive
başkalarından yapılan rivayete göre onlar Ubeydullah'tan, o Nafi"den, o da
İbn Ömer (r.a.)'tan şöyle rivayet etmiştir: "Zekatı ödenmiş mal yedi kat
yerin altında da olsa kenz değildir. Yeryüzünde olup da zekatı ödenmeyen mal
kenz'dir." Bu görüş İbn Abbas (r.a.), Cabir (r.a.) ve Ebu Hureyre
(r.a.)'tan hem mevklif (kendi sözleri), hem merfU (Hz. Peygamber (Sallallahu
aleyhi ve Sellem)'den naklettikleri hadis) olarak rivayet edilmiştir. Ömer b.
Hattab (r.a.)'tan da bunun benzeri şu söz nakledilmiştir: "Hangi malın
zekatı ödenmişse yerin altında da olsa kenz değildir. Hangi malın zekatı
ödenmemişse yerin üstünde de olsa sahibinin onunla dağlanacağı kenz'dir."
İmam Buhari Zühri kanalıyla Halid b. Eslem’den şöyle nakleder: İbn Ömer (r.a.)
ile yola çıkmıştık. "Bu zekat farizası nazil olmadan önce idi. Zekat
inince Allah (c.c) onu malları temizleyici kıldı." dedi. Ömer b. Abdulaziz
ve Irak b. Malik de aynı şekilde:
Bunu "Onların
mallarından sadaka al; bununla onları (günahlardan) temizlersin, onları arıtıp
yüceltirsin." (Tevbe, 103) ayeti neshetmiştir, demişlerdir.
[3512] Said, Muhammed b.
Ziyad,'dan, o da Ebu Ümame (r.a.)'tan: "Kılıçların süsü kenzdendir. Ben
size ancak Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'den işittiğimi
söylüyorum." dediğini naklitmiştir. Süfyan-ı Sevri de ... Hz. Ali
(r.a.)'tan şöyle rivayet etmiştir: "Dört bin ve aşağısı geçi nafakasıdır.
Ondan yukarısı ise kenz' dir. " Bu gariptir.
Altın ve gümüşü az
bulundurmayı öven ve çok bulundurmayı yeren çok
sayıda hadis varit
olmuştur. Onlardan, gerisine delalet edecek bazılarını zikretmekle yetinelim:
[3513] Abdurrezzak,
Salim b. Ebi Ca'd'dan şöyle nakleder: "Altın ve gümüşü yığıp da onları
Allah yolunda harcamayanlar yok mu, işte onlare elem verici bir azabı haber
ver." Ayeti nazil olunca Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) üç
kez "Altın helak olsun, gümüş helak olsun" buyurdu. Bu Hz. Peygamber
(Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in ashabına zor geldi ve "Peki hangi mal
edinelim?" dediler. Ömer (r.a.): Ben sizin için bunu öğreneceğimdedi ve
"Ya Rasulallah! Ashabına bu zor geldi ve "Peki hangi maldan
edinelim?" dediler," dedi. Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve
Sellem): "Zikreden bir dil. şükreden bir kalp ve dininizde size yardım
edecek bir eş." buyurdu.
[3514] İmam Ahmed b.
Hanbel, Abdullah b. Ebu Hüzeyl'den şöyle nakleder: Bana bir arkadaşımın
anlattığına göre Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ''Altın ve gümüş
helak olsun" buyurdu. Bana anlattığına göre kendisi Hz. Ömer (r.a.) ile
Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e giderek "Ya Rasulallah! Sen
"Altın ve gümüş helak olsun" buyurdun. Peki biz ne edinelim?"
dediler. Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "
Zikreden bir dil, şükreden bir kalp ve dininizde size yardım edecek bir eş.
"
[3515] İmam Ahmed b.
Hanbel, Sevban (r.a.)'tan şöyle nakleder: Gümüş ve altın hakkında ki ayet nazil
olunca sahabiler "Peki biz ne edinelim?" dediler. Ömer (r.a.):
"Bunu sizin için öğrenirim" dedi.
Bir deve üzerinde hızla
gitti ve Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)’e yetişti.
Ben de arkasındaydım.
"Ya Rasulallah! Peki hangi malı biriktirelim?" dedim. Rasulullah
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) "Sizden biri zikreden bir dil, şükreden bir
kalp ve dininizde size yardım edecek bir eş edinsin" buyurdu. Bunu Tirmizi
ve İbn Mace bir çok vecihle Salim b. Ebi Ca'd'dan rivayet etmişler, Tirmizi:
Hasendir, demiştir. İmam Buhari’den yapılan rivayete göre Salim bunu Sevban'dan
işitmemiştir. Ben derim ki: Onun için bazıları bunu mürsel olarak rivayet
etmişlerdir. Doğrusunu en iyi Allah bilir.
[3516] İbn Ebi Hatim,
İbn Abbas (r.a.)'tan şöyle nakleder: ''Altın ve gümüşü yığıp da onları Allah yolunda
harcamayanlar yok mu, işte onlara elem verici bir azabı haber ver." ayeti
nazil olunca, bu müslümanlara ağır geldi ve "Bizden kimse evladına
kendisinden sonra kalacak bir mal bırakamayacak "dediler. Bunun üzerine
Ömer (r.a.) "Ben sizi bu sıkıntıdan kurtaracağım" deyip gitti.
Arkasından da Sevban (r.a.) gitti. Hz. Ömer (r.a.) Hz. Peygamber (Sallallahu
aleyhi ve Sellem)'e "Ey Allah'ın Nebisi! Bu ayet senin ashabına ağır
geldi." dedi. Bunun üzerine Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem):
"Şüphesiz Allah (c.c) zekatı ancak geride kalan malınız onunla temizlensin
diye farz kıldı. Sizden sonra geride kalan mallarınız için ise mirası farz
kıldı." buyurdu. Hz. Ömer (r.a.) tekbir getirdi. Hz. Peygamber (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) sonra ona "Sana kişinin yığıp biriktirdiklerinin en
hayırlısını haber vereyim mi? Baktığında ona sevinç ve sürur veren,
emrettiğinde itaat eden ve yanında olmadığında kocasının namusunu koruyan
saliha kadındır." buyurdu. Bunu Ebu Davud, Hakim Müstedrek'inde ve İbn
Merduyeh Yahya b. Ya'la'nın aynı senede nakliyle rivayet etmişlerdir. Hakim:
Buhari ve Müslim tahric etmemiş olsalar da onların koşullarını haiz sahih bir
hadistir, demiştir.
[3517] İmam Ahmed b.
Hanbel, Hassan b. Atiyye'den şöyle nakleder:
Şeddad b. Evs (r.a.) bir
yolculukta bir yere konakladığında kölesine, "Bize ustura getir de onunla
oynayıp oyalanalım." dedi. Bu sözü hoş karşılanmayınca şöyle dedi:
"Ben müslüman olduğumdan beri her kelimeyi dikkatle seçerek söyledim. Ama
bu hariç. Bunu benden işitmemiş olun. Benden şimdi söyleyeceğim şeyi belleyin:
Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'i şöyle buyururken işittim:
"İnsanları altın ve gümüşü yığıp biriktirirken siz şu kelimeleri
biriktirin (bunlarla çok dua ederek ahiretinize yatırım yapın): 'Allah'ım! Senden
işte sebat ve doğru yolda yürüme azmi istiyorum. Senden., nimetlerine
şükretmeyi ve sana güzel ibadeti istiyorum. Senden sağlıklı bir kalp istiyorum.
Senden doğru bir dil istiyorum. Senden bildiklerinin en hayırlılarından istiyor
bilmediklerimin şerrinden sana sığınıyorum. Bildiklerinden dolayı bağışlama
diliyorum. Şüphesiz sen gaybı çok iyi bilensin. '''
"Bu paralar
cehennem ateşinde kızdınlıp bunlarla onların alınları, yanları ve sırtları
dağlanacağı gün onlara denilir ki: 'İşte kendiniz için biriktirdiğiniz
servettir. Artık yığmakta olduğunuz şeylerin azabını tadın. ,,, Yani, onlara
azarlama, kınama ve alaylı bir tarzda böyle denir. Nitekim şu ayetlerdeki de
böyledir: "(Zebaniler Cehennemdekilere derler ki:) Haydi bakalım. Hani sen
kendince üstündün, şerefliydin! İşte bu, şüphelenip durduğun uz şeydir. r.
(Duhan,48-49)
Yani, bunlar, kendiniz
için biriktirip yığdığınız malların karşılığıdır. O yüzden: "Kim bir şeyi
sever ve onu Allah'a itaatin önüne geçirirse onunla azap edilir."
denmiştir. Bunlar için de bu malları biriktirmek Allah'ın (c.c) rızasından daha
önemli olduğundan onunla cezalandırıldılar. Mel'un Ebu Leheb de Rasulullah
(Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e zarar verme gayretinde olduğundan ve karısı da
bunda ona yardım ettiğinden karısı kıyamet gününde ona azapta yardımcı
olacaktır: "Ve boynunda hurma lifinden bükülmüş bir ip olduğu halde."
(Tebbet, 5) Yani, Cehennemde odun toplayıp Ebu Leheb'in üzerine atacak. Böylece
dünyada kendisine en şefkatli olan kimse tarafından azap edilmekle azabı daha
şiddetli yapılacak. Bu mallar da sahiplerince en değerli şeyler olduğundan,
ahiret yurdunda onlara en zararlı şeyler hale gelecek. Bu mallar "cehennem
ateşinde kızdırılıp" ki sıcaklığı başka bir şeye gerek bırakmaz
"bunlarla onların alınları, yanları ve sırtları dağlanacak. "
[3518] Süfyan-ı Sevri
... İbn Mes'ud (r.a.)'tan şöyle nakleder:
"Kendinden başka
ilah bulunmayan Allah'a yemin olsun ki kul kenz ile dağlanmayacak, dinar (altın
para) dinara, dirhem (gümüş para) dirheme dokunmayacak. Bilakis derisi genişletilip
oraya her dinar ve dirhem ayrı ayrı konulacak." Bunu İbn Merduyeh, Ebu
Hureyre (r.a.)'tan merfU olarak rivayet etmiştir. Ancak merfU olarak sahih
değildir. Doğrusunu en iyi Allah bilir. Abdurrezzak, Tavus'tan şöyle nakleder:
Bana ulaşan bilgiye göre kıyamet günü kenz zehirli erkek bir yılana dönüşüp
"Ben senin kenzinim" diyerek kendisinden kaçmakta olan sahibinin
peşinden gidecek. Ondan erişebildiği her şeyi kapacak.
[3519] İmam Taberi,
Sevban (r.a.)'tan şöyle rivayet etmiştir; Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve
Sellem) şöyle buyururdu: "Kim ardında bir kenz bırakırsa o kıyamet gününde
kendisine iki gözü üzerinde iki nokta bulunan zehirli bir erkek yılan şeklinde
gözükür ve onu kovalar. Adam: "Kahrolasıca, sen kimsin?" der. Yılan:
"Ben, ardından bıraktığın kenzinim (biriktirdiğin malınım)" der. Onu
kovalamaya devam eder ve sonunda kolunu yutup koparır. Sonra bedeninin diğer
yerlerinin peşine düşer. " Bunu İbn Hibban da Sahih'inde Yezid'in Said'den
nakliyle rivayet etmiştir. Bu hadisin aslı Buhari ve Müslim'de Ebu Zinad'm
A'rec'den, onun da Ebu Hureyre (r.a.)'tan nakliyle tahric edilmiştir.
[3520] Sahih-i Müslim'de
Ebu Hureyre (r.a.)'tan yapılan şu rivayet yer almaktadır; Allah Rasulü
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyururdu:
"Malının zekatını
vermeyen her bir adama kıyamet günü ateşten sayfalar yapılır ve onunla
yanakları, alnı ve sırtı dağlanır. Bu Allah (c.c) insanlar hakkında hükmünü
verinceye kadar elli bin yıllık bir gün boyunca devam eder. Sonra Cennet'e veya
Cehennem'e olan yolu görülür ... " Hadisin gerisi vardır.
İmam Buhari bu ayetin
tefsirinde Zeyd b. Vehb'den şöyle nakleder: Rebze'de Ebu Zerr (r.a.)'a uğradım.
"Senin buraya yerleşmene sebep olan şey nedir?" dedim. Şu cevabı
verdi: Biz Şam'da idik. Ben ''Altın ve gümüşü yığıp da 'onları Allah yolunda
harcamayanlar yok mu, işte onlara elem verici bir azabı müjdele!" ayetini
okudum. Muaviye: "Bu ayet bizim hakkımızda inmedi. Bu ayet sadece ehl-i
kitab hakkında geçerlidir,' dedi. Ben de; "Kesinlikle bu hem biz, hem de
onlar için geçerlidir," diye karşılık verdim. Bunu Taberi de başka bir
tarikten Zeyd b. Vehb'in Ebu Zerr (r.a.)'tan nakliyle ve şu ziyadeyle rivayet
etmiştir: Bunun üzerine benimle onun arasında sesler yükseldi. Osman (r.a.)'a
beni şikayet eden bir mektup yazdı. Osman (r.a.) da bana "Yanıma gel"
diye mektup gönderdi. Yola çıktım. Medine'ye geldiğimde insanlar sanki beni hiç
görmemişçesine etrafımda toplandılar. Osman (r.a.)'a bundan dert yandım.
"Biraz kenara çekil" dedi. "Vallahi, söylediklerimi söylemeyi
bırakmayacağım." dedim. Ben derim ki: Ebu Zerr (r.a.) aile efradının geçim
parasının üzerindeki parayı biriktirmenin haram olduğu görüşündeydi. Bu şekilde
fetva verirdi, buna teşvik eder, buna çağırır, muhalefet edenlere de katı
davranırdı. Muaviye bundan men etti, fakat o bırakmadı. Muaviye bunda insanlara
zarar vermesinden korkarak mü'minlerin emiri Osman (r.a.)'a bir mektup
göndererek ondan dert yandı ve yanına almasını söyledi. Osman (r.a.) da onu
Medine'ye çağırdı. Onu tek başına Rebeze'ye yerleştirdi. Ebu Zerr (r.a.) Osman
(r.a.)'ın hilafeti döneminde orada vefat etti. Muaviye (r.a.) ameli sözüyle
uyuşacak mı diye sınamak için ona bin dinar gönderdi. Ebu Zerr (r.a.) onu bir
günde dağıttı. Muaviye sonra ona gönderdiği adamı tekrar gönderdi. Adam:
Muaviye beni başkasına
göndermişti, fakat hata etmişim. Şimdi altını getir" dedi. Ebu Zerr
(r.a.): "Yazıklar olsun sana, 'o elimden çıktı. Fakat malım gelirse
seninle onun hesabını görürüz" dedi.
Ali b. Ebi Talha da İbn
Abbas (r.a.)'tan onun böyle, yani ayetin genelolduğunu söylediğini rivayet
etmiştir. Süddi: Bu ehl-i kıble hakkında dır, demiştir. Ahnef b. Kays şöyle
anlatır: Medine'ye geldim. Orada bir grup Kureyşlinin bulunduğu bir halka
gördüm. O sırada elbisesi sert, bedeni sert. yüzü sert bir adam geldi ve başlarına
dikilip şöyle dedi: "Mal biriktirenleri Cehennem ateşindeki kızdırılmış
öyle bir taşla müjdele ki bu onlardan birinin memesinin başına konur da kürek
kemiğinin üstünden çıkar. Kürek kemiğinin üzerine konur da memesinin başından
sarsılarak çıkar." dedi. Ahnef devamla şöyle der: Adamlar başlarını
koydular ve hiçbirinin ona cevap verdiğini görmedim. Bunun üzerine arkasını
dönüp gitti. Ben de peşinden gittim. Sonunda bir direğin dibine oturdu. Ona
"Onları ancak kendilerine söylediklerinden hoşlanmamış halde gördüm"
dedim. "Onlar kesinlikle hiçbir şey bilmiyorlar" dedi.
[3521] Sahih bir hadiste
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Ebu Zerr (r.a.)'a şöyle buyurmuştur:
"Eğer Uhud kadar altınım olup da bir borç için ayırma dışında üzerinden üçüncü
günün yanımda ondan bir şey bulunduğu halde geçmesi beni mutlu etmez. "
Allahu A'lem, Ebu Zerr (r.a.)'ı bu görüşe iten bu hadis olmuştur.
[3522] İmam Ahmed b.
Hanbel'in Abdullah b. Samit'ten (r.a.) naklettiğine göre; Abdullah Ebu Zerr
(r.a.) ile birlikteydi. Ebu Zerr (r.a.)'a ganimet ve hediye payı çıktı. Yanında
bir cariyesi vardı. Cariye onun ihtiyaçlarını aldı ve geriye yedi para arttı.
Onunla da bir şeyler satın almasını emretti. Ebu Zerr (r.a.)'a: "Onu da
senin ihtiyacını görmesi ve yanına gelen konukların için saklasaydın."
deyince şöyle cevap verdi: Dostum bana bildirdi ki kesedeki her altın veya
gümüş, elinden Allah için çıkarana kadar sahibi için bir ateştir." diye
tavsiye etti. İmam Ahmed b. Hanbel bunu ayrıca Yezid'in Hümam'dan nakliyle rivayet
etmiştir. Ondaki ifade şöyledir: "elinden tamamen çıkarana kadar."
[3523] Hafız İbn Asakir,
Ebu Bekir Şibli'nin tercemesinde ona kadar olan senetle Ebu Said el-Hudri
(r.a.)'tan şöyle rivayet etmiştir; Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
"Allah'ın yanına fakir olarak var, zengin olarak varma" buyurdu. Ebu
Said el-Hudri (r.a.): "Ya Resulullah! Bunu nasıl yapabilirim?" dedi.
Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "İstendiğinde vermemezlik
etme. Rızk geldiğinde onu saklayıp biriktirme" buyurdu. Ebu Said el-Hudri
(r.a.): "Ya Resulullah! bunu nasıl yapabilirim ki?" diye sordu. Allah
Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) "Bu iş böyle. Yoksa Cehennem ateşi
vardır." buyurdu. Bunun senedi zayıftır.
[3524] İmam Ahmed b.
Hanbel, Hz. Ali (r.a.)'tan şöyle nakleder: Suffe ehlinden bir adam arkasında
iki dinar -veya iki dirhem- bırakarak öldü. Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve
Sellem): "İki ateş dağlaması. Arkadaşınızın namazını siz kılın."
buyurdu. Bu başka tariklerden de rivayet edilmiştir.
[3525] Ebu Ümame b.
Sadeyy b. Aclan'dan şöyle rivayet edilmiştir: Suffe ehlinden bir adam öldü ve
peştemalinde bir dinar bulundu. Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
''Ateş dağlaması!" buyurdu. Sonra başka bir adam öldü ve peştemalinde iki
dinar bulundu. Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "İki ateş
dağlaması!" buyurdu.
[3526] İbn Ebi Hatim,
Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in kölesi Sevban (r.a.)'tan şöyle
nakleder: Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'i şöyle buyururken işittim:
"Bir adam yanında kırmızı veya beyaz varken ölürse, Allah (c.c) her bir kı
rota karşılık ayağından çenesine kadar onunla dağlanacağı bir ateş parçası
kılar"
[3527] Hafız Ebu
Ya'la'nın, Ebu Hureyre (r.a.)'tan şöyle rivayet etmiştir; Allah Rasulü (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Dinar dinarın üstüne, dirhem dirhemin
üstüne konmaz. Bilakis derisi genişletilip onunla alınları, böğürleri ve
sırtları dağlanır. İşte kendiniz için biriktirdiğiniz servettir. Artık yığmakta
olduğunuz şeylerin azabını tadın. " Ravilerden Seyf yalancı ve metruktur.
|
Devam etmek için aşağıdaki linki kullan |