İbn Kesir

Tefsir-i Kebir

Tevbe Suresi

41.ayetler

 

Toptan Cihad Çağrısı:

 

41. Gerek hafif, gerek ağır olarak hep birlikte savaşa çıkın, mallarınızla ve canlarınızla Allah yolunda cihad edin. Eğer anlıyorsanız, bu sizin için daha hayırlıdır.

 

Tefsiri:

 

SüfyanSevri, babasından, o da Ebu Duha Müslim b. Sabih'ten şöyle rivayet etmiştir: "Gerek hafif, gerek ağır olarak hep birlikte savaşa çıkın .. " ayeti Tevbe suresinin ilk inen ayetidir. Mutemir b. Süleyman, babasından şöyle nakleder: Hadramut'lu birinin söylediğine göre ona şöyle anlatılmış Bazıları hasta veya yaşlı iseler "Ben günah işlemiş olmuyorum" derlerdi. Bunun üzerine Allah (c. c) "Gerek hafif, gerek ağır olarak hep birlikte savaşa çıkın ... " ayetini nazil etti! Allah (c. c) Tebuk gazvesinde kitap ehlinden Bizanslı kafir düşmanlarına karşı savaşmak için Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile birlikte topyekün cihada çıkılmasını emretti. İyi ve kötü, zor ve kolay hallerinde ve her halükarda O'nunla (Sallallahu aleyhi ve Sellem) birlikte çıkma",: mü'minlere farz kılarak "Gerek hafif, gerek ağır olarak hep birlikte savaşr: çıkın ... " buyurdu.

 

Ali b. Zeyd, Enes b. Malik'ten şöyle nakleder: Ebu Talha "Gerek hafif. gerek ağır olarak" ayetini okudu ve "Yani, gerek orta yaşlılar, gerek gençler olarak. Allah'ın hiç kimseyi mazur gördüğünü duymadım." dedi. Sonra Şam'a gitti ve öldürülene kadar orada savaştI. Başka bir rivayete göre. Ebu Talha Tevbe suresini okurken " Gerek hafif, gerek ağır olarak hep birlikte savaşa çıkın, mallarınızla ve canlarınızla Allah yolunda cihad edin ... ayetine gelince, "Görüyorum ki Allah (c.c) yaşlı genç hepimizi topyekün cihada çağırıyor. Benim için gerekli hazırlıklar yapın" dedi. Çocukları "Allah sana merhamet etsin. Vefat edene kadar Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile birlikte savaştın. Sonra vefat edene kadar Ebu Bekir (r.a.) ile birlikte savaştın. Sonra vefat edene kadar Ömer (r.a.) ile birlikte savaştın. Şimdi de biz senin yerine savaşırız ey babacığım" dediler. Ancak o kabul etmeyip denize açıldı ve şehid oldu. Onu defnetmek için bir adayı ancak dokuz gün sonra buldular. Bedeninde değişim olmamıştı ve onu oraya defnettiler. Aynı şekilde İbn Abbas (r.a.), İkrime, Ebu Salih, Hasan-i Basrı, Şimr b. Atiyye, Mukatil b. Hayyan, Şa'bı ve Zeyd b. Eslem'den de, onların bu ayeti "Yani, orta yaşlı veya gençler olarak" diye tefsir ettikleri rivayet edilmiştir. İkrime, Dahhak, Mukatil b. Hayyan ve bir çok kişi de böyle demiştir. Mücahid: "Gerek hafif, gerek ağır olarak" Yani, gerek gençler, gerek yaşlılar, gerek zenginler ve gerek fakirler olarak, demiştir. Ebu Salih ve başkaları da böyle demişlerdir. Hakem b. Uteybe: Gerek meşgaleleri bulunan kimseler gerek meşgaleleri bulunmayan kimseler olarak, demiştir. Avfi, İbn Abbas (r.a.)'tan, Allah'ın (c.c) "Gerek hafif, gerek ağır olarak'' buyruğu hakkında şöyle rivayet etmiştir: "Allah (c.c) "gerek canınız isteyerek gerek canınız istemeyerek" diyor." İbn Ebi Necih, Mücahid’den "Gerek hafif, gerek ağır olarak" hakkında şöyle rivayet etmiştir: Bazıları "Fakat aramızda yükü ağır olanlar, muhtaçlar, işi gücü olanlar ve meşgaleleri bulunanlar var, bir de durumu rahat ve iyi olanlar var" dediler. Bunun üzerine Allah (c.c) onları cihada çıkmamak için mazur görmeyi reddetti. "Gerek hafif gerek ağır hallerinde", içinde bulundukları koşullar ne olursa olsun cihada çıkmalarını emretti. Hasan b. Ebu Hasan el-Basri yine şöyle der: Gerek zor gerek rahat halinizde. Bunların hepsi ayetteki genel ifadenin gerektirdiği tefsirlerdir ki İmam Taberi'nin tercihi de böyledir.

 

imam Ebu Amr el-Evzai der ki: Eğer cihad seferi Rumlar'a idiyse insanlar gerek hafif, gerek ağır olarak hep birlikte çıkarlar. Sefer bu sahillere idiyse oraya gerek hafif gerek ağır olarak, gerek binitli gerek yürüyerek hep birlikte çıkarlar. Buna görüşe göre, meselenin hükmü durumdan duruma değişiklik arzeder. İbn Abbas (r.a.), Muhammed b. Ka'b, Ata' el-Horasanı ve başkalarından yapılan rivayete göre onlar bu ayetin, "Mü'minlerin hepsinin toptan sefere çıkmaları doğru değildir. Onların her kesiminde bir gurup dinde (dini ilimlerde) geniş bilgi elde etmek ve kavimleri (savaştan) döndüklerinde onları ikaz etmek için geride kalmalıdır. Umulur ki sakınırlar." (Tevbe, 122) buyruğu ile neshedildiğini söylemişlerdir. inşallah bu konu üzerinde konuşulacak.

 

Süddi der ki: "Gerek hafif, gerek ağır olarak hep birlikte savaşa çıkın" buyruğunun manası "zengin ve fakir, güçlü ve güçsüz olarak hep birlikte savaşa çıkm"dır. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e bir adam geldi. Raviler onun Mikdad olduğunu söylemişlerdir. iri yarı ve şişman olan bu adam durumunu Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e şikayet ederek cihada gitmeme hususunda izin istedi. O (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ise reddetti. Bunun üzerine o gün "Gerek hafif, gerek ağır olarak hep birlikte savaşa çıkın" ayeti nazil oldu. Bu ayet nazil olunca insanlara ağır geldi. Bunun üzerine Allah (c.c) onu neshederek, ''Allah ve Rasulü için (insanlara) öğüt verdikleri takdirde, zayıflara, hastalara ve (savaşta) harcayacak bir şey bulamayanlara günah yoktur. Zira iyilik edenlerin aleyhine bir yol (sorumluluk) yoktur. Allah çok bağışlayan ve çok esirgeyendir." (Tevbe, 91) ayetini nazil etti. imam Taberi, Eyyub kanalıyla Muhammed'den şöyle rivayet eder: Ebu Eyyub (el-Ensari) Rasulullah'la Bedir’e birlikte katıldı ve sonra, son yıl dışında Müslümanların savaşlarından hiç geri kalmadı. Ebu Eyyub şöyle derdi: Allah (c.c), "Gerek hafif, gerek ağır olarak hep birlikte savaşa çıkın" buyuruyor, ben ise kendimi ya hafif veya ağır (mutlaka ikisinden biri) olarak görüyorum" derdi. 

 

İmam Taberi, Ebu Raşid el-Humrani’den şöyle nakleder: Rasululah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in süvarisi Mikdad b. Esved'i Humus'ta sarrafçıların sandıklarından bir sandık içinde gördüm. İri yarı biri olduğundan bedeni dışarı sarkmıştı. Savaşa gidiyordu. Ona "Vallahi Allah (c.c) seni mazur sayar'' dedim. "Ama Buhus (Tevbe) suresi onu bizden kabul etmez; "Gerek hafif, gerek ağır olarak hep birlikte savaşa çıkın" dedi. Taberi, Hibban b. Zeyd eş-Şer'abi'den şöyle nakleder: Humus valisi Safvan b. Amr'la birlikte Efsus tarafındaki Cürcümlere (Şam nabatilerine) karşı savaşa çıkmıştık. Saldırı düzenleyenler arasında bineğinin üzerinde Şam'lı çok yaşlı ve ihtiyar birine rastladım. Kaşları gözlerine düşmüştü. Ona doğru yöneldim ve "Ey amca, Allah (c.c) senin mazeretini kabul etmiştir." dedim. Kaşlarını yukarı kaldırdı ve "Yeğenim, Allah (c.c) bizi gerek hafif gerek ağır olarak toptan savaşa çağırdı. Kim Allah'ı severse Allah (c.c) onu sınar. Sonra onu eski haline getirip o halde bırakır. Allah (c.c), kullarından ancak şükreden, sabreden ve zikredenleri, Aziz ve Celil olan Allah'tan başkasına ibadet etmeyenleri imtihan eder." dedi.

Yüce Allah sonra kendi yolunda infaka, kendisinin ve Peygamber'inin rızası uğrunda canını feda etmeye teşvik ederek şöyle buyuruyor: "Mallarınızla ve canlarınızla Allah yolunda cihad edin. Eğer anlıyorsanız, bu sizin için daha hayırlıdır." Yani, bu sizin için dünya ve ahirette daha hayırlıdır. Hem de siz cihad için az miktarda mal harcıyorsunuz, Allah (c. c) ise ahirette size hazırladığı şerefin yanında dünyada düşmanlarınızın mallarını size ganimet olarak veriyor.

 

 

[3540] Nitekim Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurur: "Allah (c.c), yolunda cihad eden kişiye, ya vefat ettirirse Cennet'e koyacağı yahut kazandığı sevap veya ganimetle geri döndürüp evine ulaştıracağı garantisi vermiştir. " O yüzden Yüce Allah bir ayette şöyle buyurur: "Hoşunuza gitmediği halde savaş size farz kılındı. Sizin için daha hayırlı olduğu halde bir şeyi sevmemeniz mümkündür. Sizin için daha kötü olduğu halde bir şeyi sevmeniz de mümkündür. Allah bilir, siz bilmezsiniz. " (Bakara, 216)

 

 

[3541] İmam Ahmed b. Hanbel'in Enes b. Malik (r.a.)'tan yaptığı şu rivayet de bu kabildendir; Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bir adama "müslüman ol'' buyurdu. Adam: "Kendimi isteksiz hissediyorum" deyince Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) "İsteksiz de olsan müslüman ol" buyurdu.

 

Devam etmek için aşağıdaki linki kullan

 

42 - 49. ayetler