|
İbn Kesir Tefsir-i Kebir |
Tevbe Suresi 42 – 49.ayetler |
Cihada Gitmek
istemeyen Münafıklar:
42. Eğer yakın bir
dünya malı ve orta bir yolculuk olsaydı onlar mutlaka sana uyup peşinden
gelirlerdi. Fakat meşakkatli yolonlara uzak geldi.
Gerçi onlar, "Gücümüz yetseydi mutlaka sizinle beraber çıkardık" diye
yemin edecekler. Onlar kendilerini helak ediyorlar. Halbuki
Allah onların mutlaka yalancı olduklarını biliyor.
Tefsiri:
Yüce Allah Tebuk gazvesine Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile
birlikte çıkmayan, öyle olmadıkları halde kendilerini mazereti bulunan kimseler
gibi göstererek Rasulullah (Sallallahu
aleyhi ve Sellem)'den izin alarak onunla cihada
çıkmayan kimseleri azarlayarak şöyle buyuruyor: "Eğer yakın bir dünya
malı" Yani, kısa bir zamanda ele geçecek bir ganimet "ve orta bir
yolculuk" yani yakın bir mesafeye yapılan bir sefer "olsaydı onlar
mutlaka sana uyup peşinden gelirlerdi. "Yani,
bunlar için senin peşinden gelirlerdi. "Fakat meşakkatli yalanlara uzak
geldi." Yani, Medine ile Şam arasındaki mesafeyi uzak buldular.
"Gerçi onlar"
yanlarına döndüğünüzde size "Gücümüz yetseydi mutlaka sizinle beraber
çıkardık" yani mazeretlerimiz olmasaydı sizinle birlikte çıkardık
"diye yemin edecekler." Allah (onlara cevaben) buyuruyor ki: "Onlar
kendilerini helak ediyorlar. Halbuki Allah onların
mutlaka yalancı olduklarını biliyor. "
43. Allah seni
affetti. Fakat doğru söyleyenler sana belli olup, sen yalancıları bilinceye
kadar onlara niçin izin verdin?
44. Allah'a ve ahiret gününe iman edenler, mallarıyla canlarıyla
savaşmaktan geri kalmak için senden izin istemezler. Allah takva sahiplerini pek iyi bilir.
45. Ancak Allah'a ve ahiret gününe inanmayan, kalpleri şüpheye düşüp, kuşkular
içinde bocalayanlar senden izin isterler.
Tefsiri:
İbn Ebi Hatim'in rivayetine göre Avn şöyle demiştir: Bundan daha güzel bir azarlama duydunuz
mu? Allah (c.c), azarlamadan önce söze affetliğini
bildirmeyle başlayarak "Allah seni affetti. " buyurdu. Müverrik el-İdi ve başkalan da
böyle demişlerdir. Katade der ki: Duyduğunuz gibi Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'i azarladı. Sonra ise Nur suresindeki ayeti nazil
ederek isterse onlara izin verebileceğine dair ona ruhsat vererek şöyle
buyurdu: "Öyle ise, bazı işleri için senden izin istediklerinde, sen de
onlardan dilediğine izin ver; onlar için Allah'tan bağış dile; Allah mağfiret
edicidir, merhametlidir." (Nur, 62) Ata' el-Horasani’den de böyle rivayet
edilmiştir. Mücahid der ki: Bu ayet
"Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'den izin isteyin ve size izin verse de vermese de
cihada gitmeyin." diyenler hakkında nazil oldu.
Allah (c.c) ayetin
devamında şöyle buyuruyor: "Doğru söyleyenler sana belli olup" yani
sana mazeret gösterenlerin o hususta doğru oldukları sana belli olup "sen
yalancıları bilinceye kadar onlara niçin izin verdin?" Allah (c. c)
buyuruyor ki: Sana itaatkar gözüken kimselerden doğru
olanla yalancı olanı bilmen için senden izin istediklerinde onları muhatap
almayıp izin vermeseydin. Çünkü izin vermesen de onlar cihada gitmemekte
ısrarlıydılar. Onun için Allah (c.c) daha sonra O'na (c.c) ve elçisine (Sallallahu aleyhi ve Sellem) iman
edenlerin cihada gitmemek için izin istemeyeceklerini bildirerek şöyle
buyuruyor: ''Allah'a ve ahiret gününe iman edenler,
mallarıyla canlarıyla savaşmaktan geri kalmak için senden izin
istemezler." Çünkü onlar cihadı bir ibadet olarak görürler ve Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) çağırdığında da hemen icabet edip emrini yerine
getirirler. ''Allah takva sahiplerini pek iyi bilir."
"Senden"
cihada çıkmama hususunda mazereti bulunmayanlardan "ancak Allah'a ve ahiret gününe inanmayan" yaptıkları amellerde Allah'ın
(c.c) ahiret yurdundaki mükafatını
ummayan "kalpleri şüpheye düşüp" getirdiğin vahyin doğruluğuna dair
şüpheye düşüp "kuşkular içinde bocalayanlar" yani şaşkın halde olan,
ayaklarını bir ileri bir geri atan, hiçbir şeyde ayakları sabit olmayan
kimseler "izin isterler." Çünkü onlar helak olmuş şaşkın bir
topluluktur. Ne onlara ne bunlara meylederler. Allah (c.c) her kimi saptırmışsa
sen ona bir yol bulamazsın.
46. Eğer onlar çıkmak
isteselerdi bunun için bir hazırlık yaparlardı. Fakat Allah onların çıkmalarını
uygun bulmadı ve onları geri koydu, onlara "oturanlarla beraber
oturun!" denildi.
47. Eğer içinizde
onlar da savaşa çıksalardı, size bozguna uğratmaktan başka bir katkılan olmazdı
ve mutlaka fitne çıkarmak isteyerek aranızda koşarlardı. İçinizde, onlara iyice
kulak verecekler de vardır. Allah zalimleri gayet iyi bilir.
Tefsiri:
Yüce Allah buyuruyor ki:
"Eğer onlar" seninle birlikte savaşa "çıkmak isteselerdi bunun
için bir hazırlık yaparlardı. Fakat Allah onların çıkmalarını uygun
bulmadı" onların seninle çıkmasının gerçekleşmesini istemedi. ''ve onları
geri bıraktı" yani çıkmamalarını sağladı "onlara "oturanlarla
beraber oturun!" denildi."
Yüce Allah daha sonra
onların mü'minlerle cihada çıkmalarından
hoşlanmamasının sebebini açıklayarak şöyle buyuruyor: "Eğer içinizde onlar
da savaşa çıksalardı, sizin bozguna uğramaktan başka bir şeyinizi
artırmazlardı'' çünkü onlar korkaktırlar, (ilahı) yardımdan yoksundurlar.
"ve mutlaka fitne çıkarmak isteyerek aranızda koşarlardı." Aranızda
gidip gelerek dedikodu, kin ve fitne dağıtmak için koştururlardı.
"İçinizde, onlara iyice kulak verecekler de vardır." Yani, onlara itaat
eden, söz ve konuşmalarını hoş bulan durumlarını bilmedikleri halde onlardan
nasihat isteyen kimseler vardır. Bu ise mü'minler
arasında kötülüğe ve büyük bir fesada yol açar. Mücahid,
Zeyd b. Eslem ve Taberi'ye göre "İçinizde, onlara iyice kulak verecekler
de vardır'' cümlesinin manası "İçinizde konuşmaları dinleyip adamlarına
ileten casusular da vardır." şeklindedir. Fakat bu cümle özel bir ifade
etmemektedir; çünkü onlar zaten mü'minlerle cihada
çıkmışlardı. Bilakis bu genelolup tüm haller için
geçerlidir. Sözün akışı ve bağlam açısından birinci görüş daha kuvvetlidir. Katade ve başkaları da bu görüştedirler.
Muhammed b. İshak der
ki: Bana ulaşan bilgilere göre eşraftan izin isteyenlerden biri Abdullah b. Übeyy b. Selul ile Cedd b. Kays idi. Bunlar kavimlerinin
eşrafındandılar. Hallerini ve Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
birlikte çıktıkları taktirde ordusunun O'na (Sallallahu aleyhi ve Sellem) dair
düşüncelerini bozacaklarını bildiğinden dolayı Allah (c.c) onları birlikte
çıkmaktan alıkoydu. Zira Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in
ordusunda, sahip oldukları şereften dolayı sevgi duyan ve çağrılarına icabet
edecek olan kimseler vardı. O yüzden Allah (c.c) "İçinizde, onlara iyice
kulak verecekler de vardır.'' buyurmuştur. Yüce Allah daha sonra ilminin
kemalinden bahsederek ''Allah dilimleri gayet iyi bilir." buyuruyor.
Böylece kendisinin geçmişte olanı, şurandakini ve henüz olmayanını olsa nasılolacağını bildiğini bildirmiştir. Nitekim (c.c) onlar
hakkında "İçinizde, onlara iyice kulak verecekler de vardır.'' buyurmuş,
çıkmadıkları halde çıksalardı hallerinin nasılolacağını
haber vermiştir. Nitekim Yüce Allah başka bir ayette şöyle buyurur:
"Hayır! Daha önce gizlemekte oldukları şeyler (günahlar) kendilerine
göründü. Eğer (dünyaya) geri gönderlIseler yine
kendilerine yasak edilen şeylere döneceklerdir. Zira onlar gerçekten
yalancıdırlar." (En'am, 28) Bir ayette, Allah
onlarda bir hayır görseydi elbette onlara işittirirdi. Fakat işittirseydi bile
yine onlar yüz çevirerek dönerlerdi." (Enfal,
23) buyurur. Yine şöyle buyurur: "Eğer onlara, kendinizi öldürün yahut
yurtlarınızdan çıkın, diye emretmiş olsaydık, içlerinden pek azı müstesna, bunu
yapmazlardı. Eğer kendilerine verilen öğüdü yerine getirselerdi, onlar için hem
daha hayırlı hem de (imanlarını) daha pekiştirici olurdu. O zaman elbette
kendilerine nezdimizden büyük mükafat
verirdik. Ve onları dosdoğru bir yola iletirdik." (Nisa, 66-68) Bu konuda ayetler pek çoktur.
48. Andolsun onlar önceden de fitne çıkarmak istemişler ve sana
nice işler çevirmişlerdi. Nihayet hak geldi ve onlar istemedikleri halde
Allah'ın emri galip geldi.
Tefsiri:
Yüce Allah peygamberini münafık.lara karşı tahrik ederek
şöyle buyuruyor: "Andolsun onlar önceden de
fitne çıkarmak istemişler ve sana nice işler çevirmişlerdi. " Yani, uzun
bir süre sana ve arkadaşlarına tuzak hususunda, dinini güçsüz bırakma ve
söndürme yolunda kafa yordular, uzun uzun düşünüp
taşındılar. Bu Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in Medine'ye ilk geldiğinde idi. Araplar Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)’e karşı birleştiler, Medine Yahudileri ve münafık.ları O'nunla
(Sallallahu aleyhi ve Sellem)
savaştılar. Allah (c.c) O'nu (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Bedir gününde muzaffer edip sözünü yüceltince
Abdullah b. Übeyy ve arkadaşları "Bu iş artık
kabul gören bir şey haline geldi." deyip zahiren İslam'a girdiler. Sonra
Allah (c. c) İslam'ı ve Müslümanları güçlendirdikçe bu onları öfkeden çıldırttı
ve acı verdi. O yüzden Allah (c. c) şöyle buyuruyor: "Nihayet hak geldi ve
onlar istemedikleri halde Allah'ın emri galip geldi. "
49. Onlardan öylesi de
var ki "bana izin ver, beni fitneye düşürme" der. Bilesiniz ki onlar
zaten fitneye düşmüşlerdir. Cehennem, kafirleri
mutlaka kuşatacaktır.
Tefsiri:
Yüce Allah şöyle
buyuruyor: Ey Muhammed! Münafıklardan öyleleri Cc
vardır ki sana: Cihada gitmemem için "bana izin ver, beni fitneye düşürmeSeninle çıkarak Rum cariyelerden dolayı fitneye
düşmeme sebep olma "d Bilesiniz ki onlar zaten fitneye düşmüşlerdir.
"Yani, bu sözleriyle zaten fitneye düşmüşlerdir.
[3542] Nitekim Muhammed
b. İshak, Zühri, Yezid b. Ruman, Abdullah b. Ebi Bekir,
Asım b. Ömer b. Katade ve başkalarından şöyle
nakleder Resulullah (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) bir gün cihada hazırlık yaparken
Seleme oğullarından Cedd b. Kays'a
"Ey Cedd! Bu yıl sarzşın
milletle cihada varmısın?" diye sordu. Cedd: "Ya Resulullah! Bana
izin verir misin? Beni fitneye düşürmesen? Vallahi kabilem bilir ki kadınlardan
benden daha çok hoşlanan bir adam yoktur. Ben sarışın milletin kızlarını
gördüğümde kendime hakim olamamaktan korkuyorum."
dedi. Resulullah (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) yüzünü ondan çevirerek "Sana
izin verdim." buyurdu. İşte "Onlardan öylesi de var ki "bana
izin ver, beni fitneye düşürme" der." ayeti Cedd
b. Kays hakkında nazil oldu. Aslı yoktur, fakat
gerçekten sarı kızlar hakkında fitneye düşmekten korkuyorduysa, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile savaştan geri kalmak ve canını O'nun (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
canından önde tutmakla düştügü fitne daha büyüktür. İbn Abbas (r.a.), Mücahid ve
başkalarından da: Bu ayet Cedd b. Kays
hakkında nazil oldu, dedikleri rivayet edilmiştir. Bu Cedd
b. Kays Beni Seleme kabilesinin eşrafındandI.
[3543] Sahih bir hadiste
Rasulullah (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) onlara "Ey Beni Seleme, sizin
efendiniz kimdir?" diye sordu. "Cimri olarak gördüğümüz halde Cedd b. Kays'tır" dediler.
Bunun üzerine Allah Rasulü (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) "Cimrilikten daha büyük hangi
hastalık varmı ki? Bilakis sizin efendiniz beyaz
tenli ve kıvırcık saçlı genç adam Bişr b. Bera b. Ma'rur'dur" buyurdu.
"Cehennem, kafirleri mutlaka kuşatacaktır." Yani, onlar için
Cehennem'den hiçbir çıkıŞ, kaçış ve kurtuluş yolu
yoktur.
|
Devam etmek için aşağıdaki linki
kullan |