|
İbn Kesir Tefsir-i Kebir |
Tevbe Suresi 60.ayetler |
Zekat Verilecek Yerler:
60. Zekatlar
Allah'tan bir farz olarak ancak, yoksullara, düşkünlere, zekat memurlarına,
gönülleri ısındırılacak olanlara, kölelere, borçlulara, Allah yolunda çalışıp cihad edenlere, yolculara mahsustur. Allah alimdir, hakimdir.
Tefsiri:
Yüce Allah kaba ve
görgüsüz münafıkların Hz. Peygamber (Sallallahu
aleyhi ve Sellem)’e itirazlarını, zekatları
paylaştırmasında onu ayıplamalarını zikrettikten sonra zekatı paylaştıranın ve
hükmünü açıklayanın kendisi olduğunu bildiriyor. Allah (c.c) bu işi bizzat
kendisi üstlenip başka kimseye bırakmamış, onu ayette zikredilen kimselere
paylaştırmıştır.
[3548] İmam Ebu Davud, Sünen'inde
Ziyad b. Haris es-Sudai'den
şöyle nakleder: Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e giderek biat ettim. O sırada bir adam gelerek
"Zekattan bana da ver" dedi. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
şöyle buyurdu: "Allah (c.c) zekat konusunda ne
bir peygamberin ne başka birinin hükmüne razı olmuştur. Onun hükmünü bizzat
kendisi vermiş, onu sekiz sınıfa paylaştırmıştır. Dolayısıyla eğer sen o
sınıflardan birinden isen sana veririm. "
Zekatın bu sekiz sınıfın
hepsine vermenin farz olduğu veya onlardan mümkün olanlara verilebileceği
hususunda alimler iki görüşe ayrılmışlardır.
Bir: Bütün sınıflara
vermek farzdır.
İki: Bu farz olmayıp
onlardan bir sınıfa verilebilir. Zekatın tamamı diğer
sınıflardan insanlar varken tek bir sınıfa dahi verilebilir. Bu İmam Malik ile
aralarında Ömer (r.a.), Huzeyfe (r.a.), İbn Abbas
(r.a.), Ebu Aliye, Said b. Cübeyr ve Meymun b. Mihran'ın bulunduğu selef ve haleften alimlerin
görüşüdür. İmam Taberi: Bu ilim erbabının büyük çoğunuluğunun görüşüdür, demiştir. Buna göre bu sınıflar
ayette, hepsine vermenin vacip olduğunu ifade etmek değil, zekat
verilecek sınıfların beyanı için zikredilmiştir. Bu meselelerin 'delil ve
tartışmalarının yeri burası değildir. Doğrusunu en iyi Allah bilir.
Allah (c. c) burada
evvela "fakirleri" zikretmiştir. Çünkü meşhur görüşe göre onlar diğer
sınıfların hepsinden daha muhtaç kimselerdirler. Çünkü sıkıntı ve ihtiyaçları
diğerlerinden daha çoktur. Ebu Hanıfe
ise: Miskinin durumu fakirden daha kötüdür, demiştir. O söylediği gibidir. Taberi, Ömer (r.a.)'ın şöyle
dediğini rivayet etmiştir: "Fakir parası olmayan değildir. Bilakis kazancı
bereketsiz (az) olandır." Cumhur ise bunun aksi görüştedir. İbn Abbas (r.a.), Mücahid,
Hasan-ı Basri ve İbn Zeyd'den rivayete İmam Taberi ve
birçok kişinin tercihine göre "fakir" insanlardan hiçbir şey istemeyen
iffetli, "miskin" ise insanlardan isteyen, gezip dolaşan ve
insanların peşine takılan kimsedir. Katade der ki:
Fakir kötürümlü kimse, miskin ise sağlığı yerinde olan kimsedir. Süfyan-ı Sevri'nin İbrahim en-Nehai'den naklettiğine göre o: "Onlar fakir
muhacirlerdir." demiştir. Süfyan-ı Sevri: Yani zekattan bedevilere
hiçbir şey verilmez, açıklamasını yapmıştır. Said b. Cübeyr ve Said b. Abdurrahman b. Ebza'dan da böyle
rivayet edilmiştir.
İkrime: "Müslümanların fakirlerine miskin demeyin. Miskinler
sadece Ehl-i kitab'ın
fakirlerine denir." demiştir.
Şimdi sekiz sınıf
hakkında varid olan hadisleri zikredelim:
Fakirler hakkındaki
hadisler:
[3549] İbn Ömer (r.a.)'tan şöyle rivayet edilmiştir; Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) "Sadaka (zekat) ne
zengine helaldir, ne de kuvvetli ve sağlıklı kişiye!" buyurmuştur. Bunu Ahmed b. Hanbel, Ebu Davud ve Tirmizi
rivayet etmişlerdir. Ahmed b. Hanbel,
Nesai ve İbn Mace de benzerini Ebu Hureyre (r.a.) kanalıyla da rivayet etmişlerdir.
[3550] Ubeydullah br Adiyy
b. Hıyar'a iki adamın anlattığına göre; Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)’e
gidip zekat istediler. Rasulullah
(Sallallahu aleyhi ve Sellem)
onları baştan aşağı süzdükten sonra güçlü kuvvetli görünce '''İsterseniz size
vereyim. Ama onda ne zenginin, ne de para kazanan kuvvetli kişinin payı
vardır." buyurdu. Bunu İmam Ahmed b. Hanbel, Ebu Davud
ve Nesai ceyyit ve kuvvetli
senetle rivayet etmişlerdir.
İbn Ebi Hatim, el-Cerhu
ve't-ta'dil kitabında der
ki: Ebu Bekir el-Absi şöyle
dedi: Hz. Ömer (r.a.) "Zekatlar Allah'tan bir farz olarak ancak, yoksulara ... mahsustur."
ayetini okudu ve "Onlar Kitap ehli'dir." dedi. Ömer'in bu sözünü
ondan Ömer b. Nafi' rivayet etmiş ve "Babamı
böyle derken işittim" demiştir. Ben derim ki: Senedinin sahih olduğunu
varsaysak bile bu garip bir görüştür. Bu Ebu Bekir de
Ebu Hatim onun meçhul olduğunu belirtmemiş olsa da
meçhul hükmündedir.
Miskin hakkındaki
hadislere gelince;
[3551] Ebu Hureyre (r.a.)'tan rivayete
göre Rasulullah (Sallallahu
aleyhi ve Sellem): "Miskin insanları dolaşan ve
bir iki lokmanın, bir-iki hurmanın geri çevirdiği kişi değildir." buyurdu.
"Peki miskin kimdir ya Rasulallah?"
dediler. "İhtiyacını giderecek bir zenginliğe sahip olmayan, farkında olun
madığından tasadduk
edilmeyen, insanlardan da bir şey istemeyen kimsedir" buyurdu. Bunu İmam Buhari ve Müslim rivayet etmişlerdir.
"Zekat
Memurları"; ZekatI toplayanlar ve tahsil eden
kimselerdir ki onların zekattan bir miktar hakları vardır. Fakat onların, Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)’in zekat alması haram olan
akrabalarından olmaları caiz değildir.
[3552] Müslim'in
Sahih'inde Abdulmuttalip b. Rebia
b. Haris'ten yapılan rivayete göre o ve Fadl b. Abbas
Rasulullah (Sallallahu aleyhi
ve Sellem)’den kendilerini zekat
toplama işinde görevlendirmesini istediler. Allah Rasulü
(Sallallahu aleyhi ve Sellem):
"Zekat Muhammed'e de Muhammed'in ailesine de
helal değildir. O insanların ellerinin kirinden başka bir şey değildir."
buyurdu.
"Gönülleri
ısındırılacak olanlar" ise birkaç kısımdır. Onlardan bazıları
müslüman olması için verilen kimselerdir. Nitekim Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Huneyn gazvesine
müşrikken katılan Safvan b. Ümeyye'ye
Huneyn ganimetlerinden vermiştir. Safvan
der ki: Bana o kadar verdi ki bana en sevimsiz insan iken en çok sevdiğim insan
oluverdi.
[3553] İmam Ahmed b. Hanbel, Safvan b. Ümeyye'den şöyle
nakleder: "Resulullah (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) Huneyn
günü bana mal verirken bana insanların en sevimsiziydi. O kadar verdi ki bana
insanların en sevimlisi oldu. "
Bunu Müslim ve Tirmizi, Yunus'un Zühri'den
nakliyle rivayet etmişlerdir.
Zekattan onlardan kiminin Müslümanlığı güzelleşsin ve kalbi dinde
sebat etsin diye verilir.
[3554] Nitekim Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Huneyn gunü Kureyş'in (müslüman olup) serbest bırakılan önde gelenlerine ve
eşrafına yüzer deve vermiş ve şöyle demişti: "Ben başkasını daha çok sevdiğim
halde birine Allah'ın (c. c) yüzü üzeri Cehennem ateşine yuvarlamasından
korkarak mal veririm. "
[3555] Buhari ve Müslim Sahih'lerinde Ebu
Said el-Hudri (r.a.)'tan
şöyle rivayet etmişlerdir: Ali b. Ebi Talib Yemen'de bulunduğu sırada Hz. Peygamber’e toprağı
içinde altın madeni göndermişti. Hz. Peygamber (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) bunu dört kişi arasında; Akra b.
Habis, Uyeyne b. Bedr, Alkame b. Ulase ve Zeyd el-Hayr arasında taksim etti
ve "Ben kalplerini (İslam'a) ısındırıyorum" buyurdu.
Bu sınıftan olarak
kimilerine emsallerinin müslüman olması umulduğundan,
kimilerine komşu yerlerden zekat toplaması için,
kimilerine İslam ülkesinin sınır bölgelerinde Müslümanların topraklarından
zararı def etmesi için verilir. Bunların detaylı anlatıldığı yerler fıkıh
kitaplarıdır. Doğrusunu en iyi Allah bilir.
Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'den
sonra İslam'a ısındırmak için zekat verilir mi? Bu
konuda farklı görüşler vardır. Ömer (r.a.), Şa'bi ve
bir grup ilim erbabından yapılan rivayete göre Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'den
sonra onlara verilmez. Çünkü Allah (c.c) İslam'ı ve Müslümanları aziz ve güçlü
kılmış, ülkelerin hakimiyetini ellerine vermiş ve
kulları onlara boyun eğdirmiştir. Bazıları ise zekattan
onlara verileceğini söylemişlerdir. Çünkü Rasulullah
(Sallallahu aleyhi ve Sellem)
Mekke'nin fethinden ve Hevazin'in yenilmesinden sonra
da onlara vermiştir. Bu ihtiyaç duyulabilecek bir durumdur, dolayısıyla onlara
da verilir.
Köleler’e (.....) gelince; Hasan-ı Basri, Mukatil b. Hayyan, Ömer b. Abdulaziz, Said b. Cübeyr, İbrahim en-Nehai, Zührive İbn Zeyd'den rivayete göre onlar mükatep kölelerdir (efendisiyle ona ödeyeceği bir meblağ
karşılığı hürriyetini satın alma akdi yapan köleler). Ebu
Musa el-Eş’ari (r.a.)'tan bunun benzeri bir rivayet
bulunmaktadır. İmam Şafii ve Leys de bu
görüştedirler. İbn Abbas (r.a.) ve Hasan-ı Basri ise: Zekat malından köle
azat edilmesinde bir sakınca yoktur, demişlerdir ki bu İmam Ahmed
b. Hanbel, İmam Malik ve İshak'ın görüşüdür. Yani, rikab (kölelik) genelolup hem mükatebe para verilmesini, bir kölenin ta satın tamamen
satın alınıp azat edilmesini kapsar. Köle azad etmek
ve kölelik bağını çözmek hakkında çok sayıda hadis varit olmuştur. (Hadislerde
ifade edildiğine göre) Allah (c.c) kölenin her bir uzvuna karşılık azad edenin bir uzvunu, hatta cinselorganına
karşılık cinselorganını Cehennem’den azad edecektir. Bu da mükafatın
amel türünden olması kabilindendir; "Siz ancak yaptıklarınızın karşılığını
görüyorsunuz" (Saffat, 39)
[3556] Ebu Hureyre (r.a.)'tan rivayete
göre Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Üç kişi vardır ki onlara
yardım etmek Allah (c.c)'ın kendi üzerine aldığı bir
görevdir; Allah (c.c) yolunda cihad eden kişi, akit
borcunu ödeme niyetindeki mükateb köle ve iffetini
korumak maksadıyla evlenen kişi." Bunu İmam Ahmed b. Hanbel ile Ebu Davud dışındaki Sünen
sahipleri rivayet etmişlerdir.
[3557] Ahmed b. Hanbel, el-Müsned'de Bera b. Azib (r.a.)'tan
şöyle nakleder: Bir adam gelerek "Ya Rasulallah!
Bana, beni Cennet'e yaklaştıracak ve Cehennem'den uzaklaştıracak bir amel
göster." dedi. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi
ve Sellem) "Köle azad
et ve kölelik bağını çöz. " buyurdu. O "Ya Rasulallah!
Bunların ikisi bir değil midir?" diye sordu. Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem):
"Hayır. Köle azadı onu tek başına azad etmendir.
Kölelik bağını çözmek ise ona (efendisine ödeyeceği) para hususunda yardımcı
olmandır." buyurdu.
Borçlulara gelince;
onlar birkaç kısımdır. Mesela bir borç veya diyet yüklenmiştir. Veya bir borca
kefil olmuş, onu da ödemesi gerekmiş, böylece malını elinden götürüp
tüketmiştir. Veya dini bir vecibe için borçlanmıştır. Veya günah olan bir
şeyden (kumar vs.) dolayı borçlanmış, sonra da tevbe
etmiştir. İşte bütün bunlara zekat verilir.
[3558] Bu konudaki delil
Kabisa b. Muharik el-Hilali
hadisidir. O şöyle der: Bir diyeti üstlenmiştim. Onda yardım etmesi için Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e gittim. "Dur da, bize zekat
gelince ondan sana verilmesini emredelim." buyurdu. Sonra "Ey Kabisa! İstemek ancak üç kişiye helaldir:
Biri diyeti üstlenen
kişidir. Onun o miktarda mal elde edene kadar istemesi helaldir, sonra ise
almayı bırakır. Diğeri, başına malının tamamını silip süpüren
bir felaket gelen adam. Onun, yaşamı sürdürmesini bir nebze sağlayacak
veya geçimini karşılayacak mala sahip olana kadar istemesi helaldir. Bir de
adamın başına öyle bir fakirlik gelmiştir ki kavminden aklı başında üç kişi
kalkıp "Gerçekten filan muhtaç hale düşmüştür" demiştir. Onun da
yaşamı sürdürmesini bir nebze sağlayacak veya geçimini karşılayacak mala
kavuşuncaya kadar istemesi helaldir. Bunların dışındaki istemeler (dilencilik)
ise sahibinin yediği haram maldır. Bunu İmam Müslim rivayet etmiştir.
[3559] Ebu Said el-Hudri
(r.a.)'tan rivayete göre; Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
zamanında bir adam satın aldığı bir meyvesine afet geldi ve adamın borcu
çoğaldı. Bunun üzerine Allah Resulü (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) "Ona tasadduk
edin." buyurdu. İnsanlar da verdiler. Verdikleri mal onun borcunu
karşılayacak miktara ulaşmayınca alacaklılarına "(Onun mallarından)
dilediğinizi alın. Sizin ondan başka hakkınız yoktur." buyurdu. Bunu
Müslim rivayet etmiştir.
[3560] İmam Ahmed b. Hanbel, Abdurrahman b. Ebu Bekir'den şöyle
nakleder: Allah Rasulü (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: ''Allah (c.c)
kıyamet gününde borçluyu çağırıp huzurunda durdurur ve "Ey Ademoğlu, bu borcu niçin aldın ve insanların hakların
nerelerde zayi ettin?" der. O da:
"Ey Rabb'im, biliyorsun ki ben borcu aldım da bir şey yiyip
içmedim ve zayi etmedim. Fakat elimdeki malın başına ya bir yangın ya bir
hırsızlık ya da sermayemi götüren ticari bir zarar geldi." der. Allah
(c.c) "Kulum doğru söyledi. Bugün senin borcunu ödemeye en layık olan benim"
buyurdu. Allah (c.c) bir şey getirilmesini emreder ve onu kulun amel
terazisinin kefesine koyar. Bunun üzerine sevapları günahlarından ağır basar ve
Allah'ın lütuf ve rahmetiyle Cennet’e girer. "
''Allah yolunda cihad edenler. " Mesela divandan hakları bulunmayan
savaşçılar bu kapsamadırlar. İmam Ahmed b. Hanbel, Hasan-ı Basri ve İshak,
hadisten dolayı hacca gidenin de Allah yolundakilerden sayılacağını,
söylemişlerdir.
"Yolcu";
Yanında yolculuktaki ihtiyaçlarını göreceği parası bulunmayan beldesinden
çıkmış yolcudur. Malı olsa da ona zekat malından
beldesine ulaştıracak kadar verilir. Beldesinden yolculuğa çıkmaya niyetlenen
ve yanında parası bulunmayan kimsenin hükmü de aynıdır. Ona da gidip gelmesine
yetecek kadar zekat malından verilir. Bunun delili bu
ayet ile,
[3561] Ebu Davud ve İbn
Mace'nin Ebu Said el-Hudri (r.a.)'tan rivayet
ettikleri Rasulullah (Sallallahu
aleyhi ve Sellem)'in şu hadisidir: "Zekat şu beş kimse dışında hiçbir zengine verilmez: Zekat
tahsildarı, zekat malını parasıyla satın alan kişi, borçlu, Allah (c.c) yolunda
cihad eden kişi veya fakirin kendisine tasadduk edilmiş zekat malından zengine hediye vermesi.
" Bunu Süfyan-ı Sevri
ile Süfyan b. Uyeyne, Zeyd b. Eslem'in Ata'dan ... mürsel olarak rivayet
etmişlerdir.
[3562] Ebu Davud, Ebu
Said el-Hudri (r.a.)'tan Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:
"Zengine zekat helal değildir. Ancak Allah (c.c)
yolunda cihad eden kimse, yolcu, fakir bir komşunun
olup (aldığı) zekat malından sana vermesi veya seni
(zekat malından yaptığı şeye) davet etmesi bundan müstesnadır."
''Allah'tan bir farz
olarak" Yani, O'nun (c.c) belirlediği, farz kıldığı ve paylaştırmayı
yaptığı bir hüküm olarak.
''Allah Alimdir" yani, işlerin içini, dışını ve kullarının
maslahatını iyi bilir.
"Hakimdir"
Yani, yaptıkları ve söylediklerinde, koyduğu ve belirlediği hükümlerde büyük
hikmet sahibidir. Ondan başka hiçbir ilah, O'ndan gayri hiçbir rabb yoktur.
|
Devam etmek için aşağıdaki linki
kullan |