İbn Kesir

Tefsir-i Kebir

Tevbe Suresi

71 - 72.ayetler

 

Mü'minler Birbirlerinin Dostlarıdırlar:

 

71. Mü'min erkeklerle mü'min kadınlar birbirlerinin dostlandır. Onlar iyiliği emreder, kötülükten alıkoyarlar, namazı dosdoğru kılarlar, zekatı verirler, Allah ve RasulÜ'ne itaat ederler. İşte onlara Allah rahmet edecektir. Allah azizdir, hikmet sahibidir.

 

Tefsiri:

 

Yüce Allah münafıkların çirkin vasıflarını zikrettikten sonra şimdi de mü'minlerin güzel vasıflarını zikrederek şöyle buyuruyor: "Mü'min erkeklerle mü'min kadınlar birbirlerinin dostlandır." Yani, birbirlerine yardım eder ve destek olurlar.

 

 

[3570] Nitekim sahih hadis kaynaklarında gelen rivayete göre Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) "Mü'min mü'min için birbirini tutan yapı (taşlan) gibidir" buyurdu ve parmaklarını birbirine kenetledi. 

 

 

[3571] Yine sahih bir hadiste Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) "Birbirlerine sevgi ve merhametlerinde mü'minler tek bir beden gibidirler. Ondan bir uzuv acı çektiğinde bedenin diğer yerleri ateşlenerek ve geceleri uyumayarak hemen ona katılırlar (acısına ortak olurlar)" buyurmuştur.

 

"Onlar iyiliği emreder, kötülükten alıkoyarlar'' Nitekim Yüce Allah başka bir ayette: "Sizden, hayra çağıran, iyiliği emredip kötülüğü meneden bir topluluk bulunsun. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir." (Al-i İmran, 104) buyurur. "namazı dosdoğru kılarlar, zekatı verirler" Yani, Allah'a (c.c.) ibadet, kullarına iyilik ederler. ''Allah ve Rasulü'ne itaat ederler." Yani, emredildiklerini yapar, nehyedildiklerini terk ederler. "İşte onlara" yani bu vasıflara sahip olanlara ''Allah rahmet edecektir. Allah azizdir" Yani, kendisine itaat edenleri de aziz eder. Zira izzet Allah'ın (c.c), Peygamber' inin (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ve mü'minlerindir. "hikmet sahibidir." Yani, bu sıfatları onlara paylaştırmada ve zikredilen sıfatları münafıklara tahsis etmede büyük hikmet sahibidir. Zira Allah'ın tüm yaptıklarında hikmeti vardır. O, yüce ve tüm noksanlardan münezzehtir.

 

 

 

72. Allah, mü'min erkeklere ve mü'min kadınlara, içinde ebedi kalmak üzere altından ırmaklar akan cennetler ve Adn cennetlerinde güzel meskenler vaad etti. Allah'ın rızası ise hepsinden büyüktür. İşte büyük kazanç da budur.

 

Tefsiri:

 

Yüce Allah mü' min kadınlara ve mü'min erkeklere hazırladığı "içinde ebedi kalmak" yani sonsuza dek durmak "üzere" hazırladığı "altından ırmaklar akan cennetler ve Adn cennetlerinde" bulunan daimi güzellikleri, nimetleri ve "güzel meskenler"i, yani yapısı güzel ve yaşamı hoş köşkleri "vaad etti. "

 

 

[3572] Nitekim Buhari ve Müslim'in Sahih'lerinde Ebu Musa el-Eş'ari (r.a.)'tan yaptıkları rivayete göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "İki Cennet vardır ki bunların kapları ve içindekilerin tamamı gümüştendir. İki Cennet vardır ki bunların kapları ve içindekilerin tamamı altındandır. Adn Cennetindeki topluluğun Rablerine bakmaları önündeki tek engelO'nun vechinde bulunan büyüklük (Kibriya) örtüsüdür. "

 

 

[3573] Aynı senetle gelen başka bir hadiste Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: "Mü'min'in Cennet'te göğe doğru otuz mil yüksekliğinde içi boş bir inci tanesi gibi çadırı olur. Orada mü'minin, yanlatına uğradığı eşleri vardır ve onlar birbirlerini görmezler. " Bunu Buhari ve Müslim rivayet etmişlerdir.

 

 

[3574] Yine Buhari ve Müslim'in Sahih'lerinde Ebu Hureyre (r.a.)'tan rivayet ettiklerine göre Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) "Kim Allah'a ve Rasulü'ne inanır, namaz kılar, Ramazan orucunu tutarsa onu cennetine koyması Allah (c.c) üzerinde bir haktır. İster hicret etsin, ister doğduğu evinde otursun" buyurdu. Sahabiler: "Ey Allah'ın Rasülü! İnsanlara bunun müjdesini vermeyelim mi?" dediler. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle devam etti: "Cennet'te Allah'ın cihad edenler için hazırladığı yüz derece vardır. Onların her iki derece arasında yeryüzüyle gökyüzü arasındaki gibi mesafe vardır. Allah'tan istediğinizde Firdevs'i isteyin. Çünkü Firdevs Cennetin tam ortası ve en yüksek yeridir. Cennetin nehirleri oradan doğar. Üzerinde de Rahman'ın Arşı vardır. "

 

 

[3575] Taberani, Tirmizi ve İbn Mace de Muaz b. Cebel (r.a.)'tan: "Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'i şöyle buyururken işittim" diye buna benzer bir hadis rivayet etmişlerdir.  Tirmizi'nin de Ubade b. Samit (r.a.)'tan benzer başka bir rivayeti vardır.

 

 

[3576] Ebu Hazim'in Sehl b. Sa'd es-Saidi (r.a.)'tan rivayet ettiğine göre Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: "Cennet halkı Cennet'teki köşklerine bakacak ve (uzaklığından dolayı) ancak sizin gökteki yıldızlan gördüğünüz gibi görecekler. " Bunu Buhari ve Müslim rivayet etmişlerdir.

 

Sonra bilinsin ki Cennet'teki en yüksek yer Arş'a yakınlığından dolayı Vesile adı verilen yerdir ki orası Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in Cennet'teki yeridir.

 

 

[3577] Nitekim İmam Ahmed b. Hanbel, Ebu Hureyre (r.a.)'ten şöyle nakleder; Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) "Bana salat okuduğu nuzda benim için Vesile'yi isteyin" buyurdu. "Ya Rasulallah! Vesile nedir?" dediler. Şöyle buyurdu: "Cennet'teki en yüksek makamdır. Oraya sadece bir adam ulaşacaktır. Umarım ki o kişi ben olurum. "

 

 

[3578] Müslim'in Abdullah b. Amr b. As'tan naklettiğine göre o Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'i şöyle buyururken işitmiştir: "Müezzini işittiğinizde onun söylediklerini tekrarlayın, sonra bana salat okuyun. Çünkü kim bana bir defa salat okursa Allah (c.c) ona on defa salat (rahmet) eder. Sonra benim için Vesile isteyin. Zira o Allah'ın (c.c) kullarından sadece bir kula yaraşan Cennet'teki bir makamdır ve o kişinin ben olmasını umuyorum. Kim benim için Vesile'yi isterse kıyamet gününde şefaatim ona vacip olur. " 

 

 

[3579] İmam Taberimi, İbn Abbas (r.a.)'tan şöyle nakleder; Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Benim için Allah'tan (c.c.) Vesile'yi isteyin. Zira hiçbir kul yoktur ki dünyada benim için onu istesin de kıyamet gününde onun için şahit -veya "şefaatçi" - olmayayım. " buyurdu.

 

 

[3580] İmam Ahmed b. Hanbel, Müsned'inde Ebu Hureyre (r.a.)'tan şöyle nakleder; Biz "Ya Rasulallah! Bize cennetten bahset; onun yapısı neydendir?" dedik. Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: ''Altın Kerpiçleri altın ve gümüş, sıvası misk, çakılı inci ile yakut, toprağı zaferandır. Oraya kim girse hiçbir şeye ihtiyaç duymayıp hep nimetler içinde olur. Sonsuza dek yaşar, hiç ölmez. Elbisesi eskimez, gençliği yok olmaz."

 

İbn Ömer (r.a.)'tan da bunun benzeri yine Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in hadisi olarak rivayet edilmiştir.

 

 

[3581] Tirmizi'nin Hz. Ali (r.a.)'tan rivayet ettiğine göre; Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) "Cennet'te öyle köşkler vardır ki dışı içinden içi dışından görülür. " buyurunca bir bedevi kalkarak "Ya Rasulallah! O kimler rçindir?" diye sordu. Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) "Sözü güzel olan, yemek yediren, oruca devam eden ve insanlar uyurken namaz kılanlar içindir." buyurdu. Tirmizi daha sonra "Garip bir hadistir." demiştir. Taberani bunu benzer bir lafızla Abdullah b. Amr ve Ebu Malik el-Eş’ari’den Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in hadisi olarak rivayet etmiştir. Taberani'de soran kişinin adı Ebu Malik olarak geçmektedir. Doğrusunu en iyi Allah bilir

 

 

[3582] Üsame b. Zeyd (r.a.)'tan şöyle rivayet edilmiştir: Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) "Cennete koşmaz mısınız? Zira cennetin bir benzeri ve dengi yoktur. Kabe'nin Rabbine andolsun ki o parlayan bir ışık, sallanan bir reyhan, yüksek bir köşk, sürekli akan bir nehir, olgun bir meyve, güzel eş, hoş elbiseler, selamet yurdunda sonsuza dek kalış, meyve, yeşillik ve bolluktur, yüksek ve güzel bir yerdeki nimetlerdir." buyurdu. Bunun üzerine sahabiler: "Evet ya Rasulallah! Biz ona koşmaktayız" dediler. Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ''Allah'ın izniyle, deyin" buyurdu. Onlar da:

Allah'ın izniyle, dediler. Bunu İbn Mace rivayet etmiştir.

 

Allah (c.c) daha sonra şöyle buyuruyor: ''Allah'ın rızası ise hepsinden büyüktür." Yani, Allah'ın (c.c) onlardan hoşnutluğu ise içinde bulundukları nimetlerden daha büyük, daha değerli ve daha yücedir.

 

 

[3583] Nitekim İmam Malik'in Ebu Said el-Hudri (r.a.)'tan rivayetine göre Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Yüce Allah cennet ehline "Ey cennet ehli!" diye seslenir. Onlar da "Ey Rabbimiz, buyur, emrini yapmaya ıhazırız!" derler. Yüce Allah "Halinizden memnun musunuz?" buyurur. Onlar da "Rabbimiz! Nasıl memnun olmayalım; sen bize kullarından hiç kimseye vermediğin bunca nimeti ihsan eyledin!" derler. Allah "Size bunlardan daha şerefli bir nimet vereceğim!" buyurur. "Ya Rab! Bunlardan daha üstün hangi nimet var ki?" derler. Allah "Size rızamı indiriyorum. Artık bundan sonra ebedi olarak size darılmayacağım" buyurur. "

 

Bunu Buhari ve Müslim de İmam Malik'ten naklen tahriç etmişlerdir.

 

 

[3584] Cabir b. Abdullah (r.a.)'tan şöyle rivayet edilmiştir; Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Cennet halkı cennete girdiği vakit Aziz ve Celil olan Allah onlara "Canınız bir şey istiyor mu, vereyim." buyurur. Onlar "Ey Rabbimiz, bize vermediğin nimet ne var ki?'' derler. Allah (c.c) "Benim rızam daha büyüktür" buyurur. " Bunu Bezzar da Müsned'inde Süfyan-ı Sevri nin nakliyle rivayet etmiştir. Hafız Ziya Makdisi, "Sıfatu'l-Cenne" kitabında: "Bu bana göre sahih hadisin koşullarını haizdir.'' demiştir. Doğrusunu en iyi Allah bilir.

 

Devam etmek için aşağıdaki linki kullan

 

73. Ey peygamber! Kafirlere ve münafıklara karşı cihad et, onlara sert davran. Onların varacakları yer cehennemdir. O ne kötü bir varış yeridir!

74. Söylemediklerine dair Allah'a yemin ediyorlar. Halbuki o küfür sözünü elbette söylediler ve müslüman olduktan sonra kafir oldular. Başaramadıkları bir şeye de yeltendiler. Münafıkların Peygamber'e ve mü'minlere kin beslemelerinin tek sebebi, Allah ve Rasulü'nün kendi lütfu ile mü'minlerin ihtiyaçlarını gidermesiydi. Eğer tevbe ederlerse onlar için daha hayırlı olur. Eğer yüz çevirirlerse Allah onları dünyada da, ahirette de acıklı bir azaba çarptıracaktır. Yeryüzünde onların ne dostu ne de yardımcısı vardır.