İbn Kesir

Tefsir-i Kebir

Tevbe Suresi

75 – 78.ayetler

 

Allah'a Söz Verip ondan Dönmek:

 

75. Onlardan kimi de, "Eğer Allah lütuf ve kereminden bize verirse, mutlaka sadaka vereceğiz ve elbette biz salihlerden olacağız!" diye Allah’a and içti.

76. Fakat Allah lütfundan onlara verince, onda cimrilik edip yüz çevirerek sözlerinden döndüler.

77. Nihayet, Allah’a verdikleri sözden döndüklerinden ve yalan söylediklerinden dolayı Allah, kendisiyle karşılaşacakları güne kadar onların kalbine nifak soktu.

78. (Münafıklar), Allah'ın, onların sırrını da, fısıltılarını da bildiğini ve Allah'm, gaybları bilici olduğunu anlamadılar mı?

 

Tefsiri:

 

Yüce Allah buyuruyor ki: Münafıklardan öyleleri vardır ki Allah (c.c) lütfundan ona verirse malından mutlaka infak edeceğine ve mutlaka Salihlerden olacağına dair Allah'a söz ve ahit vermişlerdir. Ancak sözlerinde durmamış, iddialarını doğrulayıcı hareket etmemişlerdir. Allah da (c.c) bu davranışları akabinde -Allah korusun- kalplerine, kıyamet gününde O'na varıncaya kadar duracak bir nifak yerleştirmiştir. İçlerinde İbn Abbas (r.a.) ile Hasan-ı Basrl'nin bulunduğu bir çok müfessir ayet-i kerimenin nüzul sebebinin ensardan Sa'lebe b. Habb olduğunu söylemişlerdir.

 

 

[3597] Bu hususta bir hadis varit olup onu Taberi ve İbn Ebi Hatim bu ayetin tefsirinde zikretmişlerdir. Onların Ebu Ümame b. Bahili'den naklettiklerine göre; Sa'lebe b. Habb Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e "Bana mal mülk vermesi için Allah'a dua et" dedi. Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Yazıklar olsun sana ey Sa'lebe, şükrünü eda edeceğin az mal ona güç yetiremeyeceğin çok maldan hayırlıdır" buyurdu. Bir süre sonra Sa'lebe

onu tekrar söyledi. Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ''Allah'ın peygamberi gibi olmak istemez misin? Canımı elinde tutan Allah'a andolsun ki dağların yanımda altın ve gümüş olarak yürümelerini istesem yürürler" buyurdu. Sa'lebe: Seni hakikat ile gönderen Allah'a and olsun ki sen Allah'a dua eder de O (c.c) bana mal mülk verirse mutlaka her hak sahibine hakkını vereceğim." dedi. Bunun üzerine Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ''Allah'ım! Sa'lebe'ye mal lütfet" diye dua etti. Sa'lebe bir koyun sürüsü aldı ve koyun, kurdun üremesi gibi üredi. Medine ona dar gelince oradan çıkıp Medine'nin vadilerinden birine gitti. Öğle ve ikindi namazlarını cemaatle kılıyor, diğerlerini ise terk ediyordu. Malı daha da çoğalıp artınca daha da uzaklaştı ve Cuma dışındaki tüm namazları terk etti. Koyunlar kurdun üremesi gibi ürediler. Sa'lebe sonunda Cuma namazını da bıraktı. Cuma günleri Medine’den gelenleri karşılar ve onlara haberleri sorardı. Derken Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) "Sa'lebe ne yaptı?" diye sordu. "Ya Resulullah! Bir koyun almıştı. Medine ona dar geldi." dediler ve durumunu anlattılar. Bunun üzerine Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) "Yazıklar olsun sana ey Sa'lebe! yazıklar olsun sana ey Sa'lebe! Yazıklar olsun sana ey Sa'lebe!" buyurdu. Bunun üzerine Allah (c.c) "Onların mallarından sadaka al; bununla onları (günahlardan) temizlersin, onları arıtıp yüceltirsin. Ve onlar için dua et. Çünkü senin duan onlar için sükunettir (onları yatıştırır). Allah işitendir, bilendir." (Tevbe, 103) ayetini nazil etti ve farz olan sadakalar hakkında Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e bilgi verildi. Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ona biri Cüheyne, diğeri Süleym'den olmak üzere iki adam gönderdi. Onlara müslümanlardan zekatı nasıl alacaklarını yazdı. "Sa'lebe ile filana -Beni Süleym'den biri- emredin ve onlardan zekatlarını alın" buyurdu. Bunlar çıkıp gittiler ve Sa'lebe'nın yanına gittiler. Ondan zekat isteyip Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in emrini okudular. Sa'lebe "Bu cizyenin kardeşinden başka bir şey değiL. Bu cizyenin kardeşinden başka bir şey değiL. Bu cizyenin kardeşinden başka bir şey değiL. Bu nedir bilmiyorum. Gidip işlerinizi bitirin, sonra gelin" dedi. Onlar da gittiler. Sülemi kabilesinden olan adam onları duyunca develerinin en iyi yaşta olanlarına bakıp onları zekata ayırdı. Gidenler malları görünce "Bunu yapman şart değildir. Senden bunu almak istemiyoruz." dediler. O ise: Bilakis, bunları alın. Zira bunu gönül rızasıyla yapıyorum. Bunlar onun içindir, dedi. Bunun üzerine malları aldılar. Onun zekat işlerini bitirdikten sonra dönerken Sa'lebe'ye uğradılar. Sa'lebe: "Bana emir kağıdınızı gösterin" dedi. Ona baktıktan sonra "Bu cizyenin kardeşinden başka bir şey

f değiL. Gidin de kararımı vereyim." dedi. Onlar da ayrılıp Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in yanına geldiler. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) onları görünce henüz onlarla konuşmadan "Yazık sana ey Sa'lebe!" buyurdu. Sülemi kabilesinden olan için ise Allah'ın (c.c) bereket vermesi için dua etti. Gelenler Sa'lebe'nin yaptığını da Sülemi kabilesine mensup kişinin yaptığını da haber verdiler. Bunun üzerine Allah (c.c) "Onlardan kimi de, 'Eğer Allah lütuf ve kereminden bize verirse, mutlaka sadaka vereceğiz ve elbette biz salihlerden olacağız!' diye Allah'a and içti. .. " (75-77. ayetler) ayetlerini nazil etti. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in yanında Sa'lebe'nin akrabalarından biri vardı ve bunu işitti. Çıkıp Sa'lebe'nin yanına geldi ve "Yazıklar olsun sana ey Sa'lebe! Allah (c.c) senin hakkında şu şu ayetleri nazil etti" dedi. Sa'lebe çıkıp Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e geldi ve zekatını ondan kabul etmesini istedi. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ise "Allah (c.c) senden zekatını kabul etmemi yasakladı" buyurdu. Bunun üzerine Sa'lebe başına toprak saçmaya başladı. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ona "Bunu kendin yaptın. Emrettim, fakat bana itaat etmedin." buyurdu. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) zekat almayı kabul etmeyince Sa'lebe dönüp evine geldi. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) vefat edene kadar ondan bir şey kabul etmedi. Sonra Ebu Bekir (r.a.) halife olunca Sa'lebe çıkıp yanına geldi ve "Sen benim Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in nezdindeki yerimi ve ensar arasındaki değerimi biliyorsun. Zekatımı kabul et." dedi. Ebu Bekir (r.a.): "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) senden kabul etmedi." dedi ve onu reddetti. Ebu Bekir (r.a.) vefat edene kadar ondan kabul etmedi. Ömer (r.a.) halife olunca Sa'lebe onun yanına geldi ve "Ey mü'minlerin emiri, zekatımı kabul et." dedi. Ömer (r.a.): Onu senden Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) de, Ebu Bekir (r.a.) da kabul etmediler, ben mi kabul edeceğim?" dedi. Sonra Osman (r.a.) halife oldu. Sa'lebe ondan da zekatını kabul etmesini istedi. O da: "Onu Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem), Ebu Bekir ve Ömer kabul etmedi de ben mi kabul edeceğim?" dedi ve ondan kabul etmedi. Sa'lebe Osman (r.a.)'ın hilafeti döneminde öldü.

 

"Allah'a verdikleri sözden döndüklerinden ve yalan söylediklerinden dolayı... " Yani, vaadlerinden dönmeleri ve yalanları sebebiyle Allah (c.c) kalplerine nifak soktu.

 

 

[3598] Nitekim sahih bir hadiste Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: "Münafıkın alameti üçtür; konuştuğunda yalan söyler, söz verdiğinde ondan döner ve kendisine bir şeyemanet edildiğinde ona ihanet eder. " Bu manada başka bir çok hadis vardır. Doğrusunu en iyi Allah bilir.

 

"(Münafıklar), Allah'ın, onların sırrını da, fısıltılarını da bildiğini ve Allah'ın, gaybları bilici olduğunu anlamadılar mı?" Yüce Allah kendisini gizliyi de gizlinin gizlisini de bildiğini, mal mülk sahibi olduklarında tasadduk yapacaklarını ve şükrünü eda edeceklerini söyleseler de kendisinin onların kalplerindekini daha iyi bildiğini haber veriyor. Zira Allah (c.c) onları kendilerinden daha iyi bilmektedir. Çünkü O (c.c) gaybları çok iyi bilendir. Yani her görünmeyen ve görüneni, her gizliyi ve fısıltıyı bilir. O açık-gizli her şeyi bilir.

 

Devam etmek için aşağıdaki linki kullan

 

79 ve 80. ayetler