|
İbn Kesir Tefsir-i Kebir |
Tevbe Suresi 79 - 80.ayetler |
Münafıkların
Mü'minlerle Alay Etme Ahlakı:
79. Sadakalar
hususunda, mü'minlerden gönüllü verenleri ve güçlerinin yettiğinden başkasını bulamayanları
çekiştirip onlarla alay edenler var ya, Allah işte onları maskaraya
çevirmiştir. Ve onlar için acıklı azap vardır.
Tefsiri:
Bu da yine münafıkların
vasıflarındandır. Hiç kimse onların ayıplamasından ve çekiştirmesinden hiçbir
şekilde kurtulamaz. Öyle ki sadaka verenler bile onlardan kurtulamazlar.
Mü'minlerden biri çok mal getirirse "Bu gösterişçi" derler, az mal
getirirse "Allah (c.c)'ın onun bu sadakasına ihtiyacı yoktur."
derler.
[3599] Nitekim İmam
Buhari, İbn Mes'ud (r.a.)'tan şöyle nakleder: Bize sadaka vermemiz emredilince
(para kazanıp tasadduk etmek için) sırtımızda ücretle mal taşımaya başladık.
Bir defasında bir adam çok miktarda mal tasadduk etti ve onlar (münafıklar)
onun için "riyakar" dediler. Başka bir adam geldi ve bir sa' kadar
(yaklaşık 3 kg.) sadaka verdi; ona da "Şüphesiz Allah (c.c) bunun
sadakasından müstağnidir" dediler. İşte bunun üzerine, "Sadakalar
hususunda, mü'minlerden gönüllü verenleri ve güçlerinin yettiğinden başkasını
bulamayanları ayıplayıp onlarla alayedenler ... " ayeti indi. Bunu aynı
zamanda İmam Müslim de Sahih'inde, Şu'be 'nin aynı senet zinciriyle nakliyle
rivayet etmiştir.
[3600] İmam Ahmed b.
Hanbel, Ebu Selil’den şöyle nakleder: Biz Baki' de oturmuş sohbet ederken bir
adam başımızda durup şöyle dedi: "Babamın -veya amcamın- bana anlattığına
göre o Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'i Baki'de "Kim bir şey
tasadduk ederse kıyamet gününde onun için şahitlik edeceğim" buyururken
işitmiş." Bunun üzerine para kazanıp tasadduk etme maksadıyla sarığımı bir
iki kat açtım. Fakat insanoğlunda bulunan (utanma duygusu) bana da geldi ve onu
geri bağladım. O sırada Baki'de daha kara, daha kısa ve gözü daha kanlı birini
görmediğim bir adam bir deveyi çekerek geldi. Daha önce Bakı' de ondan daha
güzel bir deve görmemiştim. "Ya Rasulallah! Zekat mı alıyorsun?"
dedi. Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) "Evet" diye
buyurunca "Şu deve senin olsun" dedi. Bunun üzerine bir adam onu
ayıplayarak ve alayederek "Bu adam şunu mu zekat veriyor? Vallahi deve
ondan daha hayırlıdır" dedi. Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) onu
işitti ve "Yalan söylüyorsun. Bilakis o senden de o hayvandan da
hayırlıdır." buyurdu. Bunu üç defa söyledikten sonra yine üç kez,
"Yüzlerce devesi bulunanlara yazıklar olsun"lbuyurdu. Sahabiler
"Onlardan kim müstesnadır ya Rasulallah!" diye sordular. Sağından ve
solundan avuçlarını bir araya getirip, Ancak malı şöyle şöyle yapanlar
müstesnadır" buyurdu. Ardından üç defa "Zahid olan ve kendini yoran
kurtuluşa erdi" buyurduktan sonra "Geçimde zahid, ibadette kendini
yoran" diye ekledi.
[3601] Ali b. Ebi Talha
bu ayetle ilgili İbn Abbas (r.a.)'tan şöyle nakleder: Abdurrahman b. Avf kırk
uvkiye (1600 dirhem) altınla Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)’in yanına
geldi. Ensardan biri ise Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e bir sa'
yiyecekle geldi. Bazı münafıklar "Vallahi Abdurrahman getirdiğini ancak
riyayla getirdi." dediler. Yine "Allah ve Rasulü'nün bu bir sa'
yiyeceğe ihtiyacı yoktur." dediler.
[3602] Avfi, İbn Abbas (r.a.)'tan
şöyle nakleder: Birgün Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) çıkıp
insanların yanına geldi ve: "Sadakalarınızı buraya toplayın. " diye
seslendi. Bunun üzerine insanlar, sadakalarını getirip bir yere koydular.
İçlerinden muhtaç olan biri bir ölçek hurma getirdi ve "Ey Allah Rasulü,
bu bir sa' ölçüsü hurma. Gece boyu testi ile su çektim ve iki sa' hurma
kazandım. Birini geride bıraktım, diğerini sana getirdim. dedi. Rasulullah
getirdiğini diğer sadakaların içine katmasını emretti. Bunun üzerine bir kısım
insanlar onunla alayettiler ve "Allaha yemin olsun ki Allah ve Rasulü'nün
buna ihtiyacı yoktur. Onlar senin bu bir sa' hurmanı ne yapacaklar?"
dediler. Sonra Kureyş kabilesinin Zühre oğullarından Abdurrahman b. Avf,
Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e: "Bu sadakaları getirenlerden
sadaka vermeyen kimse kaldı mı?" diye sordu. Rasulullah (Sallallahu aleyhi
ve Sellem) "Hayır" buyurdu. Abdurrahman b. Avf: "Bende yüz
uvkiyye altın sadaka var" dedi. Ömer b. el-Hattab: "Sen deli
misin?" dedi. Abdurrahman: "Hayır, deli değilim." dedi. Ömer
(r.a.): "Sen ne söylediğinin farkında mısın?" dedi. Abdurrahman da:
"Evet farkındayım. Benim sekiz bin dirhemim var. Bunlardan dört binini
Rabbime ödünç veriyorum. Diğer dört binini ise kendime bırakıyorum." dedi.
Bunun üzerine Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Allah verdiğini
de, kendine bıraktığını da mübarek kılsın." diye dua etti. Bu durum
münafıkların hoşuna gitmedi ve "Allaha yemin olsun ki Abdurrahman bu
bağışını gösteriş için yaptı" dediler. Halbuki münafıklar yalan
söylüyorlardı. Abdurrahman bunu gerçekten bağış olarak vermişti. İşte bunun
üzerine Allah Teala onun ve bir sa' hurma getiren arkadaşının mazur olduğunu
bildirerek kitabında, "Sadakalar hususunda, mü'minlerden gönüllü verenleri
ve güçlerinin yettiğinden başkasını bulamayanları çekiştirip onlarla
alayedenler var ya, Allah işte onları maskaraya çevirmiştir. Ve onlar için
acıklı azap vardır. " ayetini indirdi. Mücahid ve başkalarından da böyle
rivayet edilmiştir.
[3603] İbn İshak der ki:
Mü'minlerden gönüllü olaraK (bol) verenler dört bin dirhem tasadduk eden
Abdurrahman b. Avf ile Beni İkan oğullarının kardeşi Asım b. Adiyy idi. Zira
Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) sadaka vermeye teşvik ve tahrik etti.
Bunun üzerine Abdurrahman b. Avf kalkıp dört bin dirhem, Asım b. Adiyy de
kalkıp yüz ölçek hurma tasadduK'etti. Münafıklar onlara dil uzattılar ve
"Bu riyadan başka bir şey değildir" dediler. Güçlerinin yettiğince
verense Amr b. Avfoğulları'nın müttefiki Üneyf el-İraşioğullarının kardeşi Ebu
Akil'di. O da bir sa' getirip sadaka malları arasına koymuştu. Bunun üzerine
münafıklar gülüştüler ve "Ebu Akil'in bir sa'ına Allah'ın ihtiyacı
yoktur." dediler.
[3604] Bezzar der ki:
Bize Talut b. Abbad'ın naklettiğlne göre .... Ebu Hureyre (r.a.) şöyle anlattı:
Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Tasadduk edin; zira bir delege
göndermek istiyorum" buyurdu, Bunun üzerine Abdurrahman b. Avf (r.a.)
gelerek "Ya Rasulallah! Benim dört binim var. İki binini Rabb'ime borç vereceğim,
iki binini ise aile halkına ayıracağım" dedi. Allah Rasulü (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) "Allah senin verdiğin mala da, yanında bıraktığın mala
da bereket versin." buyurdu. Ensardan birinin de o geceyi geçirdikten
sonra eline iki sa' hurma geçti. "Ya Rasulallah. İki sa' hurmam oldu. Bir
'sa'ını Rabb'ime borç vereceğim, bir sa' ını ise ail efradıma ayıracağım"
dedi. Ebu Hureyre (r.a.) der ki: Bunun üzerine münafıklar onunla alayettiler ve
şöyle dediler: "Abdurrahman b. Avf. ancak riyayla verdi." dediler.
Yine "Allah (c.c) ve Rasulü bunun bir sa'ınd müstağni değil miydi?"
dediler. Bunun üzerine Allah (c.c) "Sadakalar hususunda, mü'minlerden
gönüllü verenleri ve güçlerinin yettiğinden başkasını bulamayanları çekiştirip
onlarla alayedenler var ya, Allah işte onları maskaraya çevirmiştir. Ve onlar
için acıklı azap vardır. "ayetini indirdi. Bezzar sonra bunu Ebu Kamil'in
Ebu Avane'den, onun Ömer b. Ebi Seleme'den, onun de. babasından mürselolarak
nakliyle rivayet etmiş ve Bunu Talut dışında kimse muttasıl olarak rivayet etmedi,
demiştir.
[3605] İmam Taberi, Ebu
Akil'den şöyle nakleder: Geceleyin iki sa' hurma mukabilinde sırtımda deriden
iple su taşıdım. Onların birini ihtiyaçlarını görmeleri için aileme bıraktım.
Diğerini ise Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e yakınlaşmak için
getirdim. Yanına gelip bunu haber verince, "On sadaka mallarının arasına
serp (at)" buyurdu. Bazıları alayettiler ve "Vallahi. Allah bu
zavallının parasından müstağniydi" dediler. Bunun üzerine Allah (c.c)
"Sadakalar hususunda, mü'minlerden gönüllü verenleri ve güçlerinin
yettiğinden başkasını bulamayanları çekiştirip onlarla alayedenler var ya.
Allah işte onları maskaraya çevirmiştir ... "ayetlerini (iki ayetil
indirdi.
Bunu Taberani de Zeyd b.
Habbab'ın nakliyle rivayet etmiş ve Ebu Akil' i.. adı Habhab'dır, ona
Abdurrahman b. Abdullah b. Sa'lebe denir, demiştir.
"Allah işte onları
maskaraya çevirmiştir. " İfadesi onların mü'minlere karş. kötü
hareketlerine ve onlarla alay edişlerine mukabele kabilindendir. Çünkü ceza
amel cinsinden olur. Allah (c.c) da mü'minlere destek olarak münafıklara
onlarla alayedenler gibi muamele etmiş, münafıklara ahirette acıklı bir azap
hazırlamıştır.
80. Onlar için ister
af dile, ister dileme. Onlar için yetmiş defa af dilesen de Allah onları asla affetmeyecek.
Bu, onların Allah ve Rasulü'nü inkar etmelerinden ötürüdür. Allah fasıklar
topluluğunu hidayete erdirmez.
Tefsiri:
Yüce Allah peygamberine
o münafıkların, kendileri için af dilenmeye layık olmadıklarını, onlar için
yetmiş defa af dilese bile Allah'ın (c.c) onları kesinlikle affetmeyeceğini
haber veriyor. Kimisine göre yetmiş sayısı onlar için af dilemenin önünün
tamamen kesilmesi maksadıyla zikredildiği söylenmiştir. Çünkü Araplarda yetmiş
sayısı mübalağa için söylenir. Sayının kendisinin kastedip daha fazla af
dilemede durumun farklı olacağı gibi bir mana düşünmezler. Kimine göre bu
sayının mefhum-u muhalifi (yetmişten fazlasında af dilemenin fayda vereceği
manası) vardır.
[3606] Nitekim Avfi, İbn
Abbas (r.a.)'tan şöyle nakleder: Bu ayet nazil olunca Allah Rasulü (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) "Rabb'imin bana onlar hakkında izin verdiğini
işitiyorum. Vallahi ben de yetmişten çok af dileyeceğim. Belki Rabb'im onları
bağışlar." dedi. Yüce Allah ise onlara gazabının şiddetiyle: "Onlar
için ister af dile, ister dileme. Onlar için yetmiş defa af dilesen de Allah
onları asla affetmeyecek. Bu, onların Allah ve Rasulü'nü inkar etmelerinden
ötürüdür. Allah fasıklar topluluğunu hidayete erdirmez. " buyurdu.
[3607] Şa'bi der ki:
Abdullah b. Übeyy'in hastalığı ağırlaşınca oğlu Hz. Peygamber (Sallallahu
aleyhi ve Sellem)'e giderek "Babamın vefat anı yaklaştı. Sizin yanında
olmanızı ve ona dua etmenizi arzuluyorum" dediler. Hz. Peygamber
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) ona ''Adın nedir?" diye sordu. O "Habbab
b. Abdullah" deyince "Bilakis sen Abdullah oğlu Abdullah'sın. Habbab
şeytan adıdır" buyurdu. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) onunla
Abdullah'ın yanına gitti. Ona terli olan gömleğini giydirdi ve onun için dua
etti. "Münafık olduğu halde onun için dua mı ediyorsun?" denilmesi
üzerine Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: ''Allah (c.
c) "Onlar için yetmiş defa af dilesen de Allah onlad asla
affetmeyecek." buyuruyor. Ben de mutlaka yetmiş, yetmiş ve yetmiş defa af
dileyeceğim. " Urve b. Zübeyr, Mücahid b. Cebr ve Katade b. Diame'den de
böyle rivayet edilmiştir. Bunları Taberi kendi senediyle rivayet etmiştir.
|
Devam etmek için aşağıdaki linki kullan |