|
İbn Kesir Tefsir-i Kebir |
Tevbe Suresi 91 – 93.ayetler |
Gerçek Mazeretleri
Bulunanlar:
91. Allah ve Rasulü için (insanlara) öğüt verdikleri takdirde,
zayıflara, hastalara ve (savaşta) harcayacak bir şey bulamayanlara günah
yoktur. Zira iyilik edenlerin aleyhine bir sorumluluk yoktur. Allah çok
bağışlayan ve çok esirgeyendir.
92. Kendilerine binek
sağlaman için sana geldiklerinde: Sizi bindirecek bir binek bulamıyorum,
deyince, harcayacak bir şey bulamadıklarından dolayı üzüntüden gözleri yaş
dökerek dönen kimselere de (sorumluluk yoktur).
93. Sorumluluk ancak,
zengin oldukları halde senden izin isteyenleredir. Çünkü onlar geri kalan
kadınlarla beraber olmaya razı oldular. Allah da onların kalplerini mühürledi,
artık onlar (neyin doğru olduğunu) bilmezler.
Tefsiri:
Yüce Allah sonra oturup
cihada çıkmadıklarında günah kazanmayan özür sahiplerini açıklıyor. Evvela
onlardan kişiden ayrılmayan özrü zikrediyor ki o, cihadda
çarpışmaya girmeyi engelleyen bedeni zayıflıktır. Körlük, topallık ve benzeri
şeyler de bu kapsamdadır. O yüzden önce bunlarla, bedende meydana gelen ve
cihada çıkmaktan alıkoyan bir hastalık veya savaşa hazırlanmasına engel
fakirlik sebebiyle sonradan anı olan özrü zikretmiştir. Dolayısıyla cihada
çıkmaz ve beldelerinde bulundukları sürede insanlara nasihatte bulunur, fitneye
yol açacak dedikodular yapmaz, insanları cihaddan
caydırmaz ve iyi hal üzere olurlarsa onlara bir günah yoktur. O yüzden Yüce
Allah "Zira iyilik edenlerin aleyhine bir sorumluluk yoktur. "
buyuruyor. Süfyan-ı Sevri, Abdulaziz b. Refi kanalıyla Ebu Sümameden şöyle nakleder:
Havariler İsa (a.s)'a
"Bize Allah için nasihat edenin kim olduğunu söyle" dediler.
"Allah'ın hakkını insanların hakkından önde tutan, iki şeyortaya
çıkıp birinin dünyalık diğerinin ahiretlik olduğu
belli olduktan sonra önce ahiretlikle başlayıp sonra
dünyalığa geçen kişidir." dedi.
Evzai der ki: İnsanlar yağmur namazına çıktılar. Bilal b. Sad kalkıp Allah'a hamd-ü sena
ettikten sonra "Ey cemaat, siz günahkar
olduğunuzu itiraf etmiyor musunuz?" dedi. "Tabii ki evet"
dediler. Bunun üzerine "Allah'ım! Biz senin "Zira iyilik edenlerin
aleyhine bir sorumluluk yoktur." buyurduğunu işittik. Allah'lm!İişte
günahlarımızı itiraf ediyoruz. Bizi bağışla, bize merhamet et ve yağmur
ver" dedi. O da insanlar da ellerini kaldırdılar ve ardından yağmur yağdı.
Katade der ki: Bu ayet Aiz b. Amr el-Müzeni hakkında nazil oldu.
[3630] İbn Ebi Hatim, Zeyd b. Sabitten şöyle nakleder: Ben Resulullah
(Sallallahu aleyhi ve Sellem)'a
(vahiy) katipliği yapıyordum. Tevbe
suresini yazarken cihad emri geldiğinde kalemi
kulağımın üzerine koymuştum. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'de
kendisine inmekte olan vahiyle meşguldü. O sırada bir ama gelerek, "Ya Resulullah! Ama halim le ben
nasıl yapacağım?'' dedim. Bunun üzerine ''Allah ve Rasulü
için (insanlara) öğüt verdikleri takdirde, zayıflara, hastalara ve (savaşta)
harcayacak bir şey bulamayanlara günah yoktur. " ayeti nazil oldu.
[3631] Avfi bu ayetle ilgili İbn Abbas
(r.a.)'tan şöyle nakleder. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
insanlara kendisiyle cihada çıkmalarını emretmişti. Bunun üzerine aralarında
Abdullah b. Mugaffel el-Müzeni'nin
bulunduğu Resulullah (Sallallahu
aleyhi ve Sellem)'in bir grup sahabesi gelerek
"Ya Resulullah! Bize binek ver" dediler.
Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) "Size bineceğiniz bir binek bulamıyorum"
buyurdu. Bunun üzerine ağlayarak geri döndüler. Cihaddan
geri kalmak onlara ağır geldi. Ne harcayacak para, ne de binek
bulabiliyorlardı. Allah (c.c.) onların kendisine ve Peygamber'ine olan büyük
sevgilerini görünce kitabında onların mazur olduğunu beyan eden ayet indirdi ve
şöyle buyurdu: ''Allah ve Rasulü için (insanlara)
öğüt verdikleri takdirde, zayıflara, hastalara ve (savaşta) harcayacak bir şey
bulamayanlara günah yoktur ..... Artık onlar (neyin
doğru olduğunu) bilmezler." (91-93. ayetler)
nazil oldu.
Mücahid Allah'ın (c.c.) "Kendilerine binek sağlaman için sana
geldiklerinde: Sizi bindirecek bir binek bulamıyorum, deyince
... " ayeti hakkında şöyle der: Bu Beni Mukarrin
b. Müzeyne hakkında nazil olmuştur. Muhammed b. Ka'b der ki: Bunlar yedi kişiydi. Amr b. Avf
oğullarından Salim b. Umeyr, Beni Vakıf oğullarından Heremi b. Amr, Beni Mazin b. Kü oğullarından Ebu Leyla lakaplı
Abdurrahman b. Ka'b, Mualla
oğullarından Selman b. Sahr, Harise oğullarından Abdurrahman b. Zeyd Ebu Able -ki eşyasını tasadduk edip kendisinden kabulolunan
odur-, Beni Selem oğullarından Amr b. Aneme ve Abdullah b. Amr
el-Müzeni.
[3632] Muhammed b. İshak
Tebuk gazvesinden bahsederken şöyle der: Sonra bir
grup müslüman erkek ağlayarak Rasulullah
(Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e
geldiler. Bununla esnardan ve başkalarından yedi
kişiydiler; Amr b. Avf
oğullarından Salim b. Umeyr, Harise oğullarının
kardeşi Ulbe b. Zeyd, Mazin
b. Neccar oğullarından Ebu
Leyla Abdurrahman b. Ka'b,
Selime oğullarından Amr b. Humam
b. Cemuh ve Abdullah b. Mugaffel
el-Müzeni -ki bazıları onun adının Abdullah b. Amr
el-Müzeni olduğunu söylemişlerdir-, Vakıf oğullarının kardeşi Abdullah oğlu Heremi ve İbraz b. Sariye el-fezari. Bunlar fakirdiler ve Rasulullah
(Sallallahu aleyhi ve Sellem)’den
binek istediler. O (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ise: "Size bir binek bulamıyorum"
buyurdu. Bunun üzerine harcayacakları bir şey bulamamanın üzüntüsüyle gözleri
yaşlı geri döndüler.
[3633] İbn Ebi Hatim, Hasan-ı Basri'den şöyle nakleder: Rasulullah
(Sallallahu aleyhi ve Sellem)
"Siz Medine'de öyle kimseler bıraktınız ki her ne harcadıysanız, hangi
vadiyi geçtiyseniz ve düşmana karşı her ne zafer elde ettiyseniz hepsinde de
onlar size sevapta ortak oldular. " buyurdu, sonra "Allah da onların
kalplerini mühürledi, artık onlar (neyin doğru olduğunu) bilmezler."
ayetini okudu.
[3634] Bu hadisin aslı Buhari ve Müslim'in Sahih'lerinde Enes b. Malik (r.a.)'tan
rivayet ettikleri şu hadistir: Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
"Şüphesiz Medine'de öyle kimseler var ki hangi vadiyi geçmişseniz ve her
nerede yürüyüp yol almışsanız onlar da sizinle beraberdi. " buyurdu. Ashab: "Ey Allah'ın Rasulü!
Onlar Medine'de bulundukları halde öyle mi?'' deyince, O (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) "(Evet) Onları sizinle
gelmekten özürleri alıkoymuştu." buyurdu.
[3635] İmam Ahmed b. Hanbel, Cabir (r.a.)'tan
Rasulullah (Sallallahu
aleyhi ve Sellem)'in şöyle buyurduğunu rivayet
etmiştir: "Şüphesiz Medine'de öyle erkekler var ki hangi vadiyi
geçmişseniz ve her nerede yürüyüp yol almışsanız onlar da sizinle beraberdi.
Onları sizinle gelmekten hastalıkları alıkoymuştu. " Bunu Müslim ve İbn Mace de A'meş’e
kadar bir çok tarikten gelen gerisi aynı senetle
rivayet etmişlerdir.
Yüce Allah sonra zengin
oldukları halde cihada çıkmamak için izin isteyen kimseleri kınayıp ve
yolculukta geride kalan kadınlarla birlikte kalmaya razı olanları azarlıyor:
"Allah da onların kalplerini mühürledi, artık onlar (neyin doğru olduğunu)
bilmezler."
|
Devam etmek için aşağıdaki linki
kullan |