|
İbn Kesir Tefsir-i Kebir |
Tevbe Suresi 107 – 110.ayetler |
Mescid-i Dırar:
107. Bir de zarar
vermek, inkar etmek, mü'minlerin arasına ayrılık sokmak ve daha önce Allah ve Resulü'ne
karşı savaşmış olan adama üs olması için bir Dırar mescidi kuranlar ve
"Bununla iyilikten başka bir şey niyet etmedik" diye mutlaka yemin
edecek olanlar da vardır. Halbuki Allah onların kesinlikle yalancı olduklarına
şahitlik eder.
108. Onun içinde asla
namaz kılma! İlk günden takva üzerine kurulan mescid içinde namaz kılman
elbette daha doğrudur. Onda temizlenmeyi seven erkekler vardır. Allah da çok
temizlenenleri sever.
Tefsiri:
Bu mübarek ayetlerin
nüzul sebebi şudur. Hz. Peygamber'in (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Medine'ye
hicretinden önce orada Hazrec kabilesinden "Rahip Ebu Amir" denilen
bir adam vardı. Bu adam cahiliye döneminde Hristiyanlık dinine girmiş, Kitap
ehlinin ilimlerini okumuştu. Çok ibadet eden biriydi ve Hazrec kabilesi arasında
da büyük bir saygınlığı vardı. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
hicret edip Medine'ye gelmesi, Müslümanların O'nun (Sallallahu aleyhi ve
Sellem) etrafından toplanması, İslam'ın sesinin yücelmesi, Allah'ın (c.c.)
onları Bedir gününde muzaffer kılması üzerine mel'un Ebu Amir salyalarını
akıtmaya başladı. Düşmanlığını dışa vurdu ve onu açıktan yapmaya başladı. Kaçıp
Kureyş müşriklerine, Mekke kafirlerine giderek onları Resulullah (Sallallahu
aleyhi ve Sellem)’e karşı savaşa teşvik etti. Bunun üzerine Uhud yılında
kendilerine uyan Arap kabileleriyle birlikte çıkıp geldiler. Müslümanların
başına gelenler geldi, Allah (c.c.) onları imtihan etti ve sonunda zafer yine
takva sahiplerinin oldu. Bu fasık iki saf arasına çukurlar kazmış, birine
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) düşmüş ve yaralanmıştı. Yüzü
yaralanmış sağ alt çenesinin ön dişi kırılmış, başı yarılmıştı. Ebu Amir
çatışmanın başında ensarın kendi kavminden olanlara doğru ilerlemiş onlara
konuşma yapmış, kendisine yardıma ve uymaya çekmek için çalışmıştı. Ne
söylediklerini anlayınca ona "Allah (c.c.) senin gözünü hiç aydın etmesin
ey fasık, ey Allah'ın düşmanı" demişler, dövmeye kalkışmış ve sövmüşlerdi.
Bunun üzerine "Vallahi, benden sonra milletime kötülük gelmiştir"
diyerek geri dönmüştü. Mekke'ye kaçışından önce Resulullah (Sallallahu aleyhi
ve Sellem) onu Allah'a (c.c.) çağırmış, Kur'an'ı okumuştu. Fakat o direterek
müslüman olmayı reddetmişti. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu aleyhi ve
Sellem) kovulmuş olarak uzaklarda ölmesi için dua etmişti. Onu Resulullah
(Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in bu duası tuttu. Zira Uhud savaşı sona erip
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in davasının yükselmekte ve
güçlenmekte olduğunu görünce Rum kralı Heraklius'a giderek Hz. Peygamber (Sallallahu
aleyhi ve Sellem)'e karşı ondan yardım istedi. O da ona ümit ve vaadler verdi.
Ebu Amir onun yanında kaldı ve kavmine mensup ensardan nifak ve şüphe ehli bir
grup kişiye haber gönderdi. Onlara Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile
savaşacak, onu yenecek ve önceki haline döndürecek bir orduyla geleceği
vaadinde bulundu, ümit verdi. Gönderdiği mektupları getirenin onu kendilerine
okuyacağı, daha sonra kendisi geldiğinde sığınak ve kale olarak kullanacağı bir
yer edinmelerini emretti. Bunun üzerine Kuba mescidinin yanına bir mescid
inşasına başladılar. Onu Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Tebuk'a
çıkmadan önce sağlam bir şekilde yaptılar. Orada namaz kılışını orayı kabul
ettiği ve onayladığına dair delil göstermek için Resulullah (Sallallahu aleyhi
ve Sellem)'i orada namaz kılmaya çağırdılar. Mescidi kış gecelerinde
kendilerinden güçsüzlere ve hastalara kolaylık olsun diye yaptıklarını
söylediler. Allah (c.c.) Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'i orada
namaz kılmaktan korudu ve Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) "Biz
yolculuğa çıkmak üzereyiz. Fakat inşaallah döndüğümüzde" buyurdu.
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) dönüp Medine'ye gelmesinin üzerinden
bir gün veya daha az bir süre geçmeden O'na (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Dırar
mescidini, onların bunu küfrü ve ilk günden takva üzere kurulmuş olan Kuba
mescidindeki mü'minler cemaatini bölmeyi hedeflediklerini bildiren vahiy indi.
Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem), Medine'ye varmadan önce
o mescidi yıkması için bir adam gönderdi.
Nitekim Ali b. Ebi
Talha, İbn Abbas (r.a.)'ın "Bir de zarar vermek, inkar etmek, mü'minlerin
arasına ayrılık sokmak ve daha önce Allah ve Resulü'ne karşı savaşmış olan
adama üs olması için bir Dırar mescidi kuranlar" buyruğuyla ilgili şöyle
dediğini nakleder: Bunlar bir mescid inşa eden ensardan bir grup kişiydi. Ebu
Amir onlara "Bir mescid bina edin ve elinizden geldiği kadar güçlenin ve
silah hazırlayın. Ben Hum kralı Kayser'e gidip Hum diyarından bir orduyla gelecek
ve Muhammed ile arkadaşlarını oradan çıkaracağım" demişti. Bunlar
mescidlerini yaptıktan sonra Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e
gelerek "Mescidimizin inşasım bitirdik. Orada namaz kılmam ve bizim için
bereket duasında bulunmam arzuluyoruz." dediler. Bunun üzerine Allah
(c.c.) "Onun içinde asla namaz kılma! İlk günden takva üzerine kurulan
mescid içinde namaz kılman elbette daha doğrudur .... Allah zalimler güruhunu
doğru yola erdirmez." ayetlerini indirdi. Said b. Cübeyr, Mücahid, Urve b.
Zübeyr, Katade ve daha birçok alimden de böyle rivayet edilmiştir.
[3654] Muhammed b.
İshak; Zühri, Yezid b. Human, Abdullah b. Ebi Bekir, Asım b. Ömer b. Katade ve
başkaları şöyle demişlerdir: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Tebuktan
yola çıktı ve Medine'ye bir gündüzlük mesafedeki "Zuevan" da
konakladı. Dırar mescidini yapanlar Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
Tebuk'a hazırlık yaparken gelerek, "Ya Rasulallah! Biz hasta ve yardıma
muhtaç kimseler için, yağmurlu geceler ve kış geceleri için bir mescid inşa
ettik. Senin gelerek orada bizim için namaz kılma nı arzuluyoruz."
demişlerdi. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) de: "Ben yolculuğa
çıkmak üzereyim ve meşgulüm -veya benzer bir ifade- Allah'ın izniyle dönersek
yanınıza gelip sizin için orada namaz kılarız. " buyurdu. (Dönüşte)
Zuevan'a vardığında O'na (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bu mescidin haberi
geldi. Bunun üzerine Salim b. Avf oğullarından Malik b. Dahşum ve ve Ma'n İbn
Adiyy'i veya Bil'adan kabilesinden olan Amir İbn Adiyy'i çağırdı ve "Şu
cemaati zalim mescide giderek yıkın ve yakın" diye emretti. Hızla çıkıp
Malik b. Duhşum'un topluluğu olan Salim b. Avf oğullarına gittiler. Malik,
Ma'n'a "Bekle de sana ailemden bir ateş getireyim" dedi. Ailesinin
yanına girip bir hurma dalı aldı ve onu tutuşturdu. Sonra hızla gidip cemaati
içindeyken mescide vardılar ve yakıp yıktıktan sonra oradan ayrıldılar.
Haklarında olayı baştan sona anlatan Kur'an'ın "Bir de zarar vermek, inkar
etmek, mü'minlerin arasına ayrılık sokmak ve daha önce Allah ve Rasulü'ne karşı
savaşmış olan adama üs olması için bir Dırdr mescidi kuranlar ... "
ayetleri nazil oldu. Mescidi inşa edenler on iki kişiydi: Ubeyd b. Zeyd
oğullarının dostu ve Amr b. Avf oğullarından Hazam b. Halid. Ki tefrika mescidi
fikri onun evinden çıkmıştı. Soyu Ümeyye b. Zeyd’e varan Ubeyd oğullarından
Sa'lebe b. Hatıb. Dubey'a b. Zeyd oğullarından Muattib b. Kuşeyr ile yine
Dubey'a b. Zeyd oğullarından Ebu Habibe b. Ez'ar. Amr b. Avf oğullarından ve
Sehl b. Huneyf'in kardeşi Abbad b. Huneyf. Amr b. Avf oğullarından Sehl'in b.
Huneyf'in kardeşi Abbad b. Huneyf. Cariye b. Amir ile iki oğlu Mücemma' ve
Zeyd. Nebtel el-Haris. Bunların hepsi Beni Dubey'a oğullarındandır. Yine Beni
Dubey'a oğullarından Bahzec ile Bicad b. Osman. Bir de Ümeyye oğullarının dostu
olan Vedia İbn Sabit. Bunlar da Ebu Lübabe b. Abdülmünzir kabilesindendirler.
"Bununla iyilikten
başka bir şey niyet etmedik" diye mutlaka yemin edecek olanlar da
vardır." Bunlar mescidi inşa edenlerdir. Yani: Biz bu mescidi ancak
insanlara iyilik ve kolaylık olsun diye yaptık, diye yemin edeceklerdir. Allah
(c.c.) buyuruyor ki: "Halbuki Allah onların" niyet ve kasıtlarında
"kesinlikle yalancı olduklarına" o mescidi ancak Kuba mescidine zarar
vermek için, Allah'a karşı küfürle, mü'minlerin arasında bölünme meydana
getirmek, Allah'a (c.c.) ve Rasulü'ne (Sallallahu aleyhi ve Sellem) karşı
savaşana -ki o rahib denen mel'un Ebu Amir el-fasık'tır- üs olması için
yaptıklarına "şahitlik eder."
"Onun içinde asla
namaz kılma!" Yüce Allah burada Peygamberini orada kıyam etmekten, yani
namaz kılmaktan men ediyor. Bunda ümmeti de O'na tabidir. Yüce Allah sonra Hz.
Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'i ilk günden itibaren takva üzere inşa
edilen Kuba mescidinde kılmaya teşvik ederek şöyle buyuruyor: "İlk günden
takva üzerine kurulan mescid içinde namaz kılman elbette daha doğrudur. "
Sözün akışına göre konu Kuba mescididir.
[3655] O yüzden sahih
bir hadiste Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem):
"Kuba mescidinde kılınan
bir namaz bir umre gibidir. " buyurmuştur.
[3656] Sahih bir
rivayete göre; Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Kuba mescidini binitle
ve yürüyerek ziyaret ederdi.
[3657] Bir rivayette
şöyle denmektedir: Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Kuba'ya ilk
geldiğinde ve Beni Amr b. Avf oğullarının evlerine konakladığında bu mescidi
yaparken kıblesinin yönünü bizzat Cebrail (a.s) belirlemişti. Doğrusunu en iyi
Allah bilir.
[3658] Ebu Davud'un Ebu
Hureyre (r.a.)'tan rivayetine göre Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
şöyle buyurdu: '''Onda temizlenmeyi seven erkekler vardır. ' ayeti Kuba mescidi
cemaati hakkında nazif oldu. Onlar (tuvalette) suyla istinca ederlerdi
(temizlenirlerdi) de bu ayet onlar hakkında nazil oldu. " Bunu Tirmizi ve
İbn Mace zayıf bir ravi olan Yunus b. Haris'in nakliyle rivayet etmişlerdir.
Tirmizi: Hadis bu vecihten gariptir, demiştir.
[3659] Taberani, İbn
Abbas (r.a.)'tan şöyle nakleder: "Onda temizlenmeyi seven erkekler vardır.
" ayeti nazil olunca Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Uveym b.
Saide'ye birini göndererek "Allah'ın (c.c.) sizi övdüğü temizlik
nedir?" diye sordurdu. O da: "Ya Rasulallah! Bizden herhangi bir
erkek veya kadın tuvaletten çıktığında mutlaka fercini (ön organını) -başka rivayette:
dübürünü (arka organını) yıkar." dedi. Bunun üzerine Allah Resulü
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) "İşte o budur. " buyurdu.
[3660] İmam Ahmed b.
Hanbel'in ... Şurahbil’den naklettiğine göre Uveym b. Saide el-Ensari ona Hz.
Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in Kuba mescidinde yanlarına gelip
"Allah (c.c.) mescidiniz meselesinde sizi temizlikle övdü. Sizin
yaptığınız temizlik nedir ki?" diye sormuş, onlar ise: "Ya
Rasulallah! Tek bildiğimiz şu ki; bizim Yahudi komşularımız vardı ve
dübürlerini suyla yıkarlardı. Biz de onların yıkadığı gibi yıkadık"
demişler. Bunu İbn Huzeyme Sahih'inde rivayet etmiştir.
[3661] İbrahim b. İsmail
el-Ensari der ki: Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Uvemym'e
''Allah'ın "Onda temizlenmeyi seven erkekler vardır. Allah da çok
temizlenenleri sever." buyruğunda sizi övdüğü şey nedir?" diye sordu.
Oradakiler: "Ya Rasulallah! Biz dübürlerimizi suyla yıkarız" dediler.
Taberi, Huzeyme b.
Sabit'ten şöyle nakleder: "Onda temizlenmeyi seven erkekler vardır. Allah
da çok temizlenenleri sever. " buyruğu nazil oldu. Onlar büyük tuvalet
ihtiyaçlarını gördüklerinde dübürlerini yıkarlardı.
[3662] Başka bir hadis:
Muhammed b. Abdullah b. Selamdan şöyle nakledilir: Allah Resulü (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) Kuba'ya gelince "Onda temizlenmeyi seven erkekler
vardır. Allah da çok temizlenenleri sever." ayetini
i kastederek
"Şüphesiz Aziz ve Celil olan Allah sizi temizlik hususunda böyle güzel bir
şekilde övdü. Bana onun ne olduğunu söylem ez misiniz?" diye sordu. Onlar
da, "Ya Resulullah! Biz Tevrat'ta suyla temizlenmenin bize bir farz
kılındığını gördük" dediler.
Ayette bahsedilen
mescidin Kuba mescidi olduğunu bir grup selef açıkça ifade etmiş, bunu Ali b.
Ebi Talha da İbn Abbas (r.a.)'tan rivayet etmiştir. Abdurrezzak bunu Zühri'nin
Urve b. Zübeyrden nakliyle rivayet etmiştir. Atiyye el-Avfi, Abdurrahman b.
Zeyd, Şa'bi ve Hasan-ı Basri de bu görüştedirler. Bunu Said b. Cübeyr ile
Katadeden de Beğavi rivayet etmiştir.
Sahih bir hadiste ise takva
üzere inşa edilenin Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in Medine'nin
içindeki mescidi olduğu ifade edilmiştir. Bu doğrudur ve ayetle
çelişmemektedir. Çünkü Kuba mescidi ilk günden takva üzere kurulmuşsa
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in mescidinin takva üzere kurulmuş
olması daha evladır.
[3663] Bu yüzden Ahmed
b. Hanbel, Müsned'inde, Übeyy b. Ka'bdan rivayet etmiştir: Hz. Peygamber
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) "Takva üzere kurulan mescidi benim bu
mescidimdir" buyurdu. Bunu sadece Ahmed b. Hanbel rivayet etmiştir.
[3664] İmam Ahmed b.
Hanbel, Sehl b. Sa'd es-Saidi'den şöyle nakleder: Allah Resulü (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) zamanında takva üzere inşa edilen mescid hakkında görüş
ayrılığına düştüler. Onlardan biri "O Resulullah (Sallallahu aleyhi ve
Sellem)'in mescididir" derken, diğeri "Kuba mescididir" dedi.
Hz. Peygamber (-sav)'e
gidip sordular. O: "O benim bu mescidimdir" buyurdu. Bunu da yine
sadece İmam Ahmed b. Hanbel rivayet etmiştir.
[3665] Imam Ahmed b.
Hanbel, Ebu Said el-Hudri'nin (r.a.) oğlu Said (r.a.)'tan şöyle nakleder: İki
adam takva üzere kurulan mescidin hangisi olduğu hususunda ihtilaf ettiler.
Birisi: O Kuba mescididir. diğeri: Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in
mescididir, dedi. Bunun üzerine Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem):
"O benim mescidimdir" buyurdu.
Bunu sadece İmam Ahmed b. Hanbel rivayet etmiştir.
[3666] Bunun Başka
Tariki: İmam Ahmed b. Hanbel, Ebu Said elHudri'nin (r.a.) oğlu kanalıyla Ebu
Said el-Hudri (r.a.)'tan şöyle nakleder: İki adam takva üzere kurulan mescidin
hangisi olduğu hususunda ihtilaf ettiler. Biri: O Kuba mescididir, diğeri: O
Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in mescididir, dedi. Bunun üzerine
Allah Rasulü (sallallahu aleyh' ve sellem): "O benim mescidimdir"
buyurdu. Bunu Tirmizi ile Nesai de rivayet etmişlerdir. Tirmizi sahih olduğunu
söylemiştir. Birazdan geleceği gibi bunu İmam Müslim de rivayet etmiştir.
[3667] İmam Ahmed b.
Hanbel, Ebu Said el-Hudri (r.a.)'tan şöyle nakleder: Biri Hudre oğulları
kabilesinden, diğeri Amr b. Avf oğulları kabilesinden iki adam takva üzere
kurulan mescid hakkında tartıştılar. Hudre kabilesinden olan: O Rasulullah
(Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in mescididir, Amr kabilesinden olan ise: O Kuba
mescididir, dedi. Bunlar Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e giderek
bunu sordular. Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Mescid-i Nebevı'yi
kastederek: "O bu mesciddir" buyurdu. Kuba mescidini kastederek de
"Onda da çok hayır vardır" buyurdu.
[3668] Hadisin Başka
Tariki: İmam Taberi, Humeyd el-Harrat el-Medeni'den şöyle nakleder: Ebu Said
el-Hudri (r.a.)'ın oğlu Abdurrahman oğlu Ebu Seleme'ye "Babandan takva
üzere kurulan mescid hakkında ne işittin?" diye sordum. dedi ki: Babam
şöyle anlattı; Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e gidip eşlerinden
birinin evinde yanına girdim. "Ya Rasulallah! Takva üzere kurulan mescid
hangisidir?" dedim. Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bir avuç
çakıl alıp yere attı ve "O şu mescidinizdir" buyurdu. Humeyd sonra
Ebu Seleme'ye: "Babanı bunu söylerken işittin (öyle mi?)" demiştir.
Bunu Muhammed b. Hatem'in Yahya b. Said -den nakliyle sadece İmam Müslim
rivayet etmiştir.
Ayette bahsedilen
mescidin Mescid-i Nebevi olduğunu selef ve haleften bir grup kişi söylemiştir.
Bu Hz. Ömer (r.a.), oğlu İbn Ömer (r.a.); Zeyd b. Sabit bir Said b. Müseyyeb
rivayet etmiş, Taberi de bu görüşü tercih etmiştir.
"İlk günden takva
üzerine kurulan mescid içinde namaz kılman elbette daha doğrudur. Onda
temizlenmeyi seven erkekler vardır. Allah da çok temizlenenleri sever. "
buyruğunda ilk olarak ortağı olmayan tek Allah’a ibadet için inşa edilmiş olan
eski camilerde namaz kılmanın, Salihlerden, abdesti mükemmel almaya riayet eden
ve pisliklerden uzak durmaya çalışan kimselerden oluşan cemaatle namaz kılmanın
müstehaplığına delil vardır.
[3669] Nitekim İmam
Ahmed b. Hanbel, Şeybe Ebu Ruh'tan, Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve
Sellem)'in ashabından birinden şöyle nakleder:
Rasulullah (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) sabah namazını bizimle kıldı ve onda Rum suresini okurken
yanıldı. Namazı bitirince "Kur'an'ı okurken yanıltılıyoruz. Muhakkak ki
sizden bizimle namaz kılıp da abdestlerini güzel almayanlar var. Artık sizden
kim bizimle namaz kılmaya gelirse abdestini güzel alsın. " buyurdu. İmam
Ahmed b. Hanbel sonra bunu iki tarikten daha rivayet etmiştir.
Bu da gösteriyor ki
temizliği mükemmel yapmak ibadeti edayı kolaylaştırır, onu tam ve mükemmel
yapmaya, farz, sünnet ve müstehaplarını tam yerine getirmeye yardımcı olur. Ebu
Aliye: "Allah da çok temizlenenleri severbuyruğu hakkında şöyle rder:
Suyla temizlenmek gerçekten güzeldir. Faka: onlar (ayette bahsedilenler)
günahlardan arınmış kimselerdir. A'meş de: Bu günahtan tevbe etmek, şirkten
arınmaktır, demiştir.
[3670] Nitekim
Sünen'lerde ve diğer hadis kitaplarında bir çok tarikle gelen bir hadise göre;
Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Kuba'lılara ''Aflah (c.c.) sizi
temizlik hususunda övdü; siz ne yapıyorsunuz ki?" diye sordu.
"(Tuvaletten sonra taşla temizlenmenin ardından bir de) suyla
temizleniY0ruz" dediler.
[3671] Bezzar da ...
Ahmed b. Muhammed b. Abdulazizden şöyle nakleder: Babamın defterinde şöyle
okudum: Zühri'den rivayete göre o Ubeydullah b. Abdullahtan, o da İbn Abbas
(r.a.)'tan şöyle nakletti: "Ond temizlenmeyi seven erkekler vardır. Allah
da çok temizlenenleri sever." aye" Kuba'lılar hakkında nazil oldu.
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) onlara bunun sebebini sorduğunda
"Biz taharette taşın ardından suyla da temizlenİyoruz" dediler. Bezzar
daha sonra: Bunu Zühriden sadece Muhammec. b. Abdulaziz, Muhammed b.
Abdulazizden de sadece oğlu (Ahmed) rivayet etmiştir. Hadisi bu lafızla
zikretmemin sebebi bunun fakihler arasında meşhur iken müteehhirin hadisçilerin
birçoğu veya hiçbiri tarafından bilinmemesidir. Doğrusunu en iyi Allah bilir.
109. Binasını Allah
korkusu ve rızası üzerine kuran kimse mi daha hayırlıdır, yoksa yapısını,
yıkılacak bir yarın kenarına kurup, onunla beraber kendisi de çöküp cehennem ateşine
giden kimse mi? Allah zalimler topluluğunu doğru yola iletmez.
110. Yaptıkları bina,
kalpleri parçalanıncaya kadar yüreklerinde devamlı olarak bir şüphe olacaktır.
Allah çok iyi bilendir, hikmet sahibidir.
Tefsiri:
Yüce Allah buyuruyor ki:
Mescidi Allah'tan sakınmayı (takva) elde etmek ve O'nun rızasını kazanmak için
kuran kimse ile mü'minlere zarar vermek, küfür yapmak (onu icra etmek ve
yaymak), mü'minler arasında ayrılık çıkarmak, daha önce Allah'a (c.c.) ve
Rasulü'ne (Sallallahu aleyhi ve Sellem) karşı savaşanlara üs yapmak için
kullanan bir olmaz. Bunlar mescidlerini "yıkılacak bir yarın
kenarına" yani yıkılmak üzere olan bir yarın ucuna "kurmuşlardır.
Allah zalimler topluluğunu doğru yola iletmez." Yani, bozguncuların işlerini
düzeltmez, yoluna koymaz.
[3672] Cabir b. Abdullah
(r.a.) der ki: Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) zamanında zarar için
kurulan mescidi ondan duman çıkarken gördüm. İbn Cüreyc der ki: Bize
anlatıldığına göre bir takım kimseler orayı kazmışlar ve oradan duman çıktığını
görmüşler. Katade de böyle demiştir. Halef b. Yasin el-Kufi der ki: Allah'ın
(c.c.) Kur'anda zikretmiş olduğu münafıkların mescidini (onun harabesini)
gördüm. Orada bir taş vardı ve ondan ateş çıkıyordu. Bugün orası çöplüktür.
Bunu İmam Taberi (rh.a.) rivayet etmiştir.
"Yaptıkları bina,
kalpleri parçalanıncaya kadar yüreklerinde devamlı olarak bir şüphe olacaktır.
"Yani, bu çirkin harekete girişmelerinden dolayı kalplerinden şek ve nifak
eksik olmayacaktır. Buzağıya tapanlara onun sevgisi içirildiği gibi, Allah
(c.c.) bunların kalplerine de nifak yerleştirmiştir.
"Kalpleri
parçalanıncaya kadar" Yani, ölünceye kadar. İbn Abbas (r.a.), Mücahid,
Katade, Süddi, Habib b. Ebi Sabit, Dahhak, Abdurrahman b. Zeyd b. Eslem ve
selef ulemasından daha birçoğu böyle tefsir etmişlerdir.
"Allah"
kullarının yapıp ettiklerini "çok iyi bilendir," onların mükafat ve
cezalarını verme de "hikmet sahibidir. "
|
Devam etmek için aşağıdaki linki kullan |