|
İbn Kesir Tefsir-i Kebir |
Yunus Suresi 7 – 10.ayetler |
Allah'a Kavuşmayı
Ummayanlar ile Mü'minlerin Ahiretteki Durumları:
7. Huzurumuza
çıkacaklarını beklemeyenler, dünya hayatına razı olup onunla rahat bulanlar ve ayetlerimizden
gafil olanlar yok mu;
8. İşte onların,
kazanmakta oldukları yüzünden varacakları yer, ateştir!
Tefsiri:
Yüce Allah kıyamet
gününde Allah (c.c.)'a kavuşacağını inkar eden,
Allah'a kavuşmaya dair hiçbir beklentisi bulunmayan, bu dünya hayatından hoşnut
olup gönülleri onda sükunet ve huzur bulan bedbahtların halini anlatıyor.
Hasan-ı Basri der ki: Vallahi onların dünyayı süslemeleri ve yüceltmeleri ancak
Allah'ın (c.c.) kevnı ayetlerinden gafil olup onlarda tefekkür etmemeleri,
şer'i ayetlerinden gafil olup onlara uymamaları sebebiyle dünya hayatından
hoşnut olmalarıyla gerçekleşmiştir. Dolayısıyla onların tekrar döndürüldükleri
gündeki yurtları; Allah'ı (c.c.), Peygamber'i ve ahiret gününü inkarları yanında dünyalarında işlemiş oldukları günahlar,
hatalar ve cürümlerin cezası olarak cehennemdir.
9. İman edip güzel
işler yapanlara gelince, imanlarıyla Rableri onları nimet dolu cennetlerde, alt
yanından ırmaklar akan saraylara erdirir.
10. Onların oradaki
duası "Allah'ım! Seni noksan sıfatlardan tenzih ederiz!" (sözleri),
birbirleriyle karşılaştıkça söyledikleri selamlaşmaları "selam"
(sözü)dür. Onların dualarının sonu da şudur: Hamd, alemlerin Rabbi Allah'a
mahsustur.
Tefsiri:
Bu ayetler de Allah'a
iman ve Peygamberleri tasdik eden, emrolunduklarını yerine getirip salih
ameller işleyen kimselerin halinden bahsederek Allah'ın (c.c.) imanları
sebebiyle onlara hidayet edeceğini haber veriyor. "...../
imanlarıyla" ifadesindeki Ba edatının sebeplik manasına gelmesi mümkündür
ki o durumda mana şöyle olur: Dünyadaki imanları sebebiyle Allah (c.c.) onları
kıyamet günü, oradan geçip cennete ulaşmaları için sırat köprüsü ne
yönlendirecektir. Ba edatının "yardım alma" manasına gelmesi de
mümkündür. Nitekim Mücahid "imanlarıyla Rableri onları ... erdirir."
ayeti hakkında "imanları onlara ışığında yürüyecekleri bir nur olur."
demiştir. İbn Cüreyc de bu ayetle ilgili olarak: Kabrinden kalktığında ameli
güzel bir surette ve hoş bir kokuyla görünür. Onu karşılar ve her türlü hayırla
müjdeler. Adam ona "Sen kimsin?" diye sorduğunda "Senin
amellerinim." der. Sonra sahibini cennete sokana kadar önünde ışık olur.
işte Allah'ın (c.c.) "imanlarıyla Rableri onları nimet dolu cennetlerde ..
erdirir." buyruğu bunu ifade etmektedir. Kafire de çirkin görünümlü ve pis
kokulu bir kimse şeklinde gözükür. Ona yapışır ve cehenneme fırlatıncaya kadar
yanından ayrılmaz. Katade’den de mürsel senetle bunun benzeri rivayet
edilmiştir. Doğrusunu en iyi Allah bilir.
"Onların oradaki
duası "Allah'ım! Seni noksan sıfatlardan tenzih ederiz!" (sözleri),
birbirleriyle karşılaştıkça söyledikleri selamlaşmaları "selam"
(sözü)dür. Onların dualarının sonu da şudur: Hamd, alemlerin Rabbi Allah'a
mahsustur. " Yani, cennet halkının durumu böyledir. İbn Cüreyc der ki:
Bana "Onların oradaki duası / çağrısı "Allah'ım! Seni noksan
sıfatlardan tenzih ederizdir. " hakkında şöyle anlatıldı: Cennettekilerin
yanından bir kuş geçip canları istediğinde "Allah'ım! Seni noksan
sıfatlardan tenzih ederiz!" derler. Bu onların (nimetleri) çağırma
üsluplarıdır. Hemen melek canlarının çektiğini onlara getirir. Getirince onlara
selam verir, onlar da selamını alırlar. "Birbirleriyle karşılaştıkça
söyledikleri selamlaşmaları "selam" dır." buyruğu bunu ifade
etmektedir. Yedikten sonra Allah'a hamd ederler. "Onların dualarının sonu
da şudur: Hamd, alemlerin Rabbi Allah'a mahsustur. " buyruğunda anlatılan
da budur. Mukatil b. Hayyan der ki: Cennettekiler bir yiyeceği getirtmek
istediklerinde, ''Allah'ım! Seni noksan sıfatlardan tenzih ederiz!"
derler. Derhal on bin hizmetçi, her birinde diğerinde olmayan yiyecekler
bulunan altın tabaklarla yanına gelirler. Kişi onların hepsinden yer. Süfyan-ı
Sevri der ki: Onlardan biri bir şey getirtmek istediğinde ''Allah'ım! Seni
noksan sıfatlardan tenzih ederiz!" der.
Bu ayet Allah'ın şu
ayetlerine benzemektedir: "Kendisine kavuştukları gün, Allah'ın onlara
iltifatı, "selam" dır. Allah onlara çok değerli mükafat
hazırlamıştır. " (Ahzab, 44) "Orada boş bir söz ve günaha sokan bir
laf işitmezler. Söylenen, yalnızca "selam, selam" dır. Onlara
merhametli Rabbin söylediği selam vardır." (Yasin, 58) "O yurt Adn
cennetleridir; oraya babalarından, eşlerinden ve çocuklarından salih olanlarla
beraber girecekler, melekler de her kapıdan onların yanına varacaklardır.
(Melekler:) Sabrettiğinize karşılık size selam olsun! Dünya yurdunun sonu
(cennet) ne güzeldir! (derler)." (Ra'd,23-24)
"Onların dualarının
sonu da şudur: Hamd, alemlerin Rabbi Allah'a mahsustur." buyruğu Allah'ın
(c.c.) her zaman övülen, tüm zamanlarda kulluk edilen olduğunu göstermektedir.
Bu yüzden yaratmaya başladığında ve onun devamında, kitabının girişinde (Fatiha
süresinde) ve Kur'an'ı indirmeye başlamasında kendisini över. Zira şöyle
buyurur: "Hamd ... kendisinde hiçbir (tezat ve) eğrilik bulunmayan
dosdoğru Kitab'ı indiren Allah'a mahsustur." (Kehf, 1) Yine "Hamd,
gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlığı var eden Allah’a
mahsustur." (En'am, 1) buyurur. Allah (c.c.) tek tek zikredilmesi
durumunda sözün uzayacağı daha bir çok durumda da kendisini övmüştür.
Kendisinin dünya ve ahirette, başta ve sonda, tüm hallerde övülen olduğunu
ifade etmiştir.
[3718] Bu yüzden bir
hadiste Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:
"Cennet halkına nefes alıp vermeleri ilham olunduğu gibi tesbih ve hamd
ilham olunur. " Bunu ise nimetlerinin katlanarak arttığını, tekrarlanarak
ve başa dönerek artırıldığını gördüklerinden dolayı yaparlar. Zira Allah'ın
nimetleri sonsuz ve sınırsızdır. Ondan başka hiçbir ilah, O'nun dışında hiçbir
rabb yoktur.
|
Devam etmek için aşağıdaki linki kullan |