İbn Kesir

Tefsir-i Kebir

Yunus Suresi

17.ayetler

 

Allah'a Karşı Yalan Uydurmak ve Ayetlerini Yalanlamak:

 

17. Öyleyse Allah'a karşı yalan uydurandan veya onun ayetlerini yalanlayandan daha zalim kimdir? Doğrusu suçlu günahkarlar kurtuluşa erişemezler.

 

Tefsiri:

 

Yani, Allah'a karşı yalan uyduran, Allah adına söz söyleyen ve öyle olmadığı halde Allah'ın (c.c.) kendisini peygamber olarak gönderdiğini iddia edenden daha zalim, daha azgın ve cürmü daha büyük hiç kimse yoktur. Dolayısıyla bu kimseden daha günahkar ve daha zalim kimse yoktur. Böyle birini aptallar bile bilirken peygamberlere nasıl kapalı kalır? Zira böyle bir sözü doğru veya yalancı olarak söyleyen kimseye Allah (c.c.) mutlaka, onun iyi veya kötü olduğunu mutlaka güneşten daha açık biçimde ortaya koyacaktır. Nitekim Hz. Muhammed (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile Müseylemetü'lKezzab'i gören kimselere ikisi arasındaki fark gün ortası ile gece yarısındaki zifiri karanlık arasındaki farktan daha açıktır. Basireti olan herkes her birinin tarzından, sözünden ve fiillerinden yola çıkarak Muhammed (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in doğru, Müseylemetü'l-Kezzab, Secac ve Esved el-Ansi'nin yalancı oldukları sonucuna ulaşır.

 

 

[3724] Abdullah b. Selam der ki: Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Medine'ye gelince insanlar ondan kaçtılar. Ben de kaçanlar arasındaydım. Ama yüzünü görünce yüzünün yalancı adamın yüzü olmadığını anladım. Onu ilk dinlediğimde şöyle diyordu: "Ey insanlar! Selamı yayın, yemek yedirin, akrabalarınızla iyi ilişki içinde olun ve geceleyin insanlar uyurken namaz kılın ki selamet içinde cennete giresiniz. "

 

 

[3725] Dimam b. Sa'lebe kavmi Sa'd b. Bekir oğulları kabilesinden bir grupla Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in huzuruna vardığında onunla konuşurken bir ara, "Bu göğü kim kaldırdı?" diye sordu. Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ''Allah'' diye cevap verdi. "Bu dağları kim dikti?" dedi, Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ''Allah'' buyurdu. "Bu yeryüzünü kim yaydı?" dedi. Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ''Allah'' buyurdu. Dimam: "Peki bu göğü kaldıran bu dağları diken ve bu yeri yayan Allah adına doğru söyle; seni bütün insanlara Allah mı gönderdi?" dedi. Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) "Vallahi, evet" buyurdu. Sonra namazı, zekatı, haccı ve orucu sordu. Her birinde Dimam yemin ettiriyor, Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) de yemin ediyordu. Sonunda ona "Doğru söyledin. Seni hak ile gönderene yemin ederim ki bunlara ne ekleyecek ne de eksilteceğim" dedi. Adam bu kadar soruyla yetinmiş, gördüğü ve şahit olduğu O'nun (Sallallahu aleyhi ve Sellem) doğruluğuna delalet eden delillerle onun doğruluğuna yakinen inanmıştır. Hassan b. Sabit'in söylediği gibi:

 

Ondan apaçık mucizeler olmasaydı. Apaçık gerçekler sana haberi getirirdi.

Müseylemetü'l-Kezzab'ı gören basiret sahibi herkes ise fasih olmayıp bozuk olan konuşmaları, iyi değil çirkin olan fiileri, pişmanlık ve rüsvaylık gününde sonsuza dek cehennemde birlikte kalacağı kur'anı ile mutlaka durumunu anlamışlardır. Allah'ın (c.c.) ''Allah, O'ndan başka ilah yoktur; O, diridir, Kayyumdur. Kendisine ne uyku gelir ne de uyuklama. Göklerde ve yerdekilerin hepsi O'nundur. İzni olmadan O'nun katında kim şefaat edebilir? O, kullarının yaptıklarını ve yapacaklarını bilir. (O'na hiçbir şey gizli kalmaz.) O'nun bildirdiklerinin dışında insanlar O'nun ilminden hiçbir şeyi tam olarak bilemezler. O'nun kürsüsü gökleri ve yeri içine alır, onları koruyup gözetmek kendisine zor gelmez. O, yücedir, büyüktür." (Bakara, 255) buyruğu ile Müseylemetü'l-Kezzab'ın -Allah onu iğrenç eylesin ve lanet etsin- "Ey iki kurbağanın kızı kurbağa! Temizsin ve nicelerini temizledin. Suyu bulandırmaz, içeni engellemezsin." sözü, "Allah (c.c.) hamileye lütfederek ondan, karın derisiyle iç organları arasından koşan bir canlı çıkardı." sözü, "Fil. .. Filin ne olduğunu bilir misin? Onun uzun bir hortumu vardır." sözü -Allah onu cehennemde ebedi eylesin, ki nitekim yapmıştır-, "Hamuru iyice yoğuranlara, ekmeği pişiren fırıncılara, yağı ve içyağını lokma lokma ağızlarına atanlara yemin olsun ki Kureyş haddi aşan bir millettir!" sözü ve daha başka çocukların alay ve istihza maksadı dışında telaffuz etmekten iğreneceği hezeyanlar ve hurafeler arasında ne büyük fark vardır. Bu yüzden Allah (c.c.) burnunu yerde süründürdü ve "Hadikatu'l-mevt" (ölüm bahçesi) denen günde ölüp gitti. İşleri alt üst oldu ve arkadaşları ile ailesi ona lanet okudu. Bu kimseler tevbe ederek ve Allah'ın dinini isteyerek Ebu Bekir es-Sıddik'a geldiler. Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in halifesi Ebu Bekir (r.a.) onlardan Müseylemetü'l-Kezzab'ın Kur'an'ından bir şeyler okumalarını istedi. Fakat kendilerini bundan muaf tutmasını rica ettiler. Ebu Bekir (r.a.) ise duymayan insanların duyması ve üzerinde bulundukları hidayet ve ilmin değerini bilmeleri için ısrarla okumalarını istedi. Onlar da zikrettiklerimizi ve benzerlerini okudular. Yanlarından ayrılırken Ebu Bekir (r.a.) onlara "Yazıklar olsun size. Akıllarınız nereye gitmişti. Vallahi bu bir ilahtan gelmiş olamaz!" dedi.

 

Onlar şöyle bir olayanlattılar. Amr b. As cahiliyet döneminde arkadaşı olan Müseylemetü'l-Kezzab'ın yanına gelmişti. Amr o zaman henüz müslüman değildi. Müseylemetü'l-Kezzab ona: "Yazıklar olsun sana ey Amr! Bu süre zarfında arkadaşınıza -Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'i kastediyor- ne indirildi?" dedi. Amr: Onun arkadaşlarını kısa ama büyük bir sure okurlarken duydum, dedi. Müseyleme: Nedir o? diye sordu. Amr da ''Asr'a yemin ederim ki İnsan gerçekten ziyan içindedir. Bundan ancak iman edip iyi ameller işleyenler, birbirlerine hakkı tavsiye edenler ve sabrı tavsiye edenler müstesnadır." (Asr, 1-3) suresini okudu. Müseyleme bir süre düşündükten sonra "Bana da onun benzeri indirildi" dedi. Amr "Nedir o?" deyince Müseyleme: "Ey çöl kedisi! Sen iki kulak ve bir göğüsten ibaretsin. Geri kalan yerin ise basit ve hakirdir. Ne dersin ey Amr?" dedi. Amr: Vallahi, benim senin yalancı olduğuna inandığımı biliyorsun, dedi. Bu, bir müşrikin müşrik halinde söylediği sözdür. Muhammed (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in hali ve doğruluğu ile Müseylemetü'lKezzab ve yalancılığı ona bile karmaşık ve kapalı bir durum değilken, basiret ve akıl sahipleri, düzgün ve sağlam akıl ve idrak sahipleri için durumu sen düşün! Bu yüzden Allah (c.c.) ''Allah'a karşı yalan uydurandan yahut kendisine hiçbir şey vahyedilmemişken 'Bana da vahyolundu' diyenden ve 'Ben de Allah'ın indirdiği ayetlerin benzerini indireceğim' diyenden daha zalim kim vardır!" (En'am, 93) buyurur. Yüce Allah tefsiri yapılmakta olan bu ayette:

 

"Öyleyse Allah'a karşı yalan uydurandan veya onun ayetlerini yalanlayandan daha zalim kimdir?" buyuruyor. Peygamberlerin getirdikleri ve hüccetlerle sabit olan hakkı yalanlayanların durumu da aynıdır. Onlardan da daha zalimi yoktur.

 

 

[3726] Nitekim bir hadis-i şerifte "İnsanların Allah'a karşı en azgını bir peygamber öldüren veya bir peygamber tarafından öldürülen kişidir. " buyurulmuştur.

 

Devam etmek için aşağıdaki linki kullan

 

18 ve 19. ayetler