İbn Kesir

Tefsir-i Kebir

Yunus Suresi

18 ve 19.ayetler

 

Müşriklerin Allah'tan Başkalarına ibadetleri:

 

18. Onlar Allah'ı bırakıp kendilerine ne zarar ne de fayda verebilecek şeylere tapıyorlar ve "Bunlar, Allah katında bizim şefaatçilerimizdir" diyorlar. De ki: Siz Allah'a göklerde ve yerde bilemeyeceği bir şeyi mi haber veriyorsunuz? Haşa! O, onların ortak koştukları her şeyden uzak ve yücedir.

19. İnsanlar sadece bir tek ümmetti, sonradan ayrılığa düştüler. Eğer Rabbinden bir söz geçmemiş olsaydı, ayrılığa düştükleri konuda hemen aralarında hüküm verilirdi.

 

Tefsiri:

 

Yüce Allah ilahların şefaatinin Allah (c.c.) katında fayda vereceğini sanarak Allah'la birlikte başkalarına da ibadet eden müşrikleri tenkit ediyor. Onların fayda da zarar da veremeyeceğini, sandıkları hiçbir şeyin asla olmayacağını ve gerçekleşemeyeceğini bildiriyor. Onun için Yüce Allah (onlara şöyle cevap veriyor) "De ki: "Siz Allah'a göklerde ve yerde bilemeyeceği bir şeyi mi haber veriyorsunuz?" İmam Taberi der ki: Mana şöyledir: Siz Allah'a ne göklerde ne yerde olmayan bir şeyi mi haber veriyorsunuz? Yüce Allah sonra kendisini onların şirk ve küfründen tenzih ederek şöyle buyuruyor:

 

"Haşa! O, onların ortak koştukları her şeyden uzak ve yücedir. " Daha sonra bu şirkin insanlar arasında sonradan peyda olduğunu, bir zamanlar yokken sonra çıktığını, başta bütün insanların tek din yani İslam üzere olduklarını bildiriyor. İbn Abbas (r.a.) der ki: Adem (a.s) ile Nuh (a.s) arasında hepsi İslam üzere olan on nesil vardır. Sonra insanlar arasında ihtilaf baş gösterdi. Putlara, taşlara ve ortak koşulan başka şeylere ibadet edildi. Allah (c.c.) da peygamberlerini kesin ayetleri, beyyineleri, güçlü hüccetleri, kuvvetli burhanları ve batılı yok eden burhanlarıyla gönderdi: "Helak olanın açık bir delille (gözüyle gördükten sonra) helak olması, yaşayanın da açık bir delille yaşaması için (böyle yaptı)." (Enfal,42)

 

Yüce Allah şöyle buyuruyor: "Eğer Rabbinden bir söz geçmemiş olsaydı, ayrılığa düştükleri konuda hemen aralarında hüküm verilirdi." Yani, Allah'ın geçmişteki hiç kimseye, kabul etmediği taktirde aleyhinde hüccet olacak delilleri göstermeden azap etmeyeceğine dair vaadi, kullarının hükmünü belli bir zamana ertelemesi olmasaydı ayrılığa düştükleri konuda aralarında hüküm vererek mü'minleri bahtiyar eder ve kafirleri sıkıntıya sokardı.

 

Devam etmek için aşağıdaki linki kullan

 

20. ayet