İbn Kesir

Tefsir-i Kebir

Yunus Suresi

24 ve 25.ayetler

 

Dünya Hayatının Misali:

 

24. Dünya hayatının durumu, gökten indirdiğimiz bir su gibidir ki insanların ve hayvanların yiyeceklerinden olan yeryüzü bitkileri o su sayesinde birbirine karışır. Nihayet yeryüzü zinetini takınıp, süslendiği ve sahipleri de onun üzerinde kudret sahibi olduklarını sandıkları bir sırada, bir gece veya gündüz ona emrimiz gelir de onu sanki dün yerinde yokmuş gibi kökünden koparılarak biçilmiş bir hale getiririz. İşte iyi düşünecek topluluklar için ayetlerimizi böyle açıklıyoruz.

25. Allah kullarını selam yurduna çağırır ve O, dilediğini doğru yola iletir.

 

Tefsiri:

 

Yüce Allah dünya hayatının cazip ve süslü oluşuna, çabuk sona erip gitmesine, gökten indirmiş olduğu suyla yerden çıkardığı ve insanların yedikleri çeşit çeşit ve türlü türlü tahıl ve meyvelerle hayvanların yedikleri yoncalar, çayırlar ve diğer bitkileri misal getiriyor. "Nihayet yeryüzü zinetini takınıp" yani fani süsünü takınıp "süslendiği" tepelerinden çıkan muhtelif şekil ve renklerdeki taptaze çiçeklerle güzelleştiği "ve" onları eken ve diken "sahipleri de onun üzerinde kudret sahibi olduklarını" yani derebileceklerini ve hasat edebileceklerini "sandıkları bir sırada" işte tam o vakit kasırga veya şiddetli ve soğuk bir fırtına gelip onun yapraklarını kurutur ve meyvelerini telef eder. Bu yüzden Yüce Allah ardından şöyle buyuruyor: "bir gece veya gündüz ona emrimiz gelir de onu sanki dün yerinde yokmuş" yani, daha önce hiç olmamış "gibi kökünden koparılarak biçilmiş" yani yeşil ve taptaze iken kurumuş "bir hale getiririz." Katade der ki: Orada bolluk ve güzellikten hiçbir şeyolmamış bir hale getiririz. Yok olan her şey böyledir; yok olduktan sonra sanki hiç olmamış gibi olur.

 

 

[3729] Bu yüzden bir hadiste şöyle buyurulmuştur: "Dünyada nimetleri herkesten çok yaşamış biri cehenneme getirilir ve bir kez daldırılır. Sonra ona "Hiçbir nimet gördün mü, hiçbir nimet yaşadın mı?" diye sorulur. O "Hayır" der. Dünyada en çok acı ve ızdırap çekmiş biri getirilip nimetlere bir kez daldırılır. Sonra ona "Hiç sıkıntı ve fakirlik yüzü gördün mü?" denilir. O da "Hayır" der. Allah (c.c.) helak edilen kavimlerden bahsederken şöyle buyuruyor: "Zulmedenleri de o korkunç ses yakaladı ve yurtlarında diz üstü çökekaldılar. Sanki orada hiç oturmamışlardı." (Hud, 67-68)

 

Yüce Allah daha sonra şöyle buyuruyor: "İşte iyi düşünecek topluluklar için ayetlerimizi böyle açıklıyoruz. " Yani, dünyadakilerin dünyayla aldanmalarına ve mağrur olmalarına, ellerinde tutmaya çalışmalarına ve boş vaadlerine güvenmelerine rağmen onun nasıl sür' atle yok olduğunu ve ellerinden çıktığını bu misalde düşünüp görsünler diye bu hüccetleri ve delilleri açıklıyoruz. Çünkü, kendisini isteyenden kaçması ve kaçanın peşinden gitmesi dünyanın tabiatında vardır. Allah (c.c.) dünya hayatına yeryüzünü aziz kitabının bir çok yerinde misal vermiştir. Mesela Kehf suresinde şöyle buyurmuştur:

 

"Onlara şunu da misal göster: Dünya hayatı, gökten indirdiğimiz bir su gibidir ki bu su sayesinde yeryüzünün bitkisi (önce gelişip) birbirine karışmış arkasından rüzgarın savurduğu çerçöp haline gelmiştir. Allah, her şey üzerinde iktidar sahibidir." (Kehf, 45) Aynı şekilde Zümer ve Hadid surelerinde de dünya hayatına suyu misalolarak vermiştir.

 

Taberi, Abdurrahman b. Ebu Bekir b. Abdurrahman'dan şöyle nakleder:

Mervan b. Hakem'i minberde şöyle derken duydum. Ayeti şöyle okudu: "Nihayet yeryüzü zinetini takınıp süslendiği ve sahipleri de onun üzerinde kudret sahibi olduklarını sandıkları bir sırada. Ki Allah (c.c.) onları ahalisinin günahları sebebi dışında bir sebepten helak edecek değildir." Ona "Mushaf'ta yazmadığı halde öyle okudun" dedim. Bunun üzerine İbn Abbas (r.a.)'ın oğlu Abbas "İbn Abbas da böyle okuyordu" dedi. Ardından İbn Abbas (r.a.)'a haber gönderdiler. İbn Abbas (r.a.): Übeyy b. Ka'b da bana böyle okudu, dedi. Bu garip bir kıraattir. Sanki tefsir maksadıyla yapılmış bir ziyadedir.

 

"Allah kullarını selam yurduna çağırır." Allah (c.c.) dünyayı ve hızla yok olacağını ifade ettikten sonra cennete teşvik ediyor, ona çağırıyor ve orayı "Daru's-Selam: Selam yurdu" adıyla anıyor. Yani, afetlerden, noksanlıklardan ve meşakkatlerden selamette ve uzakta olan yurt. "Allah kullarını selam yurduna çağırır ve O, dilediğini doğru yola iletir. "

 

 

[3730] Ebu Kılabe kanalıyla Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'den şöyle rivayet edilmiştir: "Bana "gözlerin uyusun, fakat kalbin anlasın ve kulakların işitsin." denildi. Bunun üzerine gözüm uyudu, kalbim anladı ve kulağım işitti. Sonra şöyle denildi: Bir muhterem bir ev yaptırdı. Sonra bir sofra hazırlattı. Ardından bir davetçi gönderdi. Her kim davetçinin davetine icabet ederse eve girer, sofradan yer ve efendi ondan razı olur. Kim de davetçiye icabet etmezse eve girmez, sofradan yemez ve efendi ondan razı olmaz. Bu misalde Allah efendidir, yurtİslam, sofracennet, davetçi iseMuhammed' dir. " Bu mürseldir.

 

 

[3731] Bu hadis Cabir b. Abdullah'tan bitişik senetle de gelmiştir. Cabir (r.a.) şöyle anlatır: Resulullah bir gün yanımıza geldi ve şöyle buyurdu: "Ben rüyada Cebrail'i (a.s) başucumda, Mikail'i (a.s) ayak ucumda gördüm. Biri diğerine "Onun hakkında bir misal ver" dedi. Diğeri "Dinle, kulağın duysun. Anla, kalbin idrak etsin. Senin ve ümmetinin misali şu hükümdarın durumuna benzer. Hükümdar bir mekan edinir, sonra oraya bir ev yapar. Sonra da oraya bir sofra kurar ve insanları yemeğe çağırması için bir elçi gönderir. İnsanlardan kimisi elçinin çağrısına icabet ederken bazıları icabet etmez. Allah hükümdar, yer İslam, ev ise cennettir. Ey Muhammed! Sen ise elçisin. Dolayısıyla senin davetine cevap veren İslam'a girer, İslam'a giren cennete girer ve cennete giren ise ondan yer. " Bunu İmam Taberi rivayet etmiştir.

 

 

[3732] Katade, Ebu Derda (r.a.)'tan Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: "Güneşin doğduğu her günde iki melek insanlar ve cinler dışında bütün mahlukatın duyacağı bir sesle şöyle nida ederler: Ey insanlar! Rabb'inize gelin. Şüphesiz (dünya malından) az ve yetecek kadar olanı çok ve oyalayıcı olandan daha hayırlıdır. Bu mana Kur'an'da da: 'Allah kullarını esenlik yurduna çağırıyor ve o, dilediğini doğru yola iletir. ' (Yunus, 24) ayetinde indirilmiştir. " Bunu İbn Ebi Hatim ve Taberi rivayet etmişlerdir.

 

Devam etmek için aşağıdaki linki kullan

 

26. ayet