|
İbn Kesir Tefsir-i Kebir |
Yunus Suresi 48 – 54.ayetler |
Müşrikler: Tehdit
Ettiğiniz Şey Ne Zaman Gerçekleşecek?
48. "Doğru
iseniz, bu söylediğiniz vaad ne zamandır?"
diyorlar.
49. De ki: "Ben kendime
bile Allah'ın dilediğinden başka ne bir zarar, ne de bir menfaat verme gücüne
sahibim" Her ümmetin bir eceli vardır. Ecelleri geldiği zaman artık ne bir
saat geri kalırlar ne de ileri giderler.
50. De ki: Ne
dersiniz? Allah'ın azabı size geceleyin veya gündüzün gelirse ne yaparsınız?
Suçlular ondan birini istemekte acele ediyorlar!
51. Başınıza bela
geldikten sonra mı O'na ıman edeceksiniz? Şimdi mi? Halbuki onu istemekte acele ediyordunuz?
52. Sonra o
zulmedenlere, "Ebedı azabı tadın!"
denilecek. Kazanmakta olduğunuzdan başkasının karşılığını mı bulacaksınız?
Tefsiri:
Yüce Allah bu
müşriklerin azabın acele gelmesini istemedeki, kendilerine hiçbir faydası
olmayacağı halde belirlenmeden önce vaktini sormalarındaki küfürlerini haber
veriyor. Nitekim Yüce Allah başka bir ayette şöyle buyurur: "Ona
inanmayanlar, onun çabuk kopmasını isterler. İnananlar ise ondan korkarlar ve
onun gerçek olduğunu bilirler. " (Şura, 18) Yani, bizzat ne zaman
gerçekleşeceğini bilmeseler de mutlaka olacağını ve gerçekleşeceğini bilirler.
O yüzden Yüce Allah Resulullah (Sallallahu
aleyhi ve Sellem)’e onlara şöyle cevap vermeye
yönlendiriyor: "De ki: "Ben kendime bile Allah'ın dilediğinden başka
ne bir zarar, ne de bir menfaat verme gücüne sahip değilim" Yani, ben
sadece Allah'ın (c.c.) bana öğrettiğini haber veriyorum. Allah (c.c.) beni
muttali kılmadıkça kendimden bilebileceğim hiçbir şeyi bilme gücüm yoktur.
Çünkü ben Allah'ın kulu ve size göndermiş olduğu elçisiyim. Ben size kıyametin
geleceğini ve mutlaka olacağını haber verdim. Ancak Allah (c.c.) beni ne zaman
olacağına dair bilgilendirmiş değiL. Fakat "Her
ümmetin bir eceli vardır. " Yani, her neslin kendisi için belirlenmiş
belli bir ömrü vardır. Ömrü sona erdiğinde "artık ne bir saat geri
kalırlar ne de ileri giderler." Nitekim Yüce Allah başka bir ayette
''Allah, eceli geldiğinde hiç kimseyi (ölümünü) ertelemez. " (Münafikun, 11) buyurur.
Yüce Allah sonra
Allah'ın azabının onlara ansızın geleceğini bildirerek şöyle buyuruyor:
"De ki: "Ne dersiniz? Allah'ın azabı size geceleyin veya gündüzün
gelirse ne yaparsınız? Suçlular ondan birini istemekte acele ediyorlar!
Başınıza bela geldikten sonra mı O'na ıman
edeceksiniz." Yani, onlara azap geldiğinde "Rabbimiz! Gördük duyduk,
şimdi bizi (dünyaya) geri gönder de, iyi işler yapalım, artık kesin olarak
inandık." (Secde, 12) derler. Allah (c.c.) yine şöyle buyurur: "Artık
o çetin azabımızı gördükleri zaman:
Allah'a inandık ve O'na
ortak koştuğumuz şeyleri inkar ettik, derler. Fakat
azabımızı 'gördükleri zaman imanları kendilerine bir fayda vermeyecektir.
Allah'ın kulları
hakkında süregelen adeti budur. İşte o zaman kafirler hüsrana uğrayacaklardır." (Mü' min, 84-85)
Allah (c.c.) sonra şöyle
buyuruyor: "Sonra o zulmedenlere, 'Ebedi azabı tadın!" denilecek.' Yani,
kıyamet günü azarlanarak ve susturularak onlara böyle denilecek. Nitekim Allah
(c.c.) Kur'an'ın bir yerinde şöyle buyurur: "O
gün cehennem ateşine itilip atılırlar da, işte yalanlayıp durduğunuz ateş budur
denilir. Bir büyü müdür bu, yoksa görmüyor musunuz? Girin oraya, sabretseniz de
sabretmeseniz de artık sizin için birdir. Siz ancak yaptıklarınızın karşılığına
çarptınlacaksınız." (Tur, 13-16)
53. "o, bir
gerçek midir?" diye senden haber istiyorlar. De ki: Evet, Rabbime andolsun ki o şüphesiz gerçektir ve siz aciz bırakacak
değilsiniz.
54. Kendine zulmeden
herkesin yeryüzü dolusu malı olsa elbette onu feda eder. Ve azabı gördükleri
zaman pişmanlıklarını gizlerler. Aralarında adaletle hüküm verilir ve onlara
zulmedilmez.
Tefsiri:
Yüce Allah buyuruyor ki:
"O" yani bedenlerin toprağa dönüştükten sonra diriltilmeleri ve
kabirlerden kalkmaları "bir gerçek midir?" diye senden haber
istiyorlar. De ki: "Evet, Rabbime andolsun ki o
şüphesiz gerçektir ve siz aciz bırakacak değilsiniz." Yani, sizin toprağa
dönüşmeniz Allah'ı (c.c.) sizi yoktan var ettiği gibi tekrar diriltmekten aciz
bırakacak değildir. Çünkü "Bir şey yaratmak istediği zaman O'nun yaptığı
"OL" demekten ibarettir. Hemen oluverir." (Yasin, 82) Kur'an'da bu ayetin benzeri sadece iki ayet vardır. Allah
(c.c.) o ayetlerde peygamberine tekrar dirilmeyi inkar
edenlere yemin etmesini emretmiştir. Bunların biri Sebe
suresindeki "İnkarcılar: Kıyamet bize gelmeyecek,
dediler. De ki: Hayır! Gaybı bilen Rabbim hakkı için
o, mutlaka size gelecektir. " (Sebe, 3) ayeti,
diğeri ise Teğabun suresindeki "İnkar edenler, kesinlikle diriltilmeyeceklerini ileri
sürdüler. De ki: Hayır! Rabbime andol-
sun ki mutlaka diriltileceksiniz, sonra yaptıklarınız size
haber verilecektir. Bu, Allah’a göre kolaydır." (Teğabun,
7) ayetidir.
Sonra Allah (c.c.)
kıyamet gününde kafirin Allah'ın (c.c.) azabından
kurtulmak için dünya dolusu altın vermeyi temenni edeceğini bildiriyor:
"Kendine zulmeden herkesin yeryüzü dolusu malı olsa elbette onu feda eder.
Ve azabı gördükleri zaman pişmanlıklarını gizlerler. Aralarında adaletle"
yani hak ile "hüküm verilir ve onlara zulmedilmez. "
|
Devam etmek için aşağıdaki linki kullan |